
Arda, bu soruya ciddiyetle cevap verdi. “Çünkü senin buna ihtiyacın var. Bunu sadece bugün yaşananlardan dolayı söylemiyorum. Sıkıntıların olduğunu görebiliyorum ve biliyorum ki biraz uzaklaşmak sana iyi gelecek.”
Ece, bir an duraksadı. “Ama Arda, bu birden bire oldu. Ayrıca işte hâlâ bir deneme sürecindeyim. Bunu nasıl yaparım ki?”
Arda, hafifçe gülümseyerek, “Ece, bunu düşünme. Hafta sonu zaten çalışmıyorsun, değil mi? Sadece birkaç gün. Ayrıca, sen olmazsan bu gezi eksik kalır. Bizim eğlencemiz de seninle tamamlanır,” dedi.
Ece, bu ısrar karşısında hafifçe başını salladı. “Beni iyi ikna etmeye çalışıyorsun. Ama şunu bil ki, böyle şeylere hemen ‘evet’ diyen biri değilim.”
Arda, onun bu naz yapma çabasını fark etmişti. Gözlerini Ece’ye dikerek, “Evet demek zorunda değilsin. Ama gerçekten gitmek istersen bunu hepimiz için harika bir anıya dönüştürebiliriz. Tabii ki karar senin,” dedi.
Ece, bu kadar sakin ve ısrarcı olmayan bir tavır karşısında şaşırmıştı. Arda’nın sözleri üzerinde düşünerek, “Peki ya Aslı? Onunla anlaşamazsam?” diye sordu.
Arda güldü. “Aslı seni sevecek, eminim. O insanlarla kolay kaynaşabilen biri. Ayrıca, Murat’ın yanında Aslı ile aranda bir sorun olacağını sanmıyorum. Bence harika bir ekip olacaksınız.”
Ece, biraz daha düşündü. “Yani... böyle bir teklif kolay kolay gelmez. Ama hâlâ emin değilim, Arda. Bu birden bire oldu.”
Arda, elini masaya koyarak konuşmasını daha samimi bir hale getirdi. “Ece, sana hiçbir şey için baskı yapmıyorum. Ama gelmeni çok isterim. Eğlenmeyi hak ettiğini düşünüyorum. Bu sadece bir gezi değil, biraz kendine zaman ayırmak gibi düşün. Ve eğer gitmek istemezsen, tabii ki saygı duyarım.”
Ece, bu sözler üzerine biraz daha yumuşadı. “Pekala, diyelim ki geliyorum... Nerede kalacağız? Neler yapacağız?” diye sordu, yüzünde hafif bir tebessümle.
Arda, onun bu sorusunu duyunca sevindiğini belli etti. “Kalacak yer Murat’ın evi, zaten orada hepimize yetecek kadar alan var. Neler yapacağımıza gelince, İstanbul’un tadını çıkaracağız. İstediğin her şey! Kahvaltılar, sahil yürüyüşleri, belki gece gezmeleri…”
Ece, gülerek başını salladı. “Tamam, peki. Ama bunu sırf beni mutlu etmek için yaptığını biliyorum. Bu yüzden sana teşekkür ederim.”
Arda, gülümseyerek, “Seni mutlu etmek benim için her zaman önemli. O zaman bu işi oldu bil. Hazırlan!” dedi.
Ece, bu konuşmadan sonra hem davet edilmekten mutlu olmuştu hem de bu geziye katılmanın kendisi için bir fırsat olduğunu düşünüyordu. Hafif bir naz yapmış olsa da, sonunda Arda’nın içtenliği onu ikna etmeyi başarmıştı.
Saat 16.50 olmuştu ve Arda ile Ece, kafede geçen yoğun sohbetin ardından yavaşça toparlanmaya başladılar. Planlar yapılmış, keyifli bir şekilde masadan kalktılar. Arda hesabı ödedi ve ikili, vedalaşarak kendi yollarına koyuldular. İkisi de yolculuk için hazırlıklara başlamalıydı.
