İçeriğe geç

Bizimkiler (Döngü Serisi 1)

Bölüm 12 · 8 dk okuma

Bizimkiler (Döngü Serisi 1)

Bölüm 12

12. Bölüm

Fatih;

Saat: 18.27- 18.32

Bu soruyu sorduğum an kalbime bir ağrı girdi. Kalbimi tuttuğum da Ada, "Fatih iyi misin?" diye sordu. Başımı salladım. "Çok garip hissettim bir an." diye mırıldandım. Ardından Ada "Garip mi hissettin? Nasıl yani?" diye sordu. Gözlerimi uzunca kapatıp, tekrar açtım.

Bedenimi rahatlatmaya çalışıyordum fakat işe yaramıyordu o acı devam ediyordu...

Ardından "Acı hissettim bir an. Sanki biri acı çekiyordu ve ben onu hissettim. Çok garipti nasıl anlatılır bilmiyorum ama şöyle diyeyim. Alperen acı çekiyordu Ada... Kalbimi tutarken gözlerim kapalıydı ve o an Alperen canlandı gözümde, acı çekiyordu... Ağlıyordu." diye yanıtladım. Ardından Ada "Fatih, o zaman Alperen şu an acı çekiyor veya ağlıyor olabilir mi?" diye sordu merakla. Onay verme gayesiyle başımı salladım. "Bilmiyorum Ada. O kadar gerçekçi canlandı ki gözümde. Kapının önüne çökmüş, kollarının arasına kafasını gömmüş kalabalıkta annesini kaybetmiş bir çocuk gibi ağlıyordu. Kalbime giren bir ağrı gözümü kapatıyorum Alperen ağlıyor..." Ada cümlemin devamını getirdi.

"Bu da demek oluyor ki.. Dostluğun alâmeti." kaşlarımı çattığım da Ada daha anlaşır anlatması gerektiğini anlamış olmalı ki konunun detayına girdi.

"Bak Fatih." dedi Ada ellerimi tutarak. "Bazı dostluklar vardır. Onlar birbirinden uzakken telepati kurabilirler. Atıyorum hiç bir sebep yokken mutluysan onun mutlu olmasından kaynaklıdır. Kalbinde sebepsiz bir ağrı veya içinde bir huzursuzluk varsa o mutsuz olduğu içindir. Sende de böyle bir durum yaşanmış olmalı. Onun mutsuz olduğunu hissettin ve bu bedenine ağrı olarak yansıdı." dedi Ada. Ardından derin düşüncelere daldım. Alperen gerçekten ağlıyor veya acı çekiyor olabilir miydi?

Ya da benim bunu hissetmem mümkün müydü? Ya da Alperen acı çekiyor ise neden acı çekiyordu? Onu üzen şey neydi?

Onu ağlatan, canını yakan şey neydi? Geçmişi mi? Babası mı? Alperen hâla bunların acısını çekiyor olabilir miydi?

Ada "Vay be ne kadar iyi bir dostluğunuz var." dedi bana gülümserken. Şaşkınlıkla Ada'ya döndüm. "Bizim mi?" diye sorduğumda Ada başını salladı. "Evet Fatih, siz Alperen ve sen mükemmel bir dostsunuz bunu biliyorsun değil mi?" diye sorduktan sonra iç çekti. Sanki Ada'yı huzursuz eden birşey vardı. Ama ne?

Olumsuz anlamda başımı salladım. Gözlerim dolmuştu. Biz Alperen'le mükemmel bir dostsak eğer neden yoktu? Mükemmel bir dost olmayı veya dost olmayı geçim. Biz Alperen'le arkadaşsak o neden yoktu? Neden iletişimimizi kesti? Dostluk bu mu demek?

Hayır...

"Ada bu konuyu kapatalım artık." dedim bir anda gözlerimi silip ayağa kalktığımda Ada'da ayağa kalktı. Ben merdivenlere yönelmiş hızlıca yürürken Ada hem koşuyor hem bana bağırıyordu.

"Fatih!"

"Fatih dur bekle!"

