Ada ertesi sabah telefonunun titreşimiyle uyandı.
Gözlerini yarı açık şekilde ekrana baktı.
Mina:
"Tatilin nasıl geçiyor?"
Ada gülümseyerek doğruldu.
Daha geleli bir gün olmuştu ama sanki kasabada daha uzun süredir yaşıyormuş gibi hissediyordu.
Ada:
"Şimdilik güzel. Dün sahilde biriyle tanıştım."
Mesajı gönderdiği an pişman oldu.
Birkaç saniye sonra beklenen cevap geldi.
Mina:
"BİRİYLE Mİ?"
Ada:
"Abartma."
Mina:
"Erkek mi?"
Ada:
"Evet."
Mina:
"İSMİ?"
Ada:
"Aras."
Mina'nın yazıyor işareti uzun süre kaybolmadı.
Sonunda mesaj geldi.
Mina:
"Daha ilk günden başlamışsın."
Ada kahkaha attı.
Telefonu yatağa bıraktı.
Pencereden içeri giren güneş odanın her yerini aydınlatıyordu.
Bugün denize gitmeye karar verdi.
Öğleden sonra sahile ulaştığında hava oldukça sıcaktı.
İnsanlar denize giriyor, voleybol oynuyor ve kafelerde oturuyordu.
Ada havlusunu serip oturdu.
Kulaklığını takıp müzik dinlemeye başladı.
Yaklaşık yarım saat sonra gölgesinin üzerine düşen birini fark etti.
Başını kaldırdı.
Aras.
Elinde iki kutu soğuk içecek vardı.
"Demek geleceğini biliyordum."
Ada gözlerini kıstı.
"Benim burada olduğumu nereden biliyorsun?"
"Kasaba küçük."
"Bu bir açıklama değil."
"Bence açıklama."
Aras yanına oturdu.
Ada istemeden güldü.
"Dün de böyleydin."
"Nasıl?"
"Sinir bozucu."
"Teşekkür ederim."
"Bu iltifat değildi."
"Ben iltifat olarak aldım."
Ada başını iki yana salladı.
Bu çocuk gerçekten tuhaftı.
Saatler geçtikçe sohbet koyulaştı.
Aras ona çocukluğundan bahsetti.
Kasabada büyümüştü.
Neredeyse herkes onu tanıyordu.
Ada da şehir hayatından, okuldan ve arkadaşlarından söz etti.
Konuşurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadılar.
Akşamüstü olduğunda Aras ayağa kalktı.
"Arkadaşlarla buluşacağız."
"Hmm."
"Gelmek ister misin?"
Ada bir an durdu.
Normalde tanımadığı insanların yanına gitmezdi.
Ama burada zaten kimseyi tanımıyordu.
"Olabilir."
Aras gülümsedi.
"O zaman yedi gibi limanda ol."
Saat tam yedide limana geldiğinde güneş batmak üzereydi.
Uzaktan kahkahalar duyuluyordu.
Bir grup genç oturmuş sohbet ediyordu.
Aras onu görünce el salladı.
"Millet, bu Ada."
Herkes sırayla kendini tanıttı.
Selin.
Ege.
Mina.
Kerem.
Ada kısa sürede ortama alıştı.
Sanki onları uzun zamandır tanıyormuş gibiydi.
Gece ilerledikçe sohbetler arttı.
Bir ara Ege yüksek sesle konuştu.
"Şu an burada bulunanlar arasında en inatçı kişi kim?"
Herkes aynı anda Aras'ı gösterdi.
Aras itiraz etti.
"Kesinlikle ben değilim."
Bu kez herkes Ada'yı gösterdi.
Ada şaşkınlıkla etrafına baktı.
"Daha dün tanıştınız."
"Yetti."
Kahkahalar limana yayıldı.
Gece eve döndüğünde kendini mutlu hissediyordu.
Yeni insanlar.
Yeni bir ortam.
Yeni bir yaz.
Tam yatağa uzanmıştı ki telefonu titreşti.
Bilinmeyen bir numara değildi.
Aras'tı.
Ada istemsizce gülümsedi.
Mesajı açtı.
Aras:
"Bugün güzeldi."
Ada birkaç saniye düşündü.
Sonra cevap yazdı.
Ada:
"Evet. Fena değildi."
Mesaj gönderilir gönderilmez yeni bir bildirim geldi.
Aras:
"Fena değildi mi?"
Ada:
"Evet."
Aras:
"Kalbim kırıldı."
Ada gülerek telefonu yastığının yanına bıraktı.
Tam ekranı kapatacaktı ki yeni bir mesaj geldi.
Bu kez Aras'tan değildi.
Numara kayıtlı değildi.
Mesaj yalnızca tek bir cümleden oluşuyordu:
Ada kaşlarını çattı.
Şaka mıydı?
Yanlış numara mıydı?
Mesajı tekrar okudu.
Ama cevap yazamadan gönderici çevrimdışı oldu.
Ada birkaç saniye ekrana baktı.
Nedense içini tuhaf bir his kaplamıştı.
O sırada Aras'tan yeni bir mesaj geldi.
Aras:
"Yarın görüşürüz, Ada."
Ada istemeden gülümsedi.
Ama biraz önce gelen o garip mesaj aklının bir köşesinde kalmıştı.
Bu yaz gerçekten sıradan geçmeyecek gibiydi...
2. Bölüm Sonu ❤️📱🌊