Selaam! Geçen bölüm kısa çaplı (!) bir şok yaşattığım için hemen geldim bsxjsxjsdbcjdscd biraz ters köşe oldu, evet ama ilk defa aksiyon yazayım dedim...
Bundan sonrası minnoş ilerleyecek, söz. Bu yaşadığımız son şoktu. Valla bakın...
Evet Feza asker, ve evet Mahi bu yüzden kaza yaptı ama onu da söyleseydi kalpten gidecekti kız yani. Ki kendisi de hatırladı zaten, gerek kalmadı. Onun dışında Fezalar üç çocuk, bunu da bilin aklssaklnchdfjfI Bu kadardı. Bir de yaşlarda değişiklik yaptım, mantık hatası olmasın. Feza yirmi sekiz, Mahinev yirmi beş.
Bu kız terör bölgesinde büyüdü arkadaşlar, askerlerle, savcılarla, hakimelerle... Kitabın da tabii ki asker, savcı olacak dbcjdckwjdxej daha geçen bayram bir ordu karşıladık, gerçek anlamda bir ordu...
Uzatmadan bölüme geçelim efenim, iyi okumalar dilerim ✨
____________________________________________________________________________
Sabah gözümü açar açmaz hatırladıklarım ile bir şok daha geçirmiştim.
Elektroşoka dönüştük iki günde be Mahi...
Sorularıma cevap almak için elbette en doğru yerdeydim. Sevgili komşularımın kapısında.
"Aa kızım, hoşgeldin. Geçsene içeri," dedi Müberra teyze geri çekilerek. Onun da gerçekten kaynanam olmasına alışabilmiş değildim. Ne oyunlar çevirmişti kadın oğlunu hatırlamam için. Tebessüm ettim.
"Yok Müberra teyze, ben Feza'ya bakmıştım." Karşımdaki kadın şaşırdı ama sevindi de. Oğlunu bu süreçte en yakından gören oydu, şimdi bir şeyler biliyor olmam elbette mutlu ederdi onu.
"Tabii kızım, çağırayım ben onu." O içeri girince ben de kapıdan görünen eve göz attım. Rüyalarımda gördüğüm ev burasıydı demek. Baya baya evliydim ben ve kocam Feza'ydı!
Koridorda görünen uykulu Feza ile düşüncelerimden sıyrıldım. Ama bu adam çok tatlı görünüyordu!
Erime hemen Mahi! Daha bilmediğimiz neler var Allah bilir...
Feza ovuşturduğu gözlerinden ellerini çekti, beni görmeyi beklemiyor olacak ki şaşırdı. Elleri hemen dağınık duran saçlarına çıktı, düzeltmeye çalıştı kendini tatlı bir telaşla. Annesi söylememişti belli ki benim geldiğimi.
"Mahinev," dedi şaşkınlıkla. "Hoş geldin." Başımı salladım düz ifademle.
"Hoş buldum ve günaydın, üsteğmenim." Kinayeli sesim ile afalladı. Asla beklemediği bir şey daha çıkmıştı işte karşısına. Hep biz mi şoktan şoka gireceğiz, azıcık da siz şok olun.
"Hatırladın mı?" Şaşkındı ama mutluydu da. Heyecanlı da olabilirdi.
"Yalnızca bunu. Ve benden saklanan bir şey daha çıktı. Cevap almak için geldim buraya." Eli yine ensesine gitti. Sık yapıyordu bu hareketi. Fazla sık hem de.
"Olur tabii, ben hemen hazırlanayım çıkalım." Gözleri yüzümde gezindi. "Sende içeri geç, dışarısı serin."
"Gerek yok, bekliyorum ben burada." Israr etmek istese de inat biri olduğumu bildiğinden uzatmadı. Yani karısını tanıyordur herhalde. Ben tanımıyor olsam da.
Çok kısa bir süre de çıktı evden. Onun arabası ile gitmemizi teklif ettiğinde itiraz etmedim. Uygun olmayacak bir şey yoktu sonuçta, adam kocamdı kocam! Yolculuk sessiz sürdü, ama bu arabanın içinde olmak bile birkaç şeyi daha hatırlattı bana. Büyük bir parkın önünde durmuştu. Bana döndü.
