Aradan yaklaşın bir ay geçti ve benim hayatım bu sırada çok monotondu. Günlük okula gidiyor, okuldan geldiğimizde kütüphaneye ders çalışmaya gidiyor, bazenler kafeye kafa dinlemeye gidiyorduk. Ama her ne olursa olsun bu seneyi başarılı bir şekilde tamamlamıştık. Artık tüm yılın bittiği o zamandaydık. Karne günündeydik. Uzun bir maratondan sonra dinlenecek ve sonra daha zorlu ve uzun bir maraton bizi bekliyordu. Daha sonra ise bir üniversite hayatı. Düşündükçe heyecanlanıyorum. Peki, yeter bu kadar gevezelik şu an ne geleceği ne geçmişi düşünmek istiyorum. Şu an şimdiyi düşünmek istiyorum. Bu yüzden dünden hazırladığım kıyafetlerimi giyinmeye başladım bile. Her zaman olduğu gibi bu günde Yaren ile birbirimizi yalnız bırakmadık. Bu günde okula beraber gideceğiz. Hatta makyajlarımızı bile beraber yapacağız. Saat 10.00'da bize gelmesi gerekiyordu ve benim hazırlanmak için 45 dakikam vardı. Bana geldiğinde aç olabileceğini düşünerek iki kişilik kahvaltı hazırlamaya başladım. Çok sakar olduğumu biliyordum bu yüzden son anda kıyafetimi giymekten vazgeçtim. Hemen üstüme birkaç bir şey geçirdim. Kahvaltıyı hazırlamak üzere aşağıya indim. Buzdolabını açtığımda evde hiçbir şey kalmadığını fark ettim. İşte bu hiç hoşuma gitmemişti. Yaren'in gelmesine kadar hazırlanmam gerekiyordu. Çantamı koluma taktım ayakkabılarımı hızlıca giydim ve hiç düşünmeden kendimi dışarıya attım. Nereye gideceğimi bilmiyordum ama pratik yapılacak bir şeyler almam gerekiyordu çünkü eve geri döndüğümde yemek yapmak için çok fazla zamanım kalmayacaktı. Kendimi gördüğüm en yakın markete attım. İçeriye girdiğimde içerideki tüm malzemelerin toplandığına şahit oldum. Aceleyle sordum:
-Merhabalar acaba neden yiyecekleri kaldırıyorsunuz.
-Burayı kapatıyoruz hanımefendi.
-Ama benim çok acelem vardı hemen bir şeyler alamaz mıyım?
-Kusura bakmayın ama olmaz çünkü şu anda mağazamızda hiçbir personel yok ve her şey devre dışı.
Harika tek umudum burasıydı. Ama burası da kapanıyor. Gerçekten de kapanacak günü bulmuş. Ne yapacağımı bilemez bir şekilde eve dönerken kararsızlığım her halimden anlaşılıyordu. Etrafa bakmak istemiyordum gözlerim yerdeydi ve yavaş bir şekilde yürüyordum. Tüm bunlar beni nasıl buluyordu hiç anlamıyorum. Ben yürümeye devam ederken yanımda bir motor durdu. Kafamı kaldırdığımda bu kişinin Furkan olduğunu gördüm. Gülerek konuşmaya başladı:
-Seni biraz morali bozulmuş gördüm. Canın bir şeye mi sıkıldı?
-Hiç sorma Furkan ya. Bu gün karne günü ve Yaren yaklaşık yarım saat içerisinde bize gelecek ama olaya bak ki evde hiçbir şey kalmamış. En yakın markette kapanacak gün olarak bu günü seçmiş ve bir sonraki en yakın markete gitmeye zamanım yetmez.
-Eee ben ne güne varım. Atla arkama hemen gidelim.
-Gerçekten mi? Çok teşekkür ederim gerçekten tam zamanında seninle karşılaştım.
-Ne demek arkadaşlar bunun için vardır.
Sözünü tamamlamasının ardından yüzünde hafif bir gülümseme belirdi. Zaten fazla vakit kaybetmiştim. Daha fazla kaybetmemek amacıyla hemen Furkan'ın arkasına atladım. 10 dakika içerisinde marketin önüne gelmiştik. Ben hemen alacaklarımı aldım ve tekrar motora bindim. Yine kısa bir süre içerisinde eve varmıştık. O aceleyle onun nereye gittiğini sormayı bile unutmuştum. Motordan indim oda indi. Bu sefer ben konuşmaya başladım.
