Ay benim aktiflik şakamı yalnız tadını çıkartın
Hadi o zaman okumaya geçelim
Keyifli okumalar:)
Defne, akşam eve döndüğünde bir süre odasında oturup Mert’in mesajlarını düşündü. İçindeki öfke azalmış, yerini belirsiz bir duygu almıştı. Mert’in son mesajı kalbine dokunmuştu; özellikle “Bu kez gerçekten hak edeceğim” demesi… Gerçekten çabalıyordu, bunu görmek imkânsız değildi. Ama hâlâ onu kolayca affetmenin doğru olup olmadığını bilemiyordu.
Telefonunu eline aldı, bir süre Mert’in numarasına bakıp durdu. Yazmak istiyordu ama ne diyeceğini bilmiyordu. Sonunda derin bir nefes aldı ve kısa bir mesaj gönderdi:
“Mert, yarın kampüsün yakınındaki parkta buluşalım. Konuşmamız lazım.”
Gönderdikten hemen sonra pişman olur gibi oldu ama artık geri dönüş yoktu. Eğer gerçekten yüzleşmek istiyorsa, konuşmaları gerekiyordu.
---
Ertesi gün, Defne dersi biter bitmez parka geçti. Mert, orada, bir bankta oturmuş onu bekliyordu. Gözleriyle onu ararken bir an için heyecanlandı. Mert’in yüzünde hafif bir gerginlik vardı ama Defne’yi görünce bir nebze rahatladı.
“Defne,” dedi, ayağa kalkarak. “Geldiğin için teşekkür ederim.”
Defne kısa bir an duraksadı, sonra başını salladı. “Seninle konuşmak istedim. Çünkü… galiba bir şeyleri çözmeye ihtiyacımız var.”
Mert hafifçe gülümsedi. “Ben de aynı şeyi düşünüyorum.”
Birlikte yürümeye başladılar. Etrafta ağaçların altında sessizlik içinde yürürken, Defne sonunda konuşmaya başladı.
“Mert, beni gerçekten affetmeni istediğini biliyorum. Çabalarını da görüyorum. Ama bu öyle kolay değil, anlıyorsun değil mi?”
Mert başını salladı. “Evet, anlıyorum. Ama seni kaybetmek istemiyorum. Bu yüzden sana her şeyi anlatmak istiyorum. Sadece bir kez beni dinle.”
Defne, durup ona baktı. “Peki. Seni dinliyorum.”
Mert derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı. “Defne, senin beni sevdiğini anladığımda… bunu kaldıramadım. Çünkü kendi duygularımla yüzleşmekten korktum. Ama o gün seni reddettiğimde, yüzündeki kırgınlığı gördüğümde, hayatımda yaptığım en büyük hatalardan birini yaptığımı fark ettim.”
Defne, sessizce onu dinliyordu. Mert devam etti. “Seni görmezden gelmek ya da uzak durmaya çalışmak, aslında kendi hislerimle savaşıyordum. Ama bu süreçte seni çok üzdüğümü ve hak etmediğin şekilde davrandığımı biliyorum. Şimdi sana hissettiklerimi açıkça söylemek istiyorum. Defne, ben… seni seviyorum.”
Defne’nin kalbi hızla çarpmaya başladı. Bu sözleri duymak için ne kadar beklediğini düşündü, ama aynı zamanda hâlâ temkinliydi. “Mert, seni seviyorum demen bir şeyleri değiştirmiyor. Bana gerçekten değer veriyorsan, bunu sadece sözlerinle değil, davranışlarınla da göstermelisin.”
Mert, bir adım ona yaklaştı. “Sana bunu göstereceğim, Defne. Sana söz veriyorum. Ama bir şey daha bilmeni istiyorum: Seni sevdiğim için hayatımda ilk kez gerçekten korkuyorum. Çünkü seni kaybetmek, her şeyden daha zor olur.”
Defne, bu sözler karşısında bir an sessiz kaldı. Gözlerini kaçırdı, çünkü Mert’in bakışları fazla yoğundu, fazla samimiydi. Ama kalbindeki duvarlar yavaş yavaş çatlamaya başlamıştı.
---
Bir süre daha parkta yürüyerek sohbet ettiler. Mert, Defne’nin ilgisini çeken şeyleri sormaya başladı, onu anlamaya çalışıyordu. Defne ise bu çabaları fark ediyor ama hemen teslim olmak istemiyordu. Yine de, içinde bir yerlerde, Mert’e ikinci bir şans vermeyi ciddi ciddi düşünmeye başlamıştı.
Akşam olduğunda, Defne eve döndü. Telefonuna baktığında Mert’ten bir mesaj vardı:
“Bugün benimle konuştuğun için teşekkür ederim. Sana daha fazlasını hak ettiğini hissettirmek için çabalayacağım.”
Defne bu mesajı okuduğunda istemsizce gülümsedi. Kalbindeki buzlar tamamen çözülmemişti, ama ilk defa gerçek bir umut hissetmişti. Belki de Mert’e bir şans daha vermek düşündüğü kadar zor olmayacaktı.
Nasıl buldunuz bölümü?
Defne ve mertin arasındaki buzlar çözüldü artık ne düşünüyorsunuz?