"Hava soğuk, arabada kalsak daha iyi olur ama sen dışarıda daha rahat edeceksen çıkalım." Bunları söylerken ki ses tonu rahatsız etti beni. Onun açısından düşününce kötüydü tabii eşinin yanında rahatsız hissetmesi.
"Yok, gerek yok." Dudakları iki yana kıvrıldı. Gülüyor olması beni de mutlu etti. Ben evlenmek için seçtiğime göre iyi bir insan olmalıydı, diğer türlü de boşuna savunma sanatları öğrenmedik. Hallederdik bir şekilde. Tabii o askerdi ama...
"Dün birden bunu da söylemek istemedim. Doktor olarak biliyordun sonuçta, fazla olurdu."
"O kadar şeyi çat diye söylerken fazla değildi yani?" Başını eğdi.
"Fazlaydı tabii ama daha fazla beklemek istemedim." Ben de uzatmak istemeyerek konuyu değiştirdim.
"Askersin Feza ve bunu benden öncesinde de saklamıştın," dedim gözlerine bakarak.
Zaten doktorken yeterince düşüyorduk, ne gerek vardı daha çok düşürmeye falan?
"Biliyorum, hatalıyım ama ilk seferinde de görev biter bitmez söylemiştim sana. Bir hafta sürmüştü, bu seferde söyleyemedim." Sonrasında sessizce mırıldandı. "Sen hatırladın neyse ki."
"Hep doktorculuk mu oynuyorsun sen?" Sorum onu güldürdü.
"Tıbbı bitireceğim bu gidişle, ama hayır bu sefer doktor falan değilim. Sadece senin karşına öyle çıktım, eski anıları hatırlatmak adına." Başımı salladım.
"Evliyim, hafızamı kaybettim, eşim asker," dedikten sonra onu işaret ettim. "Bu sen oluyorsun." Güldü sessizce. "Bir yılım yok, ve muhtemelen abim de nişanlı?" Kaşları havalandı.
"Nereden biliyorsun, onu da mı hatırladın yoksa?" Başımı iki yana salladım dudağımı bükerek.
"Zehra benden bir şey saklıyor ve yeterince profesyonel değiller. Abim asla karşı cinse o kadar samimi davranmaz, Zehra da öyle. Zaten hafızamı kaybetmeden önce bir şeyler anlamıştım." Gülümsedi.
"Bravo, doğru tahmin. Nişanlılar."
"Bir kendi işimi çözemedim desene, neyseki yavaş yavaş hatırlıyorum." Gülüşü büyüdü, memnun olmuştu. E tabii adam bir yıl beklemiş, kolay mı? "Başka bilmediğim bir şey var mı?" Bir şoku daha kaldırmaz bu bünye.
"Artık üsteğmen değil yüzbaşıyım ve bir de kız kardeşim var, muhtemelen onu da hatırlamıyorsun." Kaşlarım çatıldı. Yüzbaşıydı demek ha?
"Bir görümce daha mı yani?" Yüz ifademe güldü.
"İyi anlaşıyorsunuz merak etme. Yakında gelir o da zaten."
"İyi o zaman rahatladım." Sesli güldü ve istemsizce gözlerim gülüşüne kaydı. Ne güzel gülen kocam var ya. Turnayı gözünden vurmuşsun Mahi. "Onun ismi ne? Yaşı? Mesleği?" Bir şeyler öğrenmeye çalışmam hoşuna gitmişti ama daha dursundu, başlangıçtı bu.
"Asena Gök, savcı ve yirmi dört yaşında." Kaşlarım havalandı başımı sallarken. Aileye bak be! Baba savcı, abi asker, kız savcı, anne neydi acaba?
"Annen? Müberra teyze yani?"
"O gerçekten doktor, emekli cerrah." Başımı salladım. VIP bir aile desenize.
