İçeriğe geç

Bir Teravih Meselesi |Texting

Bölüm 32 · 9 dk okuma

Bir Teravih Meselesi |Texting

Bölüm 32

3.1

Seelaam! Ben bugün ayrı bir mutluyum çünkü BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM! 🎉

Evet evet, bugün ben doğdum kslwalwşka ve sanırım aldığım en güzel doğum günü hediyesi bu kitabı yazmam ve sizin gibi insanlarla tanışmam oldu 🤍 ciddiyim, yalandan duygusallık yaratmayı seven biri değilim asla slaşwslwkqç duygu sevmem bir kere.

100k olduk bir de bunun üzerine, bu da başka bir hediye oldu tabii. İlk defa bir şeyleri başarabilmişim gibi hissettim ve çoookk teşekkür ederimmm bu da sizin sayenizde oldu 💛

Daha yazardım ama uzatıp başınızı şişirmek istemem, bu kadar yeterli. Uzatmadan bölüme geçelim efenim, iyi okumalar dilerim ✨

______________________________________

Gözlerimi yanımdaki adamı görerek açmak güzeldi. Uzun zaman sonra onun kolları arasında olmak ise çok daha güzeldi. Feza Gök, şu hayatta başıma gelmiş en güzel şeydi.

Ellerimi yüzüne ve saçlarına çıkarmak istiyordum ama uykusu çok hafif olduğundan uyanabilirdi ve ben bunu istemezdim. Çünkü bu sefer ben ona kahvaltı hazırlamak istiyordum. Hep o hazırlayacak değildi ya.

Gizli bir görevdeymişim gibi kollarını üzerimden çekip parmak uçlarımda odadan çıktım. Ses olmaması adına kapıyı da ardımdan kapatmıştım.

Bu kattaki diğer banyoya girip elimi yüzümü yıkayarak aşağı indim. Mutfağa geçmeden önce saçlarımı tepemde bir topuz yapıp, mor önlüğümü de başımdan geçirip bağladım. Feza benden farklı olarak sebze seviyordu. Mantarlı kaşarlı bir yumurta yaptım önce. Onu çırpıp kenara ayırarak kahvaltılıkları güzelce tabaklara dizdim. Yağsız sebze de kızarttım. Son olarak kızarttığım patatesleri de tabağa alarak masaya koydum.

"Hazırız, sıra konuğumuzu çağırmada." Ellerim belimde masayı inceledikten sonra beğenerek önlüğü çıkardım. Yukarı koşar adımlarla çukarken Feza'nın aslında çoktan uyanmış olduğunu biliyordum. Sadece ben bir şey yapmak istediğim için bana fırsat veriyordu. Seviyordum bu adamı.

Odanın kapısını aniden açıp içeri girdim ama irkilmedi bile. Adam asker Mahi...

Yatağa zıplayıp üzerine eğildim. "Fezaa, hadi uyan bak kahvaltı hazırladım." Yüzündeki mimik oynamazken ellerim de yüzündeydi. "Patates kızarttım, menemen yaptım, mantarlı omlet yaptım..." Saymaya devam ederken bir anda düştüm. Feza bu sefer üzerime eğilen olurken, dudakları yüzümde ki her yeri öpüyordu.

"Senin kahvaltı hazırlayan ellerine sağlık." Avuç içime de bir öpücük bırakınca gülerek yüzünü ittim.

"Temas sevmiyordum sözde." Kendi kendime mırıldanırken o yataktan kalkıp beni de kaldırmıştı. "Hadi elini yüzünü yıka gel, bekliyorum." Başını sallayarak bamyoya ilerledi. Aşağı inerek omleti de pişirdim. Onu tabağa alırken Feza geldi.

Güzel bir kahvaltı yapıp bugünü evde geçirmeye karar vererek mutfağı vetaber toplayıp film seçtik. Salonumuzdaki rahat koltuklarda yaptığım atıştırmalıkları yerken ve filme yorumlar yaparken oldukça mutluyduk. Bana da içimden hiç bozulmamasını dilemek geliyordu.

_______________

(Geçmiş, tanışma zamanı.)

"Ya Zehra, abim geliyordu bu kuyruklara. Ne diye sürükledin beki de peşinden?" Homurdanarak geldiğim pide kuyruğunda önümdeki insanlara bakıyordum somurtarak. Çok fazlaydı!