-Gerçekten çok teşekkür ederim. Ben aceleyle sana nereye gittiğini sormayı da unuttum. Sahi sen nereye gidiyordun?
-Müşteriye siparişi vermeye gidiyordum.
-Tüh ya seni de işinden etmişim.
-Sorun yok zaten müşteri yakınlarda oturuyormuş sen alacaklarını alana kadar ben siparişi verdim bile.
-O kadar çok mu oyalandım ya. Peki ya dükkân şu an boş mu?
-Dedim ya müşteri yakınlardaydı. Dükkâna da şu an da babam bakıyor.
-Mükemmel o zaman sen de kahvaltıya gel. Hem bu şekilde sana olan borcumu ödemiş olurum.
-Güzel bir kahvaltıya hayır diyemem.
-Güzel mi bilemem ama kabul etmene sevindim.
İkimizde gülerek içeriye geçtik. Ben aldığım pratik şeyleri hazırladım, o da televizyon izledi. Biz eve geleli 5 dakika olmamıştı ki Yaren geldi. Hep beraber kahvaltı etmeye başladık. Kahvaltımız bittiğinde Furkan'ın babası aradı ve işlerin yoğun olduğunu hemen kafeye gelmesi gerektiğini söyledi. Biz de onu yolcu edip fazla vakit kaybetmeden masayı topladık ve hazırlanmaya başladık. Bir yandan hazırlanıp bir yandan da konuşuyorduk. Makyaj yapmaya geçeceğimiz sırada Yaren bana bir soru yöneltti:
-Ada sen markete sabah giydiğin bu kıyafetlerle mi gittin?
O an üzerimden çıkarttığım kıyafetlere doğru döndüm. Evet, tam da onlarla gitmiştim. Evde giymeye aldığım, üstünde saçma sapan çizgi karakterlerin olduğu, en kötüsü ise gece pijamasına benzeyen bir kıyafetle gitmiştim. O an yüzümün kızarmaya başladığını hissettim. Yaren' döndüm. Evet dememe gerek kalmamıştı. Anlamasıyla gülmeye başlaması bir oldu. Yaren gülerken dayanamayıp ben de ona eşlik ettim. En sonunda bu kadar gülmenin yeterli olduğunu düşünerek makyaja devam ettik. Aklımda günlerdir birkaç düşünce dönüp dolaşıyordu. Bunu Yaren'e söyleyip söylememe konusunda kararsızdım. Kendimi biraz tanıyorsam ona söyleyecektim ama kendimi tanıyıp tanımadığım konusunda bile emin değildim. Bu düşüncelerime ara verdim ve eğlenmeme baktım. Yaklaşık bir saatin sonunda ikimizde çok güzel olmuştuk. İçimdeki ses bana sürekli anlatmamı söylüyordu ama ben bir türlü anlatmak istemiyordum uya da anlatmaya cesaret edemiyordum. Onunda kafasını şu sıralar biraz karışık görüyordum kendi düşüncelerimi dağıtırım diye ona dalgınlığının sebebini sordum.
-Aslında sana bunu anlatıp anlatmamak konusunda kararsızdım ama madem sordun anlatayım.
Bu beni biraz şaşırtmıştı. Şaşkınlığımı yüz ifademe yansıtarak onun konuşmasını dinledim. Devam etti:
-Sanırım üniversite hayatımın annem Türkiye'de devam etmesini istiyor ve bu yüzden Türkiye'ye taşınmayı düşünüyoruz ama şu an değil.
-Biliyor musun benim de sana anlatmak istediğim bir şeyler vardı. Ben de üniversiteyi Türkiye'de okumak istiyorum ama benim durumlar biraz karışık.
Beklediğim soru bana yöneltildi "Neden?" işte bunu nasıl cevaplayacaktım. Sanırım şu an ne onun ne de benim moralimin bozulmasını istemiyordum. Bu yüzden bunu sonraya kendimi toparladığım bir zamana bırakmalıydım. Ama bu zamanın çok da geç olmaması gerekiyordu.
-Yaren bu akşam kızlar gecesi yapalım olur mu? Her şeyi o zaman anlatırım ama şu an olmaz.
