Mira, banktan ayrıldıktan sonra doğruca fakülte binasına yöneldi. Koridorlar, yeni dönemin ilk dersine yetişmeye çalışan öğrencilerin telaşlı uğultusuyla doluydu. Her kafadan farklı bir ses çıkıyor; sınıfların önünde gruplar oluşuyor, birileri yaz tatilinin anılarını paylaşırken, diğerleri daha ilk haftadan sınav kaygısına tutulmuş halde ders notlarını çekiştiriyordu.
Mira kalabalığın arasından sessizce sıyrıldı. İnsanların arasına karışmayı sevse de, o kalabalığın bir parçası olmayı pek beceremezdi. İnsanları gözlemlemek, onlarla konuşmak zorunda kalmaktan her zaman daha kolay gelmişti ona.
Sınıfa girip arka sıralardan gözlerden uzak bir yere yerleşti. Tam çantasından defterini çıkarıyordu ki, yanındaki boş sıraya birinin oturduğunu fark etti.
"Buraya oturabilir miyim?"
Başını kaldırdığında, sabah bankta karşılaştığı o çocukla göz göze geldi. Yine o, yine o yabancı... Mira istemsizce gülümsedi.
"Sanırım zaten oturdun bile," dedi.
Çocuk hafifçe güldü. "Haklısın."
İkisi de kısa bir kahkaha attı. Bu, aralarındaki ilk samimi andı. Ders başlamadan önceki o karmaşada çocuk çantasından kalemini çıkardı ve kısa bir an tereddüt ettikten sonra, "Bu arada ben Burak," dedi.
"Mira."
"Memnun oldum."
"Ben de."
Sonra ikisi de önlerine döndüler. Tanışmaları bu kadardı. Ne uzun, derin bir sohbet geçmişti ne de filmlerdeki gibi etkileyici bir ilk karşılaşmaydı... Ama bazen en güzel hikâyeler, en sıradan anlarla başlardı.
Ders boyunca Burak oldukça dikkatliydi. Hocanın anlattığı her şeyi pürdikkat not alıyor, anlamadığı kısımları küçük, düzenli işaretlerle belirliyordu. Mira ise onu istemeden de olsa birkaç kez izledi. Burak, sabah düşündüğünden çok daha farklı görünüyordu. Sessizdi, evet; ama soğuk biri değildi. Sadece konuşmadan önce düşünen, tartarak yaşayan insanlardandı.
Ders bitip öğrenciler yavaşça sınıftan boşalmaya başladığında, Mira defterini çantasına koyarken Burak ona doğru dönüp hafifçe gülümsedi.
"Kahve içer misin?"
Mira birkaç saniye düşündü. "Şimdi mi?"
"Evet."
"Tanımadığın insanlara hep kahve mi ısmarlarsın?"
Burak, hafif bir tebessümle karşılık verdi. "Hayır."
"O zaman neden bana?"
"Sabah yağmurun altında yapayalnız oturan birini ilk kez gördüm," dedi samimiyetle.
Mira istemsizce güldü. "Bu gerçekten ilginç bir sebep."
"Bence de öyle."
İkisi birlikte sınıftan çıktılar. Üniversitenin küçük kafeteryası her zamanki gibi ana baba günüydü; boş bir masa bulmaları birkaç dakikalarını aldı. Burak kahveleri alıp masaya geldiğinde, "Bunu borç bil," dedi.
Mira kaşlarını hafifçe kaldırarak sordu: "Niye?"
"Bir gün sen ısmarlarsın diye."
"Oldukça emin konuşuyorsun."
"Tekrar karşılaşacağımızı düşünüyorum."
Mira bardağını eline alıp yudumlamadan önce ona baktı. "Ya karşılaşmazsak?"
Burak omuz silkti. "O zaman sana boşuna kahve almış olurum, olur biter."
Mira başını iki yana sallayıp güldü. "İnatçısın."
"Biraz."
O gün ilk kez gerçekten sohbet etmeye başladılar. Mira, İzmir'de büyüdüğünü, kitap okumayı sevdiğini ve boş zamanlarını sahilde yürüyüş yaparak geçirdiğini anlattı. Burak ise ailesinin başka bir şehirde yaşadığını, burada tek başına kaldığını ve işletme bölümünde okuduğunu paylaştı. Ancak ailesinden bahsederken kelimelerini çok özenle seçiyordu. Mira bu temkinli tavrı fark etti.
"Baban ne iş yapıyor?" diye sordu bir anlık sessizliğin ardından.
Burak birkaç saniye sustu, bakışlarını uzaklara çevirdi. "Şirketi var."
"Hepsi bu mu?"
"Şimdilik."
Mira daha fazla üstelemedi. Herkesin anlatmaya hazır olmadığı yaraları ya da hikâyeleri vardı; Burak'ınki de belli ki o kapalı kapıların ardındaydı.
Kahveleri bittiğinde derslerine hâlâ vakit vardı. Kampüsün içinde yürümeye başladılar. Ağaçlardan hâlâ yağmur damlaları düşüyor, toprak o kendine has, huzur veren kokusunu yayıyordu.
"Sabah neden tek başınaydın?" diye sordu Burak, bakışlarını ona çevirerek.
Mira ellerini hırkasının ceplerine sokup adımlarını hızlandırdı. "Canım öyle istedi."
"İnsanlardan sıkılıyor musun?"
"Bazen."
"Peki, benden sıkıldın mı?"
Mira duraksadı ve ona baktı. Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme belirdi.
"Henüz değil."
Burak da gülümsedi. "O zaman şansım devam ediyor demektir."
Mira, ilk kez birinin yanında kendini bu kadar rahat hissettiğini fark etti. Sanki uzun zamandır tanıdığı biriyle yürüyormuş gibiydi. Bunun nedenini tam olarak bilmiyordu. Belki de bazı insanlar hayatınıza büyük bir gürültüyle değil... sessizce giriyordu. Ve insan, bu değişimin ne zaman başladığını ancak çok sonra, her şey için çok geç olduğunda fark ediyordu.