Kahvaltımızı güzelce etmiştik üçüzlerle babat arabalarında uyuyordu sofrayı kaldırdıktan sonra herkese Türk kahvesi yaptım. Sonuncuyu ateşe vermek için eğildim.
"İçine Fahre zehri atmadın değil mi?"
" İlahi ateş nerden nereyi hatırlıyorsun al zıkkımlan bir kahve yaptık demediğin kalmadı"
Tepsiyi sinirle masaya bıraktım elifin yanına oturdum. O anda da yücel geldi.
"Beyim arabanız geldi."
"Tamam yücel gidebilirsin"
Yücel anahtarı verdikten sonra gitti.
Ateş
"Hazırlanın biraz sonra yola çıkarız."
Ben kahve içmediğim için elifin yanından kalkıp odaya çıktım. Ateşe hala sinirliydim. Fahre zehri ne ya insan ellirine sağlık hanımım der öküz ne olacak. Ateş ve benim valizimi çıkarıp eşyalarımızı yerleştirdim. Valizleri kapatıp odaya götürdüm. O anda ateş içeri girdi yüzüne bile bakmadım. Ateş arkamdan gelip beni sıkıca sardı.
"Niye sinirlendin? Gülüm."
" Fahre zehri ne ya insanın azından iki kelam güzel söz çıkmaz mı ee ne olacak öküz biriyle evlenirsem sonucu bu işte"
Ateş gülmeye başlamıştı.
"Yağmurum birdaki sefere içine fahre zehri atarım diyen sen değilmiydi?"
" Ateş dokuz ay önceki konuşmadan bahsediyorsun ama"
Ateş hızlıca belimden tutup yatağa uzandırdı.
" Evet dokuz ay önceydi güzelim."
Ateş dudaklarıma minik öpücükler kondurmaya başladı.
"Senin elinden zehirde olsa içerim ben yağmurum."
Ben sadece gülmüştüm. Ateş üzerimde bir elini belimi kavrarken diğer eli ile destek alıyordu ağırlığını bana vermesin diye. Ateşin dudaklarına yenilip karışılık vermeye başlamıştım. Bi süre sonra kapı çaldı ateş dudaklarını dudaklarımdan çekip kafasını kapıya doğru çevirdi.
"Yine ne var ya karımla zaman geçirmemize izin vermiyorsunuz."
Ateş üzerimden kalktıktan sonra yataktan kalktım üzerimi düzelttim kapılı açtım gelen abimdi.
"Hazırsanız çıkalım."
" Tamam abi sen in biz geliyoruz"
Kapıyı kapattım ateş of layarak kendini yatağa attı.
"Hadi kak ateş geç kalmayalım."
" En güzel anımızda sürekli gelmek zorundalarmı"
"Maalesef ateş beyim kalabalık aile evinde oturuyoruz."
" Yok şu ankarada gelelim benim eve taşınıyoruz"
"Niye? ne güzel kalabalık konak."
" Yok gülüm kendi evimize çıkalım seninle vakit geçirmek istiyorum ya küçük veletler izin vermiyor yada işi düşen biri kapıyı çalıyor."
Ateşe bakıp gülmeye başladım. Kolundan tutup yataktan kaldırdım.
"Ankaradan gelince hallederiz ateş hadi gidelim artık."
Ateş valizleri aldıktan sonra aşağı indik arabaya koyduk nedensizce içimde kötü bir his vardı neden bilmiyorum.
Elif
"Yağmur bir şey mi oldu? stresli gibi duruyorsun."
" Bilmiyorum elif içimde kötü bir his var sanki kalbimi çıkacakmış gibi hissediyorum."
"Bir şey yok yağmurcum kocan yanında abin yanında annen ve kardeşini görmeye gidiyorsunuz."
Üçüzlerle vedalaştıktan sonra arabaya bindik yola koyulmuştuk.
Mert abim
"Çiçeğim şarkı açsana kuru kuru yol gidilmiyor."
" Tamam abi ne açıyım?"
"Senin söylediğin bir kara deniz şarkısı vardı onu aç."
" Tamam"
Şarkıyı açtıktan sonra sesi fulledim.
