Başımı yine omzuna koysam
🥀
0554: Sana bakınca utanıp parmaklarımla oynayışım ve senin buna her seferinde kahkahalar atarak
gülmen
0554: Sana trip attığımda üzülmemem için bana sarılışını
0554: Sana sarılıp öptüğümde ki afallayışını
Poyraz: Sarhoş musun yine?
0554: Telefon şifreni kimse çözemezsin diye benim ismimi koyuşunu
0554: Ama şifreni herkesin bilmesi
0554: Sen gitar çalarken benim senin gözlerine bakarak şarkı söylediğimde gözlerini kaçırışını
0554: Her şeyini çok seviyorum.
0554: Neden bu kadar erken gittin ki yanımdan?
0554: Çok seviyorum seni!
Poyraz: Tabi ki sarhoşsun.
0554: Keşke benden gitmeseydin!
0554: Keşke o gün seninle tartışmasaydık!
0554: Keşke sen sinirle evden çıkıp o arabaya binmeseydin!
0554: Keşke o tır sana çarpmasaydı!
0554: KEŞKE ÖLMESEYDİN!
0554: Daha seni sevdiğimi söyleyecektim be sevgilim.
0554: Affet!
Poyraz: İyi misin?
Son görüntülenme 01:28
Poyraz: İyi değilsin.
ˆˆˆ
01:46
"Polen? Kuzum neredesin?" Ellerimi yasladığım klozetten çekip ayağa kalktım. Ellerimi yıkayıp yüzüme soğuk suyu çarparken kapının açılmasıyla başımı kaldırıp gelene baktım. Mirel kapının önünde ellerini beline koymuş ve öne bükülmüş bir halde derin nefesler alıp veriyordu. Onu umursamadan ağzımı da çalkalayıp suyu kapattım. Havluyu elime alıp yüzümü ve ellerimi kurularken Mirel'de kendisine gelmişti.
"Pervin abla seni bulamayınca beni çağırdı. Kızı delirttin iyice." Elleriyle yüzümü avuçlayıp yanaklarımdan öptü ve geri çekilirken bana tebessüm etti ama ben bir buçuk yıldır olduğu gibi ona yine boş gözlerle ona baktım. Tebessümü yüzünden silinmezken elimden tutup beni salona sürükledi.
Onun için her şeyi yapabileceğim kişi koltukta uyumuştu. Ablam beni beklemişti yine gece geç saatlere kadar. Sıkıntılı bir nefes verip ablama yönelirken Mirel'de bileğimi bırakmıştı. Yanına çömelip koyu kızıl olan dağılmış saçlarını okşarken gözlerinden öpüp ayağa kalktım. Gece burası soğuk olurdu ve ablamın bünyesi zayıf olduğu için hemen hasta olurdu neden üzerini örtmediğini anlamıyordum.
Tekli koltukta ki pikeyi alıp üzerini örttüm. Benim için fazla üzülüyordu ve bu onun için iyi değildi. Ablam Pervin'in benim aksime düz koyu kızıl saçları vardı ve hafif yuvarlak yüzüne oldukça yakışan kalp şeklindeki pembe dudakları ve iri koyu yeşil gözleri vardı. Ablam yirmi yedi yaşında, işinde oldukça başarılı bir hemşire ve yarın sabah da erkenden uyanması gerekiyordu ama o uykusunu almak yerine gecenin körüne kadar beni beklemeyi tercih etmişti. Bazen dayanamayınca da Mirel'den beni arayıp bulmasını istiyordu.
Onu çok seviyordum. Ailemden bir tek ablam kalmıştı ve tabi ki her zaman yanımızda olan çocukluk arkadaşım Mirel. Annem ben iki yaşında kanserden ölmüştü babam ise ben on dört yaşındayken bir trafik kazasında ölmüştü. Teyzem bizi yanına almış ve ben on sekiz yaşıma girdiğimde ise bizi evden atmıştı. Açıklaması ise bizden sıkıldığıydı, neden çocuk yapmadığını anlamış olmuştum. Şu anda kendi evimdeydik. Mirel ve ben ikimiz ev arkadaşıydık ablam ise benim için endişelendiği için neredeyse bir yıldan beri bizimle beraber yaşıyordu.
Mirel'e dönüp kafamla dışarısını gösterirken o da kafasını sallamıştı. Kapının önündeki siyah botlarımı giyip dışarı çıktım. Temiz hava iyi gelirken içime derin bir nefes daha çektim.
"Sen sigara içmiyordun. Değil mi" Polat ela gözlerini kısıp gamzesi görünecek şekilde güldü. Kendi yüzünü yüzüme yaklaştırırken bir eliyle de kâküllerimi düzeltiyordu.
"Sevgilim, ciğerlerim sen doluyken sigaranın orada ne işi var?" Dudaklarım arasından bir kıkırtı kaçarken yüzünü öpücüklere boğuyordum.
Sadece o cümleyi duyabilmek için her seferinde aynı soruyu soruyordum. Titrek nefesimi verip yanağımdan kayıp giden göz yaşını sildim.
Mirel kapıyı kilitleyip seri adımlarla yanıma gelirken bende önüme dönüp yürümeye başladım.
Onun kokusuna ihtiyacım vardı!
Başımı onun o güzel kokan boynuna sokmak istiyordum!
Film izlerken başımı yine omzuna koymak istiyordum!
Ama bu yapmak istediğim hiçbir şeyi artık yapamıyordum. Gözümden bir yaş daha akarken yine elimle sildim.
Ben ölüyordum ve bunu kimse fark etmiyordu...
Bölüm Sonu
