İçeriğe geç

Bulabilecek miyim?

Bölüm 7 · 9 dk okuma

Bulabilecek miyim?

Bölüm 7

Kördüğüm

Şimdi yaz tatili başladı. İçimde kocaman bir boşluk. Karne gününde tüm çalışmalarımızın karşılığını aldık mı emin değilim ama bu sene daha fazla çalışmam gerektiğinin ve çalışmalarımın karşılığını sonuna kadar almam gerektiğinin farkındayım. Şu aralar üzerimde bir ağırlık var nedenini çözemiyorum. Belki de sadece yorgunluktur. Kaç gündür uyumadım emin değilim. 11. sınıfımın pek güzel geçtiğini söyleyemem. Evet, diğerlerinden daha iyiyim ama bu hedeflerime ulaşabilmem için yeterli değil. Aradan ne kadar zaman geçti. Annemin yerde kanlar içinde yattığı an hala gözümün önünde ama. Arada eski anılarımızı hatırlıyorum o ana gidiyorum. Annemi ve beni izliyorum genel olarak annem hep gülüyor fakat anılarımın üzerinden her geçişimde farklı bir şeyler oluyor. Annem sanki gerçekten gülmüyor gibi. Gülüşünde hep bir hüzün ve endişe var ama ben mutluyum. Sonra bir anda gerçeğe dönüyorum etrafımda bakıyorum sadece ben varım. En zor günlerimde sadece bana ben yardım ediyorum. Kendime gelmem genellikle uzun sürmüyor ama o genellemenin dışında kalan zamanlar benim için cehennem gibi. Onları da atlatıyorum. Ben kendi kendime olmaya alıştım. Hayatımı tek bir hedefe adadım. O hedefte ilerliyorum. Bir B planım yok. Ayakta kalma sebebim sadece amacıma yönelik. Bazen düşünmüyor değilim ya hedefime ulaşamazsam? Ne yapacağım nasıl yaşayacağım. Düşünüyorum ama cevabını veremiyorum. Hedefimi gerçekleştirmekten başka yolum yok. Diğer yollar çıkmaza çıkıyor ve ben bunu bildiğim halde o yollara giremem. Bunu hem bana hem anneme yapamam. İşte tek bu beni rahatlatıyor. Bunu anneme yapamam. O benim iyi bir yerlerde olmamı isterdi. Eminim bunu görmek de isterdi. Belki görecek belki de göremeyecek ama hissedecek. O hisseder. Ben annem için yaşayacağım. Hayatımı bu düşüncelerle devam ettiriyorum ama son zamanlarda aklımda bir soru dönüp duruyor. Henüz cevabını bulamadığım bir soru. "Son senemi Türkiye'de mi okusam?" Bu çok zor bir şey çünkü Orhan Abi tarafından izleniyorum bunun farkındayım. Sürekli bana ne yaptığımı sormasından, habersiz evime gelmesinde başka bir şey çıkaramıyorum. Babama haberim gidiyor. Babama söylüyor. Durum bu iken burada okumaktan başka çarem kalmıyor. Yaren hiçbir şeyi bilmiyor. Evet, anlatmadım. Nasıl anlatayım ki? Annesi de şüphelenmeye başladı. Ama haklı o da kızını korumak istiyor. Benden değil belki ama Orhan Abi'den kızını sakınıyor. Yaren ile evde otururken ne zaman Orhan Abi gelse Yaren'i çağırıyor. Onunla muhatap olmasını istemiyor ama ben de istemiyorum bunu. Buraya geldim geleli Türkiye'de ki arkadaşlarımın hiçbirinden haber alamıyorum. Bir şeyler oluyor. İlk bunu babamın yapmış olabileceğini düşündüm ama onlar dayanamaz yine de ararlardı beni. Aklımda beni arayıp da ulaşamayacakları geliyor. Başka açıklaması olamaz. Ama neden ulaşamasınlar ki bana. Telefon numaram aynı. Türkiye'ye dönünce ilk işlerimden birisi onları bulmak olacak. Evet, dönmeyi kafaya koydum. Ama bu sene olmayacak. Türkiye'ye başka birisi olarak döneceğim. Daha güçlü, her şeyin farkında olan ve asla yıkılmayacak biri olarak. Günler geçtikçe yeni şeylerin farkına varıyorum. Buraya ilk geldiğimde geri dönmenin çok kolay olacağını düşünüyordum. Sonra günler, aylar geçti. Ben buraya alıştım. Zaman geçtikçe yeni şeyler fark ettim. Herkes bana burada çok farklı bakıyor. Bir şeyler biliyor gibi bakıyorlar. Ne bilebilirler ki! Çok fazla çelişkilerim var. Tek emin olduğum bir şeyler dönüyor ve ben bunu bulacağım. Er yada geç. Tabii ki bunlardan önce okulum var. Dershaneye başlayacağım. Kendi planlarımı yazdım ve ne kadar erken o kadar iyi. Pazartesi günü başlıyorum. Bir günüm kaldı ve bu bir gün de gereken kaynaklarımı temin etmeye çalışacağım. Bunca zamana kadar neden durdum? Kendimi toparlamam çok zaman aldı. Karne gününden sonra rahat uyku uyuduğumu söyleyemem. Sürekli rüyalar görerek uyanıyorum ve daha uyuyamıyordum. Günlük en fazla iki saat uyuyordum. Tabii ki böyle kalmadı yaklaşık bir hafta sonra artık fazla uykusuzluktan dolayı bir taraflarda uyumaya başladım. Bir anda gözüm kapanıyordu ve durdurabildiğim bir şey değildi. Ben bu olayları yaşarken Yaren bana bir şeyler olduğu anladı. İlk başlarda anlatmadım çünkü eğer anlatsaydım tüm olayı baştan anlatmak zorunda kalacaktım ve ben bundan birkaç gün önce vazgeçmiştim. Onunla geçirdiğim birkaç ayın ardından bu olayın sebebini her şekilde öğreneceğini ve öğrenmek için her şeyi yapacağını anladım. Bu yüzden o gerçeği öğrenmeden ben bir yalan daha uydurdum. Evet, yine ona yalan söyledim ama eğer ona gerçeği söylemeyeceksem yalan söylemeyi göze almam gerekiyordu ve ben bunu göze aldım. Geri dönüşü yok. Ona çok sıkı çalıştığımı ve uyuyamadığımı söyledim. İnandı mı emin değilim ama bana kalırsa inanmadı çünkü bu olayı hala deşmeye devam ediyor. Bu düşüncelerim bulanıklaşmaya başlıyor. Yavaş yavaş gerçek hayattam koşuyorum gözlerim ağırlamaya başladı. Evet, yine uyuyacağım ama yatağıma girmeye dermanım yok. En iyisi kanepede uyumak.

