Çağrı Aksoy

Yusuf Deniz Kılıç

"İlk dost..Çağrı.."
"Soyadınız neydi?" bunu o kadar umursamaz bir şekilde sordu ki anlatamam. Bunu neden sorduğunu biraz düşündükten merak dolu surat ifademle "Neden sordunuz?" diye sordum. O ise ellerini saçlarında gezdirdirirken "Tanıdık geldiniz de." diye yanıtladı. Kaşlarımı çatıp tanıdığım bütün insanları gözden geçirmeye başladım. Fakat zihnimde Yusuf Bey gibi biri yoktu. "Hayır, tanışmıyoruz." diye sertçe yanıtladım. Nedense Yusuf Bey bana asla samimi gelmiyordu. Belki de koyduğu saçma, aptal kurallardandı..
"Siz bilirsiniz." duyduğum bu yanıttan
sonra hızlıca dışarı çıktım ve Bahar hanımla birlikte oteli gezmeye başladık..
*****
Çağatay:
Ablamı otele bıraktıktan sonra arabaya binip Asel'le buluşacağım yere gittim. Kafeye gittikten yaklaşık beş dakika sonra Asel geldi. "Selam!"
O neşeli sesi beni benden alsa da sakin kalmaya çalışarak ayağa kalktım. Birbirimize sarıldıktan sonra ikimizde oturup siparişimizi verdik. "Nasılsın?" diye sordum Asel'e
"İyi sen?" diye sorduğunda iyi olduğumu belirtme amacıyla başımı salladım. "Çağatay..."
Asel'in bu tedirgin sesi beni korkutmaya başlamıştı. "Efendim." dedim. Asel'i sakinleştirmeye çalışan ses tonumla. "Abim... Seni öğrendi."
Asel'in abisimi vardı?
"Senin abin mi var Asel?" diye sordum şaşkınlıkla.
Tamam, canımın içi abin vardı da... Niye söylemiyorsun?
Asel'in gözleri bir anda fal taşı gibi açılmıştı. "Ben sana söylememiştim!" diye bir şok geçirdi.
Ohhooo bizim senle işimiz zor desene.
"Niye söylemiyorsun! Tanışırdık." dediğimde Asel
"Ne?" diye bağırdı. Asel, ikinci şoku geçirmiş gibi bana bakıyordu. "Sen abimin nasıl bir insan olduğunu biliyor musun?" diye sordu.
Bir anda hışınla içeri takım elbiseli bir adam girdi. Asel ayağa kalktığında bu lovuğun abisi olduğunu anladım. Yavaşça ayağa kalktığı sırada adam bizim yanımıza gelmişti bile.
"Asel bu kim?" diye sordum sert ve soğuk tavrımla.
Asel "Abim.." diyince Asel'i kenara çekip abisi denen meymenetsizin karşısına geçtim. "Ne derdin varsa bana söyle." dedim omuzlarımı dikleştirerek.
Adam "Ben senin abinim kızım! Sevgilin abile olsa benden saklama!" diye sesini yükselttiğinde
Asel titrek sesiyle "Arkadaşız." dedi.
"Otur!" diye bağırdı ikimize de masayı göstererek. İkimizde oturduktan sonra soru yağmuruna tutuldum.
"Kaç yaşındasın?"
"Yirmi"
"İşin falan?"
"Youtuber."
"İyi. Ablan abin veya kardeşin var mı?"
"Ablam."
"Kaç yaşında?"
"Yirmi üç."
"Güvenilir duruyorsun. Sana güveniyorum bu kız sana emanet."diyip hızla kafeden çıktı.
Ayıptır sorması ama...
Az önce noldu?
"Az önce noldu?" diye sorduğumda Asel 'bilmiyorum' anlamıyla dudaklarını büzdü. "Biraz yoğundur" diye ekledi. Yaklaşık bir saat daha sohbet ettikten sonra ayaklandık.
