Seelaamm! Biz geldik, yine!
Daha önce bahsetmedim hiç, aralarda geçecek çünkü ondan da bahsedeyim. Feza Özel Kuvvetlerde arkadaşlar, yani kendisi bordo bereli bir asker. Yaşı bir tık daha büyük olsa daha iyi olurdu tabii ama 28 bile çok geldi bana akcmakcmklcml Hem bu bir kitap, hayal dünyamız sonuçta. Süm'ün dünyası burası arkadaşlar yani
Uzatmadan bölüme geçelim efenim, iyi okumalar dilerim >
__________________________________________________________________
(Geçmiş zaman, bir önceki bölüm Feza'nın bakış açısından)
Geldiğim pide kuyruğunda sıraya geçtim. Ellerim ceplerimde sıranın bana gelmesini beklerken gözlerim mahallede geziniyordu. Görevim için buraya gelmiştik ama annemler ilk haftadan komşularıyla kaynaşmış, burayı benimsemişti bile. Benim için ise pek fark etmiyordu nerede olduğum, genellikle görevde oluyordum zaten.
"Allah sahibine bağışlasın," Duyduğum fısıltı sesi ile önüme döndüm. Konuşan kızları tanıyordum. İşim gereği insanları gözlemleme huyum vardı. Komşularımızda da fazlaca kullanmıştım bunu. "Duymasın Zehra, ayıp! Dilimi tutamıyorum zaten!" İstemsizce dudaklarım kıvrıldı. Neydi adı bu kızın? Annemin dilinden düşürmediği isim geldi aklıma, Mahinev.
"Tamam Mahi de, sen konuşuyorsun bana neden sus diyorsun?" Yanındaki kızın gülerek söyledikleri ile elini kaldırıp hafif olmayacak bir şekilde vurdu.
"Af Zehra! Sus dedim!" Sonrasında hiç konuşmadılar. Sıra bana gelince pideleri alıp eve ilerledim.
"Hoşgeldin oğlum." İçeri girerek montumu portmantoya astım.
"Hoşbuldum annem." Poşeti mutfağa bırakıp sofrayı kuran Asena'ya yardım etmek için kollarımı sıvadım.
"Abi yengem yaşayacak valla," dedi gülerek elimdeki tabağı alırken. Sessiz kaldım. Bir yengesinin olabileceğini sanmıyordum ama bu fikrimi söylemedim ona.
İftardan sonra odama çekilmiş eskiz defterime bir şeyler karalarken kapı çaldı. Kapıya en yakın oda benim olduğundan oturduğum sandalyeden kalkıp odadan çıktım. Kapıyı açınca elinde tatlı tabağıyla bana bakan kızı gördüm.
"Tatlı yapmıştım, size de getirdim." Elindeki tabağı alarak teşekkür ettim. Hala kapıda beklerken hareketleri nedensiz tatlı gelmişti. Başını geriye atıp bana bakması bile.
Kendine gel Feza, ne tatlısı oğlum?
"Afiyet olsun." Ellerini önünde birleştirip koşar adımlarla bahçeden çıkarken kendi kendine kızarak konuşması güldürdü beni. Söylene söylene evine doğru giderken o gidene kadar bekledim. Mahalle de olsa, iki adımlık yer de olsa akşam vaktiydi sonuçta. Dünyanın binbir türlü hali vardı.
O evine girince ben de içeri girerek kapıyı kapattım. Tabağı mutfağa getirince çay içen aile üyelerinin gözleri bana ve elimdeki tabağa döndü.
"Yan taraftaki komşu, tatlı getirmiş." Annem gülümseyip kalktı masadan.
"Mahinev mi? Mihri demişti çok güzel tatlı yapar diye." Annem elimden tabağı almak için tutunca bırakmadım. "Oğlum bıraksana tabağı." Kendime gelerek ellerimi tabaktan çekerken annemin tuhaf bakışları üzerimdeydi. Mala bağladık iyice.