Ben uyumadım mı? Buraya nasıl geldim bir anda? Şu an neler oluyor. Etrafım yemyeşil. Burası Dünya mı gerçekten? Dünya bu kadar temiz mi? Şu an neredeyim bilmiyorum ama burası çok güzel. Tam önümde kocaman bir ağaç var. Gördüğüm kadarıyla burada başka ağaç yok. Ne kadar da büyük duruyor. Adımlarımı ağaç yönüne çevirdim. Çok uzakta ama içimden bir ses oraya gitmem gerektiğini söylüyor. Sanırım iç sesimi dinleyeceğim. Adım atmaya başladım. Her adım atışımda ağaç daha da büyüyor. Bu kadar büyük olduğunu tahmin etmiyordum. Ağaca yaklaştıkça beyaz bir ışık gözümü almaya başladı. Nasıl olur da bu ışığı uzaktayken fark edemem. Fark edilelek kadar ışığı parlak. Bir süre adım atmadım. Işık gerçekten gözümü alıyor. Bu bana bir şeyler çağrıştırıyor ama şuan bunu düşünmek istemiyorum. Sadece o ışığın ne olduğunu öğrenmek ve oraya gitmek istiyorum. Zaten çok az kaldı bunu oraya gidince de düşünebilirim. Adım adım parlak şeye yaklaştım. Adımlarımı hızlandırmaya başladım. Yaklaştıkça parlak şey bir insan vücuduna dönüşüyordu. Ben daha fazla adım attım ve artık ağacın dibindeydim. Gerçek mi bu? Yine mi aynı şey. Evet, bu parlak şey yine annem. Bu daha önce aklıma gelmedi çünkü o an sadece yürümek istiyordum. Şimdi aklımda her şey teker teker canlanmaya başladı. Yine bir rüyanın içindeyim. Artık adım atmıyorum çünkü devamını biliyorum. Annem yine bulmaca gibi konuşacak ve uyanacağım. Her şey aynı, sürekli aynı rüya, sadece annemin dedikleri değişiyor. Bu sefer ben gitmedim ama annem yanıma geldi. Hiç bir şey değişmemiş aynı şevkat ve sevgi dolu bakışlar. Annemi gerçekten çok özledim. Ağlamaya başladım. Annem kafamı okşadı. "Üzülme kızım her şey çok güzel olacak ama sen sadece oku ve meslek edin. Lütfen başka bir şeye karışma. Bu işler seni de aşar." "Nereden biliyorsun anne belki aşmayacak belki ben bunu yapabilirim?" "Beni aştığı gibi seni de aşar kızım. Kimseye dayanmadan aşamazsın." "Ney anne? Ney aşar beni? Onu da söyle onu da bileyim. Bileyim ki uzak durayım." "Sen sadece oku kızım. Oku ve başarılı ol. O zaman uzak olursun." Bir ses gelmeye başladı annem sözüne devam etti "Ada sadece uzak dur sen yapamazsın ben biliyorum kızım. Tanıyorum seni. Şuan gitmem lazım bak beni çağırıyorlar." "Kim anne kim seni çağırıyor. Gitme anne beni gerçekten tanıyorsan neden gidiyorsun? Anne! Anne! Neredesin?

