İçeriğe geç

BOZKIRIN YELCESİ

Bölüm 2 · 3 dk okuma

BOZKIRIN YELCESİ

Bölüm 2

KAĞAN KIZIDA OLSAN ESİRSİN

Alplerden biri atını mahmuzlayıp biraz daha yaklaştı. Zırhının üzerinde yabancı bir boyun damgası vardı. Güneş ışığı demir pulların üzerinden yansıyor, gözlerimi kamaştırıyordu. Tulpar huzursuzca kişnedi; yabancı kokusunu almıştı. Dizginleri hafifçe çekip onu sakinleştirdim. “Dur dedik Hatun!” diye bağırdı öndeki Alp. “Yalnız başına böyle dört nala gitmek akıllıca değildir.”Sözleri sertti ama sesinde düşmanlık yoktu. Yine de elim farkında olmadan yayımın kabzasına gitti. Omzumdaki kabzamda oklarım hazırdı.“Yolumu kesmeye kimin hakkı var?” dedim sertçe. “Hangi boydansınız?”İki Alp birbirine kısa bir bakış attı. Arkadaki olan konuştu bu sefer.“Biz doğu sınırından geliyoruz. Kağan otağına gitmekteydik. Sen hangi boydansın hatun ? "“Niçin?” diye sordum kaşlarımı çatarak.Öndeki Alp derin bir nefes aldı. Temkinli ve sabırlı yaklaşmaya çalışıyordu. "Burası iki boyun arasında kimsenin olmayan bir sınır burada kendi yurdunmuş gibi keyfince at süremezsin hatun"Nasıl yani ? obamdan uzaklaşacak kadar kendimi kaybetmiş miydim? Alp tekrarladı " Ne mırıldanırsın hatun!! Sana kimlerdensin dedim !!"Yabancı Alp'in sesi ciddileşince elimi kabzamdan ayırmadan cevap verdim. "Köktürklerden İşbara Kağanın kızı Aygül Hatun"Sesimde en ufak bir titreme olmamasına rağmen Alpler önce birbirlerine baktılar , yüzlerinde bir şaşkınlık vardı. Toparlanıp Öndeki alp yanındakine " Fırsat önümüzden gidermiş biz bilmezmişiz Kutay alp !!! " dedi yüzüne yayılan sinsi gülümsemeyle Onun yüzündeki gülümseme içime bir şüphe düşürmüştü hali hazırda kabzamın üstündeki elimi bir ok çekerek yayımı geriginleştirdim lakin artık çok geçti.... Adının Kutay olduğunu duyduğum alp Tulparın gövdesine küçük bir hançer fırlatıp aniden dizginlerini kaybetmeme sebep olmuştu. Tulparın acı çekmesiyle beni sırtından düşürmesi bir oldu. Düşmemin acısından çok Tulparın sesi canımı daha çok acıttı. Tulparım benim yoldaşım...Toparlanıp kalkmaya çalıştığımda diğer alp atından inip çoktan bileğimden tutup beni engelledi. "Senin kağan dediğin adam Türk töresine karşı gelmiştir. Onca yıl... duraksadı Onca yıl Çin'in bize çektirdiği acı ve kayıpları unutup , Çin'i beslemeye karar vermiştir. Bu mudur sizde Toy ??!!" Söylediği sözler karşısında dilim tutulmuştu. Bu alp kaybettiklerinin belkide acılı günlerinin intikamını istiyordu. Haklıydı. Ne diyebilirdim ki?. Bende bu karara karşıyım , Kağan babama karşıyım mı ? Başımı öne eğdim. Kutay alp ve diğer alp önce bilekelerimi bağladılar. O sırada Tulpara baktım. Zavallı Tulparım acılı gözlerle bozkırın çimine uzanıyordu. Kutay alp bana doğru bakarak " Seni kendi kağanımıza götüreceğiz akıbetine o karar verecek Atın ise dayanabildiği kadar bizimle gelir , olurda dayanamazsa yolluk olarak kullancağız '' Atımı yemekten bahsediyor!! Sinirle başıma kaldırıp cevap verdim " Ona dokunursan elbet bir gün bunu sana ödetirim''Kutay alp sadece güldü. Bu bile beni daha çok sinirlendirmişti. Daha da kötüsü başıma ne geleceğini kestiremiyordum kaçmayı bir şekilde başarsam bile atım yaralıydı , onların atını çalabileceğim bir fırsatım olurmuydu bilmiyorum. Alıkonulduğum haberi Kağan babama gittiğinde ya aşşağılanmış hissedip Çin prensesi Qianjin'in dolduruşuna gelip beni kaderime terk edecekti yada beni götürdükleri Kağan her kimse insafa gelip ona toprak vermek zorunda kalacaktı. İkinci seçeneğin olmasındansa yurdumun parçalanma ihtimalindende ölmeyi tercih ederim. Ben kafamda bunları düşünürken , ellerimin bağlı olduğu ipin diğer ucunu Kutay alp kendi atının eğerine bağladı. Diğer alpde Tulparı kaldırıp ipini kendi atına bağladı . Beni götürdükleri Kağan kimdi ? Daha alpleri kağan Babamın Çin'e vereceği vergiyi duyduklarında bu kadar sinirlendilerse Kağanları kim bilir nasıl tepki verecek... O sırada.... Bumin yabgu elindeki kağıt parası ile Börü kağanın otağına giriş yaptı. Saygıyla eğilerek sözüne başladı "Buyruğunuz üzere dört bir yandaki boylara haber saldım. Ama içimde bir endişe vardır Kağanım.. Bu yoğun Çin baskısı altında boylar birlik olmayı kabul eder mi ? " Börü Kağanın düşünceli sessizliği otağın havasını yoğunlaştırmıştı. Bilge sesi ile cevap verdi " Bizler aynı rüzgârın büyüttüğü , aynı bozkırın beslediği Türk evlatlarıyız. Atalarımızın nal sesi Altaydan Ötüken'e kadar aynı yankıyı taşır... Fakat şimdi Çinden yükselen hile ve fitne , bizi birbirimizden koparmak ister." Duraksadı ve devam etti "Bilmeliler ki ayrılan boy zayıflar. Ama bir araya gelen Türk'ün gücüne ne dağlar durdurur nede ordular."

Bölüm sonu

1 yorum