Bir anda arkama döndüm. Beni arkama döndüren Ada'ydı. "Nereye gidiyorsun?" diye sordu gözlerimin içine içine bakarken.

Ah be inci göz şu an karşımdasın... Tıpkı o günlerde ki gibi...

"Arabaya Ada." dedim sertçe. "Sakin ol Fatih. Tamam kapandı bu konu bir daha açılmayacak." dedi Ada'nın benim sert ses tonuma karşılık sakin ve rahatlatmaya çalışan bir ses tonu vardı. "Tamam, arabaya gidelim." dedim.

Ardından merdivenden indik ve Ada'nın evine gittik.

Çağatay;

Ertesi günün sabahı

Kendi evimde oturmuş video içerikleri not ederken kapının ziliyle irkildim. Çalışma masamdan kalkıp kapıya yöneldim. Kapının deliğinden bakmadan kapıyı açtığımda karşımda Çağrı ve Ceylan vardı. Ceylan, sabahın dokuzunda olmamıza rağmen çok enerjik ve coşkulu sesiyle "Günaydın!" diye sesini yükseltti. İkisinede gülümsedim. Çağrı "Günaydın, müsait misin?" diye sordugunda gülümseyerek başımı salladım. "Müsaitim müsaitim geçin içeri. Hoşgeldiniz." dediğimde ikiside

içeri geçti. Çağrı "Naber Çağatay, bayadır görüşemiyoruz." dediğinde el sıkıştık ve başlarımızı tokuşturarak selam verdik. "Evet, yoğunum biraz." dediğimde Ceylan'a döndüm. Ceylan'la birbirimize sarıldık. "Çağatay sen yine mi uzadın?" diye sordu Ceylan. Çağrı ile ikimiz gülerken başımı salladım. "Uzadım Ceylan." Çağrı beni göstererek "Oğlum ne var sanki benden 5 santim uzun."

Ceylan beni göstererek "Abi çocuk 190."

Çağrı kollarını göğsünde bağlayarak "190 değil 188" dediğinde güldüm. "Haklı. 190 değil 188" diye yanıtladım Ceylan'ı. Ceylan "Kızlarda 190 olanlara bakıyor o zaman 188 olanlara değil." dediğinde 188'i üstüne basa basa söylemişti. Ben gülerken Çağrı lafa girdi. "Sana ne demeli Ceylan? 160'sın."

Ben ve Çağrı gülerken Ceylan suratını astı. İkimize de vurduğunda Ceylan'dan uzaklaştık. Ceylan bizi kovalarken "Abla tamam valla şakaydı." dedim. Ceylan durdu ve Çağrı'ya baktı. Çağrı "Ceylan canım kardeşim benim, şakaydı valla şakaydı söz bir daha yapmayacağım." dediğinde Ceylan tekli koltuğa oturup kollarını göğsünde bağlayarak "Bir gün elimde kalacaksınız!" diye sesini yükseltti. Biz yavaş ve korkak adımlarla Ceylan'a yaklaşırken Çağrı "Ceylan tamam şakaydı." dediğinde Hepimiz güldük. Ceylan "İyi ki elim ağır ya yoksa sizi nasıl korkuturdum." dedi gülerek biz de gülerek koltuğa oturduk.

Ceylan:

Bizimkilerle eğlenirken aklıma Alperen geldi ve geçmişe gittim..

11 yıl önce herhangi bir hafta sonu;

Ceylan kurstan Alperen dershaneden çıkmıştı. Alperen dershaneye yakın markete gidiyor Ceylan ise kursuna yakın markete. Ada uzaktan bir çocuk gördü Alperen'e benzetti fakat aldırmadı. Onun olabileceğini düşünmedi. Ceylan çocuk ona yaklaşınca onun Alperen olduğunu anladı. Alperen bunu anladığında kalbi çıkıyordu. Ceylan'ın kalbinde ise ufak kıpırdanmalar vardı. Alperen Ceylan'a gülümsedi Ceylan Alperen'e. Alperen Ceylan'la karşı karşıya gelince Alperen lafa girdi.

