
11 yıl sonra:
Çağatay;
"Harbiden ya Alperen ve Fatih ne kadar iyi anlaşıyorlardı. Çok laf atıyor, çok kavga ediyorlardı ama harika bir ilişkileri vardı."
dediğimde Çağrı başını salladı. "Cidden."
Ceylan "Fatih ve Alperen çok kafa çocuklardı anlaşamadıkları kimse yoktu, ama ikisinin birbiriyle ilişkisi çok farklıydı." dediğinde arkama yaslandım. Çağrı iç çekti ve gülümseyerek lafa girdi. "Sizce şu an ikiside birbirini tanıyor olsaydı, eskisi gibi anlaşabilirler miydi?"
Ben gülümserken Ceylan gülerek lafa girdi "Bence tıpkı eskisi gibi olurlardı."
Ardından "Kavgaları eksik olmazdı o kesin." dedim. İkiside gülerken Çağrı saate baktı. Çayından bir iki yudum aldı ve
"Yarım saat geçmiş bile.." diye mırıldandı Ceylan kaşlarını kaldırdı. Şaşkınlıkla "Ne ara!?" diye sesini yükseltti. Çağrı bir yere dalmıştı. Daldığı yerden gözlerini ayırmadan "Ya Ceylan, zaman geçmişte daha da hızlıydı. Çünkü çocuktuk... Zaman ne bilmezdik, zaman geçtikçe büyüyeceğimizi biliyorduk fakat büyüdükçe acı çekeceğimizi bilmiyorduk. Gelecekte ne olacağını bilseydik inan büyümeyi istemezdik, o zamanlar geçsin istemezdik. Ama biz sadece büyümek istedik. Büyüyünce özgür olacağımızı, sorumluluklardan arınacağımızı sandık... Ama öyle olmadı... Bir şarkı sözü var 'Güldürmeyen, ağlatmayan sinsi bir ok, öldürmeyen... Çaresi yok, bu yaranın... Kimde kalır... kabukları?...' o ok zamandı işte."
Başımı salladım. "Keşke büyümeseydik. Keşke o zamanlarda olabilseydik..." dediğimde Ceylan eğik başını kaldırdı ve bana döndü. Meraklı bakışlarla "Çağatay sen Alperen, Fatih, Görkem'le falan ne zaman, nasıl tanıştın?" diye sorduğunda gülümsedim ve iç çektim.
"Ben 3 ablam 6. sınıfken, biliyorsunuz ilkokul ve ortaokul karşı karşıyaydı. Alperen Fatih, Görkem falan beni her gördüğünde benle dalga geçerlerdi ben sinirlenir onlara vururdum falan ablam liseye geçene kadar hep böyleydi ama şakasına yapıyorlardı, yani aramız normalde iyiydi. Bana hep abileri gibi davranırlardı. Biri bana kötü davrandığında hemen onlar sanki öz abimmiş gibi devreye girer beni korurlardı. Oradan tanıyordum hepsini. Çağrı'yla o zamanlarda tanıştım zaten."
Diyip Çağrı'ya döndüğümde kahkaha attı. "Ne güzel tanışmışız." dedi gülerken. "Sorma baya." dediğimde Ceylan gülmeye başladı.
Asel: (saat 5 suları)
Evde yalnız başıma otururken bir anda kapı zilinin çalınmasıyla irkildim. Kapıyı delikten bakıp açtığımda kapıda abim vardı. Kapıyı açtığımda abim ayakkabısını çıkardı ve içeri girdi. Tek kelime dahi etmeden hızlı adımlarla oturma odasına gidip koltuğa oturdu ve arkasına yaslandı. Başını arkaya yasladı ve gözlerini kapatıp eliyle başını tutarken "Abi iyi misin?" diye sordum. Abim biraz vücudunu dikleştirdi ve "Asel ya, evde ağrı kesici falan var mı?" diye sorduğunda ellerimi belime koydum. "Bir bakmam lazım bekle abi." diyip içeri gittim. Ecza dolabına gittiğimde ağrı kesici yoktu. Mutsuz bir şekilde abimin yanına gidip "Yok abi." diyip yanına oturdum. Elimi anlına koyup ateşine baktığımda neredeyse yanıyordu. "Abi senin çok fena ateşin var. Bir doktora görünmen lazım." dediğimde. "Yok birşeyim sadece başım dönüyor." dedi ve aniden ayağa kalktı. Düşecek gibi olduğunda onu kolundan kavradım. "Abi sen iyi değilsin. Git soğuk bir duşa gir!" diye sesimi yükselttim fakat işe yaramadı.
