Samet Aktaş

Fatih Kara

"Bütün işaretler Yusuf Bey'i gösteriyordu..."
Filme gireli tam yarım saat olmuştu. Hepimizin gülmekten karnı ağrırken ben bir kere gülememiştim.
Filmde bir espiri daha yapıldı. Bizimkilerde dahil bütün salon gülerken ben yine gülmedim. Yusuf Bey'e baktığımda. Aynı onun gibi gülüyordu... O çocuk gibi...
11 yıl önce...
İlk ders bitmiş, teneffüse girmişlerdi. Ada ise tek başına yürüyordu. Gözü o çocuğa gitti bir anda. Alperen ve Çağrı'da yanında birlikte muhabbet ediyorlardı.
Ada tam arkasını dönmüş gidecekken Alperen Ada'ya seslendi. "Ada!" Ada arkasını döndüğünde Alperen ayağa kalkmış, ona doğru geliyordu. Alperen "Bugün boş dersiniz var mı?" diye sordu Ada'ya. Ada başını salladı. "İki ders. Niye sordun?" diye sordu Ada. Alperen saçlarını karıştırarak. "Bizim de boşta, Ceylan'ımı görmeye geleceğim." dedi sırıtarak. Ada gülümseyerek "Olur da, o da gelsin." dedi. Alperen'in kaşları çatıldı. "O kim?"
Ada kaşlarıyla gösterdi. Alperen arkasını döndü, o çocuğu görünce sırıtarak "Olur, gelir eniştemiz.." dedi Ada'ya tekrar dönerek. Ada ise ona vurdu. "Sus lan!" diye sesini yükseltti. Alperen "Tamam, sakin. Birşey demedim." diyerek vurmaması için Ada'dan uzaklaştı. Alperen tekrar lafa girdi. "Ne zamandan beri?" diye sordu kısık sesle.
Ada "Birkaç gün." dedi. Tekrar o çocuğa döndüğünde çocuk kahkaha atıyordu. O kadar güzel gülüyordu ki çok masumdu gülüşü. Alperen hafif eğilerek uzaktan Ada'ya yaklaştı. "Aşırı yakışıyorsunsuz desem dayak yer miyim?" Ada Alperen'le göz göze geldi. "Benden değil ondan yersin." diye yanıtladı Ada. Ada onun kendisini sevmesine ihtimal bile vermiyordu. 'Sadece aptallık' olarak gördüğü tuzağa kendisi de düşmüştü.
Alperen çocuğa baktıktan sonra tekrar Ada'ya döndü. "Git konuş. Benim gibi iki yıl aşık olup sadece bir yıl boyunca arkadaşlığın olmasın. Bir kaç gün bile çok büyük bir kayıp. Git konuş. İstersen ben sizi tanıştırırım."
diye yanıtladı.
Samet gülerek ikiliyi izliyordu.
Ada ise düşünüyordu. Alperen "Kararını verdiğine göre gidebiliriz." diyerek Ada'yı kolundan çekiştirdi ama Ada reddetti. "Alperen dur! Şu an olmaz, hem ders başlar birazdan boş derste falan konuşuruz." dedi Ada. Alperen saatine baktı daha yirmi dakika vardı. "Yirmi dakika sonra olan derse şimdiden mi gireceksin?" diye sordu. Ada'yı kolundan tuttu. "Bir saniye bile kaybetmemen lazım!" derken Ada'yı çekiştiriyordu. Ada ise söyleniyordu.
En son yanına vardığında çocuk merakla Alperen ve Ada'yı izliyordu.
Çağrı ise elleriyle ağzını kapatmış sessizce gülüyordu. Alperen konuşmaya başladı. "Tanıştırayım bu Ada, Ceylan'ın arkadaşı. Aynı zamanda Çağrı ve benim de arkadaşım." derken sadece çocuğun tepkilerini izliyordu. Ada kolunu tutan Alperen'in ellerinden kurtulup saçını düzeltti. "Merhaba." dedi.
Ada'nın kalbi çıkacaktı. Çok güzeldi gözleri, yakından daha da yakışıklıydı. Koyu yeşile yakın gözleri, uzun boyu ve kirpikleri asaletli, duygusuz bir prensi andırıyordu...
Çocuk ayağa kalkıp "Merhaba, beni tanıyor musun?" diye sordu. Ada heyecanla başını salladı. Çocuk gülümsedi. "Tanıştığımıza memnun oldum Ada. Yusuf ben." Ada tekrar başını sallayıp "Bende Ada." dedi. Heyecandan dili tutulmuştu.
