İçeriğe geç

Bizimkiler (Döngü Serisi 1)

Bölüm 10 · 8 dk okuma

Bizimkiler (Döngü Serisi 1)

Bölüm 10

10.Bölüm

Yusuf'un ağzından...

Çocuklar beni kenara çektiğinde ilk olarak Çağrı lafa girdi. Çağrı ile neredeyse aynı boyadaydık. Yani 180-185 boylarında. Çağrı "Yusuf napıyorsun?!" diyerek sesini yükseltti. Ada'yı elimle göstererek "Bana sesini yükseltemez! O kim oluyor?!" diye sesimi yükselttim. Görkem işaret parmağını sallayarak "Bana bak Yusuf! Bu kızı bir kere kaybettin ikinci defa kaybedersen dayağı mı çok pis yersin!" diye bağırdı ardından Çağrı "Valla benimde yersin Yusuf. Şu egonu az kenara bırak ya artık. Kız karşında, üstelik iyi kız..."

Görkem kısa bir süre Çağrı'ya baktı şaşkınlıkla, sonra kafasına vurdu. "Lan salak sen övmeyeceksin kızı, o övecek." dedi beni göstererek. Çağrı göz devirdi.

Ardından ben lafa girdim. "Yoo istediği kadar övsün ben o salak kızı övmem." Ardından gözlerim Ada'ya kaydı. Kahkaha atıyordu. Ona kırmızı çok yakışıyordu. Gerçekten kırmızı elbisesiyle çok ciddi ve güzel gözüküyordu. Kısa saç ona her zaman daha çok yakışmıştı. Gözleri ise her zaman ki gibi büyüleyiciydi. Tavırları veya davranışları daima olgun bir kadın gibiydi.

Görkem "Eğer Yusuf şu an da içinden Ada'yı övüp kendini sorgulamıyorsa Alperen evlidir." dediğinde Çağrı parmağını şıklattı. "Haklı. Alperen evli değil." dedi kollarını göğsünde bağlayarak.

"Ya biliyorsunuz değil mi Alperen kızlara karşı çok açık bir çocuktu şu an da evli olabilme ihtimali çok yüksek." diyerek lafa girdim. Çağrı "Yok yok.. Alperen unutmamıştır Ceylan'ı... Yok imkansız... söz verdi Ceylan'a bir yerden çıkar gelir o mutlaka." dediğinde "Gelmezse?" diye sordum. Uzun bir sessizlik oluştu. Çağrı "Beni hiç ağlarken gördün mü Yusuf anaokulundan beri?" diye sordu.

Olumsuz anlamda başımı sallayıp "Görmedim.." diye yanıtladım.

Gerçekten görmedim, vay kalpsiz!

"İşte Alperen bir gün gelmezse ağladığımı o zaman görürsün. Umarım göremezsin Yusuf... Umarım gelir, umarım..."

Görkem iç çekti "Gel be Alperen.. Vallaha çok özledim... Yemin ederim çok özledim seni..." Lafa girdim.

"Oğlum Alperen evlendiysen. Yemin ederim ömür boyu affetmem seni. Gelmezsen ömür boyu affetmem seni..."

Çağrı başını salladı. "Bende.."

Görkem iç çekti. "Peki Melisa? O nerededir?" diye sordu. Görkem Melisa'ya aşıktı çocukken. Ada ve Ceylan'la aynı sınıftalardı.

Çağrı "Umarım evli değildir..." dedi.

"Berna peki o nerededir?"

diye bir sesle arkamıza döndük. Ada arkamızdaydı aynı zamanda Bahar ve Ceylan'da. Ceylan "Kabul edelim... Alperensiz tamamen eksiğiz. Tamamen."

dediğinde göz yaşları yere düşüyordu. Yakınlarımızda ki bir masaya oturduk.

Uzun bir sessizlik, Çağrı ve Ada'nın ortasında oturan Ceylan'ın masaya kafasını birden fazla kez vurmasıyla bölündü. Ceylan ağlıyordu. "Ah be Alperen! Neredesin? Neden yoksun neden...?" derken ağlıyordu. Ceylan ağladıkça canım yanıyordu.

Alperen;

İşten çıkıp eve vardığımda ev boştu. Evin kapısını açtığım sırada ikindi güneşi vurdu yüzüme. Gözde ile farklı evlerde yaşıyorduk. Sırtımda ki çantamı içeri fırlatıp, üstümde ki kalın hırkayı da içeri attıktan sonra telefonum titredi. Ardından 1 kez daha titredi telefonum. Kaşlarımı çatıp, arka cebimde ki telefonu aldığımda bankadan gelen şu bildirimlerle karşılaştım;

99 bin TL harcandı.

900 bin TL harcandı.

Evin açık kapısının üstünde ki anahtarı alıp bir hışınla eve girmeden geri çıktım. Koşa koşa merdivenden indiğimde Gözde'nin durmadan gezdiği AVM'ye gitmek için koşarak arabama bindim.

