İçeriğe geç

BOZKIRIN YELCESİ

Bölüm 1 · 1 dk okuma

BOZKIRIN YELCESİ

Bölüm 1

DÜŞÜNCELERDEN KAÇIŞ

"Sinirle bir hışımla Otağ'dan çıktım. Babam nasıl böyle bir şeye vesile olabilirdi. Nasıl Çin'e boyun eğip vergi ödemeyi kabul ederdi aklım almıyor. Nesillerdir yurdumuz için verdiğimiz savaşlar kaybettiğimiz yoldaşlarımız insanlarımız , hiç birinin kıymeti yok muydu ? Nasıl bir anda bunları unutabildi ? Aklım almıyor. Sinirle yürümeye devam ettim. İçimdeki öfkeyi bastırmam gerekiyordu. Nede olsa babam bu boyun kağanıydı ve Toy böyle karar vermişti. Biricik atım \n\nTulpar'ı bağladığım ağıla gelmiştim bile. Tulparın ipini çözdüm eyerini yerleştirdim. \"Haydi bakalım Tulpar yeli saçlarımızda hissetmeden bize huzur yoktur\" ( Yel=Rüzgâr) Tulpar beni anlar gibi başını öne eğip sol toynağını üzerine basıp binmem için bana destek yaptı. Tulpar kulun ( yavru at) olduğu zamandan beri benimleydi. Neredeyse beraber büyümüştük o benim sadece binek Atım değil benim yoldaşım olmuştu artık. Daha küçük yaşlarda kemankeş (Usta okçu) olduğum zaman bana Babam İşbara kağan tarafından hediye edilmişti. Tulpar'ı ben yetiştirmiştim.Nede gururlu hissetmiştim o zaman. Tabi o mutlu günlerim geride kalmıştı. Nede olsa sadece Çin'e vergilerle boyun eğmekle kalmamış çok büyük İşbara Kağanımız Çin prensesi Qianjin ile mesud olmuştu. Kafamdaki düşüncelerden uzaklaşmak istercesine Tulparı Dört nala bozkıra doğru sürdüm. \"Haydi Tulpar'ım dehhh\" !!!\n\n\nTulpar hızlandıkça bembeyaz yeli dalgalanıyordu. Tulpar ile bir kişi olmuş Bozkırı delerek ilerliyorduk. O sırada güçlü bir ses kulaklarımı yırtarcasına seslendi...\" hoooo... Hatun durrr !!! \" Sesin geldiği yöne baktığımda At üstünde zırhını kuşanmış iki Alp (savaşçı , asker ) gördüm kendi düşüncelerime öyle dalmışım ki Tulparın kuyruğuna takılmış gibi peşimizden gelenleri farketmedim. İyi de kimdi bunlar ? Bizim Boyun Alplerine benzemiyor?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.