"Ceylan.."

"Alperen.."

"Senin burada ne işin var?"

"Kurstan çıktım da markete uğrayacaktım." Alperen gülümsedi ve başını eğdi. Ensesini kaşırken kızarmıştı. Ceylan bunu fark etti ve gülümsemesini tutamadı. "Sen peki? Senin burada ne işin var?" diye sordu Ceylan. Alperen şaşkınlıkla başını kaldırdı. Kısa bir süre Ceylan'ın gözlerine daldıktan sonra "Ben de dershaneden çıktım... Bende markete uğrayacağım." dedi Alperen. Ceylan gülümsedi, ardından markete girdiler. Alperen etrafa bakarken Ceylan bir kaç birşeyi inceliyordu. Alperen elinde iki çikolata ve cipsle Ceylan'ın yanına gitti. Ceylan'ın en sevdiği çikolataydı Alperen'in elindeki çikolatalar. Ceylan Alperen'in elindeki çikolatayı gördükten sonra "Aa! Bende ondan alacağım!" dedi ve çikolata reyonuna gitti geri geldiğinde elinde en sevdiği çikolata, mısır ve sütle geri döndü. Alperen Ceylan'a gülümsedi ve "Hadi çıkalım başka birşey alacak mısın?" diye sordu. Ceylan gülümseyerek 'hayır' anlamda başını sağ sola salladı. Kasaya gittiklerinde Alperen Ceylan'a "Çağrı ne yapıyor?" diye sordu. Ceylan "Camış gibi yatıyor ne olacak?" diye yanıtladı Alperen'i. Alperen güldü. "Abinden ne beklenir ki zaten?" dedi aldıklarını poşete koyarken. Ceylan'ın ise aldıkları kasada, fiyatın söylenmesini bekliyordu. Kasaya yeni gelen bir kız "Alperen nasılsın?" diye sorunca, Alperen kıza yöneldi. "Aa pardon ben seni fark etmedim. İyiyim sağol sen nasılsın?" diye sordu Alperen, kıza bakmadan. Ceylan aldıklarını poşete koyarken susmuş sadece Alperen ve kızın muhabbetini dinliyordu. Kız tekrar lafa girdi. "İyiyim bende sağol. Sevgilin mi?" diye sordu Ceylan'ı göstererek. Alperen Ceylan'a döndüğünde Ceylan'ın başı eğikti.

Alperen gülümsedi. Ceylan'ın kıskandığı suratından anlaşılıyordu. Alperen başını salladı "Sevgilim."

Ceylan'ın eğik başı kalktığında Alperen hiç birşey olmamış gibi davranıyordu. Kız Ceylan'a tüm kiniyle bakarken "Hmm, sen bunlara mı layıksın Alperen?" diye sordu fısıldayarak. Alperen'in kaşları çatıldı. "Ben ondan başkasına, o benden başkasına layık falan değil saygılar." dedi Alperen. Ardından Ceylan'ı bileğinden tuttu ve Ceylan ile marketin dışına çıktı. Ceylan ve Alperen marketten çıkmış biraz yürümüşlerdi. Sessizliği bozan Ceylan oldu. Hala Alperen Ceylan'ın bileğini tutuyordu. "Alperen neden beni sevgilin olarak gösterdin?" diye sordu Ceylan. Yürümeyi bırakıp Alperen'in karşısına geçmiş gözlerinin içine bakarken. Alperen Ceylan'ın elini daha sıkı tuttu ve eğilerek Ceylan'a yaklaştı. "Bilmiyorum belki gerçekten sevgilim olduğun içindir?" dedi Alperen Ceylan eğik başını kaldırdı şaşkınlıkla. Alperen devam etti. "Ceylan başka birşey düşünmedin değil mi?" diye sordu Alperen endişeyle. Ceylan "Alperen özel hayatın sonuçta ben karışamam." dediğinde Alperen Ceylan'ın eğik başını kaldırdı. Alperen "Ceylan.." dedi Ceylan'ın gözlerinin içine bakarken. "Sen bana istediğin kadar karışabilirsin bu bir. İkide o yalakayla aramda hiç birşey yok." dedi net bir şekilde. Ceylan "Kızın yüzüne bile bakmadın Alperen." dedi.