***

AVM'ye girdiğimde en sevdiği mağazaya girdim. Tam kadına kartı uzatmış kadın kartı alırken koşarak kartı uzatan elinin üstüne atladım ve kartı elinden aldım. "Gözde! Salak salak iş yapma! Ben it gibi çalışıyorum gece kaça kadar! Ağaçtan para toplamıyorum ve sen burada çerez gibi harcıyorsun!" diye bağırdım. "Almıyorsun birşey! Ya eve git ya boşanma dairesine!" diye bağırdım.

"Bana bak!" dedim işaret parmağımı sallayarak "Gözde, eğer benden boşanmazsan bunu çok pis ödersin!" diye bağırdığımda "Naparsın Alperen?" diye sordu aptal olduğunu gösteren surat ifadesiyle. "Varını yoğunu yayar sonra siktir olup giderim sen de birşey yapamaz arkamdan baka durursun Gözde!" diye bağırdım. "Öyle mi? Ne varım yoğum mesela?" diye sordu. Ben de anlına vurarak "Beni aldattığın halde boşanmadığını yayar bütün kitleni kariyerini bitiririm senin!" diye bağırdım. Gözde "Bende kocam evliyken başkasına aşık diye yayarım!" deyince bütün mağaza duyacak şekilde bağırmaya başladım. "Aşığım Gözde! Tamam mı?! İstediğin kadar yay! Ama en azından ben bir karaktersizlik yapıp aldatmadım!" diye bağırdım tam arkamı dönüp gidecekken tekrar Gözde'ye döndüm. İşaret parmağımı sallayarak "Ha şunu da bil! Ben seni hiç sevmedim, sevmeyeceğim de Gözde!" diye bağırıp mağazadan çıktım.

Yusuf;

Ceylan zar zor sakinleştiğin de Ada dalmıştı. Bir anda lafa girip sessizliği bozdum. "Ada? İyi misin?"

Ada bir an da irkilerek "Ha? İyiyim, iyiyim" diye kekeledi.

Görkem eli çenesinde düşünceli düşünceli lafa girdi. "Fatih? O nerede?" Ada bir anda başını kaldırıp Görkem'e baktı. Çağrı lafa girdi. "Hatırlıyor musunuz Alperen ve Fatih ne kadar iyi anlaşıyorlardı. O kadar kavgaya rağmen..."

Ada başını salladı. "Sen de çok iyi anlaşıyordun Fatih'le. Alperen'le de durmadan kavga etmene rağmen çok iyi arkadaştınız."

Çağrı "Arkadaş değildik... Dosttuk.."

11 yıl önce...

Ada ve Yusuf yan yana yürürken Ceylan ve Çağrı gülümseyerek onları izliyordu. Alperen ise onlara baka baka Ceylan ve Çağrı'nın yanına gitti. "Vay vay. Noluyor? Gittim geldim neler neler olmuş..." diyip Ceylan'ın yanına oturdu.

Ceylan gülümseyerek "Bilmem, bir anda kaptırdılar kendilerini sohbete.." dedi Ceylan gülümseyerek ikiliyi izlerken. Alperen "Biz de kaptıralım kendimizi Ceylan..." dediğinde Çağrı gülümseyen surat ifadesini şaşkınlık ve öfke dolu surat ifadesine çevirip Alperen'e bakmaya başladı. Ceylan "Neye Alperen?" diye sordu merakla Alperen'e dönerek. Alperen Ceylan'ın gözlerine bakarak "Aşka..." diye mırıldandığında Çağrı elini çenesine koyup ikiliyi izlemeye başladı. Hala sinirli gibiydi.

Ceylan kaşlarını kaldırarak "A-aşka?" diye sordu kekeleyerek. Alperen onaylar gibi başını salladı. "Evet aşka Ceylan'ım.."

dediğinde Ceylan önüne döndü ve sustu. Ceylan alttan alttan sırıtırken Alperen tekrar lafa girdi. "Çok güzelsin..."

Ceylan Alperen'e döndüğünde Alperen onu izliyordu. Ceylan "Teşekkür ederim.." dedi gülümseyerek. Alperen'de ona gülümseyerek "Rica ederim prenses.." diye mırıldandı. Ceylan öksürdükten sonra "Ee müdür ne dedi?" diye sordu. Alperen önüne döndü ve "Vural nanayı yedi aynı zamanda arkadaşları da, bizde uyarı aldık." dediğinde çocuk ve Ada kahkaha atıyordu. Alperen ikiliye gülümseyip tekrar Ceylan ve Çağrı'ya döndüğünde Çağrı "Ben seni müdürden daha pis uyaracağım da Alperen, ne zaman?" dedi dişlerini sıkarak. Ceylan ayağa kalktı. "Fatih?" diye sorduğunda Fatih yanlarına geldi.

"Ne yapıyorsunuz?" diye sordu Fatih. Sesi normalden 10 kat daha halsiz ve kalındı.

Çağrı ayağa kalktı. "Oğlum Fatih noldu lan sana?" diye sorduğunda Fatih burnunu çekti. Gözlerinin altı morarmış, içi kanlanmış, durmadan burnunu çekiyor, sesi çok kalın ve halsiz geliyor, arada başını tutuyor, dengede duramıyor, normalde dış görünüşünü çok önemseyen çocuğun saçı da dahil her şeyi dağınık duruyordu.