-Tamam, anlaştık.
Meraklandığını anlayabiliyordum ama şu an anlatamazdım. Sonunda içimdeki her şeyi anlatacak olmak bana huzur veriyordu. Evden çıktık ve yürümeye başladık. Bu gün çok güzel bir gün olmalıydı. Belki de bu anlatacaklarımdan sonra Yaren benimle bir daha konuşmak istemeyecekti ama olsun yine de gerçekleri öğrenmek onunda hakkıydı. Okula vardığımızda herkes çok güzel giyinmişti. Teker teker sınıflara çıktık karnelerimizi aldık. Şimdi ise sıra tekrar bahçeye inip doyasıya eğlenmeye gelmişti. Okul çıkış saati gelene kadar herkes güldü, eğlendi, dans etti ve koca bir seneyi bitirmenin mutluluğunu yaşadı. En son çıkış saatine beş dakika kala herkes toparlanmaya ve birbirleri ile vedalaşmaya başladı. Okulumuza bazıları servisle bazıları ise yürüyerek geliyordu. Bu da bazı arkadaşların yaz tatili bitene kadar çok fazla görüşemeyecekleri anlamına geliyordu. Herkes birbirine veda etti ve zil çaldı buda 3 ay boyunca son duyduğumuz son zil sesiydi. Yaren ile birlikte eve gittik. Yaren gece pijamalarını alıp buraya gelecekti. O sırada ben de eve girip odamı toparladım. Aceleyle kalktığım için yatağımı toparlayamamıştım. Odam pek dağınık değildi. Bir süre sonra mutfağa indim. Tabii ki yiyecek bir şey yoktu ama bu sefer benim acelem de yoktu. Yaren'in gelmesini bekleyecektim gelince nasıl olsa beraber gidip alırdık. Çok fazla sürmeden Yaren geldi.
-Hoş geldin Yaren.
-Hoş bulduk Ada. Nasılsın?
-İyiyim öyle oturdum senin gelmeni bekledim. Sen nasılsın?
-Ben aslında pekiyi değilim. Gelirken annemle kavga ettik hem de çok saçma bir sebep yüzünden. Neyse yiyecek bir şeylerin olmadığını düşünerek markete gideceğimizi düşünüyorum. Gidelim sonra konuşuruz.
-Tamam, öyle olsun.
Acelemiz yoktu. Yavaş bir şekilde yürümeye başladık. İkimizin de sessizliğe ihtiyacı vardı. Ama özellikle bu gün akşam konuşacaklarımızdan sonra bu süreden daha fazla sessizliğe ihtiyacımız olacaktı. Belki de sonsuz bir sessizlik. Bu konuyu konuşana kadar düşünmek istemiyorum ama konuya nasıl gireceğim, nasıl tepki verecek bunları düşünmeden de duramıyordum. Acaba annesi ile ne gibi bir sorun yaşamıştı? Her neyse bunları gerçekten de akşam konuşmalıydık. Çünkü markete gelmiştik. Girdik ve üç beş cipsi aldık tabi ki bunun yanında birkaç şişe içecek çekirdek derken sepetimizi doldurduk. Bu süre zarfında ikimize konuşmamıştık. Resmen konuşmadan anlaşmıştık. Ben ödedim o ise bekledi kısa bir sürenin sonunda dışarıda tekrar yürüyorduk. Bu sefer konuşmamayı seçmedim. Ortaya herhangi bir soru attım. "Eee Yaren sen tam olarak hangi mesleği olmayı istiyordun?"
-Aslında aklımda hala çok netleşen bir meslek yok ama meslekler arasında en ağır basan polis olmak. Tabii, bu üniversiteye kadar değişir mi bilmiyorum. Sen?
-Benim de aklımda bu seneye kadar net bir meslek yoktu ama bu sene sanırım avukat olmak istiyorum.
-Düşüncelerini netleştiren neler oldu?
-Tüm bunları sana akşam anlatacağım ama kısaca yaşadığım olaylar ile ilgili.
-Beni her geçen dakika daha da merakta bırakıyorsun bir an önce eve gidelim ve anlatmaya başla.
-Tamamdır.
