
"Kalp kırıklıkları..."
Yusuf;
İt gibi Ceylan'ı ararken aklıma Ada'yla
odada oturabilme ihtimali geldi. Koşa koşa odama gittiğimde kimse yoktu. Hızlıca Ada'yı aradım ama nafile, telefonu kapalıydı. Hızlıca Görkem'i aradım. "Ada'da yok." dememin ardından bir of çekildi. "Hay kafamızı seveyim iki kıza sahip çıkamadık!" diye bağırdı. "Ahmak! senin yüzünden." dememin ardından "Kapat kapat!" diye bağırdı Görkem.
Çağrı odaya geldi. "Nerede lan bu kız?!" diye bağırdı. "Ada'da yok." dedim. Elini anlına vurdu. "Hay delireceğim!!" diye bağırdıktan hemen sonra Görkem odaya daldı. "Hay sokayım bu işe! Ceylan nerede!!"
diye bağırdı. "Ben ne bileyim oğlum? Senin kardeşin, senin en yakın arkadaşın. Bana ne soruyorsunuz?" dedikten sonra Bahar odaya girdi. "Her yere baktım yok." dedi. Çağrı lafa girdi. "Ada'da yokmuş!" Bahar'ın gözleri fal taşı gibi açılmıştı. "Ne!? O da mı yok?" diye bağırdı. Çağrı "Yok." dedi ümitsizce.
Bahar Çağrı'nın omzuna koydu elini.
Çağrı aniden ona döndü. "Ümitsizliğe kapılmayın, belki birazdan gelirler." dedi Bahar ışıldayan safir gözlerle. Çağrı uzun uzun gözlerine bakıp iç çekti.
Görkem elleri belinde, ben ise susmuş onları izliyordum. "Bu kadar güzel olmak zorunda mısınız?" diye mırıldandı Çağrı. Bahar ona biraz daha yaklaşarak aradaki mesafeyi en aza indirdi. Bahar ayak ucuna kalkıp ona birşey söyledi ama ne söylediğini Görkem'de bende duyamadık ki göz göze geldik. Tekrar onlara döndüğümüzde Çağrı kızarmış, sağ eliyle ensesini kaşıyordu. Az önce sinirden neredeyse ağlayacak olan çocuktan eser kalmamıştı. Görkem'in yalandan olan öksürüğüyle herkes önüne döndü. Herkes ciddileşmişken Çağrı hala sırıtıyordu. Bahar onu cimcikleyerek Çağrı'nın sırıtmasını durdurmuştu. En sonunda Çağrı'da ciddileşti. Görkem lafa girdi.
"Nerede bu kız?!" diye sordu tekrar.
Bahar, Görkem lafını bitirir bitirmez lafa girdi. "-lar. Kızlar." dedi.
Çağrı
"Yok!" diye bağırdıktan sonra Bahar Hanım omzuma dokunup "Ümitsizliğe kapılmayın, belki birazdan gelirler." dedi. Uzun uzun safir gözlerini inceledim. "Bu kadar güzel olmak zorunda mısınız?" diye sordum normal ses tonundan biraz daha alçak bir ses tonuyla. Bahar Hanım biraz daha bana yaklaştığında kalbim tamamen çıkacak gibi atıyordu. Nefesimin daralmasını engelleme gayesiyle iç çektim. O ise ayak ucuna kalkıp "Tarih iki yıl önce 20 Ağustos, tamamlandı diğer yarım..." deyip tekrar benden uzaklaştı.
İki yıl önce 20 Ağustos...
Benim bu otelde işe girdiğim gündü..
********
Ceylan'la otele tekrar döndüğümüzde ikimizde birbirimizden mutluyduk.
Alışveriş mükemmel bir şeydi!
Bu süreçte Ceylan'a çaktırmadan hediye almıştım.
Aynı şekilde Çağrı, Görkem, Yusuf Bey ve Bahar'ada hediye almıştım. Poşetleri Ceylan'ın arabasına koymuş sadece hediyeleri yanıma almıştım. İkimizde
-2. kattan 1. Kata çıktık. Otele giriş -2. kattandı ve biz tabiki merdivenden çıkmıştık. Ceylan elimdeki poşeti sorduğunda "Size hediye aldım." diye yanıtlamıştım.