Abim mutfağa gittiğinde arkasından gitmedim ve birkaç dolaba daha bakındım. Fakat ağrı kesici veya soğuk algınlığı ilacı yoktu. Bir anda pat diye bir ses, ardından bir cam kırılma sesi geldiğinde refleks olarak arkama döndüm fakat birşey yoktu. "Abi!" diye bağırdığımda yanıt gelmedi. "Abi!" diye tekrarladığımda yine cevap gelmedi. Koşarak içeri gittim.
Çağatay;
Çağrı "Biz kalkalım artık. Malum iş güç var." diyip ayağa kalktığında Ceylan'da ayaklandı. "Az daha otursaydınız." dediğimde Çağrı saatine baktı. "Yok Çağatay benim mesaiye 15 dk var birde daha bunu dükkana bırakacağım." diyerek Ceylan'ı gösterdi. Ceylan başını salladı. "İyi madem. Ben sizi yolcu edeyim." diyip kapıdan onları geçirdim. Ardından televizyonu açıp kanallarda gezinmeye başladım. Bir anda aklıma Samet geldi. Samet neredeydi? Aralarında çok yoktu. Çok görünmez içine kapanık bir çocuktu peki nolmuştu Samet'e? Neredeydi?
Asel;
Koşarak içeri gittiğimde abim yerdeydi ve birkaç bardak yere düşmüştü. Sorun şu ki bu camlar abimin kollarında bir sürü çizik oluşturmuştu. Masa örtüsü ve masanın üzerinde ki herşey abimin üstündeydi. Büyük bir ihtimalle başı dönmüş sonra masa örtüsüne tutunmuştu fakat yere düşünce bütün bardaklar abimin üstüne yığılmıştı. Koşarak abimin yanına gittim ve hafiften abimin yanağına vurdum "Abi! İyi misin abi?" dedim fakat cevap yoktu. Hızlı adımlarla içeri gittim ve telefonumu aldım. Çağatay'ı buldum ve hızlıca Çağatay'ı aradım.
"Alo Çağatay."
"Efendim Asel?"
"Çağatay abim bayıldı bize gelebilir misin?"
Bir anda telefon kapandı. Oflayarak içeri gittim. Abimin suratına su serptim fakat uyanmadı. Ben ambulanslık bir durum var mı diye düşünürken kapı hunharca vuruldu. Kapıyı açtığımda karşımdaki Çağatay'dı. İçeri daldı ve "Nerde?" diye sordu "Mutfakta." dediğimde mutfağa uçtu. Abimin nabzına baktığında 'sorun yok' dercesine bir bakış attı. Ardından Çağatay abimi kucakladı ve bana "Asel sen sakın dokunma buraya bir yerini kesersin. Ben birazdan halledeceğim." dedi ve abimi oturma odasına götürdü. Abimi koltuğa yatırdığında kollarına baktı. Bir sürü kesik vardı 1-2 tanesi dışında çok derin kesikler yoktu...
Alperen;
Murat "Bu olaylar nerede yaşandı Alperen? Çocukluğun hangi şehirde geçti? Oraya git. Bazı şeyleri daha net hatırlarsın hatta belki onları bile görürsün." Başımı salladım. "Çok mantıklı..."
Bir anda Murat'a döndüm. "Senle gidelim mi?" diye sorduğumda Murat "Nereye?" diye sordu "Bursa'ya..." dediğimde Murat "Bilemedim ki." diye mırıldandı. "Onu boşverde sen Gözde... O ne olacak?"
diye sorduğunda göz devirdim ve ayağa kalktım. "Çokta bir yerimde ya zaten." diyip mutfağa gittim. Murat arkamdan geldiğinde tekrar konuştu. "Nasıl boşanacaksın?"
"Bilmiyorum, bildiğim tek şey benim o kadından acilen kurtulmam gerektiği." diye yanıtladım. Murat başını sallayarak "Bence de." diye mırıldandı.
