İçeriğe geç

Bir Şansım Olsun

Bölüm 40 · 3 dk okuma

Bir Şansım Olsun

Bölüm 40

40. Bölüm

Yeni bölüm geldiiik

Beğenirsiniz umarım Keyifli okumalar :)

Defne, Mert’in mesajını okuduktan sonra telefonunu masanın üzerine bıraktı ve derin bir nefes aldı. İçinde hafif bir huzur vardı, ama hâlâ geçmişteki kırgınlıklarını tamamen unutabilmiş değildi. Yine de bu sefer Mert’in ciddiyetini hissedebiliyordu. Belki de bir şansı hak ediyordu.

O sırada Emre kapısını çaldı. “Defne, yemek hazır. Gelmiyor musun?”

“Geliyorum abi,” diye seslendi Defne, düşüncelerini toparlamaya çalışarak.

Yemek masasına oturduğunda, Emre’nin ona bakışlarını fark etti. Bir şey sormaya hazırlanıyordu, bu kesindi. Defne hemen konuyu değiştirmeye çalıştı.

“Abi, bugün Yağmur’la konuştum. Sen nasılsın, ne yaptın?”

Emre, kaşlarını çatarak kardeşine baktı. “Ben iyiyim de sen garipsin bugünlerde. Bir şey mi var? Yağmur’dan ne haber?”

Defne gülümsedi. “Yağmur iyi, bana destek oldu biraz. Bir şey yok, sadece derslerim yoğun.”

Emre, bir süre daha onu inceledi ama konuyu daha fazla uzatmadı. “Tamam, eğer bir sorun varsa bilmek isterim. Neyse, yarın Mert’le buluşacağız, belki sen de bizimle bir şeyler yapmak istersin.”

Defne’nin kaşı hafifçe kalktı. Mert’le buluşacaklarını duymak, ona garip bir his verdi. Ama sakinliğini koruyarak, “Bilmiyorum, belki arkadaşlarımla başka planlar yaparım,” dedi.

Emre, onun bu tepkisini sorgulamadı ama içten içe bir şeylerin değiştiğini hissediyordu.

---

Ertesi Gün

Defne, sabah üniversiteye gitmek için erkenden evden çıktı. Hâlâ kafasında Mert’in sözleri dolanıyordu. Ona bir şans vermek istiyordu, ama bunu nasıl yapacağına tam karar verememişti. Öğle arası olduğunda telefonuna bir mesaj geldi. Mert’tendi.

“Defne, eğer uygun olursan akşam kampüsün yakınındaki kafeye gel. Sana bir şey göstermek istiyorum.”

Defne, istemsizce mesajı okurken gülümsedi. Bu kadar çaba gösteriyor olması gerçekten şaşırtıcıydı. Bir süre düşündükten sonra cevap yazdı:

“Tamam, ama bu kez beni şaşırtacak bir şey olmalı.”

---

Akşam, Defne belirtilen kafeye gittiğinde, Mert’in bir köşede oturduğunu gördü. Onu görünce hemen ayağa kalktı ve gülümsedi. “Geldiğin için teşekkür ederim,” dedi nazikçe.

Masaya oturduğunda Defne, “Ne göstereceksin?” diye sordu. Hafif bir merak ve temkinlilikle gözlerini ona dikmişti.

Mert, çantasından bir kutu çıkardı. İçinde küçük bir kolye vardı, sade ama zarif bir tasarıma sahipti. “Bu kolyeyi senin için aldım. Ama bir anlamı var. Şimdiye kadar kırılan her şeyin yerine, bundan sonra daha sağlam bir bağ kurabileceğimizi simgeliyor. Eğer kabul edersen, bu bizim yeni başlangıcımız olsun.”

Defne, bir an için şaşkınlıkla kolyeye baktı. Çok büyük bir şey değildi, ama düşüncesi onun için anlamlıydı. Gözleri yavaşça Mert’e kaydı. Onun yüzündeki samimiyeti görmezden gelmek imkânsızdı.

“Bu çok... güzel bir jest, Mert,” dedi sessizce. “Ama hâlâ bir şeylerin yerine oturması zaman alacak.”

Mert başını salladı. “Bunu biliyorum. Sana acele ettirmeyeceğim. Ama bunu kabul etmen benim için bir umut olur.”

Defne bir süre daha tereddüt ettikten sonra hafif bir gülümsemeyle kolyeyi aldı. “Peki, Mert. Sana bir şans veriyorum. Ama bunu gerçekten hak ettiğini göstermek zorundasın.”

Mert’in yüzü aydınlandı. “Sana söz veriyorum, Defne. Bunu hak edeceğim.”

---

O gece Defne eve döndüğünde, kolyeyi ellerinde tutarak uzun süre düşündü. İçinde bir yerlerde, doğru bir karar verdiğini hissediyordu. Kalbi, yavaş yavaş iyileşmeye başlıyordu. Mert’in çabaları, geçmişin izlerini silmese de, yeni bir sayfa açmaları için bir başlangıç olmuştu.

Ve belki de, bu kez her şey daha farklı olacaktı.

Nasıl buldunuz bölümü yorumlara yazın

Bölüm sonu

5 yorum