Ve sen, benim hayatıma düşen en büyük bombaydın Kardan Soğuk Kar Kızı. HİÇBİR OLAY, KİŞİ, YER VE ZAMAN GERÇEK DEĞİLDİR, HER ŞEY HAYAL ÜRÜNÜDÜR. Tam on yıl sonra Sene 2025 Rusya Federasyonu- Kazakistan sınır bölgesi Mustafa Alparslan Tanyeli "Hilal 1' den Hilal 2' ye! " dedim telsizden. "Durum ne, Kara? " "Çatıda altı, dışarıda dört, içeride beş, " dedi Kara. "Çevrede ise dört leş var komutanım. " cızırtı sesi geldi. "Avcı şu an içeride." "Kibrit, " diye tekrar telsize konuştum. Gözlerim hedef binadan ayrılmıyordu. "Hedef içeride mi? " "İçeride komutanım, " dedi Kibrit. "Verileri kendi terminallerine aktarmaya çalışıyor. Esirlerin bodrum katında olma ihtimali fazlasıyla yüksek. " "Her durumu gözden geçirin, " dedim telsizden hepsine. "Her an hazırlıklı olun, aniden harekete geçme ihtimalimiz var. Hata ve hasar istemiyorum, anlaşıldı mı? " Yedi kişinin birden "Anlaşıldı komutanım! " diyen sesi kulaklarımı doldurdu. Gözlerimi kilit noktadan ayırmadım. Tek bir hareket ile çatışma ve baskın başlayacaktı. Bir saniye. Kendimi tanıtmayı unuttum. Ben, Piyade Yüzbaşı Mustafa Alparslan Tanyeli. Namıdeğer Kurt. Ve şu an timimle birlikte önemli bir görevdeydim. Ve biz... Piyade Yüzbaşı Mustafa Alparslan Tanyeli Deniz Piyade Kıdemli Üsteğmen Yiğit Özaykan Hava Piyade Üsteğmen Azra Özaykan Piyade Teğmen Eyüp Avcı Piyade Teğmen Nazan Tanyeli Piyade Teğmen Murat Tanyeli Piyade Astsubay Başcavuş Ulaş Bozkurt Piyade Hava Teğmen Kahraman Bozkurt. Hayır, şimdilik sil. Gerçek ismilerimizi şimdilik sil, saha isimlerimiz kalsın. Piyade Yüzbaşı Kurt Deniz Piyade Kıdemli Üsteğmen Kara Hava Piyade Üsteğmen Kibrit Piyade Teğmen Avcı Piyade Teğmen Mercan Piyade Teğmen Demir Piyade Astsubay Başçavuş Deniz Piyade Hava Teğmen Timsah Biz Hilal Timi' ydik. Karadan denize, doğudan batıya ismi bilinen timlerden yalnızca biriydik. Sadece kimlerin mezarını kazdığımız, kimleri çökerttiğimiz bilinirdi. Akın ya da Leyla olmamızın bir önemi yoktu. Bir hareketlilik oldu. Anında dikkat kesildim ve dürbünle olduğum noktanın tarandığını gördüm. Sahne bizimdi. "Hilal, atış serbest! " Çatışma başladı. Dışarıdaki dört kişi indirilmişken çatıdakileri de indirmemiz kısa sürmedi. Çatışma bittikten sonra gizlice sızmaya başladık. Kibrit, Mercan ve Deniz çatıdan sızarken Demir, Timsah ve Avcı alt katı aldı. Ben ve Kara ise ikinci kata doğru ilerledik. Duvarlar ses yalıtımlı olduğu için sesimiz duyulmamıştı. Kapıyı tekmeyle kırıp açtığımızda fazla vakitleri yoktu. Anında yakalamıştık. Elimdeki silahı başlarında olan kişinin ensesine dayadığımda adam buz kesti. Ve arkamda birisinin olduğunu hissettim. Belimdeki diğer silahı çıkarıp onu vurduğumda önümdeki adam titredi. Öldürecekken verilen emri hatırladım: İkinci kattakilerin ve bodrum katındakilerin hepsi sağ bir şekilde