Seelaam! Yine ben!
Yolda giderken, etrafı izlerken yazıyorum bölümü. Tam mooda girdim yani xksşwmdşwlwm
Bu bölümde de bir şarkı önereceğim ama tam bizim çift yani, tam olarak onlar şarkı. Ve bu şarkıyı thelegitflower önerdi. Bir kısmını atmış ki hele, tam olarak Mahinev diyebilirim.
Sezen Aksu/Pardon
Teşekkür ediyoruz efenim, katkınız için 🤍 thelegitflower
Uzatmadan bölüme geçelimm, iyi okumalar dilerim ✨
___________________________________________________
Gecenin karanlığında bir önünde durduğum eve, bir de elimdeki anahtara bakıyordum. Kolumun altına doldurduğum albümler de cabasıydı.
"Girelim ya geldik o kadar," dedim kendi kendime. Mahalleden buraya yürüyerek on dakika sürüyordu, bilerek bu kadar yakın ev aldığımıza emindim.
Evin basamaklarını çıkıp kapısının önünde durdum. İçimde tuhaf bir his vardı ve ben bu evi görmek istiyordum. Anahtarı kapı deliğine geçirip çevirdim. Bu akşam girecektim bu eve, yoksa rahat etmezdi içim.
Kapı açılınca ferah bir koku doldu burnuma. Bir yıldır Feza da bu evi kullanmıyor diye biliyordum. Demek ki temizliği yapılmıştı düzenli olarak. Bahçedeki çiçekler de bile benim izim var diye solmalarına izin vermeyen bir adamdı, evi bu kadar temiz tutmasına şaşırmamam gerekliydi.
Eve girip kapıyı ardımdan kapattım. Camdan süzülen ayın cılız ışığı aydınlatıyordu sadece koridoru. Bu da beni korkuttuğu için hemen ışıkları açtım. Gözüm bir süre sonra aydınlığa alışınca etrafımı inceledim. Çok uzun olmayan bir koridordu. Genel olarak beyaz tonları kullanıldığı için oldukça ferahtı, tıpkı hayal ettiğim gibiydi. Ayakkabılarımı çıkarıp mor terliklerimi geçirdim ayağıma. Benim olduklarını anlamıştım bir şekilde.
Koridoru geçip salona geldim. Buranın da ışığını aşınca oldukça geniş ve yine aynı tonlarda ferah bir salon karşıladı beni. Adımlarım oraya ilerledi bu sefer. Ahşap yemek masasının üzerinde bir albüm vardı. Elimdeki albümleri de bıraktım masaya bir sandalye çekip otururken.
Albümleri annem vermişti bana, belki hatırlamam da yardımcı olur diye. Ama şimdi merak ettiğim buradaki albümdü. Mor kapaklı albümü açınca ilk sayfada beyaz, güzel bir elbise içinde duran ben ve yanımda durup bana bakan Feza karşıladı beni. Nikah günüydü muhtemelen. Elimde evlilik cüzdanını tutuyordum. Feza ise oldukça iyi görünüyordu yine, ve bana bakışlarından bile belli oluyordu sevgisi.
Cidden seviyordu ya bu adam bizi.
Diğer sayfada Feza'nın üniformalı bir fotoğrafı vardı. Adam zaten yakışıklıydı, üzerinde taşıdığı formada ona ayrı bir hava katmıştı. Parmaklarım gezindi fotoğrafların üzerinde.
Nasıl unutmuştum ben bu adamı?
Diğer sayfalarda ise düğün fotoğrafları ve beraber çekindiğmiz kareler vardı. Bir fotoğrafta Asena çarptı gözüme. Altına ismi yazılmıştı karenin. Oldukça güzel, kumral bit kızdı. Kapalıydı, mesleğinin verdiği bir asillik vardı üzerinde. Diğer fotoğrafta ise benimleydi ama öncekinin aksine oldukça güleçti. Demek ki işinde farklı, özel hayatında farklı birisiydi.
Diğer fotoğraflara şimdi bakmak istemeyerek kalktım yerimden. Salonun hemen yanındaki mutfağa yöneldim bu sefer. Yine beyaz ve krem tonlarında bir mutfak karşıladı beni. Ev genel olarak beyaz ve kremdi. Muhtemelen bunu da ben seçmiştim. Mutfak oldukça geniş ve güzeldi, zaman geçirmeyi çok sevdiğim bir yer olduğu belliydi. Çeşitli süslerle ve malzemelerle donatmıştım mutfağını. Bir süre de burada kaldıktan sonra karşıdaki ahşap basamakları tırmandım. Yukarı katta ise uzun bir koridor vardı, odalar buradaydı. Aşağıdan ışıkları açtığım için burası da aydınlıktı.
İlk kapıyı açtığımda önüme bir kütüphane çıktı. Kocamandı. İki duvar boydan boya kitaplıktı ve doluydular. Bir rafta benim araba koleksiyonum vardı, bu arabalara ne olduğunu sorduğumda annem kaldırdığını söylemişti. Çok değerliydiler benim için, yıllardır topluyordum.
