
"Geçmiş her zaman can yakar..."
11 yıl önce...
Ada ve Aylin aşağı inerken Ada evet anlamında başını sallayarak "Aramızda kalsın." dedi.
"Sana güveniyorum."
Aylin gülümseyerek başını salladı.
Ada'nın Aylin'i çok sevdiği söylenemezdi ama genel olarak iyi anlaşıyorlardı. Ayrıca Aylin çok iyi sır tutardı. İkisi de aşağı indiğinde herkes onun üzerine koştu. Kendinden bir yaş büyük olan sınıfın erkekleri ve kendi sınıfından birkaç erkek...
Cengiz
Ahmet
Alperen
Çağrı
"Bak bu kız kimin gözüne bakarsa iki üç dakika önce, ya da şimdi ne hissettiğini söyleyen kız." dedi kendi sınıfındaki Ahmet. Evet bu doğruydu, Ada sınıfta bu özelliği ile tanınıyordu. Sanırım artık okulda da böyle tanınacaktı. Kendinden uzun ve büyük, bir erkek karşısına geçti. Aynı zamanda onlarında dersi boştu. Bu yüzden iki sınıfta aşağıdaydı. Ada'nın karşısına geçen çocuğun adı Alperen'di hafif dalgalı ve kumrala vuran saçları yeşil gözleri olan uzun çocuk "Pekala, seninim. Ne görüyorsun?" dedi gözlerini Ada'ya kitleyerek. Ada uzun süre Alperen'in gözlerine baktı. Yaklaşık bir iki dakika sonra kafasını sağ sola sallayarak "Bir dakika... Bir daha deneyeceğim." dedikten sonra uzun süre tekrar Alperen'in gözlerine baktı. Alperen "Ee? Göremiyor musun?" diye sordu Ada'dan gözlerini ayırmayarak. Ada "Başka birşey göremiyorum. Ne kadar garip?" diye söylendi kendi kendine. Alperen kaşlarını çattı "Ne görüyorsun?" diye sordu merak dolu gözlerle. "Aşk... Sen deli gibi aşıksın.." dedi Ada.
"Sevgi gibi duyguları ilk defa gördüm. Genelde korku, sevinç falan olur.." diye de ekledi elleri belinde.
Alperen'in dudakları yukarı doğru kıvrılırken "Ne? Aşk mı? Ne aşkı ya ben hayatımda aşık olmamışım, şimdi mi olacağım?" diye sordu dalgayla. "Bilemem, belki de yanlış görmüşümdür ama ilk aşkın olabilir. Neden olmasın, her insan aşkı tadar. O acıyı çeker. O heyecanı yaşar. Hiçbir insan bunlardan mahrum bırakılmaz. Olmam dersin bir bakmışsın evlenmişsin, aşık olmuşsun bunu her insan yaşar." dedi Ada.
Lanet olsun dedi Ada içinden. Bir iki kere çocukla göz göze geldim diye hemen duygusallaştım, sakin ol geri zekalı!
Alperen Ada'ya gülümsedi ve Ada'nın kulağına eğilerek "Belki de Ceylan'dır." diye mırıldandı.
Ada şok içinde Alperen'e bakarken Alperen sırıtarak git gide uzaklaştı. Ada bir anda bir erkek sesiyle irkildi. Gözlerini Alperen'den ayırıp önüne döndüğünde karşında ki kişi Ada'dan bir yaş büyük ve Alperen ile aynı sınıftaki Çağrı'ydı. "İnci göz, sen misin?" diye sordu Çağrı elleri belinde. "İnci göz?" diye sordu Ada anlam vermeye çalışan surat ifadesiyle.
"Evet. Herşeyi gören kız." diyerek İnci Göz'ü açıklamış oldu Çağrı. Ada gülümseyerek başını salladı. "Bana da baksana." dedi Çağrı gözlerini Ada'ya kilitleyerek. Yaklaşık bir dakikaya "Korku, endişe." diye cevapladı Ada. Çağrı'nın gözleri Ada'nın sınıfındaki, kendi kardeşi Ceylan'a gitti. Bir iç çekti "Haklısın." deyip Ada'nın başını okşadı. Ada içinden haykırmaya başladı.
