Ahsen'den...
Esma ablamın Eraylara gittiğini öğrendiğimde giyinip hemen yola koyuldum. Ekibinden sadece Bone'nin telefon numarası bende vardı. Bone'yi aramaya karar verdim. Telefon çaldı... çaldı... ve sonunda Bone telefonu açtı. Sesi kötü geliyordu. "Efendim?" diye sordu. Beni kaydetmediği için tanımamıştı. "Alo? Bone? Ben Ahsen. Esmanın kardeşiyim. Erayın evinde misiniz?"
"Evet." dedi hızlıca. "Tamam. Bana konum atar mısın?" dediğimde benimle uğraşmak istemiyormuş gibi, "Sercan'a söylüyorum, seni alsın."
"Hayır gerçekten gerek yo-" dedim fakat nafile. Telefon yüzüme kapandı. Allah aşkına, Sercan ne alakaydı? Ben kendim gelebilirdim. Beklemekten başka çarem yoktu. Bir sağa bir sola yürürken yerimde duramıyordum. Lüks bir araba tam önümde durduğunda geriye çekildim. Ferrariden Sercan indi ve gözlüğünü havalı bir şekilde çıkardı. Yavaşça yanıma yaklaşırken yanımdan geçen tanımadığım adam, fark etmeyeceğimi zannederek alttan alttan fotoğrafımı çekiyordu. Sercan bunu anında fark etmiş olacak ki adamın telefonunu alıp yere attı. Telefon sertçe kırılıp parçalanmıştı. Adam, öfkeyle Sercan'ın yakasına yapışıyordu fakat çok büyük bir yanlış yaptığının farkında değildi. Yerden bulduğum ilk taşı kafasına attım. Sercan bunu fırsat bilerek adamın karın boşluğuna tekme attı. O adam yerden kalkamadan Sercan elimi tutup beni arabaya bindirdi.
Esma'dan...
Açtığım ses kaydı bittikten sonra Eray söverek ayağa kalktı ve tam dibimde bitti. "Sen ne yapıyorsun lan!" Eliyle beni göğüsümden ittiğinde geriye doğru sendelendim. Bone'ye baktığımda şok olmuş gibiydi. Diğerleri de öyle. Karşımda Eray'ın kudurmasını zevkle izlerken ettiği yaratıcı küfürleri kulağımı dolduruyordu. "Arkamdan işler çeviriyormuşsun ve ben salak gibi bunu fark etmedim amına koyayım! Aşağılık orospu seni!" diye bağırdığında Bone Erayı kolundan tutup sakinleştirmeye çalıştı.
"Eray, tamam, sakin ol. Ona sinirlenmek yerine şu GEY konusuna mı bir el atsak?" dedi. Gerçekten çok haklıydı. Eray sırayla küfürler savururken bir yandan bunun gerçek olmadığını savunuyordu. Zavallı bebe. Baran da eksik kalmadı ve, "Kes Eray, kızı resmen tehdit etmişsin. Bir de kendini savunuyorsun." dedi. Eray, Bone'yi bırakıp bu sefer Baran'a döndü.
"Öyle mi barancım?" dedi ve Baran'nin yüzüne sert bir yumruk attı. Herkes Erayı tutmaya çalışırken Bone bana doğru gelerek vücudumu kontrol etti. "İyi misin? Bir şeyin var mı?" Güldüm. Benim için endişeleniyordu abii!!
"Sorun yok, iyiyim. Zaten bi bok yapmadı." Bone beni köşeye çekip herkesten korurken Eray zaten dağınık olan ortalığı daha da dağıtıyordu. O an hiç beklemediğim bir şey oldu. Eray, Baran'ın yakasını tuttuğu gibi cama yapıştırdı fakat cam o kadar güce dayanamayarak kırılmıştı. Büyük cam parçalanırken Baran dengesini kaybedip aşağı düşmüştü. Ve burası 9. Kattı. SİKTİR! Olamaz...
Eray'dan...