"Sus Mahi! Seninle gelmek istedim bugün. Abini görmek istemiyorum belki." Kaşlarımı öatarak gözlerimi önümden alıp ona çevirdim.

"O ne demek? Daha dün aşkından ölüyordun?" Omuz silkti.

"Sorun yok ya, sorun da bir şey olmaması ama olsun." Evde konuşmayı aklıma not ederek sessiz kaldım. Zehra'nın abimi sevdiğini geçen ay öğrenmiştim. Abim ise ona karşı boş gibiydi. Ama Zehra'nın ki çocukluktan kalmaydı, abimi alt edeceğini düşünüyordum.

Kuyruk devam ederken buraya doğru gelen biri çarptı gözüme. Maşallah, Allah sahibine bağışlasın.

Zehra nereye baktığımı fark ederek güldü. "Feza, yeni atanan doktor. Sizin evin yanında ki boş ev var ya? Oraya taşındılar geçen hafta." Kaşlarım çatıldı.

"Kızım ben bilmiyorum yan ev olmasına rağmen, sen nasıl biliyorsun?"

"Ee sana günlere katıl diyorum ben." Göz devirdim. Yeni öğrendiğim komşu oğlu da arkamızda yer edinmişti. Sessizleştik bu yüzden. Pideleri alıp eve yürürken aklımdan çıkmıştı bile. Bundan sonra her an olacağını bilmesem de.

İftardan sonra annem elime bir tabak tutuşturdu. İftardan önce yaptığım tatlıydı bu. İlk defa denemiştim soğuk baklavayı ama güzel gibiydi.

"Kızım yeni taşınan komşulara götürüver sen bunu." Başımı sallayıp evden çıktım. Üzerimdeki Daltonlar pijamam ve yine mor olan eşarbım ile kapılarını çaldığımda da bilmiyordum yıllar sonra olacakları. Kapıyı kuyrukta gördüğüm komşu oğlu açtı.

"Buyrun?" Elimde tabakla neden gelmiş olabilirim acaba?

"Tatlı yapmıştım, size de getirdim." Tabağı iki elimle tutarak öne uzattım. Bir tabağa bir bana baktıktan sonra elimden aldı. Ona bakarken azıcık da olsa başımı kaldırmam gerekiyordu.

"Teşekkür ederiz, ellerinize sağlık." Başımı salladım yerimde sallanırken. O da bana bakıyordu. Ne soğuk adamdı.

"Afiyet olsun, gideyim ben de." Başını eğdi hafifçe. Başımı sallayıp çıktığım merdivenleri inip bahçeden de çıktım.

"Buz gibi adam maşallah!" Söylenerek evime giderken aslında bıraktığım tatlı tabağı ile kalbimi de o gün orada bıraktığımı sonradan anlamıştım.

______________________

Feza öğle yemeğinden sonra karargaha geçerken kızlarla söz verdiğim gibi buluşmuştum. Biz de toplanmak istemiştim evden çıkmamamak için ama kabul etmemişlerdi. Şimdi ise görümcemin son model mükemmel görünen arabasındaydık. Ön koltuğu bana ayırmıştı sağolsun.

"Asena kaç yılda aldın sen bu arabayı?" dedim torpido gözünü karıştırırken. Güneş gözlüğü, parfümü, ıslak mendili, peçetesi, güneş kremi ve daha birçok şeyi vardı. Düzenliydi.

"İki yıldır çalışıyorum zaten ama tabii babam ve abiminde çokça katkısı oldu." Başımı salladım anladığımı belirtetek.

"Biz de gariban öğretmen maaşı işte," dedim elimi havada sallarken. Güldüler. Zehra'ya baktım aynadan. Onun da mesleği iyiydi tabii.

"Biz de bu ay sonu bir toplantıya gideceğiz," dedi sohbete katılarak. "Özel uçak falan ayarlanmış mühendislere, dua edin bana." Gözlerimi büyüttüm.

"Ay Zehra dikkat et. Gitme de bence." Güldü seslice.

"Gitmesem olmaz Mahi, proje başkanı benim. Ama şakaydı, özel uçak falan yok."

"Olsun sen dikkat et Zehra, aman." Başını salladı.

"Ederim."

"Ben de karargaha uğradım bugün, sonra geldim yanınıza."

"Feza da gitti, Allah yardımcınız olsun hepinizin."

"Amin," dediler ikisi de.