Bu neydi şimdi? Aramızda bir yaş var geri zekalı o kadar küçük değilim!
Ada Çağrı'nın kendisine değilde başka bir yere baktığını farkedince gözlerini, Çağrı'nın baktığı yere dikti. Çağrı'nın baktığı yerde Alperen, Ceylan'ı izliyordu. Bir anda ayağa kalkıp Ceylan'ın yanına gitti. Onlar konuşurken Çağrı Ada'nın bakış açısına girince Ada birşeylerin ters gittiğini farkedip o da Alperen ve Ceylan'a yaklaştı. "Merhaba Alperen arkadaşım, benimle bir gelsene sen." dedi Çağrı, sinirli olduğu yüzünden anlaşılıyordu, sanki Alperen'i öldürecek gibi bakıyordu. Çağrı ve Alperen'in birbirine 'Kardeşim, canım' gibi hitapları sinirden veya dalgadandı. Aynı şekilde Fatih içinde geçerliydi bu.
"Şu an biriyle konuşuyorum, kardeşim" dedi Alperen gözlerini Ceylan'dan ayırmayarak.
Çağrı "Maşallah maşallah, Allah sohbetimizi artırsın." dedi, sinirli yüzünü kardeşi Ceylan'dan Alperen'e çevirerek. Alperen ise dudaklarını ısırmış Ceylan'ı izliyordu. Çağrı "Yeter lan!" diyip Alperen'in kafasına vurdu. Alperen bir anda irkildi. "Pardon, ben gerildim biraz, sen benle gelsene bir Alperen!" diye sesini yükseltti Çağrı. Alperen Çağrı'nın ısrarıyla onunla gitmeye karar verdi. Aslında bu bir karar değildi Çağrı'nın zoruydu. Alperen başını sallayıp, elleriyle önden gitmesini göstererek Çağrı'nın önden gitmesine izin verdi. Çağrı önden giderken, Alperen, Çağrı'nın arkasından gitmeden önce Ceylan'a göz kırptı. Alperen Ceylan'a baka baka ilerlerken birine çarptı. Kafasını çarptığı kişiye çevirince, çarptığı kişinin Ceylan'ın abisi Çağrı olduğunu anladı. "Yürü lan önümden!" diyerek onu önüne ittirdi Çağrı. Alperen ise hâla Ceylan'a bakıyordu. Çağrı Alperen'in kafasını önüne çevirdi "Yürü, yürü!" diye bağırdıktan sonra Ceylan kahkaha atmaya başladı. "Çok tatlı çocuk ya, hep böyle." dedi Ceylan gülerek. Ada ise "Sorma, sorma herkese de dudağını ısırarak bakıyor zaten." diyerek banka oturdu. Ceylan utanmış surat ifadesiyle cevap vereceken Ada tekrar konuştu. "Sana deli gibi aşık Ceylan farkında mısın?" Ceylan kaşlarını çattı ve o da Ada'nın yanına oturdu. "Neyden bahsediyorsun Ada, anlamıyorum?" dedi Ceylan kaşları çatık Alperen'i izlerken. Alperen Ceylan'a döndüğünde Ceylan güldü. Ada tekrar lafa girdi. "Evet. Görmüyor musun? Hatta gelecekte ne yapıp edip seni bulup seninle evlenmez ise gel suratıma tükür." dedi Ada, Ceylan'ın kırmızı dudaklarına bakarken
Sus Ada! Alperen yavşağın teki iki güne başkasını bulursa görürsün!
Ada iç sesini umursamamaya çalışarak Ceylan'ı izliyordu.
Ceylan gülümsüyordu "Yaa, öyle mi dersin?" diye sordu utançla gülümseyerek. "Bir saniye, yoksa sende mi onu seviyorsun?" diye sordu Ada şaşkınlıkla. Ceylan'ın suratı asıldı.
