İçeriğe geç

Bir Yalan Söyle

Bölüm 5 · 10 dk okuma

Bir Yalan Söyle

Bölüm 5

Sinema

O günden 216 gün önce...

Kader uyandı ve pencereden dışarı baktı. Hala sabah olmamıştı. Bugün o gündü. Mert'le sinemaya gideceklerdi. Mert'le ilk defa buluşacaklardı. Heyecandan bütün gece uyuyamamıştı. Kolundaki saate baktı. Saat 05.13'tü. Biraz uyuması gerekiyordu. Kendini tekrar yatağına attı. Onun yanında geçirdiği 5 günü düşündü. Pazartesi günü ona nasıl baktığını hatırladı. Yeşile çalan mavi gözleriyle dersin ortasında ona bakmaya başlaması... Kader'in bozuntuya vermemeye çalışmasına rağmen yanaklarının kıpkırmızı olması... Bahçede birlikte gezmeleri.

Bunları düşünürken aklına Sema geldi. Bütün hafta boyunca ona aşırı yakın davranmıştı. Sürekli kantine gitmişlerdi. Genelde Kader ısmarlıyordu tabii. Hatta ona sınıf öğretmeniyle konuşup yanına oturmak istemeyip istemediğini sormuştu. Kader şimdilik böyle iyi olduğunu söylemişti. Ona Mert ile yakın olmak istediğini söylemedi. Aşk hayatını Tia ve Yağız'dan başkalarına açmayı sevmiyordu.

*Çarşamba(Yani o günden 184 gün önce...)*

Kader sınıfa gittiğinde Mert'in bakışlarını üzerinde hissetti. Sırasına geçtikten sonra Mert'e baktı. Bir süre bakıştılar. Kader resmen ateşinin çıktığını hissediyordu. Gözlerini kaçırdı ve kitabını açtı. Ders boyunca Mert'in bakışlarını üzerinde hissetmişti. Sanki o gün atkuyruğu yaptığı kahverengi saçlarının her telini tek tek inceliyormuş gibiydi. Kader kahverengi gözlerini ona çevirdi. Mert göz temasını kesmeden ona bakmaya devam ediyordu. Hafifçe gülümsedi. Kader hızlıca gözlerini kaçırdı. Mert de önüne döndü. Hala sırıtıyordu. Kader de gülümsedi ve utanarak başını eğdi. Kahverengi saçları yüzünü kapatmıştı. Bunu gören Mert işaret parmağıyla Kader'in saçlarını Kader'in kulağının arkasına aldı. Kader şaşkınca ona bakınca kızaran yanaklarını gizleyemedi. Mert de gülümseyerek onun yanağını sıktı ve önüne döndü.

*Günümüz(Yani o günden 181 gün önce...)*

Kader geri uyuyamayınca yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Sokaklar bomboştu. Arada sırada bir araba geçiyordu. Saatler ilerledikçe sokaklar dolmaya başladı. Sabah yürüyüşüne çıkanlar, işe yetişmeye çalışanlar... Hiç biri Kader'in dikkatini çekmiyordu. O sırada sokakta ondan ancak 2 yaş büyük olan bir kız gördü. Kız süslü bir şekilde giyinmişti ve sevgilisinin elini tutuyordu. Kızın diğer elinde bir gül vardı. Sevgilisi almış olmalıydı.

Kader Mert'i düşündü. Acaba onların ilişkisi de uzu- Ahh neler düşünüyordu böyle. Sadece sinemaya gideceklerdi. Mert ondan hoşlandığını falan söylememişti.

Kader kafasını sallayıp saatine baktı. Gözleri fal taşı gibi açıldı. Saat ne ara 08.21 olmuş olabilirdi? Saçma hayallerinden arınarak pijamalarını çıkarttı. Günlük kıyafetlerini giydi çünkü babasının buna kızıp kızmayacağı hakkında en ufak bir fikri bile yoktu.