"Benim öğrenciler de öğretmensiz kaldı yemin ederim. İki aydır boş dersleri yavrularımın."

"Bu kadar hareketli bir hayatın olmasını sen seçtin yengem."

"Niye? Ben mi dedim gelin bana çarpın, bir yılım gitsin." Kırmızı ışıkta durarak bana döndü.

"Abimi seçerek dolaylı yoldan sen seçmiş oluyorsun," dediğinde Zehra da arkadan başını sallayarak tuhaf hareketlerle hak veriyordu arkadaşına. Onlara ters bir bakış attım.

"Bu ışıltılı ve aksiyonlu hayatı ben seçtim, evet." dedim ikisine bakarak. "İyi ki de seçmişim, canım Feza'm." Yüzlerinde hemen sırıtma belirirken birbirlerine baktılar. Ben de şalımı savurdum arkaya.

"Pek âşık kocasına da."

"Sen değilsin sanki." Zehra, Leyla olurken göz devirdim.

"Bu ortam sıktı beni, fazla romantik kokuyor." Asena yüzünü buruşturdu.

"Seni de böyle görelim inşallah Asena, çok amin." Arkadan Zehra da katıldı bana.

"Amin!"

Asena burun kıvırsa da içimden bir ses çok geçmeden onun da Leyla olacağını söylüyordu.

_____________

Geldiğimiz alışveriş merkezinde girdiğimiz ilk yer oyuncak mağazasıydı. Koca koca insanlar olsakta vazgeçemediğimiz bir yerdi burası.

"Ay buna bakın!" Zehra'nın yüzüme tuttuğu kocaman uçak oyuncağından irkilerek geri çekildim.

"Yavaş kızım gözüm çıkıyordu!" Hevesle gösterdiği için inceledim. "Güzelmiş cidden. Uçuyor mu?" Başını salladı. "Alayım mı sana?"

"Oluur," Uzatarak kurduğu cümle ile oyuncağı elimdeki sepete attım. Aralarındaki en gariban bendim ama yine en gönüllü olan da bendim işte.

İçimden kendimi överken Asena'nın da arabalar ve silahların olduğu alanda gezdiğini gördüm. Bizi görünce elindeki marka logolu gerçekçi metal arabayı tuttu önüme.

"En sevdiğim yengem isterse bana da bunu alabilir." Kaşlarımı çatsam da elinden aldım oyuncağı.

"Gerçeği var sende bunun Asena. Ayrıca başka yengen yok ve olamaz da zaten." Omuz silkti.

"Bu koleksiyonuma çok yakışır."

"İyi, sana da bunu alalım." Çocuklarımla çıkmış gibi hissetmem normal miydi?

Ücreti ödeyerek hediyelerini ellerine verdim. Poşetlerini de ben taşımasaydım yani.

Daha yeni yemek yediğimiz için tatlı yemeye karar verdik. Menüye bakarken dün aklıma gelen anıyı hatırladım tekrar.

"Feza'yla nasıl tanıştığımız geldi aklıma." dedim gülerek. Kızlar da güldü.

"O günden sonra abim tatlı sevmemesine rağmen baklava hastası oldu. Nasıl yapmışsan artık."

"İlk defa yapmıştım ben de. Hatırlamışken eve gidince yapayım."

"Bizi de davet edebilirsin Mahi," diyerek sırnaştı Asena.

"Bir baş başa bırakmıyorsunuz siz de," Homurdandım. "İyi madem, gelin."

Tatlıları da yedikten sonra sinemaya da girerek mahalleye dönmek için yola çıktık. Zehra eczanede inmek istemişti. Abim kapıda karşılamıştı bile onu.

"Hoşgeldin güzelim," dedi Zehra ile sarılırken. Zehra da hemen karşılık verdi.

"Abim elden gitmiş," dedim arabanın camından sarkarak onları izlerken. Abim gülerek bana döndü.

"Sen benden önce uçtun evden minik kuş, konuşma hakkın yok o yüzden."

"Doğru."

Zehra'yı da sevdiğine kavuşturup karargaha sürdük. Asena'nın işi vardı, ben de Feza'yı görecektim.

Araba durunca inip hızlı adımlarla ilerledim kapısına. Kapıdaki nöbetçi asker radarına takılınca konuşacaktım ki Asena geldi.