Zil sesiyle gözümü açtım. Gözümden yaş akıyordu. Yine aynı şey olmuştu işte. Kendime gelmem çok zor olmadı. Koltuktan kalkarak kapıya doğru yürüdüm. "Kim o?" Kapıyı açtım. Kurye gelmişti. Ben ne almıştım ki? Kutuyu alarak kapıyı kapattım, odaya geçtim. Ne aldığımı düşünmeye devam ederek kutuyu açtım. Acaba bomba falan mı vardı? Yok canım daha neler. Kutudan almam gereken test kitapları çıkmıştı. Ben bunları ne zaman sipariş vermiştim ki? Unutkanlık başladı ben de. Kendi kendime bugün evden dışarı çıkmak zorunda kalmayacağım için teşekkür ettim. Kitapları alarak yerleştirmeye başladım. Tüm kitapları yerleştirdiğimde tam kutuyu atacaktım ki kutunun içindeki kart dikkatimi çekti. Kartı elime aldım ilk başta reklam amaçlı olacağını düşünerek çok fazla ilgimi çekmedi ama kartın arkasını döndürdüğümde ismimin yazması beni şaşırttı. İnternet siparişlerinde adımı vermezdim genel olarak kullandığım bir takma ad vardı. İsmimi neden vermediğimi bende bilmiyorum. Kendimi rahat hissetmiyorum. Küçüklüğümden beri gizlilik konusunda çok fazla eğitim aldım. Kendim isteyerek değil. Ailemin zoruyla. Bunu neden yaptıklarını bilmiyordum ama büyüdükçe bu tür şeylerden korkmaya başladım. İlk başlarda asla internetten alışveriş yapmazdım ama zaman geçtikçe bir şeylere yetişememeye başladım. Hala içim rahat etmese de isim değişikliği ile çözüm buldum. Çoğunlukla da kapıya bırakmalarını isterdim. Yüzümü göstermezdim ve zile de bastırmazdım. Ama bu sefer zil çalmıştı ve gelen kargoydu ve şimdi elimde ismimin yazılı olduğu bir kart vardı. Korktuğum başıma gelmiş olabilir miydi acaba? Kartı açıp açmamak konusunda şüpheliydim ama bu merakla açacağımı biliyordum. Bazen merak başa bela olabiliyordu işte. Acaba ne zamana kadar dayanabilirdim? Evet, çok uzun sürmedi çünkü açmaya karar verdim bile. Kartı zarfından yavaşça çıkarttım. Zaten çok büyük değildi. Küçük kare bir şeydi. Belki de dalgınlığıma denk geldi ismimi verdim. Hemen telaş yapmama gerek yok. Cesaretimi topladım ve karttaki yazıyı okumaya başladım.