Arda, eve dönerken Aslı’yı aradı. Telefonu açar açmaz heyecanla konuşmaya başladı:
"Aslı, bir saat sonra çıkalım, sana bir de arkadaş getiriyorum. Ece bizimle geliyor. Sormadım ama sorun olmaz, değil mi? Lütfen olmasın!"
Aslı güldü ve içten bir şekilde cevap verdi:
"Tabii ki sorun olmaz! Hatta yalnız kız kalmamak beni daha mutlu eder. Ayrıca, Ece’yi daha yakından tanımak eğlenceli olacak."
Arda rahat bir nefes aldıktan sonra, Aslı devam etti:
"Bir saat sonra seni alırım araba ile ama bir şartım var: sonra arabayı sen kullanırsın. O kadar iyi bir şoför değilim ve uzun yol beni biraz korkutuyor. Ayrıca, sonra Ece’yi evinden alırız, olur mu?"
Arda gülümseyerek, "Tamamdır, şoförlüğü ben devralırım. Hem böylece rahat rahat sohbet edersin," dedi ve ikisi konuşmayı tatlı bir şekilde sonlandırdı.
Arda, eve varır varmaz çantasını hazırlamaya koyuldu. Yolculuğun heyecanı iyice artmıştı. Ece ise evinde hem yolculuk hem de iş konusunda karışık duygularla hazırlanıyordu. Bakalım, bu küçük macera hepsi için nasıl bir başlangıç olacak?
Aslı, iki günlük bir gezi olmasına rağmen büyük bir valiz hazırlamıştı. Yanında getirdiği eşyaların gerekliliğini düşünmese de Murat ile geçireceği iki günün her detayını planlamış ve bu günlerin tadını çıkarmak için sabırsızlanıyordu. O kadar ki, bu iki günün yavaş geçmesi için içten içe dua ediyordu.
Hazırlıklarını tamamladıktan sonra, yurttan aşağıya indi. Arabası, ücretli otoparkta park halindeydi. Dışarıda yer olmasına rağmen, hem araba kullanma konusundaki acemiliği hem de uzun süre direksiyon başında olmamasından dolayı arabasını otoparka park etmek ona daha güvenli geliyordu. Otoparka doğru yürüdü. Görevli genç, onu görünce saygıyla "İyi akşamlar, abla," diye selam verdi. Genç yaşına rağmen saygıyı elden bırakmayan bu hitap, Aslı'nın hoşuna gitmişti. "İyi akşamlar," diye karşılık verdi ve çantasından anahtarını çıkardı.
Kırmızı rengiyle dikkat çeken orta segment arabasına bindi. Bu araba, genç yaşında sahip olabileceği şık ve kullanışlı bir modeldi. Motoru çalıştırıp, Arda’nın evinin konumunu navigasyona girdi. Yavaşça otoparktan çıkarken, direksiyon başında hissettiği heyecan hafifçe artıyordu.
Arda’nın evine geldiğinde, Arda tam kapıdan çıkıyordu. Elinde küçük bir sırt çantası vardı. Aslı, kendi büyük valizine bakıp bir an "Çok mu eşya aldım acaba?" diye düşündü ama iş işten geçmişti.
Arda arabaya yaklaştığında, Aslı gülümseyerek, "Tam zamanında geldim, değil mi?" dedi. Arda başıyla onayladı, "Evet, tam zamanında."
Aslı arabayı durdurup bagajı açtı. Arda eşyalarını yerleştirirken, şoför koltuğuna geçti. Aslı ise yan koltuğa geçti ve emniyet kemerini taktı.
Arda, Aslı'ya kıyasla daha tecrübeli bir şofördü. Kendi arabası olmamasına rağmen arkadaşlarının araçlarını sıkça kullanmış ve lise yıllarının sonunda ehliyetini almayı başarmıştı. Şimdi sakin ve kararlı bir şekilde Ece’nin evine doğru yola çıktı. Yol boyunca Aslı, valizi hakkında espriler yapmaya çalıştı ama Arda bu konuyu pek ciddiye almayarak, "Bizim için eşyadan çok anılar önemli," diyerek konuyu kapattı.