Büyük camın önünde iki berjer vardı, biri siyahtı, diğeri de krem rengiydi. Odanın diğer tarafında ise iki çalışma masası vardı karşılıklı. Biri yine siyahken, diğeri kremdi. Benim olduğunu tahmin ettiğim masanın üzerinde renkli kalemler vardı. Rengarenkti. Feza'nın masası ise oldukça minimal ve düzenliydi. Masama ilerledim bu sefer. Muhtemelen en son kullanıp bıraktığım kalem bile olduğu gibi duruyordu masada, Feza hiç karışmamıştı buraya. Bir yıl boyunca hiç dokunmamış gibiydi. Sandalyemi çekip oturdum. Dönen sandalye olduğu için kendimi tutamayıp bir tur da döndüm.
Çekmeceler de aldığım notlar vardı, okul için. Son çekmecede ise bir fotoğraf gördüm. Feza'nın fotoğrafıydı bu. Ama saçlarında papatyalar vardı ve aşırı tatlıydı. Ben de yanındaydım, elimdeki son papatyayı parmak uçlarımda saçına ulaştırmaya çalışıyordum. Yetişemediğim için eğilmişti.
Nasıl unuttum ben bu adamı?
Orada biraz daha oyalanıp odadan çıkacakken onun masasında ki çerçeveye çarptı gözüm. Beyaz çerçevede benim fotoğrafım vardı. Rastgele çekilmiş bir fotoğraftı. Simsiyah masasında beyaz olan tek şey o çerçeveydi.
"Karşındayım Feza, burada olmasam bile evin içinde oluyorum. Fotoğrafına ne gerek var ki?" Gözleri fotoğrafıma değince gülümsedi.
"Olsun, her saniye özleyemez misin bir insanı?" Ben de gülümsedim yanına giderken. Masasına, önüne oturduğumda elimi tutup avuç içimi öptü.
"Yanındayken bile mi?"
"Yanındayken bile."
Hatırladığım anılar ile heyecanlandım. Çok merak etsem de onun masasını karıştırmadan çıktım odadan.
Sağ taraftaki kapıyı açınca yatak odası olduğunu anladım. Bu sefer ben ona uymuş olacaktım ki oda koyu tonlardaydı ama boğuk değildi. Oldukça zevkli döşenmişti. Dolabın kapağını açınca kıyafetlerimin bir kısmını gördüm. Yeni aldıklarım da vardı muhtemelen, hatırlamadıklarım. Elim diz de biten, siyah ve tül bir elbiseye gitti. Evde giydiğimi düşünüyordum.
"Feza," dedim mutfakta yemek yapan adamın yanına koştururken. Ellerim eteğimin tüllerindeydi. "Nasıl olmuşum?" Heyecanla döndüm etrafımda.
Feza elindeki bıçağı bırakıp bana döndü. Gözlerş beni süzerken heyecanım onu da güldürmüştü.
"Çok güzel olmuşsun." Ellerini tezgahtaki havluya silip yanına geldi ve beni tek seferde kaldırıp ada tezgaha oturttu. "Ay gibisin, Mahinev." Boynuna sarılıp yanağından öptüm. Boylarımız daha eşitti şimdi.
"Teşekkür ederim."
Ben tezgahta oturmaya devam ederken o da işine döndü. Arada doğradığı sebzelerden bana uzatmayı da unutmuyordu tabii.
Sanırım bu ev bana iyi gelmişti. Dokunduğum her şeyin anıları tekrarlıyordu zihnimde. Elbiseyi dolaba bırakıp yatağa ilerledim. Eminim ki ben sol tarafı almışımdır. Diğer türlü ters oluyordu çünkü.
"Sol taraf benim!" dedim örtüsünü serdiğimiz yatağa zıplarken.
"Sol tarafım hep senin." dedi Feza bana gülümseyerek bakarken.
Zihnime dolan anı beni gülümsetti. Şu ana kadar hatırladığım kötü bir anımız yoktu. Demek ki hep iyi anlaşıyorduk. Gerçi anladığım kadarıyla Feza alttan alıp yumuşatan taraftı. Halbuki asker adamdı, daha sert olması gerekmez miydi? Ben hep kibar hatırlıyordum onu.
Yatağa oturunca yorgun olduğum için başımı yastığa koydum. Sağ taraftaydım ve yastık Feza gibi kokuyordu. Onun dolabı da doluydu ama burada kalmadığını biliyordum. Belki de arada uğruyordu.
Kokusu burnuma dolarken istemsizce gözlerim kapandı, ben de engel olmadım. Yatakta çok rahattı, uykusu da güzel olurdu buranın. Bir gece uyusam ne olurdu ki? Ev benim değil miydi sonuçta?
Uykuyla uyanıklık arasında yastıktaki kokuyu daha yoğun aldım ama umursamadan uykuma devam ettim.
_________________________________________________________________________________________
Daha fazla yazamadım. Yolculukta biraz zorladı beni, hâlâ uzun yolda midesi bulanan biriyim...
Ama iftardan sonra bir bölüm daha gelecek, bu sefer söz 💛
Bu bölümde geçmişlerini de okuduk az çok. Bana yine çok tatlı geldiler. Sabırsızım onları yazmak için.
Hayırlı iftarlar, son kez bunu yazmanın burukluğunu da yaşıyorum. Ramazanları çok seven biri olarak üzgünüm. Ama bu ramazan benim için çok güzel geçti. Çünküüü oldukça güzel kişilerle tanıştım bu kitap sayesinde. Hepinize çook teşekkür ederim 💛
Tekrardan hayırlı iftarlar, Allah'a emanet olun ✨🌙💛