Alperen "Yüzü olsa bakardım." dediğinde Ceylan gülümsedi. "Her neyse, nereye gidiyorsun, eve mi?" diye sordu Ceylan. Alperen "Bilmiyorum ki biraz gezinebilirim belki. Sen?" dediğinde etrafa bakıyordu. Ardından Ceylan lafa girdi. "Ben eve gidiyorum." Alperen "Hemen mi?" diye sorduğunda Ceylan başını salladı ve "Sonra konuşuruz Alperen..." dedi. Alperen gülümsedi ve "Sen yeter ki iste ben senle günlerce konuşurum Ceylan." dedi. Ceylan gülümsedi ardından eve yöneldi. Bir kaç saniye sonra Alperen arkasından bağırdı.

"Ceylan!"

Ceylan arkasına döndü. Merakla Alperen'e bakarken Alperen Ceylan'a yaklaştı elinde Ceylan'ın en sevdiği çikolata vardı. Ceylan önce Alperen'in elindeki çikolataya ardından Alperen'e baktı. "Bunu sana almıştım." dedi Alperen çikolatayı Ceylan'a uzatarak. Ceylan "Bana mı? İyi de ben aldım ya ne gerek vardı?" diye sordu. Alperen gülümsedi ve Canın çektiğinde açar yersin işte." dedi. Ceylan gülümsedi ve elini Alperen'in elinde ki çikolataya yöneltti. İkiside birbirini izliyordu. Ceylan Alperen'e bakarak çikolatayı Alperen'in elinden alacaktı ama Alperen'le elleri temas edince ikiside elindeki çikolataya döndü. Alperen ensesini kaşırken Ceylan hızlıca elinde ki çikolatayı aldı ve poşete koydu. Ceylan'ın neredeyse kalbi çıkacaktı.

Alperen ise utançtan yerin dibine girecekti.

Ceylan Alperen'e yaklaştı ve "Teşekkür ederim Alperen." dedi. Alperen "Rica ederim." dedi ve Ceylan oradan uzaklaştı...

11 yıl sonra

Ceylan;

Herkes koltuklara oturduğunda Çağatay lafa girdi. "Birşey içer misiniz?"

Çağrı "Valla bir çaya hayır diyemem." diye yanıtladığın da başını salladım ve abimi destekledi "Bende."

Çağatay ışık hızında ayağa kalktı "Hemen." dedi ve mutfağa yöneldi. Abim bana döndü. "Ceylan sen iyi misin? Az önce dalmıştın." diye sorduğunda yutkundum. "Hiç abi. Alperen geldi aklıma..." dediğimde abim bana yakın koltuğa oturdu. Abim "Özlüyor musun Alperen'i?" diye sordu. Gözlerim dolu başımı salladım. "Özlemek ne kelime ki abi... Anlatacak kelime yok..." dediğimde abim sırtıma hafiften vurdu ve "Ceylan abicim burada sana bir söz veriyorum. Alperen gelirse ve hala seninle evlenmek isterse ya da sevgili olmak isterse bu sefer engel olmayacağım size."

Buruk bir gülümseyle abime döndüm.

"Söz mü?" diye sorduğumda abim başını salladı. "Söz abicim. Söz..."

Büyüdükçe olgunlaşıyormuş insan çocukken durmadan kavga ettiğim abimle şu anda bir arkadaş bir dostmuş gibi konuşabiliyorum.

Büyüdükçe olgunlaşırmış insan...

Büyüdükçe unuturmuş insan...

Büyüdükçe daha çok ağlarmış insan...

Büyüdükçe daha çok özlemiş insan...

Keşke büyümeseydik... Keşke....

Keşke Alperen burada olsaydı, keşke...

Hayatımın bir keşkeden ibaret olmasını istemiyorum. Ama kader beni keşke kelimesine bağlı kılmış...

Bölüm sonu

3 yorum