İçeriğe geç

Bloom & Valtor

Bölüm 11 · 2 dk okuma

Bloom & Valtor

Bölüm 11

11. BÖLÜM - KALAN İZLER

Ormandan Alfea’ya dönen Bloom, antrenmanın verdiği yorgunluktan çok, içindeki o yabancı sesin yarattığı karmaşayla boğuşuyordu. Güçlüydü, yeniden uçabiliyordu ama bu gücün arkasındaki karanlık gölge her geçen saniye daha da belirginleşiyordu. Koridorda yürürken sivil kıyafetlerinin altında kalan sırtını hafifçe oynattı; fiziksel bir acı yoktu ama ruhundaki o mühür her nefes alışında ağırlaşıyordu.

Tam odasının kapısına yönelecekken, revirin olduğu koridordan gelen tanıdık sesler adımlarını durdurdu. Müdire Faragonda ve Flora, kapısı aralık olan şifa odasında hararetli bir şekilde konuşuyorlardı. Bloom, içgüdüsel olarak gölgelerin arasına çekildi ve sessizce dinlemeye başladı.

"Bunu anlayamıyorum Müdire Hanım," diyerek iç geçirdi Flora. Sesi oldukça bitkin ve çaresiz geliyordu. "Bloom döndüğünden beri sırtındaki yarayı tekrar kontrol etmek istedim ama bana hiç izin vermedi. Üstelik odada bulduğumuz o mor büyü kalıntıları... Onlar sıradan bir portal izi değildi. İçimde çok kötü bir his var."

Faragonda derin bir iç çekti, bastonuna yaslanırken yüzündeki çizgiler daha da derinleşti. "Valtor, kadim ve karanlık bir büyücü Flora. Bloom’u sadece tehdit etmekle kalmadığına, onun üzerinde bizim henüz çözemediğimiz bir mühür bıraktığına inanıyorum. Ejder Ateşi’nin parıltısı son günlerde bana her zamankinden daha farklı, daha soğuk geliyor. Bloom bize her şeyi anlatmıyor olabilir."

Duvarın arkasında bekleyen Bloom’un gözleri öfkeyle kısıldı. Kalbinin ritmi hızlanırken, içindeki o karanlık fısıltı anında zihnine üşüştü:

Bak, sana güvenmiyorlar. Seni gözetliyorlar, arkandan kuyunu kazıyorlar. En yakın arkadaşın bile senin bir canavara dönüştüğünü düşünüyor. Onlara hadlerini bildirmelisin.

Bloom, bu kez o sesi susturmak için çaba sarf etmedi. Aksine, Flora’nın onun hakkındaki şüpheleri içindeki o yeni, vahşi gururu incitmişti. Dişlerini sıkarak saklandığı köşeden çıktı ve sert adımlarla içeri girdi.

"Arkamdan konuşmayı bitirdiyseniz, tamamen iyi olduğumu kendi gözlerinizle görebilirsiniz," dedi Bloom, buz gibi bir ses tonuyla.

Flora irkilerek arkasına döndü, gözlerinde suçluluk ve şaşkınlık karışımı bir ifade vardı. "Bloom! Biz sadece senin için endişeleniyorduk..."

"Endişelenmenize gerek yok," diye kesti Bloom, sözü doğrudan müdireye bakarak. "Kanatlarım yerinde, gücüm her zamankinden daha iyi. Valtor’un bana hiçbir şey yaptığı yok."

Faragonda, Bloom’un gözlerinin derinliklerine baktı. O an, genç kızın mavi gözlerinin arkasından belli belirsiz mor bir kıvılcımın gelip geçtiğini görür gibi oldu. Müdirenin bakışlarındaki o kuşku, Bloom’u daha da sinirlendirdi.

"Ben odama gidiyorum," diyerek arkasını döndü Bloom.

Hızla koridorda yürürken, arkasında bıraktığı o iki kadının endişeli bakışlarını sırtında hissedebiliyordu. Odasına girip kapıyı arkasından sertçe kapattı. Aynanın karşısına geçti ve hırsla tişörtünü yukarı doğru sıyırdı. Sırtındaki yaralar tamamen kapanmıştı, evet; ancak o mor damar benzeri karanlık çizgiler artık sadece yaranın etrafında değil, tüm sırtına, oradan da omuzlarına doğru yayılmaya başlamıştı.

Karanlık, Bloom'un bedeninde gizlice ilerliyor, onu adım adım Valtor'un istediği o kraliçeye dönüştürüyordu. Ve işin en korkunç yanı, Bloom bu durumdan gitgide daha az rahatsız olmaya başlıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.