Bölüm 5 – Sadece Bu Gece
Chanyeol hareket etmedi.
Sanki duyduğu şey gerçek değilmiş gibi.
“…Ne dedin?”
Baekhyun başını eğdi.
“Unut gitsin.”
“Öyle demek istemedim.”
“Alışığım zaten.”
Cümlesini bitiremeden yatağın diğer tarafından hafif bir hareket hissedildi.
Yastık yavaşça kenara çekildi.
Ardından sıcak bir el…
Sessizce avucuna dokundu.
Parmakları birbirine değdiği an ikisi de aynı anda nefesini tuttu.
Sekiz ay.
Sekiz aydır ilk kez.
Chanyeol’un eli hâlâ aynı sıcaklıktaydı.
Baekhyun’un parmakları ise her zamanki gibi buz gibiydi.
Chanyeol başparmağıyla elinin üstünü okşadı.
Refleks.
Eskiden bunu hep yapardı.
Baekhyun’un gözleri doldu.
“Sen…”
“Hâlâ aynı şeyi yapıyorsun.”
Chanyeol hafifçe gülümsedi.
“Sen de hâlâ ellerini ısıtamıyorsun.”
Baekhyun burnunu çekti.
“Ben ağlamıyorum.”
“Biliyorum.”
“Yalan.”
“Biliyorum çünkü omzun titriyor.”
Baekhyun küçük bir kahkaha attı.
“Sen nefret edilecek kadar dikkatli birisin.”
“Sen de.”
“Ben ne?”
“Beni hâlâ tanıyacak kadar.”
Dışarıda gök gürledi.
Bu kez Baekhyun istemsizce Chanyeol’un elini daha sıkı tuttu.
Fark ettiğinde hemen bırakmaya çalıştı.
“Özür dilerim…”
Ama bırakamadı.
Çünkü Chanyeol daha sıkı tutmuştu.
“Bırakma.”
Baekhyun ona baktı.
Karanlıkta yüzünü seçemiyordu.
Sadece sesini duyabiliyordu.
“Bu gece korkmana izin var.”
“…”
“Tek şartla.”
“Neymiş?”
“Yarın sabah bunu inkâr etmeyeceğiz.”
Baekhyun acı acı güldü.
“Sen hâlâ çok adaletsizsin.”
“Neden?”
“Çünkü en zor şartı en sona söylüyorsun.”
Saat sabaha karşı üç olmuştu.
İkisi de uyuyamamıştı.
Konuşuyorlardı.
Sekiz ayın sessizliğini, fısıltılarla dolduruyorlardı.
“Hatırlıyor musun?”
Chanyeol tavana bakıyordu.
“İlk kavgamızı?”
Baekhyun kahkaha attı.
“Marketten yoğurt aldığın için.”
“Yoğurt değil.”
“Sarımsaklı yoğurt.”
“Fark ne?”
“Sen normal yoğurt istemiştin.”
“Bir hafta benimle konuşmamıştın.”
Baekhyun gülmekten gözlerini sildi.
“Çok çocukmuşuz.”
“Hayır.”
Chanyeol başını çevirdi.
“Mutluymuşuz.”
Gülüşler bir anda söndü.
O cümle odanın içinde asılı kaldı.
Baekhyun sessizce sordu.
“Hiç…”
“…Benden sonra biri oldu mu?”
Chanyeol hiç düşünmeden cevap verdi.
“Hayır.”
“Niye?”
“Çünkü kimse sen değildi.”
Baekhyun’un boğazı düğümlendi.
“Peki ya sen?”
Uzun bir sessizlik.
“Bir kere.”
Chanyeol’un kalbi hızlandı.
“Gerçekten mi?”
Baekhyun başını salladı.
“Biriyle tanışmaya çalıştım.”
“…”
“İlk buluşmada bana kahve uzattı.”
“…”
“Fark etmeden iki şeker attı.”
Chanyeol kaşlarını çattı.
“Ee?”
“Ben kahveyi iki şekerli içmem.”
“…”
“Sen içersin.”
Chanyeol’un nefesi kesildi.
Baekhyun acıyla gülümsedi.
“O an fark ettim.”
“Ben seni unutmaya çalışmıyormuşum.”
“Sadece seni başkasında arıyormuşum.”
Sabah altıya doğru yağmur durdu.
Perdelerin arasından ilk güneş ışığı süzüldü.
Baekhyun, elini çekmeye çalıştı.
Çekemedi.
Çünkü Chanyeol uyurken bile bırakmamıştı.
Parmakları hâlâ kenetlenmişti.
Baekhyun onu izledi.
Sekiz ay boyunca her gece merak etmişti.
Acaba iyi uyuyor mu?
Yemek yiyor mu?
Kendine dikkat ediyor mu?
Şimdi cevabı karşısındaydı.
Ama yüzünde huzur yoktu.
Kaşları uykusunda bile hafif çatılmıştı.
Baekhyun istemsizce elini kaldırdı.
Alnına düşen saçları eskisi gibi geriye itti.
Tam o anda…
Chanyeol gözlerini açtı.
İkisi de donup kaldı.
Aralarında sadece birkaç santimetre vardı.
“…
Günaydın.”
Baekhyun, sekiz ay sonra ilk kez bunu söylerken sesi neredeyse fısıltıydı.
Chanyeol gözlerini ondan ayırmadan cevap verdi.
“…Günaydın.”
Kapının dışından bir anda Sehun’un sesi duyuldu.
“UYANDINIZ MI?”
İkisi de irkilip birbirlerinden uzaklaştılar.
Sehun devam etti.
“KAHVALTI HAZIR!”
Sonra alçak sesle ama özellikle duyulacak kadar yüksek konuştu.
“İddialaşıyorum, kesin birbirlerine günaydın bile dememişlerdir.”
Odanın içinde kısa bir sessizlik oldu.
Baekhyun gülmeye başladı.
Ardından Chanyeol da.
Kapının arkasındaki Sehun kaşlarını çattı.
“…”
“Niye gülüyor bunlar?”
Koridordan Jongin’in sesi geldi.
“Çünkü plan işe yarıyor olabilir.”
İkisi de bunu duydu.
Bir an birbirlerine baktılar.
Sonra aynı anda tek kelime söylediler.
“Şerefsizler.”