Merhaba sevgili okurum. Bugün nasılsın? İyi misin kötü mü? Mutlu musun mutsuz mu? Ama asıl soru şu: Özgür müsün yoksa esir mi? Ne alaka deme, birazdan okuyacaksın. Beni sorarsan ben iyiyim, mutluyum, enerjiğim. Sormuyorsan da canın sağ olsun. Herkes herkesi düşünmek ya da önemsemek zorunda değil çünkü.
Özgürlük nedir okurum? Özgürlük ne demektir? Senin için ne çağrıştırıyor bu kelime?
Özgürlük; 'herhangi bir koşulla sınırlanmama, zorlamaya, kısıtlamaya bağlı olmaksızın düşünme ve davranma durumu.' diye sözlükte, 'insanın herhangi bir dış etkiden bağımsız olarak kendi istencine, kendi düşüncesine göre karar vermesi durumu.' diye de felsefe terimlerinin içinde geçer.
Peki sence nedir? Ne anlama gelir ki özgürlük? Özgürlük insanın bir sınırlama veya kısıtlama olmaksızın rahatça, kendi düşüncesine ve isteğine göre, fakat ortaya çıkacak herhangi bir sonucu da kabullenecek şekilde davranmasıdır bence. Peki tamamen özgür olmak mümkün müdür ki? İnsan bir şeye esir olmadan veya kendini bir şeye esir etmeden yaşayabilir mi?
İnsan illaki bir şeylere esir olur bence, en azından çoğu insan. Birine esir olur, bir duruma esir olur, bir anıya esir olur, kendine esir olur. İnsan gerçek veya mecaz anlamda birçok konuda esir düşebilir. Ama insan en çok kendine esir düşer ve en çok kendini esir eder. Kendi ruhunu, benliğini koyar kilitli kafeslerin içine veya karanlık, soğuk, penceresiz odalara.
Kendinden kaçmaya çalıştığın zamanlar genelde ne yapıyorsun hiç düşündün mü? Hemen kendini oyalayacak ya da kafanı dağıtacak bir uğraş bulursun. Bu yaptığın hareket kendinden, düşüncelerinden kaçmaktır aslında. Onları görmezden gelmek, kapalı kapılar arkasına kapatmaktır. Bu durum kendini bastırmaya çalışmasıdır insanın. Kendisinden kaçmasına sebep olan olayın üstüne düşmez. Neden peki?
Düşünceler çok tehlikelidir ve insan en çok kendini yaralar düşünceleriyle. Bu yüzden düşünmek değil de kaçmak daha kolay gelir bize. Düşüncelerden kaçtıkça kendimizden kaçarız, kendimizden kaçtıkça da hapsederiz benliğimizi ve kendimize kendimize esir düşürürüz. İnsan, kendi kendini esir etmiş olur böylece.
Bazen de benliği, düşünceleri tutar ve bırakmaz insanı. Yapışır ona ve "Beni görmezden gelemezsin!" diye bağırır durur. Kaçmaya, kurtulmaya izin vermez. "Beni düşünüp bu olayı sonuca ulaştırmalısın" diye çığlık atar durur. Oturup düşünmek, değerlendirmek ve mümkün olduğunca sonuca ulaştırmak ya da en azından sonuca yaklaşmaya çalışmak zorunda kalır. Bazen uzun uzun bazen ise öylesine bir bakınıp çözebiliriz olayı ama bazen ise ne kadar düşünürsen düşün bulamazsın bir düşüncenin sonunu, sonucunu. İşte tam da bu zaman da başlar insanın kendine esareti. O andan itibaren özgürlüğünden bir parça gider bu esaret yüzünden ki biz fark etmesek bile döner durur o kafamızın içinde ve sonuca kavuşana kadar onun esiriyizdir artık. Hatta belki de sonsuza kadar..
Kendini esir etmek ve kendine esir olmak böyle bir şey işte. Peki başka hangi olayda ve nasıl özgürlüğünü kaybeder insan?