Gözde'yle 10 aydır evliydim maalesef.
Evliliğimizin 4. ayında onun başka biriyle olduğunu yani beni aldattığını öğrenmeme rağmen bunu Gözde'ye çaktırmadım ve bende Gözde'yi aldatırmış gibi yaptım. Nasıl mı? Hemen anlatayım.
Ben Gözde'nin beni aldattığını öğrendiğim gece bende en yakın kız arkadaşımla bir plan yaptım. Bu süreçte arkadaşım sevgilimmiş gibi gözükecekti ve biz bunu oyun bitene kadar devam ettirecektik. Ettirdikte.
Ama ben bir gün arkadaşımla kafede oturmuş, neler yapacağımızı bu olayı daha nasıl devam ettireceğimizi düşünürken Gözde'de erkek arkadaşıyla birlikte bizim oturduğumuz kafeye gelmişti. Gözde erkek arkadaşını bir yere yollayıp yanıma geldiğinde hiç birşey açıklamadan arkadaşım sanki gerçekten sevgilimmiş gibi davrandım ve Gözde bu olayı hala bilmiyor.
Murat "Yemin ediyorum bu aşk meşk işleri çok karışık." dediğinde başımı salladım "Haklısın haklısın. En iyisi bekarlık ya da
kişiliğiyle ve güzelliğiyle ön plana çıkan bir kadın." dediğimde Murat meraklı ve soru soran suratıyla bana baktı. "Ne? Yalan mı?!" diye sesimi yükselttiğimde Murat "Haklısın, haklısın da..." diye mırıldanınca
bir anda Murat'a döndüm ve cümlenin devamını bekledim. "Bence en önemlisi kişilik, bak mesela Gözde güzellikten yoksun değil ama karakter ve beyinden yoksun."
"Bak burda haklısın işte." dediğimde Murat sandalyeye oturdu. İç çekti ve "Alperen..."
diye söze başladı. Ardından
"Sen hiç aşık oldun mu?" diye sordu.
Arkamdaki sandalyede oturan Murat'a döndüğümde meraklı meraklı bana bakıyordu. Murat'a bakarak gülümsedim ve "O nerden çıktı?" diye sordum. Murat ayağa kalktı ve hafiften sırtıma vurdu. "Oldun mu? Sen onu söyle." dediğinde ufak bir dalgınlık yaşadım ve kendimle konuşmaya başladım.
Anaokulunda aşık oldum mu? Hayır.
İlkokulda aşık oldum mu? Hayır.
Ortaokulda aşık oldun mu..? Hmm...
Lisede de olmadım, Üniversitede.
Peki ortaokul? Büyük ihtimalle oradada olmamışımdır.
"Bilmiyorum." dedim bir anda. Murat "Yalanını Alperen! İllaki olmuşsundur oğlum." diye sesini yükseltti Murat. "Oğlum bilmiyorum ya!" diye sesimi yükselttim. Murat "Ne yani hiç belirli bir kızı görünce kalbin sıkışmadı, nefesin daralmadı öyle mi?" diye sorduğunda ufak bir düşündüm ve çok kısık bir sesle "Ortaokulda belki, ama tam hatırlamıyorum." dediğimde Murat gülerek bana vurdu. "Hıhı hatırlamıyorsun." Murat'a vurdum "Hatırlamıyorum lan!"
Murat "Hıhı." diye mırıldandı "İşinize geleni hatırlıyorsunuz işinize gelmeyeni hatırlamıyorsunuz Alperen Bey." dedi alaycı tavrıyla. Murat'a vurdum. "Hatırlasam söylerdim!" diye sesimi yükselttiğimde Murat "Hiç mi bir şey hatırlamıyorsun lan sanki!?" diye bağırdı. Tam Murat'a vuracakken elim havada kaldı. Daldım...
Ardından başımı ufaktan sağ sola sallayarak kendime geldim ve ocağın başında ki yumurtaya tekrar döndüm. Murat omzuma vurdu. "Hadi lan, çekinme söyle, kimdi?"
"Kimse değil ya." dedim.
