Ada ertesi sabah uyandığında ilk işi telefonuna bakmak oldu.
Gece gelen mesaj hâlâ ekranındaydı.
"Bu yaz her şey değişecek."
Kim göndermişti?
Neden göndermişti?
Belki arkadaşlarından birinin şakasıydı.
Belki de gerçekten yanlış numaraydı.
Bir süre ekrana baktıktan sonra telefonu kapattı.
Bu kadar kafaya takmaya değmezdi.
En azından şimdilik.
Kahvaltıdan sonra sahile gitmek için hazırlandı.
Tam evden çıkacakken telefonu çaldı.
Arayan Aras'tı.
Ada birkaç saniye bekledikten sonra açtı.
"Efendim?"
"Efendim ne?"
"Ne istiyorsun?"
"Bu kadar soğuk olma."
Ada güldü.
"Tamam, söyle."
"Sahildeyiz."
"Biz?"
"Ben ve arkadaşlar."
"Eee?"
"Eee'si şu; geliyorsun."
"Davet mi bu?"
"Hayır."
"Ne peki?"
"Zorunlu çağrı."
Ada istemsizce gülümsedi.
"On dakikaya oradayım."
Sahile vardığında grup çoktan toplanmıştı.
Selin el salladı.
"Ada!"
Ada yanlarına gidip oturdu.
Ege hemen söze girdi.
"Bugünkü planımız belli."
"Ne planı?"
"Tekne turu."
Ada şaşırdı.
"Tekne mi?"
"Kuzenimin teknesi var."
"Bu kulağa pahalı geliyor."
"Hem değil hem evet."
"Harika açıklama."
Kahkahalar yükseldi.
Yaklaşık yarım saat sonra küçük bir tekneyle açıldılar.
Deniz sakindi.
Gökyüzü bulutsuzdu.
Ada teknenin kenarına oturup manzarayı izledi.
Uzun zamandır bu kadar rahat hissetmemişti.
Şehirde sürekli bir şeylere yetişmeye çalışıyordu.
Buradaysa zaman daha yavaş akıyordu.
Öğleden sonra yüzmek için mola verdiler.
Ege suya ilk atlayan kişi oldu.
Arkasından diğerleri geldi.
Ada da sonunda dayanamadı.
Soğuk suya girer girmez çığlık attı.
Bu da grubun dakikalarca gülmesine neden oldu.
"Bu kadar soğuk olamaz!"
"Oluyor işte."
"Ben çıkıyorum."
"Yalan."
Gerçekten yalandı.
Beş dakika sonra en çok eğlenenlerden biri yine Ada olmuştu.
Akşamüstüne doğru tekne limana döndü.
Ama kimsenin eve gitmeye niyeti yoktu.
Bu yüzden sahilde kaldılar.
Güneş yavaş yavaş ufka yaklaşıyordu.
Turuncu ve pembe renkler gökyüzünü kaplamıştı.
Selin telefonuyla fotoğraf çekiyordu.
Ege yine anlamsız şakalar yapıyordu.
Mina ise herkese gülerken aynı zamanda onları videoya alıyordu.
Ada biraz uzaklaşıp denizi izlemeye başladı.
Yanına biri geldi.
Aras.
"Kaçıyorsun."
"Kaçmıyorum."
"Kaçıyorsun."
"Tamam, biraz."
Aras gülümsedi.
Bir süre ikisi de sessiz kaldı.
Sadece dalga sesleri duyuluyordu.
"Biliyor musun?" dedi Aras.
"Neyi?"
"Buraya ilk geldiğinde sıkılacağını düşünmüştüm."
"Neden?"
"Öyle görünüyordun."
Ada güldü.
"Haklıydın aslında."
"Şimdi?"
Ada ufka baktı.
Sonra omuz silkti.
"Şimdi pek sıkılmıyorum."
"Çünkü ben varım."
"Özgüven patlaması yaşıyorsun."
"Gerçekleri söylüyorum."
Ada başını salladı.
Ama gülümsemesini saklayamadı.
Güneş tamamen batmak üzereyken herkes sessizleşti.
Manzara gerçekten güzeldi.
O sırada Aras cebinden telefonunu çıkardı.
"Bir fotoğraf çekelim."
"Hayır."
"Neden?"
"Çünkü istemiyorum."
"Tamam."
Ada rahatladığını düşünürken Aras telefonu kaldırıp selfie çekti.
Ada hazırlıksız yakalanmıştı.
"Aras!"
"Harika çıkmışız."
"Sil onu."
"Hayır."
"Aras."
"Hayır."
Ege uzaktan bağırdı.
"Kesin aşık oldular!"
"Sus!" diye bağırdı ikisi aynı anda.
Bu da herkesin kahkahaya boğulmasına neden oldu.
Gece eve döndüğünde Ada'nın yüzünde hâlâ bir gülümseme vardı.
Bugün gerçekten güzeldi.
Belki de bu yaz beklediğinden çok daha farklı geçecekti.
Tam yatağına uzanmıştı ki telefonu titreşti.
Aras'tan mesaj gelmişti.
Aras:
"Fotoğrafı silmedim."
Ada:
"Biliyorum."
Aras:
"Çünkü güzel çıkmışsın."
Ada ekrana birkaç saniye baktı.
Kalbi nedense biraz hızlı atmıştı.
Cevap yazmak üzereydi ki başka bir bildirim geldi.
Bu kez yine tanımadığı numaradan.
Ekranda sadece tek bir cümle vardı:
"Gün batımlarına dikkat et, Ada."
Ada'nın gülümsemesi yavaşça kayboldu.
Aynı numara mıydı?
Neden ona mesaj gönderiyordu?
Ve en önemlisi...
Bu kişi onun adını nereden biliyordu?
3. Bölüm Sonu 🌅📱❤️