İçeriğe geç

Bir Rüya Bir Viski

Bölüm 48 · 6 dk okuma

Bir Rüya Bir Viski

Bölüm 48

Bölüm 48: Sinirler Geriliyor

Ece, gelen mesajı okuduğunda bir an irkildi. Mert’ten bahsetmemenin ne kadar doğru bir karar olduğunu düşünüyordu ki, Arda’nın bu sorusu ona tekrar bir yük gibi geldi. Derin bir nefes aldı ve kendisini toparlayarak cevap yazdı:

“Her şey yolunda diyebilirim. Mert… çok da önemli değil. İşle ilgili bazı küçük şeyler oluyor, ama bunlar her iş yerinde olabilecek türden. Seni endişelendirecek bir durum yok.”

Ece, mesajı gönderdikten sonra içinden düşünmeye devam etti:

“Mert’i bu kadar umursamamalıyım. Arda’yı boş yere endişelendirmek istemem. Kendi sorunlarımı çözebilirim.”

Arda ise gelen mesajı okurken tam anlamıyla tatmin olmamıştı. Ece’nin genelde açık ve net olan yazı tarzında bu kez bir mesafe hissetmişti. Ancak bu konuyu zorlamamaya karar verdi. “Belki de gerçekten abartıyorumdur,” diye düşündü.

Beklenmedik Gerçekler

Ece, telefonunu eline alıp dışarı çıktığında derin bir nefes aldı. Arayan kişinin Mert olduğunu biliyordu ve bu konuşmanın iş ile ilgili olacağını düşündü. Ancak Arda’nın masada bıraktığı gerginlik, bu telefon konuşmasını daha da stresli hale getirmişti. Telefona cevap verdiğinde sesi profesyonel bir tondaydı:

“Efendim Mert?”

Mert’in sesi her zamanki gibi biraz fazla samimiydi. “Merhaba Ece, rahatsız etmiyorum umarım. Sadece seninle bazı şeyleri konuşmam gerekiyordu.”

Ece, sesindeki ciddiyeti fark ederek, “Tabii, buyur. İşle ilgili bir şeyse dinliyorum,” dedi.

Mert, birkaç saniye duraksadı, ardından konuşmaya başladı: “Ece, sana söylemem gereken bir şey var. Öncelikle, burada yaptığın işten memnunuz. Ancak… durum şu ki, burası aslında babamın sahip olduğu bir yer. Ve sen dahil olmak üzere şu an birkaç kişiyi deniyoruz.”

Ece’nin yüzü bir anda karardı. “Beni deniyorsunuz mu? Yani işe alınmamışım, sadece bir deneme sürecinde miyim?”

Mert, bu sorunun karşısında sesi biraz daha yumuşadı. “Evet… ama bu kötü bir şey değil. Sen gerçekten işini iyi yapıyorsun. Babamın seni tam zamanlı olarak işe alması için onu ikna etmeye çalışıyorum.”

Ece’nin siniri artmıştı, ancak sesi kontrol altında tutmaya çalıştı. “Peki, neden bunu baştan söylemedin? Beni umutlandırıp bir deneme sürecine soktunuz ve bunu şimdi mi öğreniyorum? Bu oldukça kötü bir davranış, Mert.”

Mert, açıklamaya çalıştı: “Ece, lütfen yanlış anlama. Seni buraya getirmenin en iyi yolunun bu olduğunu düşündüm. Babam işleri genelde çok ciddiye alır ve senin gibi biriyle çalışmayı kabul ettirmek zor. Ama merak etme, iki gün içinde bu süreci sonlandıracağız. Ben seni seçmeleri için elimden geleni yapacağım.”

Ece’nin sesi daha sert bir tona büründü: “Mert, beni bu duruma sokman yeterince kötü bir şey. Ayrıca, bana bir kez daha iş haricinde bir yaklaşımda bulunursan sevgilim bunu hiç hoş karşılamaz, bilesin.”

Bu cümle Mert’i şaşkına çevirmişti. “Sevgilin mi?” dedi, sesi bir anda daha dikkatli bir hal aldı. “Ben sadece… özür dilerim. Tabii ki, iş dışında bir daha rahatsız etmeyeceğim. Ve seni işe almak için babamla konuşacağım, merak etme.”

Ece, soğukkanlı bir şekilde cevap verdi: “İki gün sonra ara ve kararınızı bildir. Ama şunu bil ki, bu şekilde davranmanız beni oldukça hayal kırıklığına uğrattı.”

Mert’in sesi iyice alçaldı, neredeyse ürkek bir hale geldi: “Ece, gerçekten üzgünüm. Seni bu duruma soktuğum için özür dilerim. İş dışında kesinlikle bir şey konuşmayacağım ve işi senin alman için elimden geleni yapacağım.”

Ece, bir şey söylemeden telefonu kapattı ve derin bir nefes aldı. İçindeki öfkeyi bastırmak için birkaç saniye gözlerini kapattı. Mert’in tavırları ve bu deneme süreci, ona ne kadar saygısız bir durumla karşı karşıya olduğunu açıkça göstermişti. Ancak şimdi Arda’nın yanına dönüp bu durumu ona belli etmeden konuşmaya devam etmesi gerekiyordu.

Tırmanan Gerginlik

Ece masaya geri döndüğünde, Arda’nın yüzündeki gerginlik hemen dikkatini çekti. Arda, Ece’nin dışarıda uzun süre telefonla konuşmasından rahatsız olmuş, ancak bunu açıkça dile getirmemişti. Sessizliği bozan ilk kişi Ece oldu.