Bahçeye indi. Tia ve Yağız çoktan yemeklerine başlamışlardı. Tia Yağız'ın koluna hafif bir dirsek attı. Daha sonra gülüştüler. Kader'in geldiğini fark edince durdular. Kader onların yanına geçti. Onlar şakalaşmaya devam ediyordu. "Bakıyorum da bugün çok neşelisiniz" dedi.

Sonra Tia azıcık öne eğildi ve "Senin neşeli olman gerekmiyor mu?" diyerek göz kırptı. Kader onun omzuna vurdu ve dudaklarını büzdü. Daha sonra üçü de gülüşerek yemeklerini yedi.

Yemekleri bittiğinde saat 10 olmuştu. Kader önce Tia'ya sonra abisine baktı ve "Tia'yı birkaç saatliğine senden alacağım abicim. Bana kıyafet seçmemiz gerekiyor" dedi.

Yağız ona baktı ve "Buluşmana daha 4 saat olduğunu fark ettiğini umuyorum." Diyerek ellerini göğsünde bağladı.

"Yol yarım saat. Hiç beni bırakmayı teklif etme. Otobüsle gideceğim." Dedi ve o da ellerini göğsünde bağladı.

Yağız gözlerini kıstı "Hayır, seni ben bırakıyorum Kader. Yolda her an bir şey olabilir. Hem o Mert denen çocuğa güvendiğimi de söyleyemem."

Kavganın uzayacağını fark eden Tia aralarına girdi. "Tamam uzatmayın. Kader 1 saat yol çekeceğine abinle gidersin işte. Arabadan inip sizi gözetleyecek değil ya. Eve geri gelecek zaten. Sen de fazla endişelenmeyi bırak. Kader artık 17 yaşında. 2 saat sonra odana gelirim Kader" dedi ve odasına çıktı. Kader ve Yağız da biraz birbirlerine baktıktan sonra. Kader Yağız'a yöneldi ve "Abi sence babam bir erkekle buluştuğumu öğrenirse kızar mı? Yani daha önce hiçbir erkekle buluşmadığım için bilemiyorum" dedi düşünceli bir şekilde.

Yağız bir yandan Kader'in saçlarıyla oynayarak cevap verdi "Sanmıyorum. O sadece eğitimlerde sinirleniyor. Hadi odana çık ve biraz rahatla sonra da hazırlan. Saat 13.45 gibi bahçeye in. Tamam, mı?" kader kafasını salladı ve odasına gitti.

Biraz dinlenmeye çalıştı. Sinema salonunda uyuya kalmak istemiyordu. Gözlerini kapattığı anda uykuya daldı.

*2 saat sonra*

Tia'nın içeri girmesi Kader'i uyandırdı. "Uyan hadi uyan. Ne yaptın uyumayıp hayal mi kurdun tüm gece?" dedi ve giyinme odasının kapısını açtı. Kader de ayağa kalktı ve Tia'nın yanına gitti. Bir süre odadaki dolapları karıştırdıktan ve biraz dağıttıktan sonra güzel bir kombin yapmayı başardılar.

Kader kahverengi kareli bir eteğin üstüne boyunluklu düz bir kazak giymeye ve kalpli altın renginde bir kolye takmaya karar verdi. Biraz dudak parlatıcısı sürdü ve kısa bir eyeliner çekti. Saçlarına biraz şekil verdi ve Tia'ya döndü. "Nasılım?" dedi.

Tia aynanın önünden biraz kapatıcı aldı ve omzunun yanındaki morluğa sürdü. Önceki eğitimlerden kalma bir yaraydı. Kader'e gülümseyerek "Harika görünüyorsun" dedi. Kader odadaki dolabın ayakkabı kısmını açtı ve beyaz ve topuklu bir bot seçti.

Saatine baktığında saat 13.40 olmuştu. Tia'ya teşekkür edip aşağıya indi. Abisi onu bekliyordu. Yanına gidip kendi etrafında bir tur attı ve "Nasıl olmuşum?" dedi. Yağız da güldü ve başını okşayarak "Güzelsin güzel. Hadi bin arabaya da seni buluşmana götürelim" dedi. Kader de zıplayarak abisinin arabasına bindi. Yol boyunca Yağız Mert ile ilgili sorular sormuştu. Kardeşinin yanındaki hiçbir erkeğe güvenmiyordu.

