Koridorda koşarak odanın oraya gittim. Doktorlar dediği gibi fişini çekip hayattan kopardılar mı kardeşimi yoksa.
Nur: Ne oluyor burada?
Mete: Gözümüz aydın. Seninki uyandı.
Nur: Neden izin verdin METE?
Mete: Uyandı o .
Nur:Ne ? Hadi canım, nasıl? Hani umut yoktu?
Mete konuşmaya başlamadan odaya daldım. Herkesin gözü beni buldu. Benim gözüm ise yıllardır hasret kaldığım bir çift ela göze takılı kaldı. Yıllarca sevgi dolu bakan gözler şimdi bomboş bakıyordu.
Nur: Melek.... Melek’im kardeşim uyandın sonunda.
Melek: Siz kimsiniz? Ben hiç birinizi hatırlamıyorum.
Mete: Korkma canım onlar senin ailen ve arkadaşların.
Melek: Ben hiç birini hatırlamıyorum. Çıksın hepsi odadan.
Nur: Ama...
Melek: Çıkın odadan. İstemiyorum kimseyi. Çıkıııın.
Mete: Hadi herkes çıksın odadan. Ben size bilgi vereyim.
Melek ilk kez bu kadar sesini yükseltti. Gerçekten kimseyi hatırlamıyor mu benim kardeşim. Mete’nin kolumdan çekiştirmesiyle birlikte herkes odadan çıkmış oldu.
Mete: 3 yıl sonra uyanması hepimize sürpriz oldu. Hafıza kaybı kalıcı da olabilir geçici de. Şuan için fazla zorlamayın kızı. Taburcu olunca bir süre bende kalıcak. Kimse yanında ağlamasın. Kendisini kötü hissetmemeli. Kalabalıktan uzak durmalı.
Ben bir süre izin alıcam. Ben bakıcam. Herkes azar azar gelir, görür. Resimlerinizin olduğu albümler filan getirirsiniz. Anılarınızı anlatırsınız. Kalıcı ise hafıza kaybı o zaman yeniden alıştıracaksınız kendinize.
Pınar: Ben kızımı evimize götürürüm. Bırakmayız kızımı burada. Bazıları yüzünden zarar görmesine yine izin vermem.
Mete: Hanımefendi itiraz etmeyin lütfen. Ben doktorum. Onunla 3 yıldır ben ilgileniyorum. Şimdi herkes evine gitsin lütfen.
Herkes dağılmıştı. Mete’nin odasına gittim. Kapıyı çaldım. Gel komutu gelince içeri girdim.
Nur: Sen gidin dedin ama ben kalsam olur mu? Refakatçi olarak.
Mete: Tamam kal. Korkutmadan zorlamadan kal lütfen.
Nur: Tamam. Teşekkür ederim.
Mete: Biz doktorların görevi. Teşekkür etmene gerek yok.
Mete’nin odasından çıkıp Melek’in kaldığı kata geldim. Odanın önünde derin bir nefes alıp içeri girdim. Uyuyordu meleğim. Benim yüzümden yaşadıkları yeterdi. Hatırladığında ya da yeni hayatında ben olmayacaktım. Taburcu olduğu zaman ben çok uzaklara gidecektim. Onun iyi olması için benden uzakta olması gerekiyordu.
Melek: Su verir misiniz? Heyy! Size sesleniyorum. Su verebilir misiniz?
Nur: Efendim?
Melek: Su verebilir misin lütfen?
Nur: Tabiiki ama lütfen yabancıyla konuşur gibi konuşma benimle olur mu?
Melek: Peki siz nasıl isterseniz?
Ayağa kalkıp su doldurdum. Böyle yabancıyla konuşur gibi konuşması canımı yakıyordu. Yıllardır beraber büyüdüğüm , her anı beraber yaşadığım kız bana şuan o kadar uzak ki. Belki bencillik ama eskisi gibi olmayı isterdim. Onun böyle olması benim suçum. Kendimi asla affetmeyeceğim.
Nur : Al canım.
Melek: Teşekkür ederim. Eee anlat bakalım. Seninle benim aram nasıldı? Hatırlamam için anlatman lazım bence .
Nur: Tabii. Biz seninle ortaokuldan beri arkadaşız. Her anımız beraber geçti bizim.
Nur: Peki hiç hayatımda biri oldu mu?
Kahkaha attım. Biraz bozulmuş gibi baktı. Kıyamam ben buna ya .
Melek: Ne oldu ya ?
Nur: Senden bu soruyu duymak tuhaf geldi.
Melek: Neden?
Nur: Sen genellikle erkeklerden nefret edersin. Hatta bir ara benim zorumla isteme yapmıştık.
Melek: Nasıl yani ?
Nur: 18 yaşındaydık. Hoşlandığım biri vardı. Seni zar zor istemeye zorladım.