"Çatal getireyim de yiyelim." Asena çatal alıp gelirken çektiğim sandalyeye oturdum. Asena çatalları dağıttı, bana vermeyince kaşlarımı çattım. "Abi sen zaten tatlı sevmiyorsun." Çatalına batırdığı baklava dilimini ağzına götürürken elini tutup kendime çevirerek ben yedim. Bu sefer onun kaşları çatıldı. "N'apıyorsun abi?" Hayretle sorduğu soruya omuz silktim.
"Tatlı yiyorum."
Çiğnediğim tatlı, hiç sevmememe rağmen ayrı güzel gelmişti. Tuhaftı ama sevmiştim. Hatta tabağı nasıl annemlerin önünden alabilirim, onu düşünüyordum. Ayağa kalkıp dolaptan boş bir tabak aldım, çekmeceden de çatal alarak tatlı tabağından baklava doldurdum kendime. Annemlere yetecek kadar bırakarak doğrulduğum da anneminde gözlerini üzerimde hissedebiliyordum.
"Oğlum beş dilim aldın, üç dilim mi bıraktın bize?" Abartmış mıydık?
Elimi enseme attım refleksle. "Az mı oldu? Bırakayım mı bir dilim daha?" Çatalla tabağımdan aldığım dilimi uzatacakken annem durdurdu.
"Yok yavrum, kırk yılın başı bir tatlı sevmişsin. Ye sen." Sesindeki ton rahatsız etse de başımı sallayarak odama çekildim tekrar.
N'oluyor bize Feza? Tatlı kaçıracak adam mıydık?
__________________
"Feza yırtılır o öyle ama," Yufkayı ayırmaya çalışan eşime doğru konuşunca yufkayı bırakıp geri çekilmesi bana çok öasum gelimce uzanıp öptüm. "Benden daha iyi ayırıyorsun ama, sadece daha az güç kullan." Başını sallayarak ciddiyetle işine dönünce abim güldü.
"Ne hanımcısın oğlum sen." Feza onu umursamazken Zehra mutfak kapısından içeri girdi.
"Mahir cevizleri ayıkladın mı?" Abim anında önüne dönüp kırılmış cevizleri ayıklamaya başlarken kahkaha attım.
"Ne hanımcısın abi sen." Sessiz kaldı. Önlüklerle yemek yapan adamlar oldukça komik bir görüntü sunuyordu bize. Özellikle birini saatler önce ünforması ve bordo beresi ile görmüşken.
Beş kişi olarak kısa sürede baklavayı bitirip fırına verdik. O pişerken mutfak masasında eski konulardan konuşan abimlerim yanına oturdum.
"Geçen gün aklıma Mahinev'in yapamadığı aşk itirafı geldi, Asena ile bir saat güldük yine." Göz devirdim. Yıllardır dillerindeydim maşallah!
"Seninkini de hatırlıyoruz Zehra," dedim gıcık bir şekilde gülerek. Zehra sessizleşti.
"Gayet güzeldi bir kere," Abim eşine hiç toz kondurmadan kolunun altına alınca Feza'ya bakmak için başımı kaldırdım ama onun mavi gözleri zaten üzerimdeydi. Unutuyordum ne diyeceğimi böyle bakınca da!
"Aşık Leyla moduna geçti bu kız yine, Asena dürtsene bi'," Abimin sesini duyunca ona dönüp kaşlarımı çattım.
"Zehra'nın abisi olsaydı keşke abi!"
"Erkek kardeşi var, yetiyor." Abimin homurdanmasına güldüm. İyi yapıyordu Enes ona.
"Tekrar anlatsana Zehra." Asena'nın koluna vursam da umursamadı. Zehra abimi iterek masaya doğru eğildi.
"Feza geleli dört ay falan olmuş, Mahi gönlünü çoktan vermiş tabii ama Feza da tık yok." Abim devam etti gülerek.
"Ben bile onunla arkadaş olana kadar ne çektim. Buz gibi adamdı," dedi gülerek. Şimdi o adamdan bizim yanımızdayken eser yoktu tabii.