"Duyduk ki kitaba ihtiyacınız varmış. Siz yorulmayın diye biz yolladık. Umarım kargo elinize ulaşana kadar kitabınızı temin etmemişsinizdir. Kitaplarınızı en kısa sürede elinize ulaştırmaya çalıştık. Ne zaman sipariş edildiğini bilmediğinizden kargo süresinin uzun yada kısa olup olmadığını bilemezsiniz. Fakat yine de kitaplarınıza hasar vermeden getirdiğimizi düşünürsek içinizden oylama yapabileceğinizi düşünüyoruz. İyi günlerde kullanın." Bu neydi şimdi? Neden gönderici adı yazmıyor. Evet, iyi haber unutkanlık başlamamış ama kötü haber kim olduğunu bilmediğim birisi tarafından tanınıyorum. Firma adı da yazmıyor. Bunu yazanın kim olduğunu nereden bileceğim ben şimdi? Ben çok fazla kişi tanımıyorum ki. Ve burada tanıdığım sayılı kişi var. Her şeyi düzene sokmaya karar verdiğim zaman bunların olması tesadüf olamaz ya! Tüm düzenim tekrar ve tekrar bozuldu. Bunu gönderenler ev adresimi biliyorlar. Bu belki de başlangıç. Belki bunun devamı gelecek. Benim acil buradan taşınmam lazım. Ama nereye taşınabilirim ki? Ayrıca bu yazı Türkçe yazılmış. Benim Türk olduğumu nereden biliyorlar? Nottaki yazı gayet resmi yazılmış. Benim ile gerçekten resmi olduğu için mi böyle yazdı yoksa başka bir şeyler yüzünden mi? Bunu Orhan Abi'ye söylemeli miyim? Olduğum yerde dondum kaldım. Düşüncelerim tarafından ele geçirildim. Hareket edemiyorum sadece düşünüyorum. Ama sadece bunu değil. Her şeyi. Her şeyi sorguluyorum. Kafamda şimşekler çakmaya başladı. Benim bu ülkeye gönderilme, bu eve taşınmam, bu okula gitmem, Yaren ile tanışmam tamamen tesadüf olabilir mi? Cemile Teyze ben geldiğim zaman neden camdaydı da benim taşındığımı gördü? Neden Yaren daha ilk günden benimle tanışmaya geldi? Ben neden buraya bu kadar hızlı alıştım? Etrafımda ya çok büyük oyunlar dönüyor ve bu oyunlar annemin dediği gib- annem? Annem doğru mu söylüyor? Rüyamda hemde. Ama bu tesadüf. Tesadüfen başka bir şey olamaz. Evet, büyük bir oyun dönüyor ve bu oyun benim boyumu aşıyor. Ama daha fazla ne olabilir? Neyi kaybedebilirim? Her şeyimi kaybettim. Kaybedecek bir şeyim yok. Ani gelen bir istekle lavaboya koştum. Elimi yüzümü yıkadım. Kendime gelmeye çalıştım ama ikinci bir şok daha geldi. Telefonuma bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi. "Kitaplarını aldın mı?" Aman Allahım! Bu iş ev değiştirmeyle bitmeyecek. Numara da değiştirmem lazım! Bu resmi de yazılmış bir yazı değil. Gerçi resmi olsa ne yazar. "Kimsin sen?" "Bence benim kim olduğumu öğrenmen için daha zamanın var." Telefonu engellemek için hamle yapmıştım ki tekrar bir mesaj geldi. Ama bu bir fotoğraftı.

Bölüm sonu

42 yorum