"Ne alak... Evet.. evet.. Aşığım galiba... Ah! Delireceğim çok yakışıklı!!" dedi Ceylan elleriyle gülümseyen yüzünü kapatarak. Ada Ceylan'ın baktığı yere baktığında Alperen duvara yaslanmış Ceylan'ı izliyordu. "Oo, iş ciddiymiş.." diye mırıldandı Ada.
Bu yavşak fazla aşık gibi iç ses ha ne dersin?
Alperen:
Alperen Çağrı'yla konuşmak için köşeye çekilmişti. "Oğlum bak... Aşıksın anladık... Şu kıza fazla yanaşıyorsun beni delirtme!" diye bağırdı Çağrı.
Çağrı, Alperen'in 1-2 senedir Ceylan'a aşık olduğunu biliyordu.
Alperen ise duvara yaslanmış Ceylan'ı izliyordu.
"Çok güzel, Allah sahibine bağışlasın. Yani bana." diye mırıldandı Alperen.
Kurban olduğum Rabbim, bana nolur sabır ver. Ben bunu döveceğim.
Diye içinden söylenen Çağrı Alperen'in kafasına tekrar vurdu. "Lan şerefsiz! Sana diyorum!" Alperen Çağrı'ya döndü "Ne var lan!?" diye sordu bağırarak. "Şu kızdan uzak dur! Yoksa bir gün dayağımı yiyeceksin!" diye bağırdı Çağrı.
"Sevgilisi olmama izin verirsen dururum..." dedi Alperen.
Ay sabır! Bu çocuk bu zekayla bu yaşa nasıl geldi!!
Diye içinden haykırıyordu Çağrı. Gözlerini devirerek "Lan geri zekalı, sevgilisi olunca nasıl uzak durabilirsin?!!" diye bağırdı. Sinirlenmişti. Alperen'in bu 'aşırı zeka fışkırtan' davranışları onu delirtiyordu.
"Doğru... Neyse, sen izin ver ben biraz daha uzak durayım." dediğinde Çağrı gözlerini tüm gücüyle devirerek "Hee... Kızı öp, sonra uzak durdum de kenara geç!" dedi sinirle. Alperen iç çekti ardından sesini yükseltti. "Oğlum ne olur izin versen... Ölür müsün? Kız da bana aşık işte görmüyor musun?" Çağrı kaşlarını çattı. "Ne?"
Şaşkınlıkla Alperen'e bakıyordu. Bu cevabı beklemiyordu. Alperen "Evet, gidip Ada'ya sor. En yakın arkadaşlarından." dediğinde Çağrı "Yuh lan, ben bile bilmiyorum en yakın arkadaşını!" diye bağırarak söylendi.
"Aşk böyle birşey, büyünce anlarsın." dedi Alperen iç çekerek. Çağrı gözlerini devirdi. "Sus lan." Alperen o sırada Ceylan'a göz kırptı.
Çağrı bunu farkedince Alperen'in kolunu cimcikledi. "Bak ya! Oğlum sen akıllanmaz mısın?!!" diye sordu en yüksek seslerinden biriyle.
Alperen, "Sen o kızı verene kadar akıllanmayacağım." dedi. Çağrı Alperen'e bir tekme attı. "Vermiyorum lan!"
Alperen "Verme lan! Ben alırım." diyip Ceylan'a doğru yürümeye başladı artis artis. Çağrı Alperen'i kolundan tutup tekrar köşeye çekti.
Çağrı Alperen'in ne isterse elde edebildiğini bildiği için bu fikirden vazgeçmişti. "Dur. Ben bir sorayım soruşturayım seni seviyorsa olabilir." dedi Çağrı. Bu laflarına kendi bile inanmamıştı. Alperen, "Tamam ama bir şartla." dedi. Çağrı kaşlarını kaldırdırarak 'ne var lan yine!?' dercesine bir bakış attı. "Bu süreçte beni ondan uzaklaştırmayacaksın yoksa..."