"Feza da göreve çıkacaktı sonraki gün."
Onlar anlatıp gülerken benim zihnimde o gün tekrar canlanmıştı bile.
(Geçmiş, Mahi'nin itiraf ettiği gün.)
"Zehra ben ne yapacağım ya? Kara sevdaya düşmüşüm," Yatakta ters dönüp karşımda oturan kıza baktım. "Yarın görevlendirmeye çıkmadan konuşmam lazım."
"Nasıl olacak o?"
"Asena'dan yardım alalım." Telefonumu elime alıp Asena'ya bize gelmesini söyledim. Birkaç dakika içinde yanımıza gelmişti bile.
"Nedir acil durum olan şey?" Ciddi bir tavırla konuşup bize bakınca bir an kendimi mahkemede hissettim. Bu kızda da mesleki deformasyon vardı, bazı şeyleri çok ciddiye alıyordu.
"Abine aşk itirafı yapıyorum!" Heyecanlanıp aniden söylediğim şey ile ikisi de aynı anda bana döndü.
"Ne?!" Aynı anda bağırdıklarında yerime sindim.
"Zehra sen biliyorsun sen niye bağırıyorsun?"
"Doğru, birden söyleyince şey yaptım ben de."
"Ne itirafı?" Asena heyecanla yatağa oturdu.
"E biliyorsun abine karşı boş değildik," Başını salladı. "Yarın da görevlendirmeye çıkıyormuş. Bekletmeyeyim diyorum. Onun bir şey yapacağı yok." Asena heyecanla ellerini çırptı.
"Bence onda da var bir şeyler." Omuz silktim.
"If you never try, you will never know." dedim ciddiyetle.
"Sen bana küfür etmedin değil?" Zehra'nın söylediği repliğe güldüm. İkisi de İngilizce biliyordu, şaka amaçlı söylemişti.
"İşte feraset, işte cesaret, işte adam gibi adamlık!" Asena'nın gazı ile göğsümü kabartırken Zehra gülüyordu. "Kimin yengesi be!"
"Yalnız orada duralım, sonra çok hayal kırıklığına uğramayalım."
Kısa sürede hazırlanıp evden çıktık. Arabada hastaneye giderken aklımızda asla bir plan yoktu.
Hastaneye gelince arabadan indik.
"Asena ben heyecan yaptım, gelmeyeceğim." Koluma girdiler.
"Saçmalama buraya kadar geldik. Hem yarın gidiyor," Sona doğru sesi kısılsa da kendini topladı.
"Ne diyeceğim adama? Evlilik teklifi edeyim bir de..." Geri gitmeye çalışırken bırakmadılar. Sonra pişman olacağımı bildiklerinden.
"Onu sonra yaparsın, şimdi hislerini bilsin yeter ona."
"Ne diyeceğimi düşünmedim diyorum! İşi vardır hem."
"Yok, aradım ben. Birazdan çıkacak." Of'layıp arabama yaslandım.
"Direkt konuya gireyim o zaman," dedim ikisine bakarak.
"Kalbine indirme de adamın." Dudaklarmı büzüp ellerimi iki yana açtım.
"Kovuladabilirim." Asena itiraz edecekken bize doğru gelen Feza ile sessiz kaldı.
"Hoşgeldiniz," dedi mesafeli bir şekilde. Haksız değildim ki, hiçbir şey anlaşılmıyordu adamın yüzünden.
"Hoşbulduk," dedik biz de.
"Hayırdır Asena?" Asena sırıttı.
"Hayır abim, hayır." Hepsinin gözleri bana dönünce gerildim. Feza'nın kaşları çoktan çatılmıştı bile.
"Abim evleniyormuş! Davet etmek için geldik!" Kızlar şokla bana bakarken Zehra öksürük krizine girmişti. Tek kaşı havaya kalktı.
"Mahir ve Zehra iki ay sonraya düşünüyor diye biliyordum." Şüpheli sesi ile iyice gerildim.