Onun heyecanı beni içimde acaba beğenecek mi diye bir şüphe oluşturmuştu.
Müdür odasına girdiğimizde. İlk olarak Yusuf Bey'le göz göze geldim. Etrafa baktığımda Çağrı, Bahar ve Görkem hepsi oturmuş tırnaklarını yiyordu. Görkem neredeyse sandelyeyi kıracak şekilde ayağa kalkıp Ceylan'a sarıldı. "Nerdesiniz siz? Saatlerdir sizi arıyoruz!" dedi Çağrı. Yusuf Bey yanıma geldi. "Ada salak mısın sen! Neredesin!?" diye sordu bağırarak. Ses tonu o kadar yüksekti ki yan odadan duyulabilirdi. O ses tonu beni bile korkutmuştu. Görkem Yusuf Bey'in yanına gitti "Sakin oğlum, düzgün konuş." Yusuf Bey Görkem'i kenara ittirip yanımdaki Ceylan'ı kenara çekmişti. "Ada! Şu çocukça davranışlarından bıktım! Sadece üç gün oldu bıktım çocukça davranmandan! Ne diye ortalıktan kayboluyorsun!? Birde yanına Ceylan'ı alıyorsun! Kaybolacaksan kendin kaybol!!"
Gözlerim dolmuştu. "Ama be!.." diye ısrar edecekken lafım kesildi. "Aması maması yok! Şu davranışlarına çeki düzen ver! Yoksa fena olacak!!"
Gözlerimdeki yaşların boşaldığını hissettim. Elimdeki poşetler yere düştü. Hızlıca odadan çıkıp lavaboya yöneldim.
Görkem:
Ada odadan çıktığında canımın yandığını farkettim. Ada'nın gözleri öyle kolay dolmazdı. Ada öyle kolay ağlayan bir kız değildi. Onu böyle görünce canım yanmıştı. Çağrı lafa girdi. "Yusuf fazla abarttın sanki."
Yusuf sinirle yerine oturdu. "Yeter ya! Bıktım saçma davranışlarından! Asla laf dinlemiyor çocuktan daha çocuk!"
diyerek söylenmeye devam etti. Ceylan buruk bir sesle lafa girdi. Sesi titriyordu. "Şey.. bunları bize almış."
dedi. Herkes sandelyesini Ceylan'a yaklaştırırken Yusuf'ta hiçbir değişiklik olmadı. "Bunu sana almış Abi." diyerek Çağrı'ya bir kutu uzattı. Bana da bir kutu uzattı. "Bunu sana almış Görkem." sonra Bahar'a bir kutu uzattı. Kendi kutusunuda kenara koydu. Son bir kutu daha vardı. Vücudunu dikleştirerek onu da poşetten çıkarttı. Yusuf'a yaklaşırken herkes onu izliyordu. "Yusuf..." diye seslendi titreyen sesiyle. Yusuf başını kaldırdığında gözleri Ceylan'ın elinde ki kutuya gitti. "Bu ne?" diye sordu kutuyu alarak. "Şey... Ada bize hediye almış bu da senin." Yusuf'un kaşları çatıldı.
"Ne?" Ceylan başını salladı. Diğerleri hediyelerini açmış içindeki notları okuyordu. Ceylan'da kenara geçmiş hediyesini açıyordu. Bende hediyemi açtığımda içinden bir saat çıktı.
Notta şöyle yazıyordu;
Görkem iyi ki geldin sensiz eksikmişiz...
Ceylan'a baktığımda hediyesi Yeşil uzun bir elbiseydi. Saati koluma takıp saati ayarladım. Yüzümdeki gülümsemeyle Çağrı'ya döndüm. Onda ise en sevdiği şey olan lüks bir gözlük vardı. Bahar'da ise bir çanta vardı. Yusuf'a döndüğümde kutu masanın üstünde duruyor, bilgisayar klavyelerinde ki tuşlara basıp duruyordu. "Yusuf hediyeni açsana." dedim bir anda. O ise bana "Ada'yla ilgili hiç birşey beni ilgilendirmiyor." dedi gözünü ekrandan ayırmayarak. Hepimiz birbirimize baktığımızda göz göze geldik. Çağrı lafa girdi.