getirilecek. Orta kattakilerin hepsini Mercan ve Deniz' e teslim ettikten sonra Kara' ya döndüm. "Kara, bodrum kata doğru ilerliyoruz, esirlerin hepsi sağ bir şekilde alınacak. " "Anlaşıldı, komutanım! " Bodrum kata ilerlerken yaklaşan kan ve demir kokusu artıyordu, en sonunda bodruma vardığımızda ise hücrelerde bulunan her insanı çıkarmaya başladık. Demir kapıların ardında bulunan on dört insandan yedisi ölü, beşi yaralıydı. Kalan iki kişi ise çok yüksek bir ihtimalle yeni getirilmişti. Alanı tahliye ettikten sonra time konuştum. Gözlerim ormanlık alanın çevresinde bulunan yolu taradı. Araç sesleri vardı, çok azdı ama duyabiliyordum. Rus araçlarına aitti bu sesler. "Hilal! " diye seslendim. "Hazırlıkları hızlandırın, an itibariyle dönüyoruz. Demir, Avcı' nın durumu nasıl? " Kod ismi Avcı olan askerim alt katta çıkan çatışmada başından darbe almıştı. "Bilinci henüz yeni açıldı komutanım, " dedi Demir. Avcı'nın yarasıyla ilgileniyordu. "Ancak kanaması kontrol altında. Gitmek için hepimiz hazırız. " "Herkes bekleme noktamızı anladı, değil mi? " "Türkmenistan, " dedi Timsah. "Türkmenbaşı sınırı, Geok Tepe Direnişi'nin yapıldığı alan. "Aferin, " dedim. "Deniz, Mercan ve Demir Avcı ile birlikte bizden önce gidip bekleme noktasında duracaklar, " dedi. "Biz kalanlar ise bölgenin son kontrollerini yaptıktan sonra onların yanına gideceğiz ve bizim için gönderilen uçakla daha sonrasında Türkiye Cumhuriyeti topraklarına ayak basmış olacağız. Herkes anladı mı? " "Anlaşıldı komutanım! " "Hadi Hilal Timi. Göreyim sizi, " dedikten sonra hepsi görevkendirdiğim noktalara ayrıldılar. Araç sesleri yakınlaştı. ICTOCO. Intertional Counter-Terrorism and Operational Control Organization. Uluslararası Terörle Mücadele ve Operasyonel Kontrol Örgütü. Seneler öncesinde yapılan savaştan sonrasında ülkeler her bir operasyon ve bilginin doğruluğunun, geçerliliğin ve işe yararlığının ölçülmesi için bir örgüt kurulması kararı almıştı ve tam otuz üç ülke bu örgütün kurulması için oy vermişti. Bunlardan birisi ise Türkiye Cumhuriyeti'ydi. Ve bu örgüt, şu an bu operasyonun ve bölgenin kontrolü için buradalardı. Uçuş hazırlıkları devam ederken, telsizimden bir cızırtı sesi geldi. “Kurt, Hilal Timi’nin durumu raporlandı. Bodrum ve orta kat temizlendi, esirler sağ. Araçlar konumda. Operasyon onaylandı.” Cızırtı kesildi. Anladım ki, ICTOCO her adımı izliyordu. Gözlerimi sahaya çevirdim; Deniz, Mercan, Demir ve Avcı adlı askerlerim erken uçuşla kalkıyordu. "Kara! " diye seslendim. "Kalanları topla, acil uçuş gerçekleştiriyoruz." "Fazla erken değil mi komutanım? " "Acil emir geldi," diyerek açıkladım. “Kontrol noktalarına yerleşin, uçuşa hazırlık tamam. ICTOCO her hareketimizi takip ediyor. Hiçbir boşluk bırakmayacağız.” "Emredersiniz komutanım! " Havada