İçeriğe geç

Boşluk

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Boşluk

Bölüm 3

🎬 BOŞLUK – 3. BÖLÜM

Genç adam bir süre konuşmaz. Sadece orada, onunla beraber kalır. Varlığı, bir açıklama kadar net; bir rüya kadar dağınıktır.

Sonunda, sessizliği bozan odur:

“Ben de kayboldum,” der.

“Senin gibi.

Bir sabah uyandım…

Ama bedenim uyanmadı.

Her şey… geride kaldı. Sesler, insanlar, dokunuşlar.

Sonra — başka bir yerde buldum kendimi.

İşte burada. Bu aralıkta.

Bu... boşlukta.”

Kızın kalbi tekrar hızlanır.

Tüm yaşadıkları gibi, bu da gerçek mi, değil mi — anlayamaz.

Ama adamın sesi... içindeki o garip tanıdıklık, korkunun yerini başka bir şeye bırakır.

Kelimelere dönüşmeyen, ama eksik bir şeyi tamamlayan bir şeye.

Adam devam eder:

“İlk zamanlar çığlık çığlığa kaçtım.

Kimse duymuyordu.

İnsanlar içimden geçiyordu.

Adımı unuttum.

Yüzümü de.

O yüzden yok artık.”

Kız başını eğer.

Bir şey boğazında düğümlenir.

Söyleyemez ama anlar:

Yalnız değil.

O da düşmüş.

O da burada.

Onun gibi

(YÜZSÜZ ADAM)

Evin nerede?

Bedenini görmem lazım.

Kız irkilir. Gözleri karanlıkta daha da büyür. Geriye doğru küçük bir adım atar. Sesi hem ürkek hem keskin çıkar.

(KIZ)

Seni tanımıyorum.

Bedenime yaklaşamazsın.

Adam sessizce başını sallar. Sesindeki boşluk daha derinleşir.

(YÜZSÜZ ADAM)

Benliğinin ne kadar bozulduğunu…

Ne kadar derinleştiğini bilmiyorum.

Sana yardımcı olamam.

Kızın gözleri dolmakla dolmamak arasında titrer. Sonra birden, içinden gelen bir öfkeyle bağırır.

(KIZ)

Ya sen kimsin?!

Yüzün bile yok!

Uyuyan bedenime ne yapacaksın?!

Asla yaklaşmana izin veremem!

Defol git buradan!

O anda, uzaklardan bir çocuk sesi yankılanır. Adım sesleri hızla yaklaşır. Kız kardeşi koşarak gelir.

(KÜÇÜK KIZ)

Ablaaa!

Kardeşi boynuna sarılır. Küçük kolları titreyen bedeni sarar. Kız hâlâ yüzü olmayan adama bakmaktadır.

(KÜÇÜK KIZ)

Kiminle konuşuyorsun?

Neden bağırıyorsun?

Kız, gözleri dolu bir şekilde kardeşine döner. Parmağını adamın olduğu yere kaldırır.

(KIZ)

Görmüyor musun?

Yüzü olmayan adamı…

Kardeşi sessiz. Adam başını öne eğer. Sesi artık neredeyse fısıltıdır.

(YÜZSÜZ ADAM)

Beni kimse göremez…

Anlamıyor musun?

Ben tamamen silinmeye yaklaştım.

Sadece başka bir uyuyan insanın yüzüyle var olabiliyorum.

O kişi uyandığında… yüzüm gidiyor.

Ben bile artık kendimi tanımıyorum.

Bir sessizlik. Sonra hatırlatıcı bir cümleyle devam eder.

(YÜZSÜZ ADAM)

Sabah otobüse binmiştin…

Hatırladın mı?

Senin oturduğun koltuğa biri oturmaya geldi.

İşte o bendim.

Sadece o an yüzüm vardı.

Şimdi yok. Çünkü o yüz gitti.

Uyandı.

Bir adım geri atar. Sesi çok daha sönüktür artık.

(YÜZSÜZ ADAM)

Birazdan başka bir yüz bulmaya gideceğim.

Burada durmamın anlamı kalmadı.

Sana tavsiyem:

Bir an önce… kendini uyandır.

O an, küçük kızın sesi yine gelir, endişeyle.

(KÜÇÜK KIZ)

Abla...

Nereye bakıyorsun?

Neden öyle donup kaldın?

Kızın gözleri yaşla bulanır. Sessizce başını adamın gidiş yönüne çevirir. Dudakları aralanmaz, ama gözleriyle bir şey der. Adam sırtını dönüp uzaklaşırken birden durur.

Arkasını döner. Boşluk dolu sesi son bir kez yankılanır.

(YÜZSÜZ ADAM)

Unutma…

Hatırlandığın sürece…

Varsın.