Bazen birini sever bağlanırız o kişiye. İnsanın doğasında var sanırım. Herkes yaşamıştır ya da yaşayacaktır bence bunu. Birine kalbimizde, aklımızda manzaralı güzel bir yer ayarladığımız ve onu oraya koyduğumuz zaman, o kişi orada sonsuza kadar kalacak gibi davranırız. Halbuki o kişi orada sonsuza kadar kalmaz genelde, kalamaz. En ufak bir uyuşmazlıkta bütün yeri talan edip gidebilir veya onun başına orayı yıkıp kalbimizden çıkarıp aklımızın en derinlerine gömeriz bir daha hatırlamamak umuduyla. İşte bu süreçte, yani kalbimize/aklımıza alıp sonrasında çıkarma sürecinde, o kişiye esir olma ihtimalimiz çok yüksektir. Bağ kurduğumuz için olur olmadık onu düşünebilir, bir şey yaparken yanımızda olmasını isteyebilir, onun içinde bulunduğu hayaller kurabiliriz. Onunla bir şeyler yapmak istemek, kendini onu düşünmekten alıkoyamamak vesaire tarzı şeyler, bir insana esir olduğunuzu gösterir. Bu sevgi, aşk, hoşlantı gibi kelimelerle tabir edilmeye çalışılsa dahi bu aslında bir parça da esarettir. Tatlı, hoş, hafif mayhoştur. Kişiye, sana ve duruma göre değişir tabii ki bu ama orası ayrı.
Aslında saygı, sevgi, arzu ve benzeri tarzı bağ kurma içeren duygular da ucundan kıyısından esaretin içinde yer alabilir. Ailenin, arkadaşının veya hayatında gerçekten yeri olan -ya da sadece senin yeri olduğunu düşündüğün- kişilerin dediklerini çoğu zaman dikkate alman, dediklerini yapman ya da onlarla vakit geçirmen de bir esarettir aslında.
Farklı bir örnek daha vermem gerekirse bağımlılık yapan maddelerde esarettir çünkü başlandığı zaman durması zor olur. İstedikçe istersin, yeri gelir onsuz bir şey yapamazsın.
Öyle işte sevgili okurum. Kısaca bağlılık içeren şeyler de bir çeşit esaret demektir. Bunlar özgürlüğün yok olduğu ya da kişinin elinden alındığı durumlardır ve çok geniştir.
Birkaç özgürlük kısıtlayan veya yok eden şeylerden konuştuk seninle ama dahası? Var mı ki dahası? Elbet var sevgili okurum. Gerçek anlamda özgür olamamak, bir yere hapsedilmek var. Ya da bir anıya sıkışıp kalmak, tekrar tekrar onu düşünmek, kafanda canlandırıp durmak var. Bak bu da özgürlüğünü yok etti senin. Peki o tekrarlayan anıya, düşünceye müdahale etmek, onu engellemeye veya değiştirmeye çalışmak da özgürlüğü yok etmek midir? Kendi benliğini, düşünceleri engellediğin bir durum bu. E o zaman, değil midir bu da bir özgürlük yok eden, bir esaret?
Düşün ama düşünme sevgili okurum. Bir şey de olabildiğince az takılı kalmayı dene. Hayatı akışına bırak. Kimsenin seni sevmesini, sana saygı duymasını veya bir şeyler söylemesini bekleme. Sen kimseye bağlı değilsin ve kimse de sana. Her birey özgür doğar ama özgür yaşamak çoğunlukla bireyin elindedir. Evet; çevre, coğrafya, insanlar vesaire önemlidir elbet ama bireyin aklı iyice bir şeyleri anlamaya, fark etmeye başladığı zaman yükümlülük bireye geçer. Dikkatli olmak, hayatı kendine göre yaşamak ve insanların sana ne yapacağını söylemesine izin vermemek lazım. Kimin dediği senin için doğru olan bilemezsin ve hepsini de yapamazsın. Sonuçta kimsenin ağzı torba değil ki büzesin de kapansın. Bu yüzden kendi doğrularımızı bulmak, düşüncelerimizi çözümlemek ve yönlendirmek, hayatımızı kendimiz için özgürce yaşamak lazım.
Bu hayat senin ve hayata sadece bir kere geldiğimiz söylenir. Bunu bilemezsin ve bu yüzden hayatını istediğin gibi, özgürce yaşamalısın.
Seni seviyorum canım dostum. Lütfen kendine dikkat et. Düşüncelerini sal, gereksiz insanlara kulaklarını kapat ve hayatın tadını çıkararak özgürce yaşa.
Bir daha ki blog yazısında görüşmek üzere.
Sevgiyle, umutla ve özgürlükle kal.
13/04/20122 Çarşamba - Saat: 00.21