"Sayın savcım," dedi asker geri çekilirken. "Buyrun." Asena'nın bizimleyken takındığı eğlenceli tavrı yoktu şimdi yüzünde. Tamamen ciddiyet vardı.

"Yeni gelmiş beni tanımıyor herhalde," diye fısıldadım. Asena bana bakarak tekrar askere döndü.

"Mahinev Hanım da Yüzbaşı Feza Gök'ün eşi." Asker başını salladı.

Ben de ona gülümseyip başımı sallarken Asena çoktan içeri girmişti bile. Koşar adımlarla peşinden gittim. Koridorda yürürken önümüze çıkan askerler Asena'ya selam veriyordu. Asena da ufak bir baş hareketiyle alıyordu selamlarını.

Görümceme bak be!

Feza'nın odasınıı önüne gelince kapıdaki asker doğal olarak Asena'yı tanıdı ama beni de tanıyıp sorgulamamasına şaşırdım.

"Sizi tanımamak mümkün mü Mahinev Hanım, komutanımın masasından hiç eksilmez fotoğrafınız." Sırıttım. Burada bile adımız duyulmuş.

"Yüzbaşı müsait mi Duman?" Asena konuşunca asker ona döndü. Bu askere diğerleri kadar mesafeli değildi.

"İçeride savcım, timle birlikteler sizi bekliyorlar. Haber verdim." Asena başını sallayarak içeri girince arkasından girdim ben de. içeride kiler bizi görünce ayaklandı.

"Oo yengemiz gelmiş!" dedi Selim öne atılarak. "Hoşgeldin yenge."

"Hoşbuldum." Gözlerim Feza'yı arıyordu ki dev gibi adamların arkasında, masasının ardında ayakta bana baktığını gördüm. Ama ona ulaşamadan Selçuk çıktı önüme bu sefer.

"Beni hain ilan etsen de yengemizsin be yenge." Utandım böyle söyleyince.

"Estağfurullah Selçuk, kabus görmüştüm." Güldü.

"Şakaydı, biliyorum ciddi olmadığını."

"Biz de Hulk olmuştuk o kabusta be oğlum." Selim'in sitemli sesine güldüm.

"Bizlik bir sorun yoktu inşallah yenge?" dedi Cihan kaşlarını çatarak.

"Yok Cihan, aynıydın sen." Başını salladı. Göksu ve Karaca ile sarıldık.

"Tekrardan hoşgeldin Mahinev."

"Tekrardan hoşbuldum."

"Komutanım karısını görmek istiyor. Bence bırakın yoksa içtima da canımız çıkar." Gökdeniz'in sesi ile herkes ona dönerken onu susturan yine ensesine vuran Murat'tı.

"Çok konuşuyorsun, boş konuşuyorsun Deniz." Onlarla da kısaca selamlaştıktan sonra Asena ile çıktılar. Beklediğim an gelince gidip Feza'nın boynuna doladım kollarımı.

"Ben geldim!" Sanki adam yarım saat önce görmemiş gibi belirttim bunu.

"Hoşgeldin güzelim, çok hoşgeldin." Engel olamadığı sırıtmayla çekildim.

"Asena'nın işi varmış, beraberdik zaten." Başını salladı.

"Biliyorum," Konuşurken beni de kalktığı makam koltuğuna oturttu.

"Ama olmaz Feza, senin yerin burası," Kalkacakken oturtup kendisi de masaya yaslandı.

"Kalbim senin olmuş, koltuğuma otursan ne yazar?" Başımı salladım.

"Doğru." Kabul, hiç romantik bşrş değildim.

"Akşam baklava yapacağım sana, ellerimle açacağım ama bu sefer." Göstermek için kaldırdığım ellerimi öptü.

"Ölürüm bu ellere."

"Ölme ölme." Güldü.

Ben koltuğunda dönüp ona günümü anlatırken o, bir an bile sıkılmadan dikkatle dinledi. Sanki önemli bir şey anlatıyormuşum gibi.

Söylemiştim zaten, Feza'yı sevmek benim bu hayatta yaptığım en doğru şeydi.

________________________________________________________________________________________

Bittii!

Doğum gününe özel uzun tuttum, nasıl olmuş? Sıkılmadınız inşallah.

Neyse ben bunu da atıp Fransızca dersini dinlemeye gidiyorum :') hiç sevmem.

Hayırlı günler dilerim, Allah'a emanet olun ✨💛

Bölüm sonu

1 yorum