"Maşallah maşallah, vatana çok hayırlı bir aile." Güldü. Diğer günlerin aksine bugün daha mutluydu, keyfi yerindeydi. E ben vardım yanında tabii. Şaka şaka... "Kaza olayı da senin hastandan falan olmadı o zaman." Bakışları durgunlaştı, gülüşü silindi.
"Babamın baktığı bir dava olduğu kısım doğru ama hastamın yakınları değillerdi. Anlamışsındır zaten, mesleğimden dolayı oluyor böyle şeyler ama... Benim ihmalimdi o."
"Anladım ama kendini suçlamanı anlamadım." Anlamadığı belliydi. "Yani ben eğer seninle evlenmişsem bunları da düşünmüşümdür elbette. Bu yüzden kendini suçlaman saçma, mesleğin bu senin." Bakışları yumuşadı.
"Hala aynısın Mahinev." Omuz silktim.
"Karakterim değişmedi çok şükür, bir yıllık bir kayıp var sadece ama halledeceğiz." Gülümsedi. Bugün fazlaca gülmüştü.
"Hallederiz." Sessiz kaldım. Ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Cevabımı da almıştım.
"Asena ne zaman döner?" Merak etmiştim. Zehra biliyordu muhtemelen.
"İki gün sonra inşallah." Bu kadar erken beklemiyordum. Neyse, tek seferde olsun bitsin. Hayatıma bu kadar aksiyon fazlaydı. Allah'ım ben de iyi ki aksiyon istedim hayatıma.
"Bizim," dedim duraksayarak. Doğal olarak tuhaf geliyordu hala, kabullenmiştim ama yine de tuhaftı. "Evimiz nerede?" Böyle söylemem ve benimsemem hoşuna gitmişti, niye gitmesindi ki.
"Görmek ister misin?" Bir gün de yine fazla mı yükleniyordum acaba kendime?
Tek seferde yaşa bitsin taktiği Mahi, ağda gibi.
Başımı salladım. Beklemeden yola çıktı. Ona bu kadar kısa sürede güvenmem de tuhaftı ama hatırladığım şeyler sebep olmuştu buna. Bir de annemin konuşması tabii. Ki hala tam anlamıyla güvendiğim söylenemezdi.
Kısa süre sonra bizim mahallenin biraz aşağısında bir sokağa girdik. Müstakil evlerin olduğu bir site de, iki katlı şirin bir evin önünde durdu. "Burası." Bahçesi oldukça güzeldi, boş bırakılmamıştı belli ki.
"Bahçe senin çiçeklerinle doluydu, her gün suladım merak etme. Solmalarına izin vermedim." Dudaklarım kıvrıldı. Belli oluyordu güzel bakıldığı.
"Teşekkür ederim." Gülümseyerek karşılık verdi.
"İçeri girmek ister misin?" Sanırım onu bugün yapamazdım.
"Şu an olmasa daha iyi olur." Başını salladı anlayışla. Elini cebine atıp bir anahtarlık çıkardı. Üzerinde Memati'nin olduğu anahtarlık beni güldürdü.
"Senin anahtarların. Artık sen de durması daha iyi olur." Uzattığı anahtarı kısa bir süre duraksasam da aldım. Avuçlarım arasındaki anahtara bakarken bu eve en kısa sürede gelmek vardı aklımda.
Meraklı bir insandım ben, hatırlamadan içim rahat etmezdi bir kere.
_______________________________________________________________________________________
Ben de olsam ben de merak ederdim. Mahinev yavaş bile aqlsjkslnkwknsh
Oluyor bunlar, oluyor. En kısa süre de eskisinden bile iyi olurlar benden söylemesi.
Yalnız savcı görümcemiz var, Asena Gök geliyor! Onunla ilgili planlarım da var da, hadi hayırlısı
Bin küsür kelimeyle geldim bu sefer, kısa olmasın diye. Bir de yetişirse bir bölüm daha var inşallah. Bayram temizliğinden belim kopmasa daha erken gelirdi ama işte...
Hayırlı geceler, Allah'a emanet olun ✨🌙💛
