Merhaba sevgili okurum. Bugün yeniden karşındayım. Bu sefer seninle sohbet etmek istediğim konu belli aslında ama biliyorsun konudan konuya geçmek huyumdur. Umarım bu sefer öyle olmaz.
Bugün seninle sohbet etmek istediğim konu Latince bir özdeyiş olan “Temet Nosce”. Yani Türkçesi “Kendini Bil” olan bir özdeyiş hakkında. Belki biraz kendimizi sorgulama, biraz kendimize dönüş, biraz kendimizi bulma ve bolca da felsefe olur bu sohbetimizde. Beyin fırtınasına hazır mısın? Başlıyoruz…
Öncelikle biraz “Temet Nosce” sözünü inceleyelim seninle. Temet nosce özdeyişinin diğer bir hali “Nosce te ipsum” yani “Kendini Tanı” demektir. Anladığın kadarıyla asıl hali ise bir Antik Yunan vecizesi olan “Gnothi seauton” cümlesidir. Bu vecize Delphi’deki Apollon Tapınağı’nın girişinde altın harflerle yazılı imiş bir zamanlar.
Sokrates öğretisinin temeli olan ‘Kendini Tanımak’ birçoğumuzun hatta neredeyse hepimizin ihtiyacı olan bir şey değil midir zaten? Kendini tanımadan başkalarını ve evreni tanıyabilir mi ki insan? Anlayabilir mi onları? Sokrates, şöyle demiş bunun hakkında: “Kendini tanı. O zaman evreni ve başkalarını tanıyacaksın.” Düşününce, ne kadar da haklı bir söylem aslında. İnsan kendini tanımadan, kendi gerçekliğini çözmeden nasıl tanıyabilir ki başkalarını? Nasıl çözebilir evreni? Kendini bilemezken kendi gerçekliğini, kendi doğru ve yanlışlarını nasıl bilebilir?
Matrix film serisini ya da serinin ilk filmini izleyenleriniz vardır belki. Orada Kâhin karakterinin Neo karakterine söylediği çok güzel bir söz var. Şöyle der Kâhin: “Sana küçük bir sır vereceğim. O kişi (seçilmiş kişi) olmak, âşık olmak gibi bir şeydir. Kimse sana âşık olduğunu söyleyemez. Bunu bilir ve benliğinde hissedersin.”
Kendini bilmek âşık olduğunu bilmek gibi gerçekten. Biraz düşünüldüğünde üzerine daha anlaşılabilir hale gelir bu. Başkası sana, ‘Sen âşık olmuşsun.’ derse ama sen bunu hissetmiyorsan senin için bir anlamı olmaz bu söylemin. Aynı şekilde bir başkası sana ‘Sen şöylesin, böylesin vesaire.’ dediği zaman da bunların senin için bir anlamı olmaz sen kendini tanımıyorsan çünkü hissetmezsin onu. Başkası sana gelip kendini anlatmaya başladığında onu anlayamıyorsan daha kendi duygularını çözememişsindir ya da çok iyi anladığını düşünüyorsan ve onun anlattığını sende yaşıyorsan yine aynı şekilde kendini anlayamamışsın sen çünkü kendine o kişinin şeklini veriyorsun.
Önce kendini tanı sevgili okurum. Kendini derinlemesine tanımadan başkasını tanımaya çalışırsan derine indikçe ona benzersin çünkü kendini içine koyacak bir benlik ararsın. Sen böyle yaptıkça kendi benliğin acı çeker. Bu durumda ya her seferinde mutsuz olursun ya da kendi benliğini kaybedersin.
Peki, kendini bilmek ve kendini tanımak için ne yapmalısın? En önemlisi başkalarından çok kendine vakit ayır sevgili okurum. Belki ilk bencilce gelecek şimdi söyleyeceğim şey ama üstüne düşünürsen mantığını anlarsın. Söyleyeceğim şey ise şu; kendi derdini çözmeden başkasının derdini çözmeye çalışma ve kendi yaranı sarmadan başkasının yarasına yardım etmeye çalışma. Çünkü kendine iyi gelemeyen insan ne kadar uğraşırsa uğraşsın yeterli olamaz. Ha bir de şöyle bir şey var ki; kendi derdinin çözümünü, kendi yaranın merhemini başkasında arama canım okurum çünkü kendine gerekli olan her şey kendinde saklı.
Eğer kendi kendine yetebilen bir insan olursan kolay kolay yaralanmazsın. Yaralansan bile kendini çabuk tedavi edersin. Bunun için ise önce kendi içine dönüp içsel bir yolculuğa çıkman gerekir. Ne istiyorsun kendinden bunu bulman gerekir. Canını yakan, canını sıkan ne var içerde? Ne veya neler kemiriyor seni içten içe bunları bulman gerekir.
Bu noktada sadece düşünmek yeterli gelmez sevgili okurum. Bu düşünceleri somut bir hale getirmek gerekir. Bunun için de al eline bir kalem bir kağıt ve sor kendine sorular. Seni rahatsız eden, üzen, mutlu eden, iyi hissettiren vs. bir sürü soru sor kendine ve yaz bu soruları. Sonrasında da cevapla hepsini tek tek. Üşenme ve yap bunu, olur mu? Bu fikir yakın zamanda benim için değerli olan bir tanıdığım tarafından verildi bana ve gerçekten farklı bir bakış açısı kazandırdı bana. Söz uçar yazı kalır deriz hep. Düşündüklerimiz önümüzde yazılı kalsın ki unuttuğumuz bir şey olmasın. (:
Oturup kendini dinlemek, kendi içine kulak vermek gerçekten de değerlidir sevgili okurum. Evet, bazen canımızı sıkar ama canımızı acıtan şeyleri bulup çözmemize de yardım eder.
Bu hayatta ki en önemli şey sensin. Sen yoksan hiçbir şey yok.
Bunun üstüne düşün ve bunu hiç unutma. Artık ayrılık vakti sevgili okurum. Tabii sadece bu yazı için ayrılık vakti.
Kendine hep çok dikkat et ve hep tatlı, güzel bak. Bu dünyada bir tane sen varsın. Senden başka bir sen yok ve olmayacak. Sen kendini bilip kendin olduğunca varsın ve her halinle güzelsin.
Eğer konfor alanından çıkmazsan yerinde sayarsın ve hayat seni hep sürüklemeye devam eder.
Konfor alanından çık. Hayat seni değil sen hayatı sürükle.
Kendine çok dikkat et. Görüşmek üzere.
Seviliyorsun. X
29 Mayıs 2022 - Pazar
E-Posta