Bir anda Yusuf'un kaşları çatıldı. "Sen Batuhan abinin kızı Ada değil misin?"
Ada'nın da kaşları çatıldı. "Evet. Sen nereden tanıyorsun?" diye sordu merakla. "Babamla arkadaşlar da, baban senden çok bahsediyor."
Ada Alperen'le göz göze geldi. Alperen alttan alttan sırıtıyordu. Çağrı'ya baktığında Çağrı'da alttan alttan gülüyordu. Ada lafa girmeden Yusuf eklemeye devam etti. "Baban bir ara benim kızda sana olur. Falan diyordu. Bir kere bile görmemiştim seni. Sadece sesini duydum. Size misafirliğe gelmiştik, sen odandan çıkmamıştın sadece Çağatay'a seslenişini duydum. O ses nasıl bu kadar net aklımda bende bilmiyorum." diye yanıtlayınca Ada kaşları çatık konuşmaya başladı. "Şey mi? Eee... Feride ablanın oğlu." diye bağırdı bir anda. Çocuk başını salladı. "Sende mi tanıyorsun?" diye sordu. Ada "Feride abla az büyüsün benim oğlanı Ada'ya görücü getireceğim diyordu. Bende oradan tanıyorum seni. Tabi okulda da tanıyordum da sen böyle bahsedince anladım aslında bayadır seni tanıdığımı." Çocuğun kaşları kalktı. "Ne yani ikimizin de ailesi birbirimizi birbirimize yapmaya mı çalışıyordu?" diye sordu şaşkınlıkla. Ada başını sallayıp utançla başını eğdikten sonra Çağrı lafa girdi. "Haklılar. Yakışıyorsunuz yani."
Herkes Çağrı'ya bakıyordu. Çağrı ağzını fermuarlar gibi iki parmağını birleştirip dudağının başından sonuna kadar götürdü. Alperen lafa girdi. "Yani yakışmıyorsunuz... Dersem yalan olur, yakışıyorsunsuz!"
Herkes Alperen'e döndü. O da aynı işareti yapınca Ada lafa girdi. "Ben gideyim." diyip arkasına döndü tam gidecekken kolunun tutulmasıyla arkasına dönmek zorunda kaldı. Ada arkasına döndüğünde Yusuf'la o kadar yakınlardı ki nefesleri birbirine karışıyordu. Ada uzaklaşmaya çalışsada başaramadı. O lafa girmeyince Ada lafa girdi. "Birşey mi diyeceksin?" diye sordu. Ada sorusunu ikinci kez tekrarlayınca Yusuf kendini silkeledi. "Şey... Biz okuldan çıktığımızda annemler çoktan sizde olacak ee haliyle annem Ada'yla beraber gelin dedi. Çıkışta beraber gideceğiz... İstersen.." Ada hiç düşünmeden "Tabi ki." diye yanıtladı çocuğu.
Alperen ve Çağrı arkadan kalp yapıyor sırıtıyorlardı. Ada ondan uzaklaşıp "Çıkışta görüşürüz." dedi fakat yine arkasına dönmek zorunda kaldı. Bu sefer Alperen seslenmişti.
"Ada! Bende biraz sizinle yürüyeceğim! Aynı yoldan gidiyoruz!"
Ada tamam işareti yapıp sınıfa koştu.
Yerine oturduğunda kalbi çıkacak gibi atıyordu..
Ada koştuktan sonra Çağrı ve Alperen gülüyordu. Yusuf bir an onlara döndüğünde ikisi de gülmeyi kesti. "Ne gülüyorsunuz?" diye sordu otururken. İkisi de birbirine bakıp tekrar güldükten sonra lafa Alperen girdi. "Niye o kadar yakındınız?" bu sorunun ardından Çağrı kahkaha attı.
Bu kahkanın ardından Alperen'de ona katıldı. O ikisine de vurup "Fesatlar!" diye bağırken. Çağrı gülerken konuşmaya devam etti. "Oğlum kıza aşk itirafı yapmadığın kaldı! Birde bize fesat diyorsun!!"
Alperen ve Çağrı'nın kahkaları güçlendi. Yusuf onlara öldürecek gibi bakarken onlar hala gülüyordu.
"Oğlum çıkışta beraber gideceğiz dedim yaa, ne dedim!?" diye sordu bağırarak. Alperen lafa girdi. "Biz onu mu diyoruz? En son nefesleriniz birbirine karışıyordu!" derken hâla gülüyorlardı. Yusuf bir anda o ana döndü. Ne yapmıştı da bu kadar gülüyorladı..