Murat bir kez daha omzuma vurdu "Oğlum aşk bu çekinilecek birşey değil, hadi söyle kimdi?" diye merakla bana baktığında yumurtayı masaya koyup. Sandalyeye oturdum. Murat merakla bana bakarken ben kafamda kızı canlandırıyordum.
"Bir kız vardı..." diye lafa başladım. Murat elini çenesine koyarak bana dikkat kesildi. "Ortaokulda da, dediğim gibi çok hatırlamıyorum." Murat "Kızla ilişkin nasıldı?" diye sorduğunda gülümsedim. "Aşırı güzeldi. Yani baya baya flörtleşiyoduk ama ne flörtleşme..." dediğimde Murat sırıttı. "Vay vay vay o zamanlar taş kalpli Alperen yoktu o zaman?" diye sordu bana bakarken.
Evet o zamanlar şu an ki taş kalpli Alperen'den eser dahi yoktu...
"Evet" dedim "Eskiden Alperen herkesle iyi anlaşan, kafa dengi, mizahtan ve spordan anlayan bir çocuktu." dediğimde çatalımla bir peynir aldım ve ağzıma götürdüm. Murat ise çayından bir yudum aldı ardından lafa girdi. "O hallerini görmeyi çok isterdim." ben çayımdan bir yudum alırken o devam etti. "Eskiden adın spordan silinmezken şimdi de kavgalardan silinmiyor." çayımdan bir yudum daha aldıktan sonra güldüm. "Haklısın." ben gülerken Murat "Bugün izinli misin?" diye sordu. Başımı sallayarak Murat'ı onayladım. Murat "Her neyse, şu kızdan biraz daha bahset." dedi ve elini çenesine koyarak bana dikkat kesildi. Gülerek "Niye konu dönüp dolaşıp buraya geliyor?" diye sorduğumda Murat "Ulan kalpsiz, duygusuz birinin insan halini merak ediyorum aaa!" diye yükseldiğinde gülmeye başladım. Yerine tekrar oturduğunda "Anlatacak mısın yoksa Murat'ın diğer yüzünü mü göreceksin?" diye sordu. Gülerek "Tamam tamam." dedim "Bahsedeceğim. Ama nasıl başlarım hiç bir fikrim yok." dediğimde Murat "Sen taaa en başından başla. Kızı ilk ne zaman gördün?" diye sordu. "Kızı görmüşlüğüm çoktu. Ama bizim okula gelince kızı daha yakından tanımıştım. Kıza başlarda ilgi duymaya başladım. Yani 6. sınıflardayken sonra 6.sınıfın 2. döneminde olay hepten değişti ben ciddi ciddi kızı sevmeye başladım. Ara tatilde kızın bizim mahallede oturduğunu öğrendim. O zamanlar çocuktuk tabi dışarı çıkıp ben arkadaşlarla futbol oynuyordum o da kızlarla voleybol oynuyordu. Bizim apartmanın önünde küçük bir bahçe vardı işte orada akşamları bazen annelerimiz babalarımız toplanır sohbet eder, çay içerlerdi. Bizde oyun oynardık ya da sohbet ederdik o günlerden birinde tanışmıştım." dediğimde Murat "Anlatsana." dedi. Ufak bir hatırlamaya çalıştıktan sonra tekrardan lafa girdim. "Yine bir gün annelerin babaların toplanıp sohbet ettiği çay içtiği bir gündü saat akşam 9-10 falandı. Kız çıkmamıştı dışarı annesi dışarıdaydı ama kendisi yoktu. Sonra kız arkadaşları gitti annesine kızı sordular annesi 'sordum ama gelmek istemedi siz şansınızı denemek isterseniz gidin çağırın.' dedi. Bende o dönemlerde kızla baya bakışıyorum, birbirimize gülümsüyoruz falan ama daha adımızı bile bilmiyoruz. Neyse kız arkadaşları gitti kızı çağırdı zar zor gelmiş gibi duruyordu.
