İçeriğe geç

Bir ses: Çığlık

Bölüm 10 · 5 dk okuma

Bir ses: Çığlık

Bölüm 10

Her Yolun Bir Sonu Olmalı

Başım ağrıyarak uyanmak en kötü his olabilirdi. Gözlerimi aralığımda Ella'yı görmemle tebessüm ettim. O da bana gülümsüyordu.

Amaya koltuğun çaprazında duran sandalyede oturmuştu. Amaya, Ella'yı çok sevmezdi. Nadiren benimle olan buluşmalar da birbirlerine katlanmak zorunda olurlardı. Ne komedi ama.

Sonradan aklıma gelen detayla Ella'ya döndüm. "Sana kim haber verdi?" Dedim çatallaşmış sesimle.

Göz devirdi biriciğim. "Ay dedektifliğinden sürekli bir sorgu, gözaltı falan. Geldim işte sana da merhaba canım." Dedi imayla. Güldüm.

Gülümsemeyi eskiye göre sevmiyordum. Açıkçası duygularımı belli etmeyi de sevmiyordum. Hayatımda tek fazlasıyla yaşadığım his azaptı. Her günün bir cehennem olduğunda herkese gülümseyemezsin demişti bir arkadaşım. Doğruymuş.

Koltukta hareketlenip oturur pozisyona geldiğimde Amaya direkt ayağa kalkıp arkama yastık koydu. "Ölmedim ben haberiniz olsun yani." Dedim.

"Ama ölebilirdin." Dedi Ella.

"Ama ölmedim?" Dedim bende ısrarla. Hastane de yatan bir bebekmişim gibi davranmalarını istemiyordum.

Yukarı katta odama çıkıp üstüme lacivert kısa kollu bir body ve altıma da siyah bol bir eşofman giydim ve aşağıya geri indim. Ada tezgahının üstünde gördüğüm simit ve poğaçayla birlikte sırıttım. Ella o sırada beni gördü ve güldü. "Obur musun sen?"

"Üstüme iyilik sağlık!" Dedim yapay bir şekilde. "Ayrıca yok bir insanın da canı poğaça çekebilir?"

"İnandım Vanessa."

"Kendin bilirsin." Derken bir yandan da tezgaha yaslanmış poğaçayı yiyordum. O sırada aklıma tekrar katil geldi. Gerçi aklımdan gitmiyordu ki unutayım. Kim olabileceği ve neden yapabileceği? Alex'in kendince sebepleri vardı. Benim suçum dedektif olmak miydi? Hadi canım! Alex'in bilipte söylemediği kim bilir daha neler vardı. Kaybedeceği ne olabilirdi ki?

"Vanessa?" Ella omzuma dokunmuş bana sesleniyordu.

"Efendim?" Dedim kendime gelmeye çalışırken.

"Daldın. İyi misin?"

"İyiyim." Dedim samimiyetle ama inandığı tartışma konusuydu.

Benim gibi o da tezgaha yasladı. Gözlerimin içine baktı ve koluma girdi. Bir yandan da sırtımı sıvazlıyordu. "Bana anlatabileceğini biliyorsundur umarım. Söylememe gerek yok değil mi?" Dedi.

Gülümsedim. "Elbette biliyorum."

"Vanessa, sen benim her şeyimsin arkadaşım. Sen benim kardeşimsin ve kardeşler arasında sır olmaz. Köşeye mi sıkıştın gel bana. Çekinme, biliyorum çünkü seni. Her şeyi kendin halletmeye çalışacaksın. Yapma."

"Bir şey yaptığım yok Ella. Sadece düşünüyordum."

"Anlat o zaman. Bileyim bende."

"Zor."

"Değil." Dedi bana inat. "Güvenemiyorsun bunu görebiliyorum. Fakat bana da mı? Bende mi o çembere dahilim?"

Sorduğu soru zordu ve acı. Ne kadar yakın olsakta ben şuan kardeşime bile güvenmiyordum. Ella'ya bunu söyleyecek olsam kendini hırpalayacaktı bende bunu biliyordum işte.

Yalan söylemeyi seçtim. "Saçmalama." Dedim gülerek. "Sana güvenmeyi baştan seçtim." Dediğimde gülümsedi ve başını omzuna koydu. Zaten her iki ihtimade de üzülmeyecek miydik?

Aklıma gelen şeyle duraksadım ve Ella'dan uzaklaşıp salona ilerledim. Katil benim kurtulduğumu biliyor olmalıydı. Ya beni izliyorsa? Ya Ella'ya ve Amaya'ya zarar verecek olursa? Korkuyor muydum? Evet. İlk defa oluyordu bu.

Salondaki açık pencereyi kapatıp kilitledim. Ardından kapıyı da. En son perdeleri de kapatıp derin bir nefes aldım fakat o an arkamda beni izleyen iki insanı unutmuştum. İkisi de bana delirmişim gibi bakıyorlardı. "Sadece önlem." Dedim yarım ağız. Beni anlamayacaklarını biliyordum.

"Vanessa...-" derken sözünü böldüm Ella'nın. "Kendimi kaybetmiş durumdayım. O yüzden lütfen biraz yalnız kalayım." Dedikten sonra koşar adımlarla odama gidip kapıyı kilitledim. Kapının arkasına yaslanıp oraya çöktüm. Sessiz hıçkırıklarım imdat diye bağırıyordu sanki...