uçakların iniş ve kalkışlarına ilişkin koordinatlar paylaşılırken, ICTOCO' nun ekranlarında bizden başka bir şey yoktu: hareketimizin her milisaniyesi, kameralar ve uydu görüntüleriyle kaydediliyordu. Cızırtı tekrar geldi. ICTOCO. “Anlaşıldı. Uçuş izni verildi. Tüm birimler Türkiye’ye dönüş için hazır.” Kara’dan ses geldi. “Komutanım, araçlar ve tim yerleşti. Kontrol sağlandı. Hazırız.” “Tamam,” dedim. “ICTOCO' ya raporlar verildi, uçuş izinleri tamam. Ama dikkat edin… her şey gözlerinin önünde.” Gözlerimi gökyüzüne diktim. Hilal Timi’nin sessiz, soğukkanlı ve etkili adımlarıyla, ICTOCO' nun kontrolü altında bile biz işimizi bitirmiştik. Ve işte o an… biliyordum ki, operasyonun en kritik kısmı hala başlamamıştı. Uçaktan indiğimizde artık bastığımız topraklar Türkiye Cumhuriyeti'nin topraklarıydı. Uzun süren operasyonun ardından eksiksiz ve başarılı bir şekilde vatanımıza varmıştık. Tek sırada haline dizildiğimizde bir adım öne çıktım. "Dikkat!" Diye bağırdım ve karşımdaki adama baktım. "Operasyon bir Yüzbaşı, iki Teğmen ve dört Piyade olmak üzere tamamlanmış,yeni emir ve görüşlerinize hazırdır,komutanım!" Komutanımızın yüzü şaşırtıcı şekilde açıktı. "Rahat ol asker!" Diye bağırışı bulunduğumuz açık alanı bile inletti. "Operasyonu sağ salim bir şekilde tamamlayıp hedefleri eksiksiz bir şekilde getirdiğiniz için sizi kutlarım. Size olan güveni sarsamadığınız için teşekkürler. " "Sağ olun komutanım! " 💣🧭 Askeriyenin koridorlarından geçip beni çağıran komutanın odasına ulaştım. İçeri girdiğimde komutanlarımı gördüm. Albay Necip Tanyeli' yi ve Albay Bedir Özçelik' i yani. Ancak beni şaşırtan ICTOCO'nun Rusya Federasyonu' na bağlı merkez komutanının burada olmasıydı. ICTOCO Rusya Federasyonu Merkez Başkanı Mareşal Ivan Petrova ORLOV, tam dört sene sonra tekrardan Türkiye Cumhuriyeti topraklarındaydı. Mareşal'ın gözleri beni süzdü ve Albay Özçelik'e döndü. Türkçe aksanı fazla yoktu ama iyiydi. "Bahsettiğiniz 'Kurt' bu mu? " sesinde duygu yoktu, tıpkı boş bakan gözleri gibi herhangi bir duygu taşımıyordu. Ağır bir ego kokusu aldım, dedi iç sesim. Cevap vermedim. Sadece sustum ve konuşmalarını dinledim. "Evet efendim, " dedi Albay Özçelik' in kalın sesi. "Bahsettiğimiz komutan bu. Kendisinin ve timinin görevde katkı sağlayacağına dair şüpheniz olmasın. " "Detayları kendisine verdikten sonra duruma göre bana gönderin, " dedi ve odadan çıktı. Odadan çıktığında Albay Özçelik' in gözlerni ovuşturduğunu gördüm. Albay Tanyeli' nin "Bedir! " diyen uyarıcı sesi Albay Özçelik' in toparlanmasını sağladı. "Komutanım." Albay Tanyeli "Gel Yüzbaşı, " dedi. Dediğini yaptım. "Nasılsın? " diyen bu sefer Albay Özçelik' ti. Ezbere bildiğim cevabı verdim. "İyi, komutanım. " "Gel otur şöyle, " dedi sandalyeyi göstererek. Dediğini yaptığımda gözlerim