Sanırım uykumu tam aldığım sayılı günlerden birine başlıyorum. Dünden sonra kendimi daha iyi hissettiğim doğrudur ama hala çözmem gereken gizemli bir insan var. Bu günden sonra her şey değişecek. Benimde arkama bakmaya gerek kalmayacak kadar sağlam adımlar atarak geleceğe doğru ilerlemem lazım. Şu saatten sonra geriye bakmak zaman kaybettirir. Ne kadar gecikirsem felaket o kadar büyük olur ve felaket dibimde, hissediyorum.
Sabah uyandığımda Yaren daha uyanmamıştı. Kahvaltı hazırladım ve onu çağırdım. Beraber güzel bir kahvaltı yaptık. Yarın dershanem başlıyordu ve bu gün test kitaplarımı almak için dışarı çıkacaktım. Yaren'in başka bir işi vardı ve benimle gelmeyecekti. Bilinmeyen kişinin gönderdiği testleri geri dönüşüme göndermiştim çünkü elbette o test kitaplarını bana göndermesinin bir sebebi vardı. Madem oyun istiyordu oynayacaktım ama benim kurallarıma göre. İlk adımdan hemen şimdi başlıyor. Orhan Abi'ye söylemeden dışarı çıkacağım. İstisnasız her zaman gideceğim yeri öğrenmek istiyor. Tamam, bunu babam istemiş olabilir ama bu kadar sıkı bir denetim babamın başının altından çıkmış olamaz. Bir işler dönüyor. Eğer bu gizli kişiyi bulacaksam herkesten şüphelenmem lazım. Herkes olabilir, bana verdiği ipucu yalan olabilir. Benim ile sadece eğlenmek istemiyor gelecek zamanlarda beni yıkamak için her şeyi yapacak bir kişi duruyor karşımda. Bu bilgiye sadece mesajlardaki kelimeleri bana büyük bir düşman olduğunu bağırarak söylüyor.
Yaren ile kahvaltımızı yaptıktan sonra müzik eşliğinde ortalığı topladık. İşi olduğu gerekçesiyle evden ayrıldığında ben de daha fazla vakit kaybetmek istemediğim için hazırlanmaya başladım. Üzerime rahat bir şeyler giydim ve fazla oyalanmadan evden çıktım. Alacağım test kitapları yalnızca iki yerde satılıyordu hangisine gideceğim konusunda kararsız kalsam da bu çok uzun sürmedi. Hem işimi hızlı halletmek istememin hem de birilerine görünmekten korkmamın verdiği atiklikle "Stars Center" isimli dükkana gitmek için yürümeye başladım. Evimize çok uzakta değildi, yürüyerek yarım saatte ulaşabileceğim bir yerdeydi fakat beni şüphelendiren şey gideceğim yerin biraz ıssız olmasıydı. Farkındayım her şeye fazla şüphelenmeye başladım ama bunu yapmalıyım. Şüphelenmem tabii ki beni durduramadı aksine oraya gidebilmek için daha hızlı adımlar atmaya başladım. Tahmin ettiğim gibi yaklaşık yarım saat boyunca yürüyerek kitapçıya ulaştım. Tabii ki gelene kadar arkama sık sık bakmayı ihmal etmedim. Bu beni biraz yavaşlattı ama zaten zamanım bol olduğu için çok sorun etmedim. Şuan da ise kitapçının tam önündeyim ve içeri girmek yerine isim tabelasına bakıyorum. Tabela ilgimi çekmişti çünkü bu tabela ile önceden karşılaştığıma eminim. Her ne kadar düşünsem de nerede gördüğüm aklıma gelmedi. Dükkanın sahibi olduğunu düşündüğüm kişi gözlerini bana diktiğinde artık düşünmeyi bırakarak içeri girdim. Dışarıdan görünenin aksine içeriği girdiğimde gayet hoş karşılandım. Hatta fazla iyi davranıyorlardı.