Çağrı göz devirdi "Sende aşırı yaklaşma." dedikten sonra Alperen başını salladı gülümseyerek Ceylan'ın yanına yürümeye başladı. Alperen arkası dönük olan Ceylan'a seslendi. Ada Alperen'in arkasına baktığında Çağrı'yı farketti. Çağrı Ada'nın yanına gelip "Ada, gelebilir misin?" diye sorduğunda Ada şaşkınlıkla başını salladı. Çağrı, yaklaşık 5 dakika önce Alperen'le gittiği köşeye Ada ile birlikte gittiğin de Ada: "Çağrı, bir sorun mu var?" diye sordu kollarını göğsünde bağlayarak. Çağrı'nın kaşları çatıldı. "Ben senden bir yaş büyüğüm abi demen gerekmiyor mu?" diye sordu. Ada
Bir yaşın lafını yapıyor ya! Ben sana abi dermiyim sence? diye içinden haykırsa da umursamadan
"Bir yaşın lafını mı yapıyorsun? Neyse beni neden çağırdın?" diye sordu meraklı gözlerle.
Çağrı Ada'ya dikkat kesilerek "Ceylan Alperen'e mi aşık?" diye sordu. Ada kısa bir süre düşündü. "Çok yakışıklı, aşığım falan dedi." diyerek yanıtladı Çağrı'yı.
Çağrı "Doğru söylüyormuş şerefsiz." diye mırıldandı Ceylan ve Alperen'in gülüşmelerini izlerken. Gözü bir anda Ada'ya kaydı. Ada ise hoşlandığı çocuğu izliyordu.
Gülerken çok yakışıklıydı. Esmer teni o kadar güzeldi ki insan dokunmak istiyordu. Koyu yeşile çalan gözleri insanı adeta büyülüyordu.
Noluyor lan bana?! Kendine gel Ada.
Çağrı Ada'nın baktığı yere bakınca çocuğu farketti. Çağrı çocuğun önüne geçince çocuk Ada'nın bakış açısından çıktı. Ada onu görmeye çalışırken gözü bir anda kendinden uzun, önünde duran Çağrı'ya gitti. "Kimi izliyorsun?" diye sordu Çağrı gülümserken. "Hiç.." dedi Ada. Çağrı "Tamam ona da seni izlerken aslında bir manâyla izlemediğini söylerim." dedi sırıtarak.
"Çağrı!" diye bağırdı Ada Çağrı'ya vururken. Çağrı başını salladı "Tamam be aramızda!"
Çağrı önünden çekilmiş Alperen ve Ceylan'ın yanına gitmişti. Ada'nın gözleri çocuğu aradı ama bulamadı. Bir anda elinde topla koşarak arka bahçeden çıkıp Topu dikti. Top arkadaşlarının yanına gitmişti. Çocuk Ada'nın onu izlediğini farketti ve Ada'ya göz kırptı...
11 yıl sonra...
Geçmişten çıktığımda eski zamanları çok özlediğimi farkettim.
Gözlerim dolmuştu.
"Ah be Alperen, nerdesin? Evlenecektin Ceylan'la söz vermiştin... Ben şahidiniz olacaktım.."
diye söylendim..
Ceylan:
Akşam yatağımda oturmuş müzik dinliyordum.
Oturmuş beyaz masa lambasının ışığında ellerimi inceliyordum.
Gözlerim yüzük parmağıma gitti.
Alperen'in sözü canlandı kafamda "Bu parmağın çok boş... Orayı benim sana verdiğim yüzük dolduracak..."
Bu söz kafamda yankılanırken benim ellerim telefonuma gitti. Yaklaşık on yıl önce konuşmuştuk... Numarası bende yoktu fakat onu bulabilirdim. Işık hızında Instagram'a girdim. Binlerce hesap gezdim, binlerce takip ettiği insanı bulmaya çalıştım. Saatlerce gözlerim dolu yalvaran sözlerle onu aradım ama bulamadım.
Fakat Görkem'i bulmuştum...
Görkem Coşkun'u...