“Arda, kusura bakma, biraz uzun sürdü,” dedi, sesi sakin ama endişeliydi.

Arda, yüzünde sert bir ifadeyle, “ Mert ne diyor?” diye sordu.

Ece, bu sorunun geleceğini biliyordu ve elinden geldiğince soğukkanlı davranmaya çalıştı. “Sadece işle ilgiliydi, önemli bir şey yok,” dedi hızlıca.

Ancak bu cevap, Arda’yı tatmin etmedi. Bakışlarını Ece’den ayırmadan, “Neler konuştuğu söylemeyecek misin?” diye sordu, sesi artık daha kararlı ve sorgulayıcıydı.

Ece, derin bir nefes aldı. “Arda, lütfen. Sadece işle ilgili bir konuşmaydı. Başka bir şey değil.”

Arda, masadaki bardağına dokunarak, “O zaman neden bu kadar uzun sürdü? Ece, bana doğruyu söyle,” dedi, sabrını zorlayarak.

Ece, bu noktada daha fazla kaçamayacağını anladı. Ancak Mert’le ilgili konuşmanın Arda’nın sinirlerini iyice artıracağını biliyordu. “Tamam, evet. Mert’le konuştum. Ama bu işi daha da büyütmek istemiyorum. Sadece beni deneme sürecine aldıklarını söyledi.”

Arda’nın gözleri bir anda genişledi. “Deneme süreci mi? Yani işe alındığını söylediler ama aslında… sadece deneme için mi çağırmışlar? Bu mu yani?”

Ece, sakinleşmeye çalışarak devam etti. “Evet, tam olarak öyle. Mert’in babası oranın sahibiymiş ve birkaç kişiyi deniyorlarmış. Bana bunu daha önce söylemediği için ben de rahatsız oldum.”

Arda, duyduklarına inanamaz halde başını iki yana salladı. “Bu adam seni manipüle etmiş! Seni umutlandırıp kullanıyor, Ece!” dedi, sesi yükselmeye başlamıştı.

Ece, Arda’nın tepkisini gördükçe daha fazla endişelendi. “Arda, lütfen. Daha da büyütmeyelim. Ona zaten söyledim. Bu yaptığının yanlış olduğunu ve iş dışında bir daha bana yaklaşmaması gerektiğini belirttim. Hatta sevgilim olduğunu ima ettim.”

Bu son cümle, Arda’yı bir an duraksattı. Ancak hemen ardından öfkesi yeniden alevlendi. “Ece, bu adam seninle alay ediyor! Babasını bile bu işe dahil etmiş. Bu yaptığı resmen terbiyesizlik!”

Arda, sinirlerine daha fazla hakim olamayacağını hissetti. Derin bir nefes aldı, ayağa kalktı ve hızlıca ceketini aldı. “Ece, özür dilerim ama şu an burada oturmaya devam edersem söylediklerim ya da yaptıklarım hoş olmayabilir. Biraz hava almam lazım,” dedi.

Ece, Arda’nın bu kadar sinirlenmesine üzülmüş ama aynı zamanda hak vermişti. “Tamam, Arda. Ama lütfen kendine dikkat et. Sakinleştiğinde geri gel, tamam mı?”

Arda kafeden çıkarken dışarıdaki soğuk hava yüzüne çarptı. Bir sigara yaktı ve derin bir nefes aldı. Sigaradan çıkan duman, içindeki öfkeyi bir nebze dağıtıyor gibiydi. Ancak düşünceleri hala Mert’in Ece’ye yaptıklarına odaklanmıştı. “Bu adamın hesap vermesi lazım,” diye mırıldandı kendi kendine.

Birkaç dakika boyunca dışarıda kaldı, sinirlerini yatıştırmaya çalıştı. Kendini biraz daha toparladıktan sonra, derin bir nefes alarak kafeye geri döndü. Masaya oturduğunda, yüzünde hala bir sertlik vardı, ancak daha sakin görünüyordu.

Ece, Arda’nın geri dönmesine memnun olmuştu, ancak onun içinde hala fırtınalar koptuğunu hissediyordu. “Arda, her şey yolunda mı?” diye sordu, sesi yumuşaktı.

Arda, gözlerini masadaki bardağa dikerek cevap verdi: “Hayır, Ece. Ama senin için bu durumu büyütmemeye çalışacağım. Mert’in sana bir daha yaklaşmasına asla izin verme. Seni koruyamamaktan korkuyorum.”

Bir Davet ve Bir Fırsat

Ece, masada Arda’nın Murat ve Aslı ile planlarından bahsedişini dikkatle dinliyordu. Arda’nın neşesi, biraz önceki gerginliği geride bırakmış gibiydi. Ancak Ece’nin aklı, hâlâ Mert’in söylediklerinde ve kendisinin deneme sürecinde olduğunu öğrenmenin getirdiği hayal kırıklığındaydı. Buna rağmen, Arda’nın samimiyeti ona iyi gelmişti.

“Ece,” dedi Arda, bir anda konuya odaklanarak. “Aslı ve Murat’la İstanbul’a gitmeyi planlıyoruz. Hem eğlenmek hem de biraz kafamızı dağıtmak için. Bence sen de bize katılmalısın.”

Ece, kaşlarını kaldırarak hafifçe gülümsedi. “Beni mi davet ediyorsun? Neden böyle bir şey yapıyorsun ki?”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.