Beni gördü bana gülümsedi sonra yanıma geldi. 'Merhaba' dedi. Başımı sallayıp elini sıktım ve 'Merhaba' dedim. Sonra adını söyledi 'Ceylan ben' dedi. Bende 'Alperen' dedim. 'Yeni taşındık çok olmadı.' dedi başımı salladım ve 'Biliyorum' diyip gülümsedim. 'Aynı yaşta mıyız?' diye sorduğunda 'Bir yaş var' dedim. O ise başını salladı 'Tanıştığıma memnun oldum Alperen.' dedi. 'Bende memnun oldum Ceylan.' dedim 'Mahallemize hoş geldin.' diye ekledim. Ceylan 'Hoş buldum.' dedi. O gün tanışmamız dışında çok konuşmadık." Murat hipnoz olmuş gibi beni dinliyordu elini çenesinden kaldırıp başını sağ sola salladı ve "Vay vay vay..." diye mırıldandı. "Bu olay sen 6 o 5. sınıftayken mi yaşandı?" diye sorduğunda başımı salladım "Evet ama o zamanlar yalnızca ilgi duyuyordum ve bizim mahalle herşeyi anında dedikoduya çeviren bir mahalleydi O yüzden tanışmamız soğuktu. Ama sonradan..." diyip sustuğumda Murat güldü. "Maximum ne yaşamış olabilirsiniz ki? Birde okuldasınız yani." dediğinde eğik başımı kaldırdım ve Murat'la göz göze geldim. Murat şüpheyle bana bakıyordu. "Yok artık. Düşündüğüm mü?" diye sorduğunda "Zihin okuma gücüm yok Murat." dedim. Murat "Öptün mü kızı?!" diye sesini yükseltti. Ben sustuğumda Murat "Yanaktandır umarım?" diye bir soru sordu şüpheyle bana bakıyordu bir anda başımı kaldırıp sesimi yükselttim. "Herhalde oğlum!" Murat bana vurdu. "Senin sağ solun belli mi oluyor!?" diye sesini yükseltti. Güldüm. "Tamam belli olmuyor da o kadar da değil." dediğimde Murat göz devirdi. "Her neyse o ne zaman ve nasıl yaşandı!? Biri görmedi mi? Koca okulda bide!" diye artarda soru yağdırdı. Ben güldüğümde bana vurdu "Gülmede anlat!" dediğimde "Tamam tamam." diyip olaya girdim.
11 yıl önce...
Yine bir okul günü Ceylan öğle arası okulda kalacak, öğlen arası eve gitmeyecekti fakat öğlen arası onunla kalan yoktu. Çağrı ise hasta olduğundan okula gelmemişti. Son tenefüste Ceylan kantinde Melisa ile otururken Alperen Ceylan'ın yanına gitti ve önünde kalan masaya oturdu. Elleri cebinde Ceylan'ı izliyordu. "Selam." dedi Alperen. Ceylan başını salladı. "Selam."
Alperen "Bugün okulda kalacağım." dedi. Ceylan gülümsedi "Bende." Alperen gülümseyerek "Vay çok iyi. Başka kalan yok heralde?" diye sordu. Ceylan olumsuz anlamda başını salladı. "Yok."
Alperen başını sallayarak etrafa göz attı. "Tamam o zaman." dedi. Ceylan "Tamam." dedi. Alperen "Ben öğlen senin sınıfa uğrarım." dediğinde Ceylan başını sallayarak gülümsedi. Alperen Ceylan'ın kulağına yaklaştı ve "Öğlen arası görüşürüz prenses." dedi Ceylan gülümsediğinde Alperen gülümseyerek oradan uzaklaştı.
Öğlen arası olduğunda okulda kimse kalmamıştı. Ceylan camın önüne oturmuş dışarıyı izlerken bir anda kapı açıldı. Gelen Alperen'di "Selam güzellik." dedi Ceylan'a yaklaşırken. Ceylan gülümsedi ve "Selam." dedi. Alperen Ceylan'ın yanına yaklaşıp Ceylan'ın baktığı yere bakınca "Nereyi izliyorsun?" diye sordu. Ceylan "Hiç, dalmışım." dedi. Ceylan tam inecekken Alperen önüne geçti. Alperen Ceylan'ı izlerken Ceylan "Alperen." diye mırıldandığında gülümsüyordu. Alperen "Söyle birtanem, emrine amadeyim." dediğinde Ceylan Alperen'in omzuna vurdu. İkiside gülerken Ceylan "Sen neden okulda kaldın?" diye sordu. Alperen "Senin kaldığını duydum." dediğinde Ceylan "Ne?" diye sordu şaşkınlıkla. "Senle kalan yokmuş bende dedim ki sevgilimin yanında kalayım." Ceylan gülümsedi
"Bende annemler evde yoktur falan sandım." dedi. Alperen "Yoo hepside evde." dedi. Ceylan "Alperen çekilir misin?" diye sordu. Alperen Ceylan'ın önünü tamamen kapattı ve "Düşünmem lazım." dedi. Ceylan güldü "Hadi çekil." dedi. Alperen "Yoo." dedi. Ceylan pes etmiş bir şekilde "Peki tamam, ne istiyorsun?" diye sordu.