En sonda göz yaşlarım boşalmaya başladı. Hıçkırmaya başladım. Bunlar mutluluk mu yoksa hüzün göz yaşları mıydı bilmiyordum ama çok heyecanlıydım... Ona ne yazacaktım.
Normalde ağlarken hep ağzımı kapatır kendime engel olmaya çalışırdım. Ama şimdi direk ağlıyordum. Bağıra bağıra ağlıyordum. Alperen'i bulamadığım için acı çekiyordum fakat bir yandan da Görkem'i bulduğum için mutluydum...
Biraz daha sakinleşip ona yazmaya karar verdim. Saatin kaç olduğu umrumda değildi. O en yakın arkadaşımdı...
Saat umrumda olmaz olamazdı..
Ona şöyle yazdım..
Görkem...
Birkaç dakika sonra mesaj geldi.
Kimsiniz?
Nerdesin be adam?..
Bunu neden yazmıştım yıllardır ortalıkta yoktu.. Bunu yazmadan edemeyecektim..
Anlamıyorum, kimsiniz? Beni nereden tanıyorsunuz?
"Sizi bırakanın canı çıksın lan!"
Yazdım bunu yazar yazmaz tekrar ağlamaya başladım. Artık başım ağrıyordu ama canım yanıyordu ağlamak istiyordum...
Yaklaşık üç dakika sonra mesaj geldi.
Ceylan, sen misin?..
Benim....
Özür dilerim... Sözümü tutamadım...
Yanımızda değilsin..
Özür dilerim..
Bende...
Sizi çok özledim...
Bizde seni çok özledik..
Arayabilir miyim?
Sence?
Yaklaşık iki dakika sonra telefonum çaldı.
Ceylan...
Ağlıyordu...
Görkem ilk defa ağlıyordu...
Görkem..
Ağlama canım yanıyor...
Asıl sen ağlama benim canım yanıyor.
Naptınız bensiz?
Sen arabada mısın?
Evet. Nereden bildin?
Vay be.. ehliyet bile almış..
Aldık aldık kos koca adam olduk...
dedi gülerek ama hala ağlıyordu.
Bir insan hiç mi değişmez...
Dedim gülerek o da gülerek
Nasıl ya? Değişmemiş miyim?
Eskisi gibisin... Ağlarken gülen, moreli bozukken yine gülen..
Güldü.
Abin nasıl?
İyi, seni çok özledi o kesin..
Değeri mi bilmezsen değerimi bildiğin gün yanında olmam..
Bu espirinin ardından ikimizde kahkahalara boğulduk.
Vedalaşıp telefonu kapattığımızda normalden on kat daha mutluydum..
Görkem:
Arabaya bindiğimde açtığım telefonu kapatmamın üstünden tam yarım saat geçmişti.
O kadar mutluydum ki en sevdiğim şarkıyı açıp bağıra bağıra söylemeye başladım. Bir anda aklıma Yusuf geldi.
Yusuf'u arayıp birkaç müjde verdikten sonra uzun yolculuğuma devam ettim..
Ada:
Ben Alperen ve Ceylan'a üzülürken saat aklıma geldi. Bugün erken gidecektim. Hızlıca lavabodan çıkıp telefonumdan saate baktım. Saat yediyi yirmi geçiyordu. Hızlıca üstümdeki pijamalarımı çıkartıp üstüme krem rengi bir tişört, altıma ise bol kahverengi bir kot pantolon giydim. Kısa saçlarımı açıp, taradım. Çantamı da alıp evden çıktım. Saate tekrar baktığımda saat yediyi kırk geçiyordu. Hızlı hızlı yürürken telefonum çaldı. Arayan Çağrı'ydı.
Alo Çağrı?
Bil bakalım otele kim geldi?
Kim?
GÖRKEM!
NE!? Nasıl? Senin için mi?
Deniz'le lise arkadaşıymışlar.
Oha! Bir saniye Ceylan yanında mı?
İki saattir sarıla sarıla ağlıyorlar.
