İçeriğe geç

BİZDEN GERİYE

Bölüm 3 · 3 dk okuma

BİZDEN GERİYE

Bölüm 3

Birlikte Geçen İlk Gün

Birlikte Geçen İlk Gün

Üniversitede günler birbirini kopyalıyor gibiydi; aynı koridorlar, aynı derslikler, aynı zil sesi... Ancak bazen öyle günler olurdu ki, insan akşam eve döndüğünde neden farklı hissettiğini, kalbinde neden bir şeylerin değiştiğini tam olarak açıklayamazdı. O sabah da Mira için tam olarak öyle başladı.

Mira her zamanki gibi kampüse erkenden gelmişti. Hava, birkaç gün önceki yağmurlu sabahların aksine pırıl pırıldı; güneş, kampüsün bahçesindeki ağaçların arasından ince ince süzülüp yerdeki kurumaya yüz tutmuş zemini ısıtıyordu. Kulaklığını takmış, yavaş adımlarla yürürken fakülte binasının merdivenlerine yaklaştı. Tam o sırada arkasından o tanıdık sesi duydu.

"Mira."

Arkasını döndüğünde Burak’ı gördü. Siyah sırt çantası tek omzuna asılıydı ve elinde yine o alışıldık karton kahve bardağı duruyordu. Mira gülümseyerek başını iki yana salladı.

"Gerçekten merak ediyorum... Sen hiç kahvesiz dolaşmıyor musun?"

Burak bardağına kısa bir bakış attı. "Sanırım dolaşamıyorum."

"Bağımlısın."

"Büyük ihtimalle," dedi Burak, küçük bir tebessümle.

Burak, aralarında kısa bir sessizlik oluşmasına izin vermeden cebinden küçük bir poşet çıkardı ve Mira’ya uzattı.

"Bu ne?" diye sordu Mira, şaşkınlıkla.

"Aç."

Mira poşetin içinden taze, çikolatalı bir kruvasan çıkardı. İnanamayarak Burak’a baktı. "Bunu... bunu bana mı aldın?"

"Evet."

"Neden?"

Burak omuz silkti. "Dün kahve içerken öğle yemeğini atladığını söylemiştin."

Mira birkaç saniye öylece kalakaldı. Kendisinin bile unuttuğu, belki de öylesine söylediği bir cümleyi Burak’ın hatırlamış olması, içini tuhaf bir sıcaklıkla doldurdu. "Teşekkür ederim."

"Rica ederim."

O gün aralarında ilk kez o rahatsız edici sessizliklerden biri oluşmadı; sanki o küçük kruvasan, aralarındaki buzları tamamen eritmişti. Birlikte yürümeye başladılar. İlk iki ders beklenenden erken bittiğinde, öğrenciler bahçeye dağılırken Mira çantasını omzuna astı.

"Bugün başka dersin var mı?"

Burak başını salladı. "Öğleden sonra var."

"Benim de."

"Evine mi gideceksin?"

Mira bir an duraksadı, "Aslında bilmiyorum," dedi.

Burak kısa bir an düşündükten sonra, "Deniz kenarına gidelim mi?" diye sordu.

Mira şaşkınlıkla ona baktı. "Şimdi mi?"

"Evet. Ders kaçırmış olmayacağız, sadece boş vaktimizi değerlendireceğiz."

Mira hafifçe güldü. "Bunu söylerken kendini ikna etmeye çalışıyor gibisin."

"Belki biraz," dedi Burak, içten bir gülüşle.

Birlikte kampüsten çıktılar. Otobüse bindiklerinde cam kenarında yan yana oturdular. Yol boyunca çok konuşmadılar ama sessizlikleri artık yabancı bir tını taşımıyordu. Burak dışarıyı izliyor, Mira ise ara sıra ona bakıyordu.

"Ne oldu?" diye sordu Burak, gözlerini camdan ayırmadan.

"Hiç."

"Yine bana bakıyordun."

"Abartıyorsun," dedi Mira, hafifçe mahcup.

"Hayır, yakalandın."

"Sevinme," dedi Mira gülerek.

"Neden?"

"Sadece insanları inceliyorum."

"Ben de insan sayılıyor muyum?"

Mira hafifçe gülümsedi. "Henüz karar vermedim."

Burak kahkahayı bastı. "Bu biraz kırıcıydı."

"Alışırsın."

Sahil, şehirdeki tüm karmaşadan uzaktı. Deniz hafif hafif kıyıya vuruyor, martıların sesi rüzgâra karışıyordu. Yürürken ayakkabılarının altında ezilen küçük taşların sesi, aralarındaki tek ritimdi.

"En sevdiğin yer burası mı?" diye sordu Burak.

Mira denize baktı. "Sanırım. Buraya gelince kafam susuyor."

Burak bu cümleyi uzun süre düşündü. "Kafan çok mu konuşuyor?"

"Sürekli."

"Benimki de," dedi Burak. "Ama hiç belli etmiyorum, çünkü alıştım."

Mira, ilk kez Burak’ın sadece sakin biri olmadığını, içinde kimseye göstermediği derin bir tarafı olduğunu hissetti. "Peki sen," dedi Mira, "En çok neyi seviyorsun?"

Burak birkaç adım daha attı, denizin tuzlu kokusunu içine çekti. "Bir şeyi başarmayı. İnsanların bana 'Bunu yapamazsın' demesini... Ve sonra onları yanılttığımı görmeyi."

"Hırslısın," dedi Mira.

"Biraz."

"Biraz değil," diye düzeltti Mira. Burak bu kez itiraz etmedi, çünkü Mira haklıydı.

Güneş batarken otobüsten indiklerinde hava serinlemişti. Mira’nın evi birkaç sokak ilerideydi. Burak durdu. "Buradan sonra yalnız gidebilirsin."

"Evet."

İkisi de birkaç saniye sustu. Burak ellerini cebine soktu. "Bugün güzeldi."

Mira gözlerinin içine baktı. "Evet."

"Tekrar yapalım mı?"

Mira uzun zamandır biriyle geçirdiği birkaç saatin ona bu kadar iyi geldiğini hatırlamıyordu. Hafifçe gülümsedi. "Olur."

"O zaman görüşürüz."

"Görüşürüz."

Mira sokağa doğru yürürken kapıyı açmadan önce istemsizce arkasına baktı. Burak hâlâ aynı yerde duruyordu. Mira'nın baktığını fark edince elini hafifçe kaldırdı. Mira da karşılık verdi. Kapıyı kapattığında yüzündeki gülümseme hâlâ tazeydi.

O gece uyumadan önce telefonuna gelen tek mesaj, günün en kısa ama en samimi cümlesiydi.

Burak: "Eve vardın mı?"

Mira mesajı okudu, gülümsedi ve yanıtladı: "Vardım, teşekkür ederim."

Mesajı gönderdikten saniyeler sonra telefon yeniden titreşti.

Burak: "İyi geceler, Mira."

Mira telefonu göğsüne bastırdı. Belki de bazı insanlar hayatınıza büyük cümlelerle değil... en sıradan bir "iyi geceler" mesajıyla giriyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.