Alperen "Bir kerecik sevgilim dersen belki izin veririm." dedi pişkin pişkin. Ceylan güldü. Alperen'e pişmanlık dolu gözlerle bakarken "Bu muydu?" diye sordu. Alperen başını salladı. "Evet?" dedi şaşkınlıkla "Daha ağır birşey mi bekliyordun?" Ceylan gülerek "Hayır, sadece çok basit geldi sevgilim." dedi. Alperen "Öyle mi? Bir dahakine daha zor birşey isteyeyim o zaman." dedi gülümseyerek. Ceylan "Çekilecek misin?" diye sorduğunda Alperen Ceylan'a yaklaştı ve yanağına bir buse kondurdu ardından çekildi ve Ceylan gülümseyerek aşağı indi. Alperen sıraya oturduğunda Ceylan çantasından bir not defteri ve kalem çıkarttı. Alperen "O ne?" diye sorduğunda Ceylan not defterinin arka sayfalarından birini açtı ve Alperen'in yanına gitti. "Alperen..." diye mırıldandı. Alperen Ceylan'ın elinde ki not defterinden başını kaldırıp karşısında duran Ceylan'a baktı. "Efendim?" diye yanıtladı Alperen. Ceylan "Beni tek bir kelime ile özetlesen o hangisi olurdu?" diye sordu. Alperen kaşlarını çattı ve "O nereden çıktı?" diye sordu. Ceylan "Bu soruyu bazılarına sordum ve söylediklerini not aldım, bir video yapmak için hadi sende söyle." dediğinde Alperen gülümsedi. Ceylan'ın yüzünü kapatan saç tutamını kulak arkası yaparken "Aşk." dedi. Ceylan gülümseyerek "Nasıl yani?" diye sorduğunda Alperen "Sen aşkın özetisin. Benim gözümde aşk sensin." dedi. Ceylan gülerek not defterini kapattı ve tekrar çantasına gitti. Alperen ayağa kalkarak Ceylan'ın yanına gitti. Ceylan not defterini ve kalemini çantasına koyarken Alperen arkasındaydı. Arkasını döndüğündeyse irkilmedi. Sanki bunu bekliyor gibiydi. Alperen "Neden not etmedin?" diye sordu. Ceylan gülümsedi ve "Zaten seninle yaşadığım hiç bir dakika aklımdan çıkmıyor o anda kolay kolay çıkmaz. O yüzden not etme gereği duymadım." dedi. Alperen elleri belinde "Allah Allah o kadar aklındayım yani?" diye sorduğunda Ceylan bunu bekliyormuş gibi hızlıca cevap verdi. "Çıkmıyorsun ki."
Alperen gülümsedi. Utandığı suratından belli oluyordu. Ceylan sıraya oturdu Alperen ise onun tam karşındaydı. "Acıktın mı?" diye sordu meraklı surat ifadesiyle. Ceylan olumsuz anlamda başını salladı.
11 yıl sonra;
Murat dona kalmış Alperen'e bakıyordu. Bedenini sandalyeden kaydırarak kendini yere attığında Alperen gülmeye başladı. "Ay delireceğim şimdi!!" diye bağırdı yerde yatan Murat. Alperen kahkahalara boğulmuştu. "Alperen git o kızı bul hemen!" diye bağırdı Murat ayağa kalkarken. Alperen "Nereden bulayım?" dedi hâla gülerken. Murat "Naparsan yap ama bul o kızı!" diye bağırdı ve masaya vurdu. Ardından sinirle sandalyeye oturdu.
Alperen'se hâla gülüyordu artık gülmekten gözünden yaş gelmişti.