Sinirlenip Baran'ı 9. Kattan aşağı atmıştım. Kafam dönmeye başlarken öfkelenip her şeyi umursamadan Esmaya doğru yürüdüm. Orospu çocuğu, bir de aramızda kalsın dememe rağmen üstüne ses kaydı almıştı. Büyük bir cezayı hak ediyordu. Elime aldığın bardağı onun yüzüne atacaktım ki Bone o kızın önüne geçtiğinde bunu yapamadım. Elim titredi. Bardağı yere attım. Derin bir nefes aldım ve sakinleşmek için kendime biraz zaman tanıdım. Olmuyordu, içimdeki öfke dinmiyordu. Boneyi itip, Esmaya baktım. Bana alaycı bir şekilde bakıyordu. Bakalım, yüzünü dağıttıktan sonra da böyle gülebilecek miydi?
Esmanın ayağına çelme taktığımda hemen yere düşmüştü. Ellerini tutup, onu duvara yapıştırdım. "Bakalım şimdi nereye kaçacaksın?" dediğimde zevkle gülümsedi. "Senden asla kaçmadım, Eray." dedi.
Sinirle onu korkutmak için yumruğunu kafasının yanına geçirdim. Daha fazlasını hak ediyordu. O sırada evin kapısı açıldı. İçeri tanımadığım bir kız ve Sercan girdi. Sercan hemen kolumu tutup beni geri çekti. Ona izin verdim. Tanımadığım kız korkuyla Esmanın yanına geldiğinde herhalde arkadaş veya kardeş olduklarını düşündüm. Kimseyi duyamaz hale gelmiştim. Ve de Baranı unutmuştum. Sercan sakince, "Eray, sakin ol abi. Tamam." dedi. Ayberk ise Sercan'a cevap verdi. "Olaylardan haberin var mı?"
"Ne?" diye sorduğunda Ayberke ölümcül bir bakış attım. Söylerse sonu da Baran gibi olabilirdi. Açık kapıdan bu sefer beklemediğim biri girdi. Ezgi. Gülerek yanıma oturdu. "Kangal yine havlamaya başlamış bakıyorum. Maman mı bitti senin?" diyerek benimle dalga geçtiğinde saçından tutup onu cam masanın üzerine atmıştım. Cam masa kırılıp Ezginin her yerini keserken ben bunu gülerek izledim. "Kaşar yine erimeye başlamış bakıyorum. Dolaba mı koymadılar seni?"
Sercan sinirle beni geri koltuğa attı. Esmaya baktığımda kıza sarılıyor ve Bone ile bir şeyler konuşuyordu. O da Ezgi gibi tam bir kaşardı. Sercan beni karşısına alıp konuşmaya başladı.
"Bak, kanka. Şu sinirlerine hakim ol artık! Sikicem, olay ne?"
"Eray, Bone'ye aşıkmış." Sercan şaşkınlıkla bana döndü ve gülmeleri kahkahaya dönüştü. Dakikalarca gülerken onun üstüne atlamamak için kendimi zor tuttum.
Ahsenden...
Evin önüne geldiğimizde Erayın evindeki camın parçalanarak aşağıya geldiğini gördüm. Sercan da görmüş olacak ki bi bez açıp beni korudu. Sonrasında üstümüze bir beden düştü. Sercan da ben de merakla bedene baktık. Durumu iyiydi. Tuttuğumuz bez onu düşüşten kurtarmıştı. Bedene dikkatli bakınca bunun Baran olduğunu anladım. Baran olayları Sercana özet geçtikten sonra Baranı arabaya bindirdik ve beklemesini söyledik. İşler fena karışmıştı. Umarım ablama bir şey olmamıştır. Sercanla birlikte hızla yukarı çıktık. Ortalık savaş alanı gibiydi. Sercan beni kenara çekip hızla içeri geçti. Erayı çekmesiyle ablamı gördüm. Hızla yanına gittim. Çok şükür bir şeyi yoktu.
Ezgi...
Hay sikeyim kanlar içindeyim ama yine de Erayın gay oluşunu tartışıyotlardı. Ses çıkarmaya çalışıyordum ama yapamıyordum. O sırada yanıma Esma geldi. Öldürecekti beni kesin. Beni kaldırmaya başladığında çok şaşırdım. Bana neden iyilik yapıyordu ki? Sercanla beraber beni dışarı çıkardılar. Gürültü azalıyordu. Dışarı çıktığımızda rahatlamıştım. Arabaya bindirip bir yere sürmeye başladılar ama onları duymuyordum. Bilincim yavaşça kayboluyordu.