AVM'nin önüne vardıklarında Yağız Kader' e döndü "Seni kapıya bırakmamı ister misin?" diye sordu. Kader gözlerini devirerek "Abi ben 17 yaşındayım. Sen gidip Tia'yla takıl" dedi ve hızlıca arabadan indi.

İçeri girince telefonunu çıkarıp Mert'i aradı. Bir taraftan etrafına bakınıyordu. Saat tam 14.15 olmuştu koltuklara göz atmaya başladı. Kahverengi saçlı kimse yoktu. Telefonu da açmamıştı. Birden boynuna kâğıt gibi bir şeyin değdiğini hissetti ve arkasını döndü. Mert elindeki mor çiçeklerle donatılmış buketi yüzünden çekti ve ona gülümsedi. "İlk buluşmamıza özel bir hediye" diyerek buketi Kader'e uzattı. Kader ona gülümseyerek çiçekleri aldı "Hiç gerek yoktu çok teşekkürler" dedi ve çiçekleri koklayarak "Çok güzel kokuyor. Teşekkürler. Sinema saat kaçta başlayacak?"

Mert saatine baktı "10 dakika sonra başlayacak" Kader'in elini tuttu "Salona gidelim mi?" Kader'in kalp atışları hızlanmıştı. Sanki kalbi yerindeçıkacak gibiydi. 3 yıldır hoşlandığı çocuk şuan onun elini tutuyordu. Biraz güçlükle kendini toparladı ve "Olur" dedi. El ele bir şekilde yürüyen merdivenden çıkarken Kader Mert'in elini inceledi. Uzun parmakları onun elini tamamen kavramıştı ve bu ona bir sıcaklık hissi eriyordu. Bu sırada merdiven bittiği için az kalsın düşüyordu fakat kendini toparladı. Salona doğru giderken "Mısır ve içecek almaya ne dersin?" diye sordu Kader. Mert olur dedi ve cüzdanını çıkardı. Kader çiçek aldığı için çok masraf yapmak istemiyordu. Kartını çıkardı ve "Sorun yok ben öderim" diyerek hızlıca 2 içecek 2 mısır aldı.

O sırada Mert ona hayranlıkla bakıyordu. Gülümserken kısılan gözleri... Kulağının arkasına aldığı saçları her zamankinden çok daha güzel görünüyordu. Yutkundu. O sırada Kader ona içeceğini mısırını uzattı. Kendini toparladı ve "Çıkışta ödeyeceğim" dedi. Kader başını sağa sola salladı "Hayır hayır asla olmaz" dedi ve salona girdiler.

Mert ona gülümsedi ve "Tabii ki de sevgili koltuğu seçtim" diyerek koltuğuna oturdu. Daha sonra Kader de yanına oturdu. Film başlamıştı ve Kader ilk defa bir erkeğin yanında oturduğu için biraz rahatsız hissediyordu. Film ilerledikçe bunu sorun etmemeye başladı. Bir an da omzunda bir kol hissetti. Mert'in koluydu... Kafasını ona döndürdü. Mert'in ona gülümsediğini gördü ve kafasını omzuna koydu. Film bitene kadar böyle durdular. Kader Mert'in kalp atışlarını net bir şekilde duyabiliyordu.

Film bitince Kader kafasını kaldırdı ve birlikte salondan çıktılar. Yemek bölümüne gittiler Kader hamburger almaya gitti. Mert de biraz pizza yemeyi tercih etti. İkisi de kendi yemeklerini ödedikten sonra birlikte bir masaya oturdular ve yemeye başladılar. Kader biraz utanarak yiyordu. Mert bunu fark etti ve güldü. "Rahat ol Kader" dedi.