Çocuk ve Ada yanımıza geldiğinde Ada "Fatih iyi misin?" diye sordu. Fatih düşecek gibi olduğunda Alperen Fatih'i tuttu. "Oğlum yavaş, iyi misin?" diye sorduğunda Fatih olumlu anlamda başını salladı. "Oğlum kötüsün madem niye geliyorsun ya!?" diye bağırdı Alperen.

Fatih dengede durmaya çalıştıktan sonra "Kötü falan değilim gayet iyiyim, turp gibiyim.." dedi başını tutarken. Yusuf lafa girdi. "Fatih o ses ne oğlum iyi falan değilsin sen, yürü hocaya falan söyleyelim." dediğinde Fatih "Yok iyiyim." dediğinde tekrar düşecek gibi oldu Alperen tekrar tuttuğunda "Sen yürüyerek mi geldin?" diye sordu. Fatih başını salladı. "Oha Fatih! Onca yolu bu halinle yürüyerek geldin ve bir de iyiyim mi diyorsun?" diye sordu Alperen bağırarak. Fatih "Onca yol dediğin ne ki Alperen?" diye sordu mırıldanarak. "Ne mi? Okulun en uzağında oturan sensin Fatih." dedi Alperen.

Fatih "Bana suyumu verebilecek?" diye sordu kalın sesiyle az da olsa dik durabiliyordu. Çağrı çantasından suyunu verdiğinde Fatih "Sağol Çağrı." dedi ve suyunu içti. Sonra tekrar çantasına koyan yine Çağrı oldu. Fatih yavaşça elleri cebinde yürürken Berna geldi. "Fatih abi iyi misin?" diye sordu. Fatih başını salladı.

Berna "Abi iyi gibi durmuyorsun aç mısın bir şey alayım mı?" diye sordu. Fatih "Yok Berna çok sağol." dedi. Berna "Yapabileceğim birşey var mı abi?" diye sorduğunda Fatih "Bilmem.." diye mırıldadı ardından tekrar düşecek gibi olduğunda Alperen Berna'dan önce davranıp Fatih'i tuttu ama Fatih'i bir yandan da Berna tutuyordu. Berna "Abi sen bir elini yüzünü yıka." dedi. Alperen başını sallayıp "Berna sen bir poğaça al gel." dedi 20 lira uzatarak. Fatih "Gerek yok.." diye mırıldandığında Berna duraksadı. Alperen "Berna sen git al, biz zaten kantine geleceğiz." dediğinde Berna koşarak kantine gitti. Fatih'i zorla kantine götürüp otturduklarında Berna sıcak poğaçayı Alperen'e uzattı. Alperen poğaçayı Fatih'e uzatırken Berna Alperen'i dürttü ve para üstünü verdi. Berna bir sandalye çekip oturdu. Alperen "Fatih, ye bak enerji olur az." dediğinde Fatih ilk ısırığını aldı.

Fatih başını sallayarak "Çok sağolun." dedi hâla kalın ve halsiz sesiyle. "Oğlum ilk iki ders boş zaten keşke gelmeseydin." dedi Yusuf. Çağrı "Harbi Fatih." dediğinde Fatih "Uyurum ben.." dedi biraz daha iyi gibi duruyor bembeyaz cildine renk gelmiş gibi duruyordu. Ada "Git gide iyileşiyorsun Fatih. Birazdan elini yüzünü yıkar kendine de gelirsin." dediğinde Fatih "Berna sağolsun.." dediğinde Alperen Fatih'in kafasına vurdu. "Ulan sabahtan beri Feriha gibi kollarıma bayılıyorsun bende her seferinde tutuyorum ve bana bir tane teşekkür yok!" diye sesini yükseltti Alperen. Diğerleri gülerken Fatih'de halsiz halsiz güldü. "Sen öküzsün sana yok teşekkür." dedi Fatih. Alperen "Vah vah! Böyle dostluk olmaz olsun. Şimdi Fatih yerine başkası olsaydı 40 kere teşekkür etmişti." diye mırıldandığında, Fatih "Benim yerimde başka biri olsaydı insanlık yapıp tutmazdın Alperen." dedi net ama hala halsiz sesiyle. Diğerleri gülerken Alperen "Haklı. Beni tanıyor." dedi Fatih'i göstererek. Bir anda türkçe hocası Hazal hoca yanlarına geldi. "Çocuklar eğlencenizi bölüyorum ama.." diye lafa girdi. "Fatih, müdür seni çağırıyor." dediğinde Fatih aniden ayağa kalktı. Ayağa kalktıktan bir kaç saniye sonra yere düştü. Alperen bir anda kendini yere attı. "Fatih! İyi misin birşey oldu mu?" diye sordu yüksek sesiyle. "Yok iyiyim turp gibiyim ben, siz beni düşünmeyin." dedi yavaşça ayağa kalkarak. Ardından

Hazal hoca Fatih'in koluna girdi ve onu müdürün odasına götürdü.

Alperen'se arkasından "Hala iyiyim diyor salak." diye mırıldandı.

Bölüm sonu

2 yorum