...

Sabah tekrar işe dönmüştüm. Korkum evdeydi artık. Güçlü görünmem ve asla ezilmemem gerekiyordu. Karşı tarafa koz vermek istemiyordum. Korku.. bir daha hissetmek istemiyordum.

Sorgu odasına topuklu ayakkabılarımın yankı çıkaran sesiyle girdim. Alex'le bir kere daha konuşmak istiyordum belki şans bana güler diye. Kararlıydım ve bir o kadarda cesur. Dünkü olaydan sonra kendime gelmem kısa sürmemişti çünkü.

Kendimi kararlı sanarken Alex'in konuşmamaya yemin etmiş gibi olsan ifadesini ve yorgun gözlerini gördüm. Sıkılmıştı. Direkt konuya girip kısa bir şekilde halledip gidecektim. Planım buydu.

"Alex." Dedim sakince. "Solgun görünüyorsun." Dediğimde bakışları bana döndü.

"Neden solgun göründüğümü bir düşünelim o zaman."

Güldüm. "Sana bunu benim yapmadığımı hatırlatırım yalnız." Dedim bir şeyin altını çizmek istercesine. Nefretinin bana değil başkasına karşı olmasını tercih ederdim.

"Ne istiyorsun?" Dedi.

"Gerçeği. Doğruyu istiyorum Alex. Sırları değil doğal olanı istiyorum ben. Aradığım tüm özellikler ise sende, senin hafızanda."

"Yeterince açıklayamadım galiba."

"Hayır aslında çok nettin fakat inan bana ben daha netim hatta inatçıyım. Bu yüzden hep kazanırım." Dedim kendimden emin bir şekilde.

"O zaman ilk kaybettiğin dava ben olacağım." Demesiyle sırıttım. Ne dersem diyeyim bana konuşmayacaktı.

Bir süre sessizce onu izledim. Her şeyden haberi olmasını, bildiklerini ve daha tahmin edemediklerimi... Hayatı Kelvin yüzünden boka dönerken ona altın tepside ekmek sunmak istemiyordu. Bu onun için adalet değildi bunu söylemişti beni kaçırdığında. Bazılarına göre bu böyle olsa da herkese göre değildi.

Tutsaklıkta bir ızdıraptı.

Ekmek olsa ne yazardı?

Ben ona bakarken o sadece ellerinde bağlı olan metal kelepçeye bakıyordu. Sanki buradan çıksa ilk ne yapacağını düşünür gibiydi.

"Benden Kelvin'i bulmak istediğimi, aslında onu bildiğimi fakat göremediğimi söylemiştin. Neyi kast ediyordun?" Dedim. Amacım onun konuşmasını sağlamaktı.

Derin bir nefes çekti ciğerlerine. "Sigara yok mu?" Demesiyle kendimi sakinleştirmeye çalıştım.

"Önce cevap sonra sigara." Dedim bende. Onayladı beni.

"Her göz aradığını görür Vanessa. Sen 'annenin katilini' arıyorsun. Bende öyle. Ama o insan olarak dolaşıyor. Normal bir insan. Aradığın kişiyi insan olarak mı yoksa canavar bir katil gözüyle mi arıyorsun?" Kafasını iki yana salladı. "Yanlış yapıyorsun. Yapıyoruz." Diye düzeltti. "Şimdi sigara?"

"Daha bitmedi sorularım." Dedim. Dosyayı açıp inceledim ve tekrar ona baktım. Pür dikkat beni izliyordu. "Kelvin'i bulmak istiyorsun-" dediğimde sözümü böldü.

"Hayır. Bulmak değil aynı acıyı ona da yaşatmak istiyorum." Dürüstlüğü takdire şayandı.

"Pekâlâ." Dedim ve devam ettim.

"Dürüstlüğüne dürüst olacağım Alex. Korkuyorum. Bende insanım. Başımda sığınacağım ne bir babam ne de Kelvin yüzünden bir annem var. Kendime bir şey olmasından değil kardeşime bir şey olmasından korkuyorum. Tek kan bağımın da ölmesinden korkuyorum ben. Her zaman güçlü görünen ve ben hallederim insanı olamam. Olamadım da. Bu şekilde nasıl güzel olabilir hayat? Nasıl gülünebilir içten? Seni en iyi ben, beni de en iyi sen anlarsın asıl Alex. Hayır kendimi sana acındırmıyorum yol gösteriyorum. Başkaları da bizim gibi olmasın istiyorum." Dediğimde parmaklarımı şakaklarıma bastırıp ovaladım ve sorgu odasından çıktım. Aklımda annemin ölü bedenini tutuşum canlandı. Ellerimdeki o kan, o ses kaydı ve ettiğim yemin. Lanet olsun.

Tuvalete gidip elimi yüzümü yıkayıp kendime gelmeye çalıştım. Soğuk su her tenime değdiğinde yakıcı bir his oluşuyordu. Nefes alamıyordum. Ben bu değildim ki. Vanessa'ydım ben, her zaman halledecek olan. Aynada kendime baktım ve gözlerimin dolması acıdandı ama ağlamayacaktım.

Sen güçlüsün Vanessa, yorulmak sana gelmez.

...

Çok iyi değil miydi yaaa

Yorumunu beklerim öpüldünüzzz

Düzenleme: 3 Nisan 2026 Cuma.

Bölüm sonu

1 yorum