Yemeklerini bitirdiklerinde birlikte oyun salonuna gitmeye karar verdiler. Önce birlikte basketbol oynadılar. Kahkahalar birbirine karışıyordu. Kader de iyice açılmıştı. Çarpışan arabalara bindiler.

Kader daha önce bu kadar fazla güldüğünü hatırlamıyordu.

Uzun bir süre oyun parkında oyalandıktan sonra saat artık 19.30 olmuştu. Oyun yerinden çıkarken Kader "Nasıl da yendim seni. Hahahah" dedi. Mert de elini beline koyarak "Kazanmana izin verdim bir kere" dedi. Kader de ona dil çıkardı. Sonra gülmeye devam ettiler.

Avm de dolaşırken dondurmacının yanından geçtiler. Mert Kader'e "Dondurma yemeye ne dersin?" diye sordu. Kader de "Olur ama ben ödeyeceğim oyun salonunu bile sen ödedin" mert daha itiraz edemeden Kader siparişleri vermiş parasını ödemişti bile. Mert Kader'e baktı. Çok cömert bir kızdı. Her zaman başkalarını düşünüyordu. Güneş gibi aydınlık bir yüzü vardı. Koyu kahverengi gözlerine dalıp gitmemek elde değildi...

Kader "Hey, elim dondu alacak mısın?" dedi dondurmayı uzatırken. Mert kendini toparladı ve teşekkür etti. Bahçeye çıktılar. Güneş batıyordu. Bir banka oturup dondurmalarını yediler. Mert ona "Fotoğraf çekinmek ister misin? Tabii senin için bir sakıncası yoksa" dedi. Kader de kafasını salladı ve telefonunu çıkardı önce onun telefonundan çekindiler. Daha sonraysa Mert'in telefonuyla. Birbirlerine fotoğrafları attılar. Biraz daha sohbet ettikten sonra saat iyice geç olmuştu. Kader abisini aradı. Yağız birkaç dakika içinde orada oldu ve Kader arabaya binmeden önce Mert'e el sallayıp gülümsedi. Mert afallamıştı. Nasıl bu kadar güzel olabiliyordu? Daha sonra birkaç dakika Kader'i düşündükten sonra eve gitti.

Kader'in elindeki çiçeği gören Yağız "Daha ilk buluşmadan çiçek mi verdi? Hem mor rengini sevdiğini nerden biliyor?" Kader önce gözlerini devirdi. Sonra elindeki çiçeklere baktı ve "Çok romantik değil mi?" diye sordu. Yağız gülümsedi. Daha sonra eve gittiler.

Kader Tia ve Yağız'a orada yaptıkları her şeyden bahsetti. Sinemada başını omzuna koyduğunu, oyun salonunda nasıl eğlendiklerini, birlikte ettikleri sohbetleri anlattı ve çekindikleri fotoğrafları gösterdi.

Tia ve Yağız da birlikte film izlemişlerdi. Tia ve Yağız yemeklerini yerken. Kader de biraz bahçede dolaşıyordu. Birden babasıyla karşılaştı.

-Merhaba baba

Babası onu baştan aşağı süzdükten sonra

-Niye süslendin?

-Dışarıdan geliyorum.

-Nereden?

-Ee... şey sinema.

-Kimle?

-Mert

-Mert kim? Sevgilin mi?

-Sayılır

-İyi. En azından bir erkek bulmuşsun.

Kader'in yanakları kızardı. Başıyla selam verip dolaşmaya devam etti. Çok hafif bir rüzgâr esmeye başlamıştı. Yaz yavaş yavaş sona erdiğinin haberini veriyordu sanki. Serin havayı içine çekti. Saatine baktı. Saat geç olmuştu. Odasına gitti ve uyudu.

*53 gün sonra*

O günden 168 gün önce...