Kimse seni hatırlamazsa…

Hiçbir şey olursun.

Tıpkı benim gibi.

Başını eğer ve loş ışıkların içine doğru kaybolur. Uzun, dar bir sokağın içinde gölgesi silinir. Kız hareketsiz. Küçük kız hâlâ ona sarılmıştır.

Kız kardeşinin yüzüne eğilir.

Gözlerinin kenarında biriken yaşları başparmağıyla siler.

Gülümsemeye çalışır.

Ama dudaklarının kenarındaki hüzün kaybolmaz.

"Hadi," der yumuşak bir sesle.

"Sen annenle babanın yanına git. Ben daha sonra eve geleceğim."

Küçük kız kafasını hafifçe yana eğer.

Anlamamış gibidir.

Kız devam eder.

"Ama bir şey istiyorum senden."

"Ne?"

"Sakın beni gördüğünü anneme ya da babama söyleme, olur mu?"

Küçük kızın kaşları çatılır.

"Neden?"

Kız bir an durur.

Cevabı vardır aslında.

Ama hangi cevabı verirse versin, küçük bir çocuğun anlayabileceği bir cevap olmayacaktır.

Bu yüzden sadece gülümsemeye çalışır.

"Şimdilik sır olsun."

Melis birkaç saniye düşünür.

Sonra gizli bir oyuna davet edilmiş gibi hafifçe gülümser.

"Sadece benim bildiğim bir sır mı?"

Kızın gözleri dolar.

Başını sallayabilir ancak.

"Evet."

Küçük kız iki elini ağzına götürür.

"Söz veriyorum."

Sonra birden ciddileşir.

"Abla..."

Kız ona bakar.

"Sen üzgün görünüyorsun."

Bu cümle beklemediği kadar derine işler.

Boğazı düğümlenir.

Ama yine de gülümsemeye çalışır.

"Biraz."

"Ben seni görünce mutlu oldum."

Kızın gözleri yeniden dolar.

Bu kez cevap vermekte zorlanır.

Melis ona son kez sarılır.

"Ben seni beklerim."

Sonra yavaş yavaş uzaklaşmaya başlar.

Birkaç adımda bir dönüp bakar.

Kız kardeşi ne olduğunu tam anlayamamıştı.

Ama ablasının sesindeki ciddiyeti anlamış gibiydi.

Küçükçe başını salladı.

Bir şey söylemedi.

Sadece birkaç saniye daha ona baktı.

Sonra yavaş yavaş geri çekildi.

Adımlarını attıkça dönüp dönüp arkasına bakıyordu.

Sanki birazdan ablası kaybolacakmış gibi.

Sanki gözlerini üzerinden ayırırsa onu bir daha göremeyecekmiş gibi.

Kız da onu izliyordu.

Ta ki okulun kalabalığı kardeşini yutana kadar.

Ve sonra...

Yalnız kaldı.

Birden.

Az önce yanında birisi vardı.

Bir ses.

Bir nefes.

Bir sıcaklık.

Şimdi ise hiçbir şey yoktu.

Bahçedeki rüzgâr bile daha sessiz esiyor gibiydi.

Kız olduğu yerde kaldı.

Ne yürüyebildi.

Ne de düşünebildi.

Sanki zihni, aynı anda yüzlerce farklı yere çekiliyordu.

Eve gitmek istemedi.

Gidemezdi.

Melis korkardı.

Yatakta uyuyan ablasını ve karşısında duran hâlini görürse...

Bunu kaldıramazdı.

Küçük kalbi buna dayanamazdı.

Kız başını eğdi.

Parmaklarını birbirine geçirdi.

Yüzsüz Adam'ın söyledikleri tekrar tekrar zihninde dolaşıyordu.

Her kelime.

Her duraksama.

Her sessizlik.

Bir şeyleri saklıyordu.

Bunu hissedebiliyordu.

Anlattıklarından daha fazlasını biliyordu.

Belki de bu boşluğun ne olduğunu.

Belki de neden burada olduğunu.

Belki de nasıl çıkılacağını.

Onu bulmalıydı.

Mutlaka bulmalıydı.

Ama...

Nerede?

Bu soru zihninde yankılandı.

Nerede?

Bahçeye baktı.

Boş banklara.

Ağaçların arasına.

Kapıya.

Koridorlara.

Yüzsüz Adam gitmişti.

Sanki yürüyüp uzaklaşmamış da...

Bulunduğu yerden silinmişti.

Kız derin bir nefes aldı.

İlk kez gerçekten fark etti.

Bu dünyanın içinde olmasına rağmen...

Bu dünyanın hiçbir yerini tanımıyordu artık.

Çünkü aradığı kişi bir insan değildi.

Ve insanlar gibi yaşamıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.