Demir kapının önünde nefes nefese bekliyordu. Gördüğü rüya yüzünden bütün gün kafayı yemişti. Rüyasında Emre onu terk etmiş, telefonlarına cevap vermemiş, hayatından çıkıp gitmişti.
Kapı açıldı.
— Demi-
Emre cümlesini bitiremeden Demir bir anda üzerine atladı.
— EMMREEE!
— AĞH!
Emre geriye sendeleyip duvara çarptı.
— DELİ MİSİN SEN?!
Demir omuzlarından tutup onu baştan aşağı kontrol etmeye başladı.
— Buradasın.
— Evet?
— Gerçeksin.
— Demir, korkutuyorsun beni.
— Gitmemişsin.
— Nereye gidecektim?!
— Bilmiyorum!
Emre şaşkın şaşkın bakarken Demir hâlâ bırakmıyordu.
— Bırak artık!
— Emin olmam lazım.
— Neden?!
— Rüyamda ayrılmıştık!
Emre birkaç saniye sessiz kaldı.
— ...Sırf bunun için mi geldin?
— Evet.
— Ve kapıyı açar açmaz üzerime atladın?
— Evet.
Emre ellerini yüzüne kapattı.
— Ben gerçekten neden seninle uğraşıyorum?
— Çünkü beni seviyorsun.
— Bunu demedim.
— Ama inkâr da etmedin.
— DEMİR!
Demir sonunda gülmeye başladı.
Emre ise onu kapının önünde bırakıp içeri yürüdü.
— Gel içeri, komşular biraz daha izlerse polisi çağıracaklar.
— Tamam ama önce...
— Hayır.
— Bir sarılma daha?
— HAYIR!"
Demir yine de gidip sarıldı.
— DEMİRRR!"