Bir saniye!
O kıza niye o kadar yakındı?!
Çocuk susmuştu. Aniden olmuştu bu olay. Neden ve nasıl soruları çocuğun aklında dönerken biri onu dürttü. Arkasına döndüğünde arkasında Vural vardı. Bu çocuk onunla aynı yaşta fakat farklı şubedeydi.
Yusuf en son yanağında bir yumruk hissetti. Burnu kanıyordu.
Vural'ın yumruğuydu bu. "Ada'ya bulaşma!" diyip bir yumruk için elini kaldırdığı sırada Alperen zıplayarak ona bir yumruk attı. Ardından Vural'ın arkadaşları geldi. Çağrı'da onun arkadaşlarına bir yumruk attı. Herkesin bir yeri kanarken Yusuf'un burnu bardaktan boşalan su gibi akıyordu. Ardından kavgaya Alperen, Çağrı ve çocuğun sınıfındakilerde katılıp Vural ve arkadaşlarına yumrukla girmeye başladılar. Ada koşarak aşağı inip Yusuf'un yanına geldi. Yusuf Vural'a vurmak için kendini toparlamaya çalışıyordu ama olmuyordu. Ada Yusuf'un yanına geldi. "İyi misin? Gel çeşmeye gidelim." Okulun bahçesinde bir çeşme vardı. Ada onu oraya kadar yürütmüştü. Yusuf hızlıca burnunu yıkadı. O sırada Ada onu sakinleştirmeye çalışıyordu. "Sakin ol, iyi misin? Birşeyin var mı? Hocayı çağırayım mı?" Yusuf çeşmeyi kapatıp Ada'nın elinde ki peçeteleri istedi. Ada ona peçete uzattı o ise peçeteleri burnuna tıkayarak tampon yaptı. Ada "İyi misin?" diye sordu. Yusuf başını salladı. "Kanama dursun bak ne oluyor!" diye bağırdı sinirle. "Hay kafamı ya! Nasıl bu kadar çabuk nakavt oldum! Alperen Çağrı napıyordur kim bilir!?" diye bağırdı.
Ada ayağa kalkıp onlara baktı. Alperen çok kötüydü. Çağrı'da aynı şekilde Ceylan ayırmaya çalışıyordu.
Ada çocuğa bağırdı. "Geliyorum!" Hemen Çağrı ve Alperen'in yanına koştu. "Alperen! Çağrı!" ikisi de duymuyordu. İkisi de berbat haldeydi.
İkisinin de her yeri kan içindeydi. Ceylan ise ağlamaklı Alperen'i kavgadan ayırmaya çalışıyordu. Ada'da aynı şekilde Çağrı'yı. İkisininde kavgadan ayırıp çeşmeye götürmeye çalışırken Yusuf ikisine baktığında Ceylan'ın çok zorlandığını farkedip yanına koştu. "Alperen'i ben götürüm. Sen Ada'ya yardım et." dedi. En sonunda çeşmeye vardıklarında. Dudakları patlamış, burunları ve başları kanamıştı. Sanki savaştan çıkmışlardı.
Ada Çağrı'nın yüzünü yıkamasına yardım etti. Yusuf ve Ceylan ise Alperen'e yardım ettiler. En sonunda hocalar geldi ve pansuman yaptılar. Bütün okul daire oluşturmuş müdür ise dairenin içindeydi. Ada Vural'a baktığında dudağının kenarı hariç hiç bir yerinde kan yoktu. Ada bağırmaya başladı. "Senin yüzünden! Bu çocuklar ne haldeler!" diyerek üstüne yürümeye çalışsada Alperen ve Ceylan engellemişti. "Ada. Sakin. Ben ne yapacağımı biliyorum." dedi Alperen. Okulda kimse Vural'ı sevmezdi. Müdür olayı sorduğunda Yusuf lafa girdi. "Hocam, geldi bana yumruk attı. Okulun yarısı şahit! Kavga öyle başladı!" Vural lafa girdi. "Ada'yı taciz ediyordu." Alperen lafa girdi.
"Yanındaydım benden iyi mi bileceksin!"
Çağrı lafa girdi. "Bende yanındaydım! Birşey olmadı sadece normal insanlar gibi konuştular senin anlamaman çok normal.!"
Yuusf şaşkındı. Az önce ona kahkahalara gülen çocuklar şimdi onu savunuyordu. Yusuf Ada'ya döndü.
