Selaam! Hayırlı bayramlaar! 🍬💗
Bu bölüm eğer erken gelirse bayram öncesi, bayram günü gelirse de bayram bölümü olarak kabul edin lütfen. Ne zaman atarım bilmiyorum.
Bizim bayramlar biraz yoğun geçiyor ama her an bölüm yazmaya çalışacağım. Bayram bitene kadar otuza tamamlamak temennim. Biraz zor ama...
Neysee uzatmadan bölüme geçelim efenim, iyi okumalar dilerim ✨
_______________________________________________________
Gün içinde bavulumu yerleştirip mutfağa inmiştim. O kadar gelmiştim eve erkenden, yemek yapabilirdim. Kendimi övmek gibi olmasın ama güzel yemek yapardım, belki özlemişti onu da. Gelirken hazır yufkada almıştım, soğuk baklava yapacaktım. Geçen ki toplu iftarda sevdiğini anlamıştım, abim de gelmeden benim onun için yapmayı öğrendiğimi söylemişti.
Belki buraya gelmeyebilirdi, sonuçta ona bugün geleceğimi söylememiştim. Bildiğim kadarıyla karargahtaydı ve işi iftardan önce bitecekti. Müberra teyzeyle konuşarak Feza'yı buraya göndermesini söylemiştim eğer oraya giderse diye.
Evde başım örtülü gezemezdim, şal başımı ağrıtırdı bir süre sonra. Feza zaten saçlarımı görmüştü doğal olarak, bir sorun olmayacağını düşünerek rahat bir şeyler giyip siyah saçlarımı da gevşek bir at kuyruğu yapmıştım. Biraz gerilsem de çok takmamaya çalışıyordum.
Akşama kadar evi biraz toparlayıp yemekleri ve tatlıyı hazırlamıştım. İşim bitince mutfağı da toparlayıp yatak odasına geçerek yemek kokusu sinen üzerimi değiştirmiştim. Kendi evimin olması güzeldi. Mutfağın sadece bana ait olması da öyle.
Kütüphaneden İngilizce bir kitap alarak oradaki koltuğuma oturmuştum. Zaten Feza da birazdan gelirdi. Ben kitabımı okurken tahmin ettiğim gibi çok geçmeden anahtar sesi geldi. Evde olduğumu bilmiyordu muhtemelen. Koridordaki aynadan tipime bakarak sakinkeşip aşağı indim. Feza da tam o sırada eve girdi elindeki poşetlerle. Adım seslerini duyunca başını kaldırdı. Tabii ben merdivenleri seke seke indiğim için duymamasına imkan yoktu.
Kaşları havalandı, şaşırdı. Saçlarımda takılı kaldı gözleri uzun bir süre. Sonra üzerimdeki bol tişörtte ve rahat eşofmanda oyalandı. Heyecanla tepkisini bekliyordum.
"Mahinev," dedi fısıltıyla. "Gerçek misin?"
Beklemiyordu adam Mahi, hayal sanıyor bizi!
Başımı salladım. "Gerçeğim tabii. Dürtmemi ister misin?" Saçmalama Mahi!
Feza kapıyı kapatıp bir süre daha orada bekledi. "Ben beklemiyordum seni. Yani öyle değil, iyi ki geldin, çok sevindim ama şaşırdım anlamında beklemiyordum," Elini ensesine attı başını eğerek. "Saçmaladım yine Feza." Kendine kızması güldürdü beni.
"Anladım ben seni. Sürpriz yapmak istedim."
"Hayatımdaki en iyi sürpriz olabilir." Gülümsedim.
"Yemek yaptım ben, ellerini yıka da mutfağa gel." Evde gezindi gözleri.
"En son 398 gün önce böyleydi bu ev Mahinev," dedi gözlerini gözlerime sabitleyerek. "Bana tekrar döndüğün için teşekkür ederim."
Günleri saymış Mahi
Gülümsemem büyüdü. "Bundan sonra hep böyle olacak inşallah diyelim." Poşetlere kaydı gözüm. Anlayarak konuştu hemen.
"Sen eve döneceksin diye sevdiğin şeylerden aldım. En sevdiğim çikolata da var, bak." Eğilip poşetten bir çikolata aldı. Gerçekten en sevdiğimdi bu. Bana uzatınca aldım hemen.
