Bölüm 10 – Sonsuza Kadar Birlikte
Mira, son günlerde kendini sürekli gülümserken yakalıyordu. O kadar güzel hissediyordu ki. Burak sayesinde her günü çok güzel geçiyordu.
Otobüste…
Ders arasında…
Hatta ders çalışırken bile.
Telefonunun ekranı her aydınlandığında kalbi biraz daha hızlı atıyordu.
Burak: "Dersin bitince seni almaya geleceğim."
Mira mesajı okuyup gülümsedi.
"Tamam."
Akşamüstü kampüsün kapısından çıktığında Burak arabasının yanında onu bekliyordu.
"Bugün nereye gidiyoruz?" diye sordu Mira.
"Bir sürprizim var."
"Söylemeyecek misin?"
"Hayır."
Mira gülerek başını iki yana salladı.
"Meraktan çatlayacağım."
"Biraz daha sabret."
Yaklaşık yirmi dakika sonra şehrin kalabalığından uzak, denize bakan küçük bir tepeye geldiler.
Rüzgâr hafif hafif esiyordu.
Burak bagajdan ince bir örtü çıkardı.
"Bunu ne ara koydun?"
"Dün gece aklıma gelir gelmez bagaja attım."
"Dün gece mi?"
"Sen uyurken plan yapıyordum."
Mira şaşkınlıkla ona baktı. Sonra gülümseyerek
"Çok incesin ama sen" dedi 'sen' kelimesini uzatarak.
"Karşımda ki güzellik sağ olsun."
Örtünün üzerine oturdular.
Burak, Mira'nın en sevdiği atıştırmalıkları tek tek çıkardı.
"Çikolata..."
Mira gülümseyerek paketi eline aldı.
"Bayılırım"
"Biliyorum." Dedi Burak. Ellerini yüzüne uzatıp, makas aldı Mira'nın al yanaklarından.
"Ben bile kendimi bu kadar düşünmüyorum."
"Ben senin yerine de düşünürüm merak etme."
Mira, Burak'ın gözlerine baktı.
O an, kendisini uzun zamandır hiç olmadığı kadar değerli hissetti.
Güneş yavaş yavaş batarken konuşmaları da derinleşti.
Mira çocukluğunu anlattı.
İlk bisikletini…
İlk kez düştüğünde dizinin nasıl kanadığını…
Annesinin ona sarılışını…
Burak ise ilk kez korkularından bahsetti.
"Güçlü görünmeye çalışıyorum."
"Öylesin zaten."
"Bence o kadar da güçlü değilim."
Mira gözlerinin içine baktı. O gözlerde kaybolmak istiyordu.
"Bazen başarısız olacağımı düşünüyorum."
"Bence sen çok güçlü çok akıllı birisin. İleri de bunu sana tekrar tekrar söyleyeceğim. Ta ki sen sen kabul edene kadar."
Mira usulca elini onun elinin üzerine koydu.
Burak'ın bakışları yumuşadı.
"Senin yanında güçlü olmak zorunda hissetmiyorum."
Mira gülümseyip, başını Burak'ın omzuna yasladı. "Zaten senden öyle bir isteğim yok, yanımda ol yeter."dedi.
Hava serinleyince Burak ceketini çıkarıp Mira'nın omuzlarına bıraktı.
"Üşümüşsündür." Dedi
"Olmaz öyle sen de üşüyeceksin"
"Erkek adam üşümez." Dedi şakayla karışık.
Mira gülümseyerek ceketi üzerine çekti.
"Ceketin çok güzel kokuyor."
Burak hafifçe güldü.
"İltifat mı ettin sen şimdi?"
"Belki."
Bir süre birbirlerine bakarak sessizce gülümsediler.
Burak usulca Mira'nın yüzüne düşen saç telini kulağının arkasına bıraktı.
"Bugün çok güzelsin."
Mira'nın yanakları kızardı.
"Şunu yapıp durma." Dedi gülerek.
"Neden?"
"Çünkü utanıyorum."
"Ben de utanıyorum ama."
"Kesin öyledir."
"İçimde kopan fırtınayı bir görsen..."
Mira kahkaha attı.
"Abartıyorsun."
"Hiç sanmıyorum çok ciddiyim."dedi Burak.
------
Gece iyice çökmüştü.
Dönüş yolunda Burak, Mira'yı evine bırakmadan önce arabayı birkaç dakikaya sessizce park etti.
"Bugün çok güzeldi." dedi Mira.
"Benim için de."
Mira kapıyı açacakken Burak usulca seslendi.
"Mira."
"Efendim?"
"Sarılsak güzel olurdu sanki"
Mira hiç düşünmeden başını salladı.
Burak ona yavaşça yaklaştı.
Mira başını omzuna yasladığında ikisi de tek kelime etmedi. Burak kollarını, Mira'yı sıkmadan beline doladı. Burnunu boyun girintisine sokup, güzel kokuyu derince içine çekti.
Bir süre böyle sessiz sessiz aynı kaldılar. Bazen sessizlik, söylenen bütün cümlelerden çok daha anlamlıydı.
Bir süre sonra Burak geri çekilip, Mira'nın gözlerine baktı.
"Seni daha fazla tutmayayım. İyi geceler."
"İyi geceler."
Mira arabadan indi.
Apartmanın kapısına kadar yürüyüp, tam içeri girecekken dönüp baktı.
Burak hâlâ onu izliyordu.
Elini kaldırıp küçük bir hareketle veda etti.
Mira da gülümseyerek karşılık verdi.
O gece ikisi de aynı duyguyla uykuya daldı.
Sevmenin en güzel tarafı, insanın kendini ilk kez gerçekten ait hissetmesiydi.