Ada:
Oteli gezmem bittikten sonra Yusuf Bey'in odasına gittim. Kapıyı çaldığımda ses gelmedi. Merakla kapıyı açtığımda odada kimse yoktu. Kapıyı kapatıp arkama döndüğümde "Aa!" diye bağırdım.
Arkamda ne işi vardı bu adamın?! Ödüm koptu!
Yusuf Bey beni kenara ittirip odaya girdi. Onun arkasından bende odaya girip kapıyı kapattım. Müdürün yanında yarısı açık yarısı camdan bir bölüm vardı. Oraya girip etrafı inceledim. Burada ben çalışacaktım. "Çok güzel." diye mırıldandım kısık sesle. Minik bir odayı andırıyordu. Bir masa, önünde ise iki tane karşı karşıya duran siyah koltuklar vardı.
Masanın üzerinde bir bilgisayar yanında fotokopi makinası vardı. Masanın hemen yanında kalan dolapta ise mavi kalın dosyalar bulunuyordu.
Masamda ki sandalyeye oturduğumda büyük, geniş cam arkamda kalıyordu. Oturduğumda küçük altın sarısı isimlikte ismim ve soy ismim yazıyordu.
'Ada Sönmez.'
Başımı kaldırıp duvara baktığımda önümde büyük bir saat vardı.
Aniden telefonumun çalmasıyla irkildim. Telefonu elime alıp arayan kişinin ismine baktığımda arayan Çağatay'dı
"Alo."
"Abla, nasıl gidiyor?"
"İyi gidiyor, sen naptın?"
"Çok garip şeyler oluyor, Asel nedense sürekli bana bakıyor!"
"Oo... Açılacak mı acaba?"
"O kadar yok desem yalan olur biliyor musun? Birşey söyleyecek gibi bakıyor 'ne oldu Asel birşey mi söyleyeceksin?' diye soruyorum 'hiç..' diyor."
"Allah Allah, belki de düşündüğümüzdür?"
"Bilmem, olabilir ama başka birşeyde olabilir ondan korkuyorum."
"Dua ette olmasın."
"Ben ediyorum zaten, sen et."
"Tamam." dedim gülerek.
Bir anda "Ada!" diye ismimin bağırılmasıyla irkildim. Yusuf Bey'in sesiydi bu. Maalesef beni çağırıyordu.
Telefonu kendimden uzaklaştırıp içeri doğru. "Geliyorum!" diye bağırdım.
"Çağatay..."
"Efendim abla?"
Etrafıma iyice bakıp kimsenin olmadığından emin olduktan sonra fısıldayarak.
"Müdür erkekmiş." dedim.
"Ne?! O nasıl isimmiş ki? Nasıl bir insan peki?"
"Aptalın teki."
"Tüh ya. Neyse abla ben kapatıyorum evde konuşalım, Asel'le lunaparka gideceğiz"
"Tamam ablacım, görüşürüz."
"Görüşürüz."
Telefonu kapatıp içeri gittim.
"Bir sorun mu var Yusuf Bey?" diye sorduğumda yüzüme bile bakmadan "Bunların fotokopisini çıkar." diyip elime birkaç kağıt tutuşturdu. Sonra odadan çıktı.
Burada bir gün bile bu adama dayanabileceğimi düşünmüyorum.
Kendi çalıştığım yerime gidip kağıtların fotokopisini çıkarmaya başladım. O sırada odaya biri girdi. Kimin girdiğine baktığımda...
ÇAĞRI...
Çağrı buradaydı. "Çağrı?" diye sorup içeriye gittim. "Ada?" diye sorduğunda baştan aşağı beni süzüyordu. Karşı karşıya duruyorduk. "Senin burada ne işin var!" diyip Çağrı'ya sarıldım. "Asıl senin burada ne işin var!" diye sorup sarılmama karşılık verdi.
"Burada çalışıyorum." diye yanıtladım.
"Deniz'in asistanı mısın?" diye sordu fısıldayarak anlaşılan kimsenin duymasını istemiyordu.
Ben onu baştan aşağı süzerken, ne kadar uzandığı fark ettim.