"Teşekkür ederim." Gülümseyip poşetlerle birlikte mutfağa gidecekken kararsızlığımı yenip ona doğru giderek kollarımı sardım bedenine. Kasıldığını hissettim, beklemiyordu. "Gerçekten teşekkür ederim Feza. Her şey için."
Elindeki poşetleri bırakıp bana döndü. Ben ona sarılıyor olsam da, "Sarılabilir miyim?" diyerek izin aldı. Başımı salladım. Güçlü ve güven veren kolları beklemeden sardı beni. Çenesi başıma yerleşti.
"Ben teşekkür ederim Mahinev, bana döndüğün için. Göğüme ışığınla tekrar doğduğun için."
Bir süre daha sarılı kaldıktan sonra geri çekildim ve yüzüne kocaman gülümsedim. "Hadi ellerini yıka, üzerini değişte yemek yiyelim. Ezan okunacak." O da tebessüm edip poşetleri mutfağa bıraktı, sonra da lavaboya ilerledi. Hazır olan sofraya son kez bakarken Feza da gelince oturduk. Yemekler Dr gezindi gözleri.
"Yemeklerini özlemiştim." Suyunu doldurup önüne koydum.
"Bundan sonra özletmeyeceğime emin olabilirsin."
Feza'nın sorularıma cevap verdiği bir yemek oldu genelde. Unuttuğum şeylerle ilgili sorular soruyordum, o da sıkılmadan cevaplıyordu özenle. Sofrayı beraber topladık. Bulaşıkları bugün zaten yeterince yorulduğumu söyleyerek o dizdi makineye. Ben de o sırada onu izledim.
Tam izlenilecek adamdı çünkü.
Üzerinde benim gibi beyaz bir tişört vardı ve yine benimle uyumlu giyinerek lacivert bir eşofman giymişti. Saçları dağınıktı, birkaç tutamı yüzüne dökülüyordu. Gözlükleri yoktu, onları da formaliteden taktığını öğrenmiştim ama arada dinlendirici gözlük olarak takıyormuş. Bence o haliyle de fazla yakışıklıydı.
Feza mutfağı topladıktan sonra ellerimi arkamda birleştirip başımı kaldırarak ona baktım. Uzundu adam, başımı kaldırmam gerekiyordu. Feza gülümsedi.
"Ne söyleyeceksin?" Beni tanıması hoşuma gitti.
"Bir sürprizim daha var."
"Hımm," dedi yüzüme eğilerek. Mesafe bırakıyordu aramızda hep ama, rahatsız etmemek için. "En güzel sürpriz karşımda duruyor zaten, gerek var mıydı fazlasına?" Gülümsedim şirince.
"Toplu iftarda baklavaya olan zaafını fark ettim. Abim de bir şeyler söyleyincee," dedin sonunu uzatıp dolaba dönerek. Baklava tepsisini çıkardım heyecanla. "Sana soğuk baklava yaptım!"
Gözleri bir tepside bir bende oyalandı. Dudaklarında kocaman bir gülümseme vardı.
"Normalde şu an seni ısırırdım herhalde tatlılığından," dedi sessizce. Utanarak gözlerimi kaçırdım. Benim de bazen seni mıncırasım geliyor, n'apalım.
"Teşekkür ederim, o güzel ellerine sağlık Mahinev'im."
Tabakları çıkarıp doldurdum. Önceden demlediğim ve mutfağı toplarken ısıttığım çayı da alarak salona geçtik. Kendime iki dilim almıştım ama Feza'ya dört dilim doldurmuştum. İki katımdı adam, iki katımda yerdi bence.
"Mahir'in kaçırdıklarını yemiştim o gün, " dedi gülerek tatlısını yerken.
"Abim mi kaçırmıştı o tatlıları? Ben de niye eksik diye düşündüm tüm gün." Muzipçe sırıttı.
"Eksik olmasın diye pastaneden aldıklarımla değiştirdim ben de." Kaşlarım havalanırken şaşkınlıkla güldüm.
"Ha sen o gün o yüzden..." dedim aydınlanarak. Başını salladı.
"Senin tatlını yemek için öyle yapıyordum."