Ece’nin evine doğru giderken, arabada tatlı bir heyecan ve ufak sohbetlerle dolu keyifli bir atmosfer vardı. Arda'nın dikkati yolda, Aslı'nın aklı ise Murat ile geçireceği özel anılardaydı. Yaklaşan macera hepsi için unutulmaz olacak gibi görünüyordu.
Ece, Arda’nın aradığı sırada evde hazırlanıyordu. Telefonu açtığında Arda’nın neşeli sesi duyuldu:
“Ece, evine yaklaşıyorum. Beş dakikaya oradayım.”
Ece, yüzünde hafif bir gülümseme ile cevap verdi:
“Tamam, ben de son hazırlıkları yapıyorum.”
Arda telefonu kapattığında, Ece içinden gelen çelişkileri bastırmaya çalıştı. Aslı’yı ve Murat’ı neredeyse hiç tanımıyordu. Onları bir gece barda uzaktan görmüştü; samimi ve iyi insanlar gibi duruyorlardı. Ancak bu onları tanıdığı anlamına gelmiyordu. Öte yandan, Arda’yı da çok uzun zamandır tanımıyordu. Onunla daha önce birkaç kez görüşmüş olmasına rağmen, bu kadar yakın bir yolculuğa çıkmak Ece için hala bir soru işaretiydi.
Ece’nin kafasında gidip gitmeme konusunda büyük bir kararsızlık vardı. Ancak Arda’nın sıcak tavrı ve samimiyeti onu bir şekilde etkilemiş, sonunda “evet” demesine neden olmuştu. Şimdi, bu kararından emin olup olmadığını sorguluyordu.
Hazırlıklarına devam ederken ne giyeceğine ve yanına ne alacağına karar vermek bile zordu. Dolabının başında bir süre düşündü, ama hala işin içinden çıkamıyordu. Sonunda, fikrini almak için annesini aramaya karar verdi. Telefon çalarken, annesinin sesini duymak biraz olsun rahatlatıcı olabilirdi.
“Anne, merhaba. Birkaç şey danışmam lazım,” dedi gergin bir sesle.
Annesi, onun tedirginliğini hemen hissetmişti. “Tabii kızım, neler oluyor? Her şey yolunda mı?”
Ece derin bir nefes aldı ve olan biteni kısaca anlattı. Yolculuğa çıkacağını, Arda’yı biraz tanıdığını ama Aslı ve Murat’ı neredeyse hiç tanımadığını söyledi. Hatta ne giyeceğine ve yanında ne götüreceğine bile karar veremediğini itiraf etti.
Annesi, sakin bir tonla cevap verdi:
“Kızım, bazen hayatta böyle şeyler olur. Yeni insanlarla tanışmak, biraz risk almak güzel olabilir. Ama her zaman dikkatli olmayı unutma. Güvendiğin bir arkadaşın var yanlarında, değil mi? Arda’ya güveniyorsun?”
Ece, bir an duraksadı ve başını salladı:
“Evet, galiba güveniyorum.”
Annesi gülümsedi:
“İşte bu önemli. Giysi konusunda da rahat ol. Yanına fazla eşya alıp kendini yorma. Sevdiğin bir iki kıyafet, rahat bir ayakkabı ve birkaç temel şey yeter. Eğlenmeye çalış, tamam mı?”
Ece, annesinin tavsiyelerini dinledikten sonra biraz daha rahatlamıştı. Annesiyle vedalaştıktan sonra hızla hazırlıklarını tamamladı. Yanına küçük bir sırt çantası ve birkaç temel eşyasını alarak kapının önüne geçti.
Tam o sırada, Arda’nın arabası apartmanın önünde durdu. Ece, derin bir nefes alıp kapıyı açtı. İçeri girerken Arda’nın sıcak gülümsemesini görünce biraz daha rahatladı. Bu yolculuk, düşündüğünden daha eğlenceli geçebilir gibi görünüyordu.