İçeriğe geç

Bir Rüya Bir Viski

Bölüm 47 · 5 dk okuma

Bir Rüya Bir Viski

Bölüm 47

Bölüm 47: Bağlantılar

Arda, iş görüşmesinden eve döndüğünde üzerindeki gerginliği biraz olsun atmıştı. Görüşme iyi geçmişti, hatta yetkili kişi ona olumlu bir izlenim bıraktığını söylemişti. Üzerine bir de işten izin aldığı için keyfi oldukça yerindeydi. Kendi kendine, “Belki bu sefer işler yoluna girer,” diye düşündü.

Bu sırada Ece, evinde kanepeye uzanmış, dün gecenin zorluğunu atlatmaya çalışıyordu. Ayakları hâlâ ağrıyordu, kafasında ise Mert’in flörtöz tavırları ve müşterilerin rahatsız edici davranışları dönüp duruyordu. Ama tüm bu yorgunluğa rağmen, bugün kendine vakit ayırmaya karar vermişti.

Murat, masasında oturmuş Aslı’dan gelen mesajı tekrar okuyordu: “Sen nasılsın? Beni özledin mi?” Mesajı okuduğunda yüzünde beliren gülümseme, odasına yayılan sessizliği bozdu. Bir an durdu ve bir grup araması başlatma fikri aklına geldi. Önce Aslı’yı aradı.

Görüntü açıldığında, Aslı’nın neşeli yüzü ekrana yansıdı. “Murat! Seni görmek çok güzel, gerçekten özledim,” dedi Aslı. Murat, gülümseyerek cevap verdi:

“Ben de seni özledim. Eskişehir’de hayat nasıl gidiyor? Projelerin arasında kaybolmadın, değil mi?”

Aslı, kahkaha atarak cevap verdi: “Kaybolmam, ama yardım etmen gerekirse haber veririm.”

Bir süre konuştuktan sonra Murat, Aslı’ya bir sürpriz yapmak istedi. “Bekle, seni birine daha bağlayacağım,” dedi ve Arda’yı gruba dahil etti.

Arda’nın yüzü ekrana yansıdığında Murat, “Bak, bir araya getirdim sizi!” diyerek şakacı bir şekilde güldü. Arda ise neşeyle selam verdi: “Hey, selam Aslı! Murat bu tür şeylerde hep iyidir, değil mi?”

Aslı gülerek, “Arda! Seni de görmek güzel. Ne yapıyorsun, nasıl gidiyor?” diye sordu.

Arda, iş görüşmesinden bahsetti. “Bugün bir iş görüşmesine gittim ve oldukça umutluyum. Yetkili kişi iyi bir izlenim bıraktığımı söyledi. Umarım bu sefer olur,” dedi ve yüzünde bir mutluluk ifadesi belirdi. İşten izin aldığı için de keyifli olduğunu ekledi.

Ekran karşısında geçen bu anlar, hepsi için kısa bir kaçış olmuştu. Aslı, Eskişehir’deki hayatından, Murat üniversite günlerinden, Arda ise gelecek planlarından bahsederken, üçü de dostluklarının gücünü bir kez daha hissetti.

Eğlenceli Planlar ve Kaybolan Cüzdan

Arda, önerisini heyecanla dile getirdiğinde herkes sessizleşmişti: “Madem Aslı’nın dersleri iptal ve ben de izinliyim, neden Murat’ı ziyarete gitmiyoruz? Eğlenceli olur, ne dersiniz?”

Murat önce şaşırmış gibi yaptı, ardından alaycı bir gülümsemeyle konuştu: “Arda, İstanbul’a kadar gelmek mi? Sonunda seni hareket ettirebilecek bir şey bