İçeriğe geç

Bloom & Valtor

Bölüm 9 · 3 dk okuma

Bloom & Valtor

Bölüm 9

9. BÖLÜM - İÇİNDEKİ KARANLIK

Bloom’un bedenini saran o mor ve siyah ışık dalgaları, damarlarındaki kademeli Ejder Ateşi ile çarpışırken oda aniden buz kesti. Genç kız, ruhunun merkezindeki o saf, altın sarısı sıcaklığın yavaş yavaş çekildiğini, yerine buz gibi, muazzam ve yabancı bir gücün yerleştiğini hissetti. Ejder Ateşi yok olmamıştı; sadece Valtor’un karanlığıyla yer değiştirmiş, onun rengini almıştı.

Acı, yerini ani bir hafiflemeye bıraktı. Bloom yavaşça ayağa kalktığında her şey dışarıdan oldukça normal görünüyordu. Hatta eskisinden çok daha güçlü, çok daha kusursuz hissediyordu. Arkasına baktığında, o darmadağın olmuş, yırtık kanat dokularının tamamen silindiğini gördü. Yerine gelen kanatlar eski Enchantix kanatlarına benziyordu ama kenarlarında, karanlık iksirin mühürlediği simsiyah ve parıltılı gölgeler oynaşıyordu. Kanatları tekrardan düzelmişti. Ancak içtiği o kadeh yüzünden ruhunun en derin köşesine yerleşen o zifiri karanlık, artık onun bir parçasıydı ve gitmeye hiç niyeti yoktu.

Valtor, eserine bakarak tatmin olmuş bir şekilde gülümsedi. "Görüyorsun ya küçük kuş, sadakat her zaman ödüllendirilir. Şimdi yuvana dönebilirsin."

Karanlık bir portal daha açıldı ve Bloom, içinde yükselen o tuhaf, soğuk hisle birlikte Alfea’ya geri döndü.

...

Alfea’nın koridorunda belirdiği an, Winx kızları odalarından fırlayarak ona doğru koştular. Hepsinin gözleri ağlamaktan kızarmış, yüzleri endişeden solmuştu. Flora hıçkırarak Bloom’un boynuna sarıldı. Stella ve Layla ise şüphe ve korku dolu gözlerle onun tamamen iyileşmiş görünen sırtına ve üzerindeki o hafif, tekinsiz enerjiye bakıyorlardı.

"Bloom! Neredeydin? Tecna portalı senin açtığını söyledi, aklımızı kaçıracaktık!" diye bağırdı Stella, hem kızgın hem de rahatlamış bir sesle.

Bloom, Flora’nın sarılışına karşılık verirken içindeki o yeni karanlığın kızlara karşı bir anlık bir soğukluk hissetmesine neden olduğunu fark etti. Bu his onu ürkütse de yüzüne hemen masum bir ifade yerleştirdi. Onlara gerçeği, kanatları için ruhunu sattığını söyleyemezdi.

"Özür dilerim kızlar," dedi Bloom, sesini olabildiğince hüzünlü ve çaresiz çıkararak. "Valtor odamda ansızın belirdi ve bana bir portal açtı. Eğer onunla gelmezsem Alfea’yı yerle bir edeceğini ve size zarar vereceğini söyledi. Sizi korumak için gitmek zorundaydım. Şansıma, kalkanlar zayıfladığı bir an ondan kaçmayı başardım ve beni tamamen iyileştiren büyüsünü bozup geri döndüm."

Kızlar bu açıklamayı duyduklarında derin bir nefes aldılar. Liderlerinin kendilerini korumak için fedakarlık yaptığına inanmışlardı. Bloom’un ruhuna sızan o karanlık yalan, ilk meyvesini vermişti.

...

Bu olayın ardından birkaç gün kızlar için oldukça normal, sakin geçti. Alfea’da hayat rutin akışına dönmüştü. Bloom artık büyü formuna, peri formuna rahatça girebiliyordu. Kanatları gökyüzünde eskisi gibi parıldıyor, kızlarla birlikte antrenman yaparken hiçbir sorun yaşamıyor gibi görünüyordu.

Ancak her şeyin bu kadar normal görünmesinin arkasında, Bloom’un içinde büyüyen korkunç bir savaş vardı.

Bazen, özellikle odada yalnız kaldığında ya da arkadaşları neşeyle gülerken, Bloom’un içinde tuhaf bir sızı baş gösteriyordu. Göğsünün tam ortasında, sanki başka birine ait olan soğuk bir nefes geziniyordu. Ve en kötüsü... zihninin arkasında beliren o fısıltıydı.

Stella laboratuvarda yanlışlıkla bir iksiri devirdiğinde ve kızlar buna güldüğünde, Bloom’un içinden gelen o yabancı, buz gibi ses aniden konuştu: Onu o iksirle yakmalıydın. Ne kadar aptal olduğunu görüyorsun, neden katlanıyorsun ki?

Bloom dehşet içinde başını sallayarak düşünceyi zihninden uzaklaştırmaya çalıştı. Bu ses ona ait olamazdı. Ama birkaç gün geçtikçe, o ses daha da sıklaşmaya, daha da netleşmeye başladı. Sanki içinden gelen bir güç, ona arkadaşlarına, Alfea’ya, değer verdiği herkese karşı kötü şeyler yapmasını, canlarını yakmasını söylüyordu.

Bloom aynaya baktığında, göz bebeklerinin arkasından anlık bir mor ışığın gelip geçtiğini gördü. Kanatlarını geri almıştı ama ruhuna işleyen o Valtor’un karanlığı, yavaş yavaş onun iradesini kemiriyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.