İçeriğe geç

Black Tiger •TAEKOOK

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Black Tiger •TAEKOOK

Bölüm 1

Ep. 1

Başlamadan önce UYARI vardır!!

>Hikayede doğa üstü olay olacaktır. Taehyung gerçek bir kaplana dönüşecektir!

Bunun için şimdiden uyarıyorum!

iyi okumalar!

■

"Artık herkes aynı fikirde olup, sorun da olmadığına göre toplantı bitmiştir."

Herkes uğultuyla masadan ayaklanıp toparlanmaya başlamışken bende önümdeki suyumu içtim.

Konuşmaktan dilim damağım kurumuştu.

Odadaki son kişi de çıkarken ismimin seslenmesiyle kapıya dönmüştüm.

Zevzek olan ama bi o kadar da güvendiğim sayılı insandan biri olan yakın arkadaşım ve kuzenim Seok-Jin.

"Jin?"

Odaya girdiği gibi kendini masadaki herhangi bir sandalyeye atıp yığılmıştı.

"Ay bu ne bitmek bilmez bir toplantı böyle. Ağaç oldum dışarıda."

"Dışarıda dediğin salonda koltuk ve kanepeler var Jin. Ayakta mı bekledin toplantıyı?"

Cümlemi bitirmemle bana dönmüş ve korkutucu olduğunu düşündüğü ama kesinlikle onu sevimli yapan bakışlarla alttan alttan bakmıştı.

"Neyse."

Kafasını çevirip, gözlerini kısıp kaşlarını havalandırarak devam etmişti.

"Bu seferlik affediyorum ama bidaha olmasın. Ben kim, bekletilmek kim yani"

Cümlesini tamamladığında bayık bakışlarımı kesip sabır nefesi çekmiştim.

"Odamda niye beklemiyorsun anlamıyorum ki. Her neyse... hadi gel."

Masadaki bir kaç önemli kağıdımı alıp yürümüştüm. Kendisi de hemen arkamdaydı zaten.

"Sıkılırım ben orda. Hem çalışanlarını azarlamak varken niye gidiyim oraya."

Derin bir nefes çekmiştim. Kolumdaki saate baktığımda koltuğuma oturmuştum bile.

"Niye bu kadar erken geldin? Daha bir toplantım daha var."

Kapıyı arkasından kapatıp öndeki koltuklardan birine oturmuştu.

"Önemli olmasa gelmezdim herhalde"

"Bişey mi oldu? Ne için gelmiştin?"

"Evet. Bunun için geldim."

Süslü bir kartı masaya koyup bana doğru itmişti. Daha içini görmeden ne olduğunu anlamıştım.

Kısık bakışlarımı ona yöneltip bir süre dik dik bakmıştım.

"Bakma öyle. Bak, ben söylerim dediğimde bile kız çok mutlu oldu. Şimdi reddedersen nasıl da üzülür. Düşün."

"Banane. Beni bildiğin halde onu heveslendirmek senin suçun. Başka bişey yoksa gidebilirsin."

Dudakları düz bir çizgi halini almış, dik dik bakıyordu. Büyük ihtimalle içinden saydırıyordu.

"Kızın doğum günü partisine geleceksin. O kadar. Bi insan bu kadar da taş kalpli ol-"

Kapının tıklatılması ile gir komutunu vermiştim hemen.

"Efendim? Müsait miydiniz?"

Tam da Jin ağzını açmıştı ki hemen cevapladım kızı.

"Evet söyle Minnie."

"Efendim, Bay Kim geldiler. Sizi toplantı odasında bekliyorlar."

"Tamam, hemen geliyorum."

Ayaklanıp konuştum.

"Jin sende eve git hadi. Buraya kadar boşuna yordun kendini."

"Hayır. Sen ikna olana kadar peşini bırakmayacağım."

Bu söylerken aynı zamanda peşimden geliyordu. Derin bir nefes daha çekmiştim. İnadı olmazsa olmazdı zaten.

Toplantı odasının önüne gelince durup ona döndüm.

"Benimle içeri girmeyi mi düşünüyorsun? Uzatma işte gelmeyeceğim."

"Evet... Tam da öyle yapmayı düşünüyorum."

"Jin saçmalam-"

İçeriye dalmasıyla gözlerim fal taşı gibi açılmıştı.

"Jin!"

"Herkese merhaba."

İçeriye girip yüzleri yokladım.

"Jungkook adına geç kaldığı için üzgünüm. Sadece fazla inatçılık yapıyor ve o kabul edene kadar burda sizinleyim."

Cümlesini bitirdiğinde önündeki sandalyeyi çekip oturmuş ve önünde ağzı açık kalmış insanları umursamadan ayak ayak üzerine atmıştı.

Tanrım neydi günahım. Beni neden böyle sınıyorsun.

"Kusura bakmayın. Kuzenim ara sıra oynatıyor böyle, ben şimdi hallediyorum."

Sandalyenin arkasından öne eğilip kulağına fısıldamıştım.

"Birazdan burda cinayet kopmasını istemiyorsan şimdi kalk çabuk."

"Aaa... Jungkook, ayıp değil mi kuzenini öldürmekle tehdit etmeye. Bu hiç olmadı."

Hemen tedirginlikle misafirlere bakmıştım. Üç kişiden ikisi kravatllarını çekiştirirken, patronları Namjoon hafif sırıtışla Jin'i izliyordu. Sadece onun tepkisi önemli olduğu için sinirlenmediğini görünce içime su serpilmişti. Her ne kadar sırıtışına anlam veremesem de."

Tehdidin işe yaramayacağını bilmeliydim, tekrar kulağına eğilip konuştum.

"Seni bir haftalık tatile Miami'ye gönderirim. Her şey benden."

"NE!!"

Attığı çığlık ile kulağımı kaybetmiştim. Kesinlikle kulağımın perdesi yırtılmıştı.

Hemen boğazını temizleyip sessizce devam etmişti.

"2 hafta."

"Düşündüm de... tatili falan boş ver. Ben korumaları çağırıyım."

Geri çekilip kapıya yönelmiştim ki...

"T-tamam tamam. Kabul 1 hafta."

Sırıtıp dönmüştüm. Arkadaşını bir tatile satması 5 dakikasını almıştı.

"Git şimdi."

"Iı şey, herkese iyi günler. Benim burda işim bitti."

Ayaklanıp tuttuğum kapıdan çıkmıştı. Kapıyı kapatıp yerime geçmiştim.

"Herkesten tekrar özür dilerim. Geçelim artık."

Toplantıya girmemize rağmen Namjoon hala kapıya dalmış durumdaydı. Bu adamda bugün bir şeyler vardı.

"Bay Kim?"

İrkilip bana dönmüştü.

"Evet?"

Yanındaki adam kulağına eğilip sorduğum soruyu tekrarlamıştı büyük ihtimalle.

Bana dönüp cevaplamıştı.

"Hayır. Bu proje beni küçük kardeşim adına yapılacak."

Bunu duymamla diğerleri gibi bana da bir durgunluk gelmişti. Sadece bir kardeşi vardı, o da 2 yıl önce vefat etmişti.

"Ah öyle mi? Bu çok iyi olur. Şey... kardeşinizin ismi neydi?"

Bir an bakışları değişmişti. Gülüşü solmuştu.

"Küçük kardeşim, ismi Taehyung"

Kim Taehyung.

■

Bölüm Sonu!

Sağlıcakla kalın...

Bölüm sonu

1 yorum