Gerçi o çocukluğunda da uzundu ki!
"Aynen." diye yanıtladığımda yüzünü ekşiterek "Normalde Deniz'i çok seviyorum da son zamanlarda bir garipleşti, neymiş otele sevgiliyle girmek yasakmış bu nasıl kural ya! Birde senin asistanın olacağını öğrendiği gün koydu bu kuralı!" dedi kravatını düzeltirken. Takım elbise ciddi mânada Çağrı'ya çok yakışıyordu. Çağrı'nın sözlerine tekrar odaklığımda ufak çaplı bir şok geçirdim.
Ne?
Neden böyle birşey yapsın ki?
Dalmış neden böyle birşey yapacağını düşünürken geçmiş gözümde canlandı.
11 yıl önce.
Ada bir gün okula girdiğinde gözleri ilk o çocuğa gitti. Arkadaşlarıyla beraber kahkalar atıyorlardı. Bir insan gülerken bu kadar yakışıklı olur muydu? Bu kadar güzel mi gülerdi bir insan? Ada ilk defa böyle şeyler hissediyordu. Ona baka baka sınıfa yürürken birine çarptı. Kafasını çarptığı kişiye yöneltiğin de karşısında sıra arkadaşı Aylin duruyordu. Aylin Ada'ya omuz atarak
"Düşündüğüm mü?" diye sorduğunda Ada bir anda içinde bulunduğu durumu düşündü. Ona aşık mıydı? Gerçekten bunları ilk defa hissediyordu. Onunla bir kere bile konuşmamıştı. Ama neden böyle hissediyordu?
"Bilmiyorum." diyerek geçiştirdi Ada.
İçeri geçip çantasını sırasına bıraktığı sırada sınıfın erkekleri ve onlardan bir yaş büyük sınıfın erkekleri koşarak içeri girdi.
Cafer
Alperen
Ve Ada'nın aşık olduğu çocuk..
Hepsi içeri girdiği sırada bağırışlar ve gülüşler çoğaldı.
Ada'nın aşık olduğu çocuk Ada'nın sınıf arkadaşı Ahmet'e vuruyordu. "Seni döverim çocuk!" Ahmet ne yapıp edip çocuğa vurdu. Çocuk ise "Bak okuldayız! Yoksa şuan mezardaydın!" diyerek vurmaya devam etti.
Ada zaten yerin dibine soktun çocuğu.
diyeye geçirdi içinden. Bir anda Ahmet çocuktan kaçmak için Ada'nın üstüne doğru koşmaya başladı. O sırada Ada hırkasını asıyordu. İkisi de Ada'ya doğru koşuyordu Ahmet bir anda başka bir yöne doğru koşmaya başladığında çocuk kendini durduramadı ve Ada'ya çarptı. Ada yere düşmüş, Ahmet ise kaçıyordu. İkisinin arasında kalan çocuk Ada'nın yanına gitmeyi tercih etti. "Kusura bakma yanlışlıkla oldu." diyip onu kaldırmak için elini uzattı. Fakat Ada hiçbir şey duymuyordu. Ayağa kalkıp üstünü silkeledi. Karşısına baktığında çocuğu görünce irkildi. "Ödümü patlattın" dedi Ada sakince. Ada'nın kalbi çıkıyor, nefesi daralıyordu. Onun koyu yeşil gözleri Ada'nın ela gözleriyle buluşmuştu. "Yanlışlıkla oldu." dedi çocuk "Kusura bakma." Ada etrafı incelediğinde herkes onlara bakıyordu. "Sorun değil." dedi Ada.
Kendi sınıfından birinin "Hoca geliyor!" bağırışını duyduktan sonra çocuk hızlıca sınıftan çıktı. Herkes yerlerine oturdu. Fakat hoca "Dersiniz boş, dışarı çıkıyorsunuz." demek için gelmişti herkes hızlıca aşağı inerken Ada ve Aylin yavaş yavaş iniyordu Aylin bir anda "Aşıksın o çocuğa değil mi?" diye sordu.
Ada ne diyecekti?
