
Demir’in cumartesi bizde kalma olayı “bir gecelik” başlamıştı.
Ama nedense sabaha kadar uzamıştı.
Ve daha kötüsü…
Ben fark etmeden yanımda uyumuştu.
Gözlerimi açtığımda odada ilk gördüğüm şey tavandı.
İkinci gördüğüm şey Demir’di.
Yanımda, kolu neredeyse omzuma değecek şekilde uyuyordu. Çok yakışıklı uyuyordu nasıl bilmiyorum ama çok yakışıklı uyuyordu..
Bir saniye.
İki saniye.
Ben:
"...Bu gerçek olamaz."
Tam o sırada kapı yavaşça açıldı.
Annem.
Elinde çamaşır sepetiyle içeri girdi.
Ve durdu.
Baktı.
Baktı.
Sonra sepetteki çamaşırları bile unuttu.
Ben fısıldadım:
"Anne… açıklayabilirim."
Annem:
"Emre."
"Efendim?"
"Bu çocuk neden senin yatağında?"
Demir o anda uyanır gibi oldu.
Ama gözlerini açmadı.
Ben panik:
"Yanlış anladın!"
Annem:
"Ben hiçbir şeyi anlamadım. Gördüm."
Demir gözlerini açtı.
Bana baktı.
Sonra anneme baktı.
Sonra tekrar bana baktı.
"Selam."
Ben:
"SELAM MI?"
Annem derin nefes aldı.
"Ben mutfağa gidiyorum."
Ben:
"NE DEMEK MUTFAĞA GİDİYORUM?"
Kapıyı kapatırken ekledi:
"Beş dakika sonra konuşacağız."
"Kayınvalidem sinirli çıktı" dedi demir
"KAYINVALİDEMİ???"
-Mutfakta-
Bir saniye baktı.
Sonra Demir’e döndü.
"Sen kimsin?"
Demir ayağa kalktı.
"Ben dama-"
Dirseğimle koluna vurdum.
"… Emre’nin arkadaşıyım."
Annem gözlerini kıstı.
"Damamı? Burada ne yapıyorsun?"
Demir çok sakin:
"Uyudum."
Ben:
"YANLIŞ CÜMLE."
Annem bana döndü.
"Emre."
"Evet?"
"Bu çocuk bizim evde mi uyudu?"
"…Evet."
Annem derin nefes aldı.
"Ben size bir şey soracağım."
"Buyur anne."
"Kaç yaşındasınız siz?"
Demir:
"17."
Ben:
"17."
Annem başını salladı.
"Ben sizin yaşınızdayken kapıdan bile bakmazdım."
Demir fısıldadı:
"Biz de bakmadık."
Ben ona baktım.
"Sus."
Kahvaltıda ortam daha da garipleşti.
Demir oturmuş, tabağındaki peynirle savaş veriyordu.
Annem onu süzüyordu.
Ben çay dökerken Demir fısıldadı:
"Annen çok korkutucu"
Annem bir anda:
"Demir."
Demir anında dikleşti.
"Evet?"
"Sen Emre’yi hep mi bekliyorsun sabahları?"
Ben:
"ANNE."
Demir:
"…Evet."
Sessizlik.
Annem çayını içti.
"Tamam."
Ben:
"BU NE DEMEK?"
Annem:
"Hiç."
Demir bana eğildi.
"Galiba onaylandım."
mutfakta hava hâlâ biraz gergindi.
Ben çayımı karıştırırken annem Demir’e ara ara bakıyordu.
Demir ise sanki hiçbir şey olmamış gibi sakin oturuyordu.
Bu sakinlik beni daha çok geriyordu.
Annem bir süre sonra iç çekti.
"Demir."
Demir hemen başını kaldırdı.
"Evet?"
Bir saniye sessizlik oldu.
Annem onu tepeden tırnağa süzdü.
Sonra gayet net bir şekilde:
"Yakışıklı çocukmuşsun."
Ben:
"...Ne?"
Yani evet yakışıklıydı çok yakışıklıydı ama annemin bunu söylemesini beklemiyordum.
Demir:
"...Teşekkür ederim?"
Ben:
"ANNE?"
Annem bana bakmadı bile.
"Ne var? Kör değilim."
Demir kaşlarını hafif kaldırdı.
"Teşekkür ederim."
Annem çayından bir yudum aldı.
"Bir de saygılı."
Ben kendi kendime:
"Bu nasıl değerlendirme kriteri…"
Demir’in arkadaş grubuna kapı açıldığında olay daha da kötüleşti.
"Sizin burda ne işiniz var"
Beni dinlemediler..
İçeri girdiler, bir baktılar bize.
Sonra anneme.
Sonra Demir’e.
Biri direkt sordu:
"Amca… yani teyze… bu çocuk kim?"
Annem:
"Emre’nin arkadaşı."
Demir in Arkadaşı:
"Arkadaş mı?"
Annem:
"Şimdilik."
Ben:
"ŞİMDİLİK NE DEMEK?"
Demir fısıldadı:
"Galiba test ediliyoruz."
Sonra annem ayağa kalktı.
Demir’e doğru yürüdü.
Ben panikledim.
"Anne ne yapıyorsun?"
Annem Demir’in karşısına durdu.
Bir süre baktı.
Sonra:
"Boyun da uzunmuş."
Demir:
"Evet."
"Sporsal bir şey var mı?"
"Biraz."
Ben:
"BU NE SORGUSU?"
Annem hafif başını salladı.
"Fena değil."
Sonra bana döndü.
"Emre, iyi seçim."
Ben:
"BEN SEÇMEDİM?"
Demir:
"Seçti."
Ben:
"DEMİR SUS."
O anda annem mutfağa geri döndü.
Arkadaş grubu fısıldaşıyordu.
"Bu ilişki onaylandı."
"Demir kayınvalideden geçer not aldı."
"Biz bittik."