Bilinmeyen kişinin gözünden;
"Evet, şuan takipteyim. Merak etme kaçamaz. Amacının daha farklı olduğunu düşünüyorum çünkü evinde aldıklarının hepsinden bir tane vardı. İstersen direk şimdi alabilirim."
Bu kızla işim var ama eğleneceğimi düşünüyorum. Küçüklüğümden beri ona düşman olarak büyüdüm. Sebebi mi ne? Aslında sebebi önemli değil önemli olan benim intikamım olmalı. Habersiz dışarı çıkmış. Tam da aradığım fırsat kimsenin haberi yokken işimi halledebilirim diye düşünürken maalesef telefon çaldı. Evet, dışarı çıktığını anlamışlardı. Şimdilik rol yapmaya devam etmeliyim.
"Alo evet, efendim. Burada takipteyim. Haber vermeye fırsatım olmadı. Tamamdır bundan sonra daha hızlı haber veririm. Üzgünüm efendim. Tamamdır."
Planımı ertelemek zorunda kaldım ama elbette gerçekleştireceğim. Bazen garip garip hareket ediyor. Olduğu yerde kalıyor ve bir şeyler düşünüyor. Bugün de oldu. Bu kız tüm olayı çözecek. Tam şuan da aklıma çok güzel bir plan geldi. Planlarımı çok önceden yaparak her şeyi ayarlamıştım ama ufak bir değişiklik eklersem bir şey olmaz. Hem de bir taşla iki kuş. Hem Hakan'ın biricik kızı ondan uzaklaşır, hemde esas intikamımı alırım. Amacım sadece korkutmaktı ama bundan sonra daha da ileri gitmem gerekecek. İlk adım olarak bir şeyler öğrenmesine izin vermem lazım. Oyun başlasın. Büyük bir kumar olacak.
Çok fazla oyalanmadan kitapları aldım. Çıkacağım sırada dükkan sahibi konuşmaya başladı:
"Güle güle efendim kendinize iyi bakın. Babanıza da desteklerinden dolayı teşekkürümüzü iletirseniz seviniriz. Malum onun sayesinde dükkanımız hala açık."
Ne dedi o adam! Babamı nereden tanıyor. Biliyordum! Bir işler dönüyor ve artık ipin ucunu bulduğuma göre iz sürmeye başlayabilirim.
"İletirim tabii ki. Tam olarak kim selam söylüyor diyeyim?"
"Yer altı YİBMAT'tan B derseniz o bilir efendim."
Yer altı mı? Korkmadım desem yalan olur ama başladık bir kere devam etmeliyim.
"Haaa siz o B'siniz demek. Babam sizden çok bahsetti. Babam tarafından seviliyorsunuz. Tüm bu konuştuklarımız aramızda kalırsa beraber bir kahve içmek isterim. Babamın kızının yakın olduğu kişilere daha çok değer verdiğini düşünüyorum. Nezaketinizden dolayı size böyle bir teklifte bulunuyorum. Lütfen yanlış anlamayın."
"Tabii ki sizinle kahve içmeyi bende çok isterim."
"Tamam o zaman numaranı ver kaydedeyim. Ayrıca düzgünce tanışalım ben Ada Yıldız."
"Ben de Berat."
Berat'tan numarasını aldım ve haftaya buluşmak için haftasonunu ayarladık. Evet, bir anda çok fazla samimi olmuş olabilirim. İşler sandığımdan hızlı ilerledi ama zaten yeterince geç kaldım. Kitapları aldıktan sonra oyalanmadan eve gittim. Orhan Abi'ye çoktan dışarı çıktığımın haberi gitmiştir ancak Berat denen çocuğun bir şeyler söyleyeceğini sanmam. Bence gayet güzel ikna ettim, söylemez. Eve varır varmaz beklenen telefon geldi. Orhan Abi arıyordu. Şimdi hesap verme vaktim geldi.