Kızlarla beraber çocuğu istemeye gittik.
Flasback
4 kız bir evin önünde arabadan indiler. Ellerinde çiçek ve çikolata ile birlikte kapıyı çaldılar. Kapıyı orta yaşta bir kadın açtı.
X: Hoşgeldiniz kızlar buyrun?
Kızlar: Hoşbulduk.
X: Hayırdır inşallah çocuklar bu saatte.
Melek: Hayır hayır. Müsaitseniz oğlunuzu istemeye geldik. Biz geçelim içeri.
X: Bı dakika kızım. Ne dedin sen? Kaç yaşındasınız, ne istemesi kızım? Sarhoş musunuz siz?
Melek: Tövbe haşa hanım teyzecim. 18 yaşındayız. Oğlunuzu istemeye geldik ha yok ben oğlumu vermem dersen kardeşim için kaçırırım bile oğlunu.
Mert: Anne kim gelmiş? Aaa Nur hayırdır?
Melek: Hayır hayır enişte bey. Elimizde çiçeğimiz , çikolatamızla Allah’ın emri peygamber efendimizin kavliyle seni istemeye geldik inşallah.
Mert: Ne? Ne istemesi?
Melek: Naz yapma enişte bey. Ailen vermezse kaçıracaz seni inşallah.
X: Oğlum bunlar delirmiş. Ben içeri giriyorum. Yolla şunları zorluk çıkarılarsa kapat kapıyı yüzlerine. Rezil olucaz millete.
Mert’in annesi içeri girdi.
Melek: Enişte bey annen vermiyor seni. Ya isteyerek gel ya zorla kaçıracaz seni.
Mert: Kaçardım ama benim onu istemeye gelmem gerek onun beni istemeye gelmesi değil.
Melek: Olsun la gel hadi beni zorlama.
Mert: Tamam be hadi gidelim.
Kapıyı çarpıp Mertle beraber arabaya binip kaçarlar. Kadın oğlunun kaçırıldığını fark edip polise haber verir. Kızlar polise yakalanırlar ve reşit olmayan birini kaçırmakla suçlanırlar.
Melek: Polis bey abi biz kaçırmadık kendi kaçtı.
X:Yalan söylüyor polis bey oğlum kaçmaz.
Melek: Kendi kaçtı. Ben o kadar dedim yapma etme olmaz dedim dinlemedi.
Polis: Sizi yalancı küçük hanım. Binin arabaya.
Melek: Nur sizde söylesenize onun bizle kaçtığını.
Beyza – Nur – Nergis: Allah belanı vermesin inşallah Melek ama doğru söylüyor polis bey.
Polisler dinlemez ve nezarethaneye atarlar.
Nergis: Allah belanı versin ya. Senin yüzünden ne hallere düştük.
Melek: Amin. Sen istemiyor muydun karakolu?
Nergis: Salak ben buraya polis olarak gelecektim, suçlu olarak değil. Hep senin yüzünden ya.
Melek : Suç benim değil.
Kızlar: kim suçlu peki?
Melek: Enişte bey suçlu kim olacak başka.
Kızlar: Sus artık yeter ya.
Melek: Gardiyan bey abi , bunlar beni öldürür. Şu yana koysanıza beni.
Gardiyan: Oldu başka bir isteğin var mı?
Melek: Valla mı? Güzel bir yemekle tatlı hiç fena olmaz.
Gardiyan: Çay da olsun mu?
Melek: Ben çay sevmem ki. Madem çok ısrar ettiniz bir Nescafe olabilir. Bu hainlere vermeyin ama.
Gardiyan: Otel mi sandın sen burayı?
Melek: yooo.
Gardiyan: Bir de dalga geçiyor ya. Susun lütfen.
Beyza : Adamı bile delirttin. Helal olsun ya.
Melek: Yoooo hiçte bile. Gardiyan bey abi görüyor musun be diyor?
Gardiyan: Ya sabır ya sabır. Lütfen susturun artık şu kızı.
Nur: Hadi biz uyuyalım. Bu deli de konuşsun kendi başına.
Melek: Deliyim tamam ama sıkılırım ben. Ben de yatıcam bana ne .
Melek olduğu yere kıvrılıp yattı. Gardiyan kızlara teşekkür etti. Kızlar da yatmıştı. Sabah olmuştu. Gardiyan gelip kızları uyandırdı. Kızların serbest bırakıldığını söyledi.
Beyza: Yalnız helal olsun çocuğa. Sabah itiraf etmiş çocuk.
Melek: Dün niye itiraf etmemiş ana kuzusu. Böyleleriyle işimiz olmaz. Ayrıl enişte beyden .
Kızlar kahkaha atmıştı Melek’in söylediği şeyler.
Flasback son