"Erkene almışlar. Aynen öyle olmuş," Başımı sallayarak kendi kendimi tasdiklerken Asena abisine belli etmeden beni dürttü. "Sonrada nasipse bendeymiş sıra." Kaşları iyice çatıldı. Bende kendi söylediğim şeyin şokuyla gözlerimi büyüttüm. Ne diyorsun Mahi?! "Yani abim damat oluyor sıra da bana geliyor şeysi..."
"Şakacı kız," dedi Asena yalandan kahkaha atarak. Çevir kazı yanmasın Asena... Çoktan yanmış gibi ama.
"Anladım." dedi. Çenesi kasılmıştı. "Aslında benim de sizinle konuşmak istediğim bir konu vardı Mahinev Hanım, müsait misiniz bugün?" Kaşlarım havalanırken başımı salladım.
"Evet, müsaitim." Başını salladı.
"O zaman Asena'ya haber veririm ben."
"Tamam." Saçmalıklarımı da alıp Feza ile vedalaşara arabaya binice Zehra sertçe omzuma vurdu.
"Ayak üstü düğünümü erkene aldın Mahi!"
"Ya heyecandan oldu o, ben dedim gidelim diye." Asena sinirle bana döndü.
"Sen dedin gelelim diye!" Yerime sindim. Haklıydı.
"Olmadı, ne yapabilirim? Hem hadi ben Leyla halimle saçmaladım, aniden geldim. Siz niye demiyorsunuz bu iş böyle mi olur diye!?"
"Ne bilelim? Sen manyak biz manyak! Akıllı mı var aramızda?" Bir süre sessiz kaldık arabanın içinde.
Sonra aklıma gelenle duraksadım. "Asena, abin benimle buluşmak istedi." Yeni fark ettiğimiz şey ile sırıtarak birbirimize baktık. "Anlamış olmasın? Benden uzak dur ayarı falan?" Asena kafama vurdu hafifçe.
"Beni de çağırdı Mahi!" Ellerini çırptı. "Ay ciddi bu adam!"
"Şimdi ava giderken avlandık mı biz?" Bu sefer Zehra vurdu.
"Sen hiç deyimlere falan girme Mahi! Yazık kafana."
"Atasözü Zehra, deyim değil."
"Ben sayısalcıydım zaten." Anın saçmalığına gülerken az önce ki saçmalıklarımdan dolayı utançtan ve heyecandan kalbim dört nala koşuyordu.
_________________________________________________
"Cidden saçma bir günmüş ama." Asena'ya katıldığımı belli etmek için başımı salladım.
"Sonrası saçma olmadı ama," dedim Feza'ya bakarken. Göz kırptı. O gün olduğu gibi heyecanlanınca güldüm.
"Hanımefendi yüzünden Feza'dan trip yemiştim. Benim neden haberim yok diye." Sinirlenerek abime döndüm.
"O zaman anlamıştı yalanımı! Söylemeyip uysan n'olurdu sanki?" Abimin kaşları çatıldı.
"Kızım nasıl ne olurdu? Ortada hiçbir şey yokken düğün yapardık." Duraksadı. "İyi olurmuş aslında."
"Saçmalama Mahir," dedi Zehra da gülerek.
"Neyse sonuçta herkes gün sonunda muradına ermişti." diyerek noktayı koydu Asena. Başımızı salladık.
Ne olursa olsun gün sonunda yine beraber ve mutluyduk ve önemli olanda buydu.
________________________________________________________________________________
Genel olarak geçmişten olan bir bölüm oldu. Ama kızların ne kadar manyak olduğunu da anlamışsınızdır klknkldakdnvdjvd Bizimkileri eşleri eşitliyor biraz aslında, yoksa üçü neler yapar neler.
Asena'nın ağzından da bir bölüm yazmak istiyorum. Malum onun da başını bağlama zamanımız geldi sanki. Ve ayrıca instagram bölümü yapmayı da düşünüyorum. Sonraki bölüm öyle olabilir.
Hayırlı akşamlar dilerim, Allah'a emanet olun >