"Ada, ben özür dilerim. Yanlış anlama. Ne yaptığımı bile bilmiyordum." dedi sessizce. Ada ise "Saçmalama. O amaçla yapmadığını biliyorum." dedi. Müdür lafa girdi.
"Yeter! Susun! Öncelikle kavgayı başlatanın Vural olduğuna dair şahidiniz var mı?"
Neredeyse bütün okul elini kaldırdı.
Yusuf şaşkındı. Vural'ın sevilmediği buradan belliydi. Müdür Vural'a dönüp "Sebebin var mı? Yoksa direk atılacaksın!!" diye bağırken çok korkutucuydu. Ses tonu çok yüksekti.
Alperen, Çağrı, Ada, Ceylan ve Yusuf
Müdürün sevdiği ve bir kusurunu görmediğini öğrencilerdi.
Vural konuşmaya başladı. "Ada'yı taciz ediyordu! Bu okulun yarısı şahit!" Müdür sorar bakışlarla okula döndü fakat kimse elini kaldırmadı.
Yusuf Ada'ya dönüp çok sessizce "Aramız bozulmadı değil mi?" diye sordu. Ada'da sessizce
"Tabi ki hayır." dedi. Yusuf gülümsedi. "Çıkışta markete falan uğrarız istersen." Ada başını sallayıp
"Olur uğrarız." derken gülümsüyordu.
Resmen aşkı ona karşılık veriyordu!
HEMDE ALPEREN SAYESİNDE!!
Müdür yüksek ses tonunu ikiye katladı. "Alperen ve Çağrı! Sizden beklemezdim!! Sizin bu kavgada ne işiniz var!?" diğer bağırınca Çağrı lafa girdi. "Hocam! yumruk attı çocuğa nasıl karışmayalım!" diye itiraz etti. Alperen öldürecek gibi durmuyor, ondan daha vahşi bakışlarla Vural'a bakıyordu. Alperen sinirlendiğinde insan öldürecek kadar vahşileşe biliyordu. O kadar kötü bakışları vardı ki insanı anında korkutuyordu.
Ama Vural korkmuyor ona o şekilde bakıyordu. Ada bu olayı şöyle tanımlıyordu.
Bir sürü prens vardır kimse krala karşı gelip onunla savaşamaz ama başka bir kral o kral ile savaşabilir.
Prensler, kraldan korkan yani Alperen'den korkan insanlar iken diğer kral ise Vural'dı. Neredeyse herkes Alperen'in bakışlarından korkarken Vural korkmuyordu. O da aynı şekilde ona bakıyordu ki müdürün bağırması ile herkes müdüre döndü.
"Alperen! Senin bir açıklaman var mı
ya da Ada!?"
Çocuk lafa girdi. "Hocam Ada bu konuda geçmiyor geçiyorsa şu varlıktan." diyip Vural'a baktı.
Vural'ın lafa girişi ışık hızındaydı.
"Hocam Ada'yı belinden tutup kendine çekti!"
Çocuk sustu. Gerçeklerdi bunlar.
Ceylan lafa atladı. "Ben Ada'yı gördüm. Böyle birşey yaşanmadı!"
Müdür tekrardan bağırmaya başladı.
"Vural benimle gel! Alperen sende! Diğerleri dağılsın."
Herkes dağılınca Ceylan dolu gözlerle kaldırıma oturdu. "Of ya! Hepsi Vural yüzünden!"
Hepsi yan yana oturdu. Ada hafiften Ceylan'ın sırtına vurarak onu sakinleştirmeye çalıştı. "Birşey olmaz. Sen sakin ol" Yusuf Ada'ya yaklaştı.
Ada biraz uzaklaştı. Yusuf Ceylan'a dönüp "Aşıklara birşey olmaz... Sen sakin ol." Ada ve çocuk göz göze geldi. Hızlıca önlerine döndüler.
Ceylan "Aşk değil hoşlantı."
dediğinde Yusuf ayağa kalktı. "Hoşlantı..." diye mırıldanıp yürümeye başladı. "Bunların ki hoşlantıysa aşk nasıl birşey?" diye mırıldandı kendi kendine. Bir anda Yusuf'un omzuna biri dokundu. Yusuf arkasını döndüğünde yumruklarıyla dönmüştü. Yusuf Ada'yla göz göze gelince hemen yaptığı yumruklara baktı. Işık hızında yumrukları indirip ellerini cebine koydu ve hiç birşey olmamış gibi gülümsedi. Ada "Travma olmuş." deyip yürümeye başladı. Yusuf'da yanından yürüyordu.
