İçeriğe geç

Bloom & Valtor

Bölüm 10 · 2 dk okuma

Bloom & Valtor

Bölüm 10

10. BÖLÜM - ORMANDAKİ FISILTI

Zihnindeki o yabancı fısıltılar Alfea’nın koridorlarında yürürken bile Bloom’un peşini bırakmıyordu. Arkadaşlarının şefkatli bakışları, hocalarının övgüleri içindeki o yeni, karanlık boşluğa çarpıp yok oluyordu. Kendini kapana kısılmış gibi hissediyordu. Bu boğucu havadan, en önemlisi de kızların şüpheci olmasa da meraklı gözlerinden kaçmak için en iyi çözümü buldu: Antrenman yapmak.

Kimseye haber vermeden, okulun arkasındaki o tekinsiz, sık ormanlığa doğru yürüdü. Burası, birkaç gün önce Valtor yüzünden kanatlarının yırtıldığı, acı içinde toprağa çakıldığı yerdi. Ağaçların arasına adım attığında sırtında hafif bir sızı hissetti ama bu fiziksel bir acı değil, zihninin ona oynadığı bir oyundu.

Derin bir nefes alarak ciğerlerini ormanın serin havasıyla doldurdu. Gözlerini kapattı, içindeki gücü çağırdı.

"Winx Enchantix!"

Büyülü ışıklar etrafını sardığında, dönüşüm her zamankinden çok daha hızlı ve zahmetsiz gerçekleşti. Bloom gözlerini açtı ve ayakları yerden kesildi. Havada asılı kalırken arkasındaki kanatları güçlü bir şekilde çırpındı. Kusursuzlardı, hiçbir acı yoktu. Ancak kanatlarının uçlarından dökülen parıltıların arasında beliren o hafif, mor gölgeler sadece ormanın karanlığında fark edilebiliyordu.

Bloom, havada bir süre asılı kaldıktan sonra hızla ileri doğru atıldı. Gökyüzünde keskin taklalar atıyor, ağaçların tepe noktalarından milimetrik hesaplarla geçerek hız alıştırması yapıyordu. Uçabiliyordu! Yeniden göklere ait olmak, gururunu ve periliğini hissetmek ona inanılmaz bir haz veriyordu.

"İşte bu," diye fısıldadı kendi kendine. "Ben hâlâ güçlüyüm."

Yere yakın bir seviyeye indi ve hızla süzülürken ellerini öne doğru uzattı. İçindeki o yeni gücü serbest bırakmak istiyordu. Karşısındaki devasa kayalıkları hedef aldı. Damarlarındaki ateş uyandı ama bu ateş, Alfea’da kullandığı o saf ve sıcak Ejder Ateşi değildi. Bu kez ateş topları daha koyu bir kırmızı, neredeyse siyaha çalan bir tonda parıldıyordu.

"Ejderha Ateşi!" diye haykırdı Bloom.

Ellerinden çıkan devasa ateş topları ardı ardına kayalara fırladı. Patlamanın şiddetiyle orman sarsıldı, dev kayalar saniyeler içinde un ufak olarak etrafa dağıldı. Bloom, yarattığı bu yıkımı izlerken kalbinin çılgınca attığını ve içini garip, vahşi bir tatminin kapladığını fark etti. Normalde doğaya ve çevreye zarar vermemek için büyülerini bu denli kontrolsüz bırakmazdı. Ama şu an, o kayaların paramparça oluşunu izlemek ona kendini bir kraliçe gibi hissettirmişti.

Tam o sırada, içindeki o buz gibi, tekinsiz ses zihninin arkasından yeniden fısıldadı:

Görüyor musun? Çok daha güçlüsün. O zayıf perilerin arasında harcanıyorsun Bloom. Bu gücü kayalara değil, hak edenlere doğrultmalısın...

Bloom havada aniden durdu, kanat çırpışları yavaşladı. Ellerine baktı; parmaklarının ucunda hâlâ mor kıvılcımlar oynaşıyordu. Bu ses artık sadece bir fısıltı değildi, neredeyse mantıklı gelmeye başlıyordu. Korkuyla başını sallayarak havadan yere indi ve dönüşümünü sonlandırdı. Normal formuna döndüğünde bile içindeki o karanlık tatmin hissi geçmemişti. Kanatlarını kurtarmıştı ama ruhundaki o karanlık leke, yaptığı her alıştırmayla birlikte daha da derinlere kök salıyordu.

Bölüm sonu

1 yorum