Tia yatağından kalkıp üzerini değiştirdi. Penceresini açtı. Ağaçlar yavaş yavaş yapraklarını dökmeye, yapraklar yeşilden turuncuya dönmeye başlamıştı. Tia sonbahar mevsimini çok seviyordu. Saçlarıyla aynı renge bürünen yapraklara bastığında çıkan sesi, hafifçe esen rüzgârın saçlarını dalgalandırması ve hafifçe yağan yağmurun altında durmak... Hepsi onun içini huzurla dolduruyordu.

7 yıl önceki kendini hatırlıyordu. Yağız ve Kader le el ele tutuşup okula gittikleri günler... Ne kadar güzel başlasa da öyle devam etmeyen kâbus gibi günler. Sınıftaki kızlarla tanışmaları, hepsine ne kadar iyi davransa da hiçbirinin onu sevmemesi, saçları yüzünden takılan lakaplar ve Yağmur. Her şeyi başlatan Yağmur ve onun çetesi. Bağırışlarına rağmen kafalarını çevirip giden kişiler. Tia kafasını salladı. Bu anıları hatırlamak istemiyordu. Normalce kahvaltıya indi ve Yağız'ın yanındaki yerini aldı. Ardından Kader de yanlarına geldi. Birlikte kahvaltılarını yemeye başladılar. Kahvaltının sonlarına doğru Tia birden boynunda hafif bir acı hissetti. Önemsemedi fakat acı birden daha da şiddetlendi.

-Ah!

-Ah!

Kader ve Tia'nın elleri boyunlarındaydı. Onlara şaşkın bir şekilde bakan Yağız "Ne oluyor?" diye sordu. Tia'nın elini ve saçlarını boynundan çekip boynuna baktı. "Hiçbir şey yok." Daha sonra Kader'in boynuna da baktı fakat hiçbir şey yoktu. Birkaç saniye sonra acıması geçti. "Ne olduğu hakkında bir fikriniz var mı?" uzun bir sessizlikten sonra sessizliği Yağız bozmuştu. Tia ve Kader omuz silkti. "Muhtemelen yazın son sinekleri olmalı" diye fikir yürüttü Tia. "İkimize de aynı anda mı?" diye kaşlarını kaldırarak sordu Kader. Tia güldü "İkimize aynı anda olan şeyleri sorgulamayı bıraktığımızı sanıyordum." Haklıydı. Aynı anda doğmaları ve annelerinin ölmelerini sorgulamayı yıllar önce bıraktıkları gibi bunu da daha fazla sorgulamadılar. Saat 8'e yaklaştığı için Kader ve Yağız okula gittiler. Tia da odasına çıktı ve kitap okumaya başladı.

*4 saat sonra*

Tia biraz dışarı bakmaya karar verdi. 4 saattir kitap okuduğu için gerçek dünyayla arasındaki bağlantıyı yeniden kurmaya çalıştı. "Bir yürüyüşe çıksam iyi olacak" dedi kendi kendine. Üzerine güzel bir şeyler giyindikten sonra bahçeye indi. Babası bahçede oturuyordu. Tia kapıdan çıkmadan

-Nereye gidiyorsun?

Gözlerini kısmış bir şekilde ona bakıyordu

-Biraz yürüyüş yapacağım.

-Eğitime geç kalma!

-Merak etme vaktinde evde olacağım.

Dedi ve el sallayıp kapıdan çıktı. Biraz gezinmeye başladı. Sonbaharın ağaçlara yavaş yavaş verdiği renkleri inceledi. Bir kafeden biraz kahve aldı ve yürümeye devam etti. Kahvesini bitirdiğinde bardağını çöpe attı ve yürümeye devam etti. Birden içini garip bir his kapladı. Botundaki bıçağı yokladı. Hala oradaydı. Yürümeye devam etti. Birden içi daha da kötü oldu. Bir an nefesi kesildi. Astım krizi mi geçiriyordu? Biraz eğildi ve nefesini düzene sokmaya çalıştı. Doğrulduğunda arkasında sıcak bir nefes hissetti. Arkasında biri mi vardı? Tia bir heykel gibi duruyordu. Arkasına dönemeden bir el ağzını kapattı.

Yakında devam edecek...

Bölüm sonu

2 yorum