gözlerindeydi. "Az önce gelen adamın kim olduğunun farkındasındır diye düşünüyorum. " "ICTOCO Rusya merkezinin Mareşal' ı, " dedim. "Ivan Petrova Orloc. " "Hafızan hiç körelmemiş, " dedi Albay Özçelik. "Neden burada, biliyor musun peki? " "Hayır, komutanım. " "Hilal Timi için, " dedi Albay Özçelik. "Sen ve senin timin için burada. " kaşlarımı çattım. Haftalar önceki görevde sağ getirilmesi gereken hedeflerden birinin kafasına sıkmıştım, çünkü kod adı Deniz ola askerimin kafasına sıkma niyetindeydi. Bundan dolayı olabileceğini düşünüyordum. Ama hakikat öyle değildi. "Seneler önce bir operasyon başlatma dilekçesi vermiştin, hatırlıyor musun? Reddedilen bir dosyaydı." O dilekçe ve sebebi aklıma gelince içimde bir yer ürperdi ancak bunu dışa yansıtmadım. Sesim her zamanki gibi havadan daha soğuktu. "Hatırlıyorum komutanım. " "ICTOCO dosyanın açılmasına karar verdi, " dedi Albay Tanyeli. "Dosyanın alınması için Uluslararası tüm merkezlerin üst birimleri ve komutanlarla görüşmeler yapıldı, ancak hiç kimse bu dosyayı almak istemedi. " derin bir nefes aldı. "En sonunda ise Türkiye Cumhuriyeti bu dosyayı almayı kabul etti. İki gün sonra dosyayı hangi komutanın alacağı kararlaştırılması için bir toplantı yapılacak. " Albay Özçelik konuştu bu sefer. "Eğer görevi alacaksan dosyayı da al ve Mareşal' ın yanına in. Eğer almayacaksan... " Sessizce ayağa kalktım ve üç adımda Albay Tanyeli' nin yanına varıp elinden dosyayı aldım. Doğru tercih olduğunu biliyordum der gibi bir bakış attı Albay Özçelik. Fazla konuşmadı, detayları fazla vermedi. "Allah yardımcın olsun. " "Sağ olun komutanım, " deyip odadan çıkacakken bu sefer Albay Tanyeli' nin sesini işittim. "Tanyeli. " diyen sesiyle ona döndüm. "Başın sıkışırsa ne yapacağını biliyorsun. " Böyle bir şeyin olmayacağını biliyordum. Ama yine de bakışlarından ne yapacağımı anladım. "Allah yardımcın olsun Tanyeli, " diyen komutanımı duydum ve odadan çıktım. Sorgu odasına girdiğimde soğuk duvarları ve masayı aydınlatan tek şey yukarıda lambanın yaydığı beyaz ışıktı. Mareşal' ın gözleri tekrar üzerimdeyken sigarasını küllüğe bastırıp söndürdü. "Otur." Dediğini yaptım. Karşısına oturduğumda sorduğu ilk şey dosyayı okuyup okumadığımdı. "Dosyayı okudun mu? " "Hayır. " "O zaman niye buradasın? " "Çünkü emredildi. " "İyi, " dedi Mareşal. "Madem ki her emredilene uyuyorsun, o zaman bu görev için seçilmiş kaftansın. Şimdi, " gözleri ciddileşti. "Dosyayı aç. " Dosyayı açtım. İlk sayfada birkaç kişinin fotoğrafı vardı. Bazıları mafya liderleri, bazıları ise büyük yöneticilerden oluşuyordu. Her birisinde bir yere giden kırmızı bir çizgi vardı. Ve çizgilerin hepsi, ortada bir yerde buluşuyordu. Bir adamda. Bir isimde. VOLODİN. Bu isim zihnimde şimşek gibi çarptı, zihnim seneler öncesine gitti. O savaş. İlk