Kapat geliyorum!
diyip koşmaya başladım. Nefes nefese otele vardığımda
Görkem ve Ceylan sarılarak ağlıyorlar Çağrı ve Yusuf Bey birbirleriyle konuşuyorlardı.
"Görkem!" diye bağırdım.
Bana döndüğümde ikimizde birbirimize koştuk. "Ada..." ikimizde birbirimize sarılmış ağlıyorduk.
Allah'ım çok şükür, çok şükür, sapa sağlam ayakta...
Bugün en mutlu günüm olabilir!!
"Şerefsiz nerdesin lan sen!?" diye bağırdığımda Ceylan'la göz göze geldik.
Nedense çoğu zaman Ceylan'ın ablası gibi hissediyordum. Aynı yaştaydık ama aynı karakterlere sahip değildik. O biraz çocuksu bir karaktere sahipken ben olgun bir karaktere sahiptim. Kolay kolay ağlamazdım, fakat dayanamayıp ağladığım, ya da sinirden ağladığım çok oluyordu. Kalbim kırıldığı için ağlamaktansa çocuğunlukla haksızlığa uğradığım için ağlıyordum. Ceylan'sa bu hayatta Alperen için ağladığı kadar kimseye ağlamamıştır.
Biliyorum, çok seviyorlardı birbirlerini, ama artık kabul etmek gerekiyordu...
Alperen şu an bizim yanımız da değildi...
"Hani bizi bırakanın canı çıkacaktı?" dediğimde Görkem "Özür dilerim ama artık buradayım... Söz bırakmam sizi..." dedi. Küçükken ağlamayla bağdaştıramayacağınız o çocuk şu an hüngür hüngür ağlıyordu. Görkem'lede aynı sınıftaydım. Fakat bu sefer o benden daha olgun kalıyordu.
Küçükken böyleydi. Samet'de, Fatih'te, Melisa'da, Görkem'de çok olgun insanlardı.
Tabi hep beraberken baya çocuklaşıyorduk orası ayrı...
Ardından bir daha lafa girdim. "Dün Yusuf Bey lise arkadaşım Görkem gelecek diyince senin olabileceğin aklımın ucundan bile geçmedi."
Hmm, demekki lise arkadaşıydılar. Şüpheli.
Bu adamın sağ solu belli olmuyor.
Herkes gülerken Görkem lafa atladı. "Alperen peki? O nerede?" diye sordu.
Görkem Allah belanı ya! Sorma lan şu soruları! Ceylan var burada!
Ceylan'ın gözleri doldu. "Kim bilir nerededir! Evlenmiştir bile o!" diye bağırdı.
Evlenmek mi? Alperen? Yok artık...!
Görkem Ceylan'ın sırtını sıvazladı. "Yok be... Alperen hâlâ senin hasretinle yanıp tutuşuyordur." diye ekleyince bende başımı salladım. "Haklı. Alperen seni unutmamıştır." dediğim sırada Bahar yanımıza geldi. Çağrı ise gözlerini ona dikti. "Hoşgeldiniz Bahar Hanım." dedi Çağrı ceketini düzeltirken.
Ohh, Çağrı'da aşık! Bu ne ya aşk bahçesine mi düştüm?!
Görkem, Yusuf Bey, ben ve Ceylan onları izliyorduk.
Bahar "Hoş buldum. Kardeşiniz değil mi?" dedi Ceylan'ı göstererek. "EVET! Yani şey... Evet, kardeşim." diyerek sesini indirdi Çağrı.
Şey mi? Noluyor oğlum sana?
Yusuf Bey Çağrı'nın yanına gelip hafiften sırtına vurarak "Sakin Çağrı.. İlk defa böyle gördüm seni..." dedi Bahar Hanım'a birşey anlatmaya çalışıyor gibi duruyordu. Bahar gülümseyerek. "Çağrı Bey biraz konuşabilir miyiz?" diye sordu.
Allah bilir ne konuşacaklar?
AY İÇ SES SUS ARTIK!