Telefonu açtım. Fazla uzatmadan olayları anlattım. Zaten yeterince yorulmuştum. Yarına giyeceğimi kısaca ayarladım. Kestirme yapmak için yatağıma yerleşmek üzereydim ki bir mesaj geldi. Evet, bu mesaj ona aitti. Onların hakkında bir şeyler bulmanın gururuyla mesaja girdim fakat mesaj beni şok etti.
"Bu gün o kitapçıya neden gittiğini bilmiyor değilim. Öğrendiğin bilgileri de biliyorum çünkü böyle bir şeyin olmasına ben izin verdim. Baban konusunda şüphelenmekte haklıymışsın değil mi? Baban konusunda bilgi öğrenmiş olabilirsin ama beni geçemezsin."
Bu ne ukalalıktı böyle! Neden ben bu adama sürekli sinirleniyorum ki? Gerçekten her şeyi biliyor mu? Bunu öğrenmenin tek bir yolu var.
"Sana neden inanayım. Atmış ve tutmuş olabilir bunu bana kanıtla."
"Kendini çok zeki sanıyorsun değil mi? O zaman ben de küçük oyununa karşılık vereyim. Babanın o adamı tanıdığını ve Yer Altı diye bir yerde çalıştığını öğrendin.'
Babam orada çalışıyor muydu? Bu adam gerçekten beynimi yakıyor fakat bana yardım edecek biliyorum. Çıkarları için isteyerek mi edecek yoksa farkında olmadan mı yardım edecek kestiremiyorum ama yardım edecek. Tek yapmam gereken dilinin bağını çözmek için daha fazla konuşturmak. Farkında olmadan bilgi vermesi benim işime gelir. Anlattıkça hata yapma oranı artacak.
"Sence sadece bununla mı sınırlı kaldım?"
"Evet, çünkü sadece bu kadar öğrenmene izin verdim."
"Sen öyle san."
İçine bir kurt düşürdüğümü umut ederek WhatsApp'tan çıktım. Aslında yalan söylemiş değildim. Şimdi tek yapmam gereken beni nereden izlediğini bulmaktı. Çünkü eğer haftaya buluşacaksam onun bundan haberi olmamalıydı. Bunun için haftasonu buluşmak hiç iyi bir fikir değildi. Kurs vakti buluşmamız sanırım daha iyi olurdu. Defalarca kez aklıma teşekkür ederek aldığım numarayı kaydettim. Bilinmeyen adam telefonumu ele geçirmiş olabilir miydi? Bu düşünceye yer bırakmak istemiyordum. Sağlam adımlarla ilerlemek istediğim için numarayı hemen geri sildim. Bunu henüz Yaren'in de öğrenmesini istemiyordum ama onu kullanmak zorundaydım. Plan belliydi. Yaren'i ders çalışmak için çağıracak ve bir yalan uydurarak telefonunu alacaktım. Yaren'e mesaj attım.
"Bugün ders çalışmaya ne dersin?"
Cevap gecikmedi zaten her zaman hızlı cevap verirdi.
"Olur, bize gel çalışalım."
Bu olmazdı işte. Öyle olursa planımı gerçekleştiremeyebilirdim. Çünkü onlara gittiğim zaman telefonunu her zaman başka bir yere koyardı. Yani kaldırırdı. İlk başlarda pek anlam veremiyordum ama sonradan alıştım.
"Bugünlük sen bize gelsen başka zaman ben gelirim olur mu?"
"Annem izin vermedi. Ben başka zaman gelsem olur mu?"
"Neyse sorun değil, geliyorum."
Şimdi vazgeçmek saçma olurdu. En iyisi kabul etmek.
Sabah;
Dün Yaren ile birlikte anlaştığımız gibi ders çalıştık. Planımı uygulayamamak sinirimi bozmuştu bu yüzden dershaneyi bahane ederek erkenden evime geçtim. Çok fazla oyalanmadan uyudum zaten.