bomba. Ve o piç. İçimde bir şeyin kaynadığını hissettim, ancak bunu da dışa vurmadım. Dosyadaki bazı isimlerin üstü çiziliydi. "Üzerleri neden çizili? " "Öldürüldüler. " "Hepsi mi? " "Hepsi, " derin bir nefes verdi Mareşal. "İkinci sayfayı açsana. " Dediğini yaptım. Bir tanesinin sırtında sayısız ok vardı. Kanlar içinde kalmıştı. "William Patrick, Volodin tarafından öldürüldü. " Diğerine baktım. Bir ameliyat masasına kelepçeliydi ve her yerinde iğneler vardı, başına ise metal bir kask geçirilmişti ve çırılçıplaktı. "Bilal Zemheri, Volodin tarafından öldürüldü. " Sonra diğeri. Ağaca asılı yanmış bir beden. "Sophia Hills, Volodin tarafından öldürüldü. " Başka bir beden. Tamamen derisi yüzülmüş, organları görünen bir beden. "Ovasız Tarhan, Volodin tarafından öldürüldü. " Ve birkaç isim daha. "Amaç ne? Hepsinin ölüm sebebi... " "Sıkıntı da o, " dedi Mareşal. "Hepsi Volodin tarafından öldürüldü. Bunu biliyoruz ancak neden ölüler, hiçbir sebep yok, varsa da ulaşamıyoruz. Ayrıca bunları da tek bir kişi için yapıyor. " "Kim? " "Harçana Alina Kalovski, " dedi. "Tek bir kadın için yapıyor. Karısı için değil, kardeşi için değil, o. O kadın. Her şekilde onun içinn yaptığı kesin. Kadın istemiyor, ölesiye nefret ediyor ancak Volodinler asla bırakmıyorlar. " "Tek bir kadına bağlılar yani? " "Aynen öyle, " dedi. "Üçüncü sayfayı aç. " açtığımda büyük bir gerçekle karşılaştım. Urussa Aliev. Yani, O nun ablası... Yok, değildir. Kaybolmuştu o da, o değildir. İnşallah. Duraksamamı fark eden Mareşal "Tanıdık geldi mi? " diye sordu. Cevaplamadım, kendi sorusunu kendi cevapladı. "Urussa Aliev Volodin." "Volodin? " dedim tek kaşımı kaldırarak. "Yüzbaşı, " dedi. Ciddiyeti arttı. "Bundan sonrasını devam ettirmek istiyor musun? Bu göreve dair herhangi bir şüphen, korkun varsa eğer derhal çık. " dedi keskin bir dille. "Çünkü geri dönüşü yok. " Gözlerine emin bir şekilde baktım. "Şu ana kadar hiçbir görevden çekildiğim olmadı, " dedim. Sesimde kararlılık vardı. "En zorlu görevlerden bile vazgeçmemiş bir adamım ve bunu kendimi üste çıkarmak için söylemiyorum, böyle bir amacım yok. Eğer buraya kadar gelmişsem, geri dönmem. " Mareşal Orlov'un sert ifadesi ilk kez dağıldı, dudakları iki yana kıvrıldı. "Madem öyle, " dedi. "Devam edelim. Gördüğün kadın Dimitri Volodin'in karısı, ve Albay Bahadır Aliev' in kızı. Neden orada biliyor musun? Çünkü ihanet etti. On sene önceki savaşta ilk boöbaları atanlardan birisiydi," derin bir nefes verdi. "Yani vatan hainiydi. Kız kardeşini de o savaştan aldıktan sonra Dimitri Volodin ile evlendi. Kız kardeşinin isw hafızasını silmişti. " "Nasıl silmişti? " "Patlama sırasında başına daebw almış, " dedi. "O satede fazla zor olmamış ancak kız hatırlamış sonra, bazı şeylerden tabii ki de şüphe etmiş. Dört yıl sonra ise