"Yusuf, bilmem farkında mısın Ada'ya çocuk diyorsun ama sen çocuk gibi davranıyorsun. Ada vefalı kızdır. Seni sevmiyor ama sana bile hediye almış. O hediyeyi açmayarak çocuk sen oluyorsun o değil. Ada çocukluğunu yaşayabilen bir kız değil belki o dışına yansıyordur. Çocuksa o yüzden çocuktur. Bu durumda sana anlayış göstermek düşer." ardından bende lafa girdim.
"Yusuf, Ada odadan çıkarken benim bile canım yandı, o öyle kolay kolay ağlayan, duygulanan bir kız değil." Ceylan kafasını omzuma koydu.
Yusuf ise düşünmeye başlamış gibi duruyordu...
Ada;
Lavaboya girdiğimde göz yaşlarım boşalmaya başlamıştı.
Resmen azar yemiştim! İyide ben ne yaptım ki?!
Elimi yüzümü yıkayıp durdum defalarca. Biraz sakinleştikten sonra kapıyı çalarak tekrar odaya girdim. Yere baka baka yürüdüğüm için açılmış hediye paketleri gözüme çarptı. Umursamayarak kendi bölümüme geçtim. Benimle beraber Görkem'de odaya girdi.
"Ada.."
"Hmm?"
"İyi misin?"
"Hıhı.."
"Hediyeler için çok sağol."
"Rica ederim ama beni yalnız bırakır mısın?"
Görkem gittikten sonra Çağrı geldi.
Bu ne lan? Ne sırası bu?!
"Ada'm..."
"Hmm?"
"Teşekkürler hediyeler için."
"Rica ederim."
"İyi misin?"
"Çağrı, lütfen."
Daha kimse gelmedi. Yarım saat boyunca çıt çıkmadı. En sonunda odaya biri girdi.
"Kimsen git.!" diye bağırdığımda ses yoktu. Arkamı döndüğümde Yusuf Bey'le göz göze geldim. Hızlıca önüme döndüm.
"Ada?"
Ayağa kalıp içeri gittim. O ise arkamdan geldi. Birkaç kağıt alıp tekrar içeri gittim. O ise yine beni takip ediyordu.
Ne istiyorsun be adam?!
"Ada..."
Hızlıca odadan çıktım.
Yusuf:
Bizimkilerin ısrarıyla Ada'nın hediyesini açtığımdan beri kendimi boşlukta gibi hissediyordum.
Ada'nın bana hediye almasını asla beklemiyordum. İçini açtığımda içinde mükemmel kokulu bir parfüm ve kısa bir not vardı.
Yusuf Bey bu size...
Galiba pişman olduğum ikinci gündü..
Birincisi küçükken aptallığımdan o kızı seçmemek.
İkincisi ise aptallığımdan yine aynı kızın kalbini kırmamdı.
Hediye elimde kendime sövüyordum.
"Yusuf sen varya... Dünyanın en..." Tam o sırada kapı çaldı. Kapıya baktığımda gelen Ada'ydı. Çağrı bana kaş göz hareketi yaparak yanına gidip gönlünü almamı söylerken Görkem ayağa kalkıp Ada'nın yanına gitti. Görkem gelince Çağrı gitti. Yarım saat sonra en sonunda ayağa kalkıp ben yanına gittim.
O ise beni tersliyor ve umursamıyordu!
Çocukla çocuk oluyorum resmen!
Hızlıca odadan çıktı. Ben bunu kız tribi zannederken aklıma Bizimkilerin sözleri geldi. Anlaşılan gerçekten kalbini kırmıştım. Ceylan'ın eli telefonuna gitti ve Ada'yı aradı.
Alo. Ada
Evet?
Canımın içi bir yerlere gideceğiz hep beraber, geliyor musun?
Yok Ceylan benim işim var.
Görkem diyor ki 'Gelmezse çok kırılırım'
Çağrı Ceylan'dan telefonu aldı.
Ada lütfen!
Tamam ama Görkem için..
dediğinde telefon kapandı.
***
Ada içeri girdiğinde gözleri gülümsüyordu. İlk olarak Ceylan'a sarıldı. Sonra Görkem'e Çağrı'ya ve Bahar'a. Bana baktı, ardından önüne döndü. Bense arkasından sırıtıyordum.