Şimdi ise kahvaltımı yaptım ve hazırlandım. Birazdan çıkacağım. Son kez kendime baktım ve ayakkabılarımı giyerek dershaneye doğru yürümeye başladım. Yürüyordum çünkü dün gece yatarken aklıma başka bir fikir gelmişti. Yürümeye devam ederken bilinmeyen kişinin de beni takip ettiğini biliyordum ama ilgilenmemeye çalışıyordum. Şüphelenmesini istemiyordum çünkü. Metroya doğru gittim. Şansıma dershaneme merto ile de gidilebiliyordu. Planımı uygulayabilirsem gerçekten kusursuz bir plan yapmıştım. Hatta gayet gerçekçiydi. Şuan telefonumun şarjı yoktu ama yanımda şarj makinem vardı. Telefonumu elime aldım açmaya çalıştım ama açılmadı. Birkaç kere denedim ve sanki ilk defa görmüşüm gibi poflamaya başladım. Daha sonra aksanımı Amerikan aksanına benzetmeye çalışarak en yakınımdaki kadından nazikçe telefonumun şarjının bittiğini söyleyerek telefonunu kullanabilip kullanamayacağımı sordum. Kadın bu nazik teklifimi kabul ederken telefonunu uzattı. Telefonu alır almaz dünden ezberlediğim Berat'ın numarasını yazarak mesajımı yazdım:
"Selam Berat ben Ada lütfen mesajımı okur okumaz masajı sil ve bu numarayı engelle olur mu? Hafta sonu işim çıktı bu yüzden hafta sonu buluşamayacağız fakat ben seninle konuşmak istiyorum. Çarşamba günü dershaneme postacı kılığında gelmeni istiyorum. Sebebini sorma. Dershanemin konumunu atıyorum. Geri dönüş de yapma lütfen çünkü benim telefonum değil."
Mesajı attıktan sonra kadına teşekkür ederek ayrıldım. Metroya bindim ve dershaneye gittim. Bu sefer planlarım berbat olmadığı için mutluydum. Günün geri kalanı gayet güzel ve hızlı geçti. Tek isteğim çarşamba gününün bir an önce gelmesiydi...
Çarşamba Günü
Bugün normalden daha erken kalktım. Duş aldım ve kahvaltımı yaptım. Bugün Berat ile konuşacaktım. Ona saat hakkında bilgi vermediğim çok sonradan aklıma gelmişti ve bu yüzden ne zaman geleceğini bilmiyordum. Her zamanki gibi işlerimi hallettim ve dışarı çıktım. Bugün hava çok güzeldi ve ben yürüyüş yapmak istediğim için evde erken çıktım. Dershanem evime bayağı uzaktı ama yürümek bünyeme iyi gelecektir. Bu iki gündür Yaren ile hiç konuşmadım. Ne o bana yazdı ne ben onu aradım. Onu gördüğüm de söylenemez bir anda ortadan kayboldu. Evden çıkarken ona bir mesaj yazdım ve kulaklığımı takarak yürümeye başladım.
Okula vardığımda o kadar yürümeme rağmen hiç yorulmamıştım. Kendimi rahatlamış hissediyordum. Dersin başlamasına daha yarım saatten fazla vardı. Kafeye indim ve kahve aldım. Hem gelir umuduyla hem de vakit öldürmek amacıyla beklemeye başladım. Aslında vaktim değerliydi ders çalışmam falan gerekiyordu ama içim de bir boşvermişlik hissi vardı. O yüzden sadece beklemeyi tercih ettim. Aradan on on beş dakika geçti. Gelmeyeceğine inanmaya başlamıştım. Çünkü kim bu kadar kısa süre konuşmak isterki. Kendi açımdan ben istemiyorum. Kendi düşüncelerimde gezenirken karşımdaki sandalye çekildi ve birisi oturdu. Gözlerimi yavaş yavaş karşımdaki kişinin yüzüne doğru kaydırdım. Elinde bir çanta vardı. Erkekti sanırım en azından ayakkabıları öyle duruyordu. Daha fazla beklemedim ve hızlıca inceleyerek yüzüne baktım. Gelen buradan bir arkadaşımdı ve incelediğimi farketmiş gibi ses çıkartmadan yüzüme gülümseyen bir ifade ile bakıyordu. Ben de ona gülümsedim ve neden yanıma oturduğunu soran gözlerle ona baktım. Çok zekiymiş. Hemen anladı.
