İçeriğe geç

Black Tiger •TAEKOOK

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Black Tiger •TAEKOOK

Bölüm 2

Ep. 2

İyi okumalar!

▪︎

Boş yolda arabamı sürüyordum. Yorgunluktan ölmek üzereydim. Bay Kim'den sonra emrivakiyle başka bir toplantı ortaya çıkmıştı. Adamlar yurtdışında işilerinin olduğunu ve sadece bugün müsait olduğunu söyleyip toplantıyı erkene almak istemişlerdi. Haliyle bi 4 saatimi de oraya vermiştim ve aşırı yorgundum. Bu yorgunluğumu 3 gün atamayacağıma emindim.

Daha eve varamamıştım çünkü evim biraz şehrin dışında kalıyordu yani merkezden uzaktı. Bu tamamen sessizliği sevdiğim içindi. Evime gitmek için bir orman yolundan geçmem gerekiyordu ve az önce oradan geri çevirilmiştim çünkü bir kamyon kaza sonucu yan düşmüştü ve bütün yolu kapatmıştı. Büyük bir kaza olmuştu ve cidden çok kötü gözüküyordu. Neyse ki aracın içindeki adam ağır yaralı olsa da ölmemişti.

Kazaya neyin sebep olduğu ise bilinmiyordu. Sadece polislerin çevreyi araştırıp gözlemlerine göre vahşi bir hayvan ile karşılaşmış olma olasılığı yüksekti. Çünkü kamyonun önünde büyük bir pençe izi vardı. Normal bir hayvana göre fazla büyüktü yani korkmadım değil. Sonuçta yolun sonu benim evime bakıyordu. Ama kaza aşırı kötü olduğu için hayvanın da ağır yaralandığını düşünüyordum sonuçta koskoca kamyonu devirmişti. Büyük ihtimalle çarpmıştı.

Evime başka bir yol ile gitmek zorunda kaldım. Biraz tenha bir yoldu.

Güneş battı batacaktı, etraf güzel bir kızıl rengine hakimdi. Çok yorgundum. Bir an önce eve gidip uyumak istiyordum. Girdiğim yol etraftaki ağaç boylarından karanlık kalıyordu. Ama eve az bir mesafe kalmıştı. Arabamla biraz ilerledikten sonra bir şey fark ettim.

Yolun kenarında bir şey gördüm. Beyaz bir şeydi. Yaklaştıkça insan bedenine benzetmeye başlamıştım. İyice yaklaştıktan sonra arabayı durdurmuştum.

Evet bir insandı. Yolun kenarında boylu boyunca yatıyordu. Hemen arabadan inmiştim. Yardıma ihtiyacı var gibi görünüyordu.

Yaklaştıkça yerdeki bedenin çıplak olduğunu fark etmiştim, çırılçıplak.

Başına kötü bir şey gelmiş olabilirmiydi. Ya birileri ona bir şey yapıp buraya attıysa. Düşüncesi bile dehşet vericiydi.

Baygındı galiba.

Sırtı bana dönüktü ve cenin pozisyonundaydı. Bacaklarını kendine iyice çekmişti. Büyük ihtimalle soğuk olduğu içindi yada belkide acı çekiyordu. İlk seçeneği düşünmek daha iyiydi.

Yerdeki bedene iyice yaklaşıp, bir dizimi kırıp eğilmiştim. Vücuduna bakmamaya çalışıyordum. Hemen üstümdeki paltoyu çıkarıp üstüne sermiştim. Dışarısı fena halde soğuktu. Kim bilir kaç saattir buradaydı.

Daha sonra ise buz tutmuş çenesini tutup, yüzünü kendime doğru çevirmiştim. Güneş batmış olsa da hala etrafı aydınlatıyordu ve arabanın farları da her yeri aydınlatıyordu bu yüzden çok olmasa da aydınlıktı etraf. Şimdi yüzünü görebiliyordum.

Siktir! O bir erkekti.

Tanrım! Arkadan ilk gördüğümde vücudu ve kıvrımları ile o kadar narin duruyordu ki, kadın sanmıştım. Şaşkınlığım hala sürüyorken ona seslenmeye çalışmıştım.

"Beni duyuyor musun?"

Seslenip, hafif sarsmıştım ama ses yoktu.

Yüzünün diğer tarafında, elmacık kemiğinde yara izi gördüm.

Bir şeye çarpmış gibi. Yada belkide bayıldığında yere düştüğü için yara olmuştur.

Yeni olmuş gibiydi ve kötü gözüküyordu. Başka yarası varmı diye onu tam döndürmeden sırtı ve göğsüne de bakmıştım.

Başka yarası yoktu.

Ama kötü gözüküyordu. Arada bir mırıldanarak sesler çıkarıyordu, acı çekiyormuş gibi sesler. Aklımdaki kötü düşünceler birikmişti. Neden çıplaktı? Neden bu tenha yoldaydı? Neden evime yakındı? Çünkü bu civarda benim evim dışında başka hiçbir bina yoktu, onun dışında her yer ağaçtı.

Belkide ona zarar vermek isteyenler onu bu tenha yere getirmişti.

Yanağı dışında da yaralı bir yeri yoktu. Bu yüzden kötü bir şeyler yaşamış olduğundan emin değildim. Sadece bayılmış gibiydi, hastaneye ihtiyacı olduğunu düşünmüyordum.

Elimin biriyle ensesinden tutup diğeriyle yanağına dokundum. Bu soğukta daha fazla dışarıda kalmamalıydı. Donmuştu resmen.

Dikkat ederek ve paltoyu düşürmeyecek şekilde onu kucağıma almıştım.

Titriyordu. Kucağımda olduğu için titremesini net bir şekilde hissedebiliyordum. Bütün vücudu titriyordu.

Hafif olan bedeni sarsmadan arabanın arka kapısını zor da olsa açıp koltuğa yatırmıştım.

Çok sık nefesler alıyordu.

Üstündeki paltoyu düzelttikten sonra kapıyı kapatmıştım. Sürücü koltuğuna geçtiğim gibi derin bir nefes alarak gaza basmıştım. Neyseki arabanın içi sıcacıktı. Bu ona iyi gelecekti.

Eve doğru sürmeye başlamıştım. Umarım başına, aklıma gelen o kötü senaryolardan gelmemiştir.

▪︎

Bölüm Sonu!

Bölümler böyle kısa olacaktır

Sevgilerle kalın...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.