Uzun bir aradan sonra konuşmuştuk ve konuşma yine bu gün benim anlatacaklarıma kaymıştı. Bu kısacık konuşmanın yerini yine uzun bir sessizlik almıştı. Hızlı adımlarla eve yürüdük. İlk olarak onun bana derdini anlatmasını istiyordum çünkü eğer ilk ben anlatırsam benimle bir daha konuşmaya bilirdi ve bu sıkıntısı içinde kalabilirdi. Bu yüzden ilk olarak onu dinlemeliydim. Şu an Yaren'in içinde ne düşündüğünü bilmeyi çok isterdim. Acaba ben konuşmama nasıl başlamalıydım? Direk konuya girerek mi yoksa başka şekilde mi? Eve geldik ikimizde birbirimizin aklını okumuşçasına mutfağa yöneldik. Aldığımız malzemeleri tabaklara koyduk ve oturma odasına geçtik. Sıra konuşmaya gelmişti. İlk sen başla dedim.
-Neye?
-Neye olacak annen ile neden kavga ettin?
-Ha şu mevzu mu? Dedim ya çok saçma bir sebep.
-Olsun yine de anlat saçma da olsa derdini başka bir insana anlatmak huzur veriyor.
- Sana geleceğim sırada annem saçma sapan konuştu işte. Orhan Abi'ni görmüş.
Yani aslında Orhan Abiyi görmesinde bir sorun yoktu. Sonuçta ben buraya ilk taşındığımda da görmüştü ve sakladığım bir şey değildi. Kafam karışmıştı. Çok beklemeden devam etti. "Gece senin kapının önüne gelmiş biraz beklemiş bir telefonla konuşmuş sonra ayakkabılığının içinden bir şey almış ve hızlıca gitmiş." İşte böyle bir şeyi beklemiyordum. Birkaç gündür Orhan Abi garip davranıyordu ama çok fazla üstünde düşünmemiştim. İnsanlık hali diye geçiştirmiştim. Ne zaman gelmişti acaba? "Annen ne zaman görmüş?" Benim ayakkabılığımın içinde ne vardı ki? Tabii ki ayakkabı var ama Orhan Abi'nin işine yarayacak ne vardı? Ayrıca Yaren'in ankattığına göre ayakkabı değil başka bir şey almış. Zaten benim ayakkabılarımı neden alsın? Beni düşüncelerimden sıyıran Yaren'in sesi oldu. "Birkaç gün önce sanırım. Sen neden bu kadar çok düşündün ki telefonda seninle konuşmadı mı zaten?" Şimdi ne diyecektim eğer her şeyi anlatmaya karar verdiysem doğruyu söylemeliyim ama şuan söyleyemezdim. İlk önce Orhan Abi'nin garip davranışlarını öğrenmem lazımdı. "Evet beni aradı ya zaten neden bana sormadan bir şey alsın değil mi?" Çok üzgünüm ama şuan olmaz Yaren. "Sen bana ne söyleyecektin bak sabah da söylemedin?" Şimdi bir yalan daha söylemem gerekecek yalanlarım sürekli artıyor Yaren'in beni affetmesi söylediğim her yalanda daha da zorlaşıyor bunun farkındayım ben de anlatmak isterim ama bir şeyler oluyor. Bunları öğrenmem lazım. "Ada daldın gittin bir şey mi oluyor?" "Yok canım ne olacak öyle dalmışım çok yorucu bir gündü ya ondandır." Madem doğruyu söyleyemiyorum yalan da söylemeyeceğim tek çarem konuyu kapatmak bundan sonra da elimden geldiğince yalan söylememeye çalışacağım kaçamak cevaplar versem bir şey olmaz bence. Yaren'i kaybetmek istemiyorum. Eğer kaybedeceksem de bundan sonraki yalanlarım yüzünden kaybetmeyeceğim. Yaren tekrar konuşmaya başladı "Haklısın gerçekten yorucu bir gündü ama önümüzde uzun bir tatil beni bekliyor." evet şuanlık başarılı gidiyorum ama bozuntuya vermemeliyim. "Artık rahatça dinlenebiliriz hatta bu yaz iyice dinlenmemiz lazım seneye çok yorucu okul günleri bizi bekliyor." Şimdi aklıma gelmişti seneye çok yorucu bir sene olacaktı üniversiteye gidip istediğim mesleği olmalıydım. "Evet hayallerimize bir adım daha yaklaştık." Ne hayal ama!