"Yanında kimse yoktu sadece yanına gelmek istedim. Biraz da dalgın gözüküyordun belki bir derdin vardır anlatırsın diye düşündüm."
Zeki lafını geri çekmek isterim. Kim tanımadığı bir insana derdini anlatır ki? Hem de karşısında dedikodu yaymayı bekleyen bir insan varken. Evet, yanlış anlamadınız karşımdaki kişi tam bir dedikoducu. Tek yaptığı dedikodu aramak buraya niye geliyor onu da anlamış değilim.
"Bir derdim yok sadece tek kalmak istedim."
İmaları hemen anlayan bir yapısı vardı. Yanımdan kalktı benim istediğim de buydu zaten. Aradan çok vakit geçmedi bu sefer karşımda yine birisi vardı. Yine o olduğunu düşünerek sinirli yüz ifademi takınarak karşımdaki kişiye baktım. Fakat o değildi. Berat gelmişti. Yüz ifademden ürkmüş olacak ki hemen ayağa kalktı.
"Çok pardon izinsiz oturdum. Oturabilir miyim?"
"Asıl ben özür dilerim seni başka birisi sandım otur tabii ki."
Harika! Resmen adamı ürküttün Ada. Ortamı toparlamak amacıyla bir bana bir de Berat'a kahve aldım. Artık konuşmaya hazırdık. Zamanım azdı ve aklımdaki soruları sormam lazımdı fakat nasıl başlamam gerektiğini bilmiyordum. Konuşmayı o başlattı.
"Aklındakileri sorabilirsin. Zamanın az ve baban ile ilgili bir şeyler öğrenmek istediğini biliyorum. Aptal değilim. Kimse sırf babası tanıyor diye bir insanı kahve içmeye davet etmez."
Çok güzel rezil oldum ama madem biliyor zaman kaybetmeden sorularımı sormalıyım.
"Evet, seni buraya soru sormak için çağırdım şuan çok utanıyorum gerçekten seni kullandığım için özür dilerim ama dediğin gibi zamanım kısıtlı ve aklımdaki soruları sormam gerekiyor."
"Bunu bilerek geldim buraya zaten. Tamam sor."
"Bahsettiğin YİBMAT'daki diğer üyeler kim?"
"Onları bilmiyorsun sen yani. Anlaşıldı ama buna gerçekten cevap veremem tek söyleyebileceğim YİBMAT başharflerimizden oluşuyor ama benim dışımda geri kalanı takma isim."
"Tamam öyle olsun. Burası nerede?"
"Bak seninle bir anlaşma yapalım bu kulüp hakkında bilgi veremem ama zaman kaybetmeden diğer sorularını sorabilirsin."
"Off tamam. Bu numarayı tanıyor musun? Tanıyorsan bu numara kim? Bak bunu söylemek zorundasın."
Numaraya baktı. Tanıdığını belli edercesine kafasını salladı ve
"İlla bilgi ver diyorsun yani. Bu numara YİBMAT'tan Yiğit'in numarası."
Telefonuna bir mesaj geldi ve hemen geleceğini söyleyerek yanımdan ayrıldı. Yiğit demek ha. Tamamdır bu bilgi işime yarar ama umarım çabuk gelir çünkü zaman daralıyor ve çok fazla sorum var. Çok sürmeden geri geldi.
"Üzgünüm seninle daha fazla konuşamam. Konuştuklarımız aramızda ama bir daha benimle iletişime geçme."
Bu neydi şimdi?
Bilinmeyen kişiden 1 Mesaj
İşte bu her şeyi açıklıyor.