Adam bir tatlı için bile ne işlerle uğraşmıştı. Allah bilir bir yıl boyunca ne yaşatmıştım bilmeden.
"Keşke daha erken söyleseydiniz," dedim keyfim kaçarken. "Bu kadar bekleme gerek kalmazdı."
Yüzüme bakıp tatlı tabağını sehpaya koydu. Eli nazikçe çenemi bulup, yüzümü kaldırdı. "Mahinev," dedi yine içli bir ses tonuyla. "Seni bir on yıl daha bekleyebilirdim ben, sonunda yolun yine bana çıkacaksa. Bir yıl nedir ki?"
"Ama sen hep böyle konuşursan olmaz ki," dedim sızlanarak. Keyfimin yerine gelmeye başladığını fark ederek güldü.
"Neden olmaz?"
"Kalıyorum sonra far görmüş inek gibi." Sesli bir gülüş çıktı dudaklarından.
"Ne gibi ne gibi?" Dudaklarımı büktüm. Alay ediyordu.
"Far görmüş neydi o?" Burnumun ucuna vurup konuştu.
"Tavşandı, ama bundan sonra inek." Dudak büksem de güldüm. Konuyu dağıtmıştı bile.
"İnek olsun bence de."
"Bence de." dedi hiç yadırgamayarak. Güldüm.
"Tatlıyı beğendin mi?" Çenesiyle boş tabağını işaret etti.
"Sen benim için yaparsın da, beğenmem mi? Her zamanki gibi çok güzeldi. Ellerine sağlık."
"Afiyet olsun, doldurayım mı?" Tabağını alıp ayağa kalktı.
"Biraz dinlendikten sonra tekrar yiyeceğim." Başımı salladım. Benim boş tabağımı ve bardağımı alarak mutfağa gitti. Kısa süre sonra döndü.
"Uykum var mı?"
"Biraz, senin var mı?"
"Senin varsa var, uyutalım o zaman seni." Elimi tutup koltuktan kaldırdı. Salondan çıkarken ışığı kapattım. Yukarı çıktıktan sonra yatak odasına girdi.
"Sol taraf," diyecekken devam ettim.
"Her zaman benim." Gözleri parladı.
"Her zaman senin." Gülümsedi. "Sen burada yat, nevresimleri yeni değiştirdim ama rahat etmezsen tekrar değiştirebilirim." Başımı iki yana salladım.
"Rahatsız olmam." Kendimi yatağa atarak yorganı üzerime çektim.
"Üşüdün mü?"
"Yoo, yorgan soğuk olunca hoşuma gidiyor." Onun gelmediğini fark ederek kaşlarımı çattım. "Neden gelmiyorsun?"
"Ben aşağıda uyuyacağım. Seslensen duyarım merak etmez uykum hafiftir."
"Ne gerek var ki? Kocaman yatak, ikimize de yeter."
"Rahatsız etmek istemiyorum Mahinev, eğer korkarsan koltukta uyuyabilirim." Ben onun kadar çekinmiyordum.
"Feza," dedim yan tarafı göstererek. "Yorgan soğuk ve üşüyorum." Bu sabah buna benzer bir konuşma hatırlamıştım aramızda geçen. Normalde yorganın başka biri tarafından ısıtılmasına sinir olurdum ama başka türlü gelecek gibi değildi. Ayrı yatmakta saçma olurdu. Kocaman yataktı, bir tarafında ben, bir tarafında o çok rahat uyıyabilirdik. Rahatsız olmazdım.
Tereddütle baksa da ışığı kapatıp yanıma geldi. Aramıza mesafe koyarak kendi tarafına uzanıp bana döndü. Benim yüzüm de ona dönüktü.
"İyi geceler Feza."
"İyi geceler güzelim."
______________________________________________________________________________________________
Bu sefer Mahi hızlı arkadaşlar kslaamsşsoclw ama düşününce ayrı yatmak saçma olurdu bence, zaten çift kişilik yatak.
Neyse, bugün tam üç bölüm attım. Bu tempoyla iki günde otuza tammalarız biz. İnşallah nazar değmezse, çok amin!
Erken bayramınızı kutlayıp hayırlı bayramlar diliyorum, musmutlu bir bayramınız olsun 🍬🤍
Allah'a emanet olun ✨ 🌙 💛