değişik bir şekilde bir yıl boyunca ortadan kaybolmuş. Geri döndüğünde ise aynı kişi değilmiş. Asıl konu..." Duraksadı. O bile nasıl anlatacağını bilemedi. "Denek olarak kullanılmış. Kalbindeki hastalık fırsata çevirilmiş. Kalbindeki çipte şu anda tüm yeraltı dünyasının karanlık projeleri ve sırları var ve onun bundan haberi yok. Toplanan bilgiler bunları açıklıyor. " "Volodinleri yakalamak mı istiyorsunuz? " "Hayır, " dedi. "Amaç bu yapılanmayı bitirmek ve hedefi ülkesine geri getirmek. Anlatacaklarım bu kadar.Son kez soruyorum: Bu görevi alacak mısın? " "Evet. " dedim, uzatmaya gerek yoktu. "Koz için kalan tüm bilgiler son sayfada. " "Koz onların tarafında mı? " diye sordum. "Hayır, onlara tamamen karşı. Timinle konuş, onlara anşat ancak asla tüm detaylardan bahsetme. Hangileri olduğunu biliyorsun. " Sessizce başımı salladım. Son sayfayı açtım. Gözüme bir kadının resmi çarptı. Fotoğrafı gizli çekilmişti. Beyaz bir teni ve zayıf, biçimli bir vücudu vardı. Zencefil rengi kabarık kıvırcık saçları açıktı. Üzerinde vücudunu sarmalayan siyah, dizlerine kadar olan bir elbise vardı ve siyah topuklu çizmelerinde küçük beyaz bir leke vardı. Üzerindeki geniş deri ceket, alttan lastikliydi. Bilardo topunu atmaya hazırlanıyordu, gece mavisi çekik gözleri topa kilitlenmişti. Zorla orada olduğu gözlerinden belli oluyordu. Bilardo masasının üzerindeki lambanının beyaz ışığı, dolgun yanaklarını ortaya çıkarmıştı. Bir saniye. Zencefil kabarık kıvırcık saçlar. Gece mavisi çekik gözler. Yuvarlak yüz. Yanaklar... Siktir. O muydu? Tekrar tekrar baktım. Her detayıyla oydu. Ölmemişti. "Ha bu arada, " Mareşal tekrar konuştu. "Kadın olanlardan sonra kimliğini değiştirmek zorunda kalmış. Asıl adı orada yazıyor. Çıkabilirsin. " Odadan çıktığımda mesaim bitmişti, eve gitme zamanımdı ancak adjmlarım direkt kendi odama ilerledi. Dosyayı masaya koydum ve tekrar tekrar inceledim. Adı: Ayana Soyadı: Aliev Doğum Tarihi: 19. 03. 1999 Doğum Yeri: İskoçya- Edinburgh Uyruk: Çift uyruk, Kırgız/İskoç Yaş: 26 yaşında Meslek: Kardiyoloji Uzmanlığı. Altına bir not düşülmüştü. Kişi, yaşadığı durumlar sebebiyle kimliğini 'Harçana Alina Kalovski' olarak değiştirmiştir. Asıl isim yukarıdaki kimlik bilgisinde yazılıdır. Albay Bahadır Aliev' in kızı, Ayana Aliev, Kırgız Kızı, Kar Kızı... Yaşıyordu. Ve zalimlerin elindeydi. Volodinlerin elinde. Tüm dünyanın almaya korktuğu dosyanın ellerinde. On sene boyunca orsda kalmıştı. Ve benim görevim, onu almaktı. Bu dosya için yarın toplantı yapılacaktı. Bu dosyanın bana verilmesi lazımdı. 🧭💣
Bölüm 2
1.BOMBA
Bölüm sonu
4 yorum
Oha sen komutan ol ben piyade olurum bu acayip iyi
1YanıtOha sen komutan ol ben piyade olurum bu acayip iyi
YAAA YERİMMMMMM SAPSİK SENİNKİ DE ÇOK GÜZELDİİİİ 🤭🥹🤍
Oha askım ohaaa bu neee bayıldımmm
1Yanıt


