İçeriğe geç

BL/ Kölen bile olurum

Bölüm 26 · 2 dk okuma

BL/ Kölen bile olurum

Bölüm 26

Pişmanlık

“Herkese daha normal davran.”

Bunu ben söyledim.

Ben.

Ve şimdi…

pişmanım.

Ertesi gün okul.

Demir artık daha rahat.

Selam veriyor.

Kısaca gülümsüyor.

Hatta bir iki kişiyle normal konuşuyor.

Ben ilk başta seviniyorum.

“İşte bu.”

“Tamam.”

“İyi oldu.”

Ama sonra bir şey oluyor.

Demir’in etrafı doluyor.

Arkadaşları, sınıftakiler…

Herkes daha çok konuşmaya başlıyor.

Bir çocuk şaka yapıyor.

Demir gülüyor.

Bir kız bir şey soruyor.

Demir cevap veriyor.

Normal.

Sakin.

Herkesle.

Ben izliyorum.

Sessizce.

Teneffüste Demir ortada.

Herkes onun etrafında.

Ben kenarda.

Bir an garip hissediyorum.

Sanki…

yerim değişmiş gibi.

Bir çocuk Demir’e bir şey anlatıyor.

Demir dinliyor.

Gülüyor.

Ben içimden:

"Tamam Emre, sen istedin bunu."

Ama içim rahat değil.

Hiç değil.

Bir ara Demir gözünü bana çeviriyor.

Yanıma geliyor.

"Ne oldu?"

"Hiç."

"Yalan."

"Değil."

Demir kaş kaldırıyor.

"Bugün sessizsin."

"Çalışıyorum kafamda."

"Ne çalışıyorsun?"

"Hiç."

Demir bana biraz daha yaklaşıyor.

"Emre."

"Ne?"

"Bir şey mi var?"

Ben susuyorum.

Çünkü var.

Ama söyleyemiyorum.

Sonra istemsizce çıkıyor:

"Sen herkesle konuşuyorsun."

Demir duruyor.

Bir saniye.

"İstediğin buydu."

Ben hemen:

"Evet ama…"

Duruyorum.

Cümle bitmiyor.

Demir bana bakıyor.

Anlıyor.

Tabii ki anlıyor.

"Sen… kıskandın mı?"

"Hayır."

"Yalan."

"Değil."

Demir hafif gülümsüyor.

Ama dalga geçmiyor bu sefer.

Sadece:

"Emre."

"Hm?"

"Ben kimseyle aynı şekilde konuşmuyorum."

Ben bakıyorum.

"Ne demek o?"

Demir çok basit söylüyor:

"Sen hariç."

Sessizlik.

Ama içimdeki sıkışma geçmiyor.

"Ben… sadece…"

Kelime bulamıyorum.

Demir devam ediyor:

"Sen beni herkesle aynı görmek istemiyordun."

"İstemedim."

"Şimdi herkesle aynı olsam da istemiyorsun."

Ben başımı çeviriyorum.

"Saçma oldu."

Demir gülüyor.

"Biraz."

Koridorda beni nazikçe duvara yasladı.

Bir elini duvara yasladı. Kısa ama sagiplenici bir şekilde öptü

Ders çıkışı yürürken Demir bana omzuyla hafif çarpıyor.

"Bir daha ne istiyorsun söyle."

"İstemiyorum."

"Yalan."

Ben iç çekiyorum.

"Demir…"

"Ne?"

"Sen… herkesle konuşabilirsin."

Duruyorum.

Sonra ekliyorum:

"Ama benimle konuştuğun gibi olma kimseyle."

Demir bir an duruyor.

Sonra çok hafif gülüyor.

"Zaten olmuyor."

Ben:

"Neden?"

Demir:

"Çünkü sen sinirlenince daha eğlenceli oluyorsun."

Ben:

"DEMİR."

O kaçmaya başlıyor.

Ben peşinden.

Ama bu sefer kavga değil.

Sadece… içimi toparlamaya çalışıyorum.

Çünkü anlıyorum ki:

Ben Demir’i kimseyle paylaşmak istemiyorum.

Ama onu kısıtlamak da istemiyorum.

Ve bu his…

biraz karmaşık.

Bölüm sonu

1 yorum