İnatçı keçi!
Bahar "Hadi gidelim." dedi. Herkes kapıya yönelmişken Görkem herkesi durdurdu. "Yusuf gelsene."
Ne? Bende mi geliyorum?
Ada "O da mı geliyor?" diye sordu şaşkınlıkla. Ada "Benim işim var." diyerek kapıya yöneldiğinde hiç düşünmeden bileğinden tuttum.
Niye böyle birşey yaptım lan ben?!
"Ada lütfen..." dedi ağzım.
Ne oluyor lan?!
Ada bileğini tuttuğum elimden kurtulmaya çalıştı ama boşunaydı.
"Ada... Benim için değil. Görkem için gel."
Ada Görkem'e baktı ve elimden kurtuldu.
"Görkem için..."
Asla yüzüme bakmıyordu. Yanlışlıkla bile bakmıyordu. Anlaşılan baya ağır konuşmuştum. Hepimiz otelden çıktık.
Bir kısmımız Görkem'in arabasına
Bir kısmımız benim arabama oturdu.
"Ada sen Yusuf'la git." dedi Ceylan.
Ada şok içerisinde ona bakarken Görkem onu zorla benim arabama otutturdu. Barışmak için bir fırsat dedim içimden. Diğerleri ise Görkem'in arabasına oturdu.
Arabaya oturduktan hemen sonra Görkem'den mesaj geldi.
Barışmanız için yapıyoruz.
Elimdeki telefona gülümsedim.
Hemen arabayı çalıştırdım.
Görkem'in arabası önden gidiyor ben ise onların arkalarından gidiyordum.
Ada ise camdan dışarıyı izliyordu.
Arabada yalnızdık. Sadece ikimiz...
Ne diyorum lan ben?! Yusuf kendine gel!!
"Ada..." dedim titreyen sesimle. Cevap yok... "İnci göz.." dedim tekrar.
O ise anında bana döndü. "S-sen nereden biliyorsun?" diye sordu.
"O zaman çok meşhurdun." Ada'nın kaşları çatıldı.
Sus Yusuf!!
"Yaniii... meşhurmuşsun. Çağrı anlattı."
dedim.
Allah'ım ne yapıyorum ben?!
Elim ayağım birbirine dolaşmıştı.
Ada "Başka ne biliyorsun?" diye sordu tekrar cama dönerek. "Hiç... Sadece onu söyledi." diyerek yalan söyledim.
Eğer Çağrı bunun doğru olduğunu kabul etmezse boku yemiştim. Çünkü bu yalandı! "Ada özür dilerim." dedim. Ada'dan ses çıkmadı. Eli telefonuna gitti. Kiminle konuştuğunu bilmiyor kim olduğunu duyamıyordum sadece Ada'yı duyuyordum. Sadece karşıdakinin şu sesini duydum.
Aşkım, buluşuyoruz değil mi?
Aşkım? O aşkım kelimesini müsait bir...
Nasılsın, iyi bende bizimkilerleyim.
Tamam. Kaç gibi? birşey alayım mı? Tamam. Görüşürüz.
Ada telefonu kapatınca direk lafa girdim. "O kim?" diye sordum.
Ses yoktu. "Ada'yla ilgili hiç birşey beni ilgilendirmiyor." diyerek beni taklit etti.
İyide bunu söylediğimi o nereden biliyor?
"Sen nereden biliyorsun?" diye sordum. "Ben seni ilgilendirmiyorum." dediğinde arabayı park etmeye çalışıyordum. Bizimkiler park etmiş aşağı bile inmiş benim arabayı parketmemi bekliyorlardı. Arabayı park edip ikimizde aşağı indiğimizde Görkem, Ceylan'ın omzuna kolunu atmış bizi izliyordu. Hepimiz AVM'nin kapısından girdiğimizde Çağrı lafa girdi. "Sinemaya mı girsek?" diye sordu. Herkesin kabulüyle sinemaya bilet aldık. Girdiğimiz film bir komedi filmiydi. Herkes yan yana oturduğunda Ada benim yanımdaydı.
Ada:
Sinemaya girip yan yana oturduğumuzda Yusuf Bey benim yanımdaydı..