Çağrı "Tabi nasıl isterseniz..." diyerek birlikte uzaklaştılar. Ardından Yusuf Bey "Alperen'i özledim ya.." diye lafa daldı. Ben Yusuf Bey'e şaşkınlıkla bakarken o yeri izliyordu.
Herşeyin içinden sen çık zaten Maydanoz Bey.
"Siz nereden tanıyordunuz?" diye sordum. Maydanoz Bey eğik başını kaldırıp bana baktı kem küm ederken bir yandan da ensesini kaşıyordu. "Lise yıllarımda ben hala Alperen'le konuşuyordum o ara tanıştırdım." diye lafa atladı Görkem. Başımı sallayarak "Anladım..." dedim ardından gözüm, güle güle konuşan Çağrı ve Bahar'a gitti. Yanımdaki Maydanoz Bey'e "Çağrı ve Bahar çok yakışmıyor mu?" diye sordum. Maydanoz Bey ikiliye döndü. Onları gülümseyerek izlerken "Çağrı deli gibi aşık Bahar'a.." dedi.
Allah Allah ya biz bilmiyorduk Maydanoz Bey!
"Bence Bahar'da onu seviyor." diye ekledim Maydonoz Bey'in sözlerine. Maydonoz Bey "Muhtemelen o da seviyor." diyerek sözlerimi destekledi.
Ya Çağrı, aşk Alperen'in dediği gibi büyüyünce de öğreniliyormuş değil mi??
Birkaç dakika sonra Maydanoz Bey'le konuştuğum aklıma geldi. Onunda gelmiş olmalı ki ikimizde aynanda göz göze geldik. Birbirimize göz devirip aynanda önümüze döndük.
Ben bu adama daha ne kadar katlanacağım?
Ardından Bahar ve Çağrı yanımıza gelip kaldırıma oturdu. Görkem ise "Vay be hepimiz bir nevi aynı okuldandık... Şu halimize bak, koca adam olduk.." dedi kaldırıma oturarak. Hepimiz aynanda kaldırımlara oturduk. Bahar ve Çağrı,
Görkem ve Ceylan, ben ve Yusuf Bey yan yana oturmuştuk. Elimi kaldırıma koymuş otele giren, çıkan insanları izliyordum.
Maydanoz Bey "Küçücüktük lan.." diye lafa girdi. Ardından devam etti. "Bir kız vardı hatırlar mısınız? Beni seviyordu sanırım.."
Görkem'le göz göze geldim... Neden bende bilmiyorum ama ağlamak ister gibi bakıyordu gözlerime.
Görkem'e ne bahıyon gardaş demek istesemde sustum. Ardından Görkem lafa girdi "Kimdi?" Ben bacaklarımı kendime çekmiş otururken "Hatırlamıyorum." dedi titrek bir ses, bu ses Maydanoz Bey'e aitti.
Ona baktığımda gözleri dolmuştu.
Ne?! Bu duygusuz, taş kalpli adamın gözleri mi doldu?
"Neden ağlıyorsunuz?" diye sordum bir anda. Bu soruyu bende beklemiyordum. Yusuf Bey "Bazı şeylerin kıymetini bilemedim..." diye mırıldandığında bir anda kaşlarım kalktı.
Yaa geri zekalı adam! Senin gibi benciller böyle işte!
"Beni sonsuza kadar, ne olursa olsun sevecek insanı doğru seçemedim." diye ekledi. Ben ise "Benim geçmişimde de bir katil vardı sağolsun." dediğimde Maydanoz Bey bir anda gözleri domu bana döndü. Herkes birbiriyle konuşuyordu. Bu yüzden sesimiz çokta duyulmuyodu. "Önemi kalmadı ama keşke bende doğru insanı, doğru zamanda sevebilseydim.." dedim dolu gözlerle.
Ada! Kes şu duygusallığı!!
Yusuf Bey lafa girdi "Her insan her insana aşık olmayabiliyor ama keşke kalp kırmadan dile getirse bunu..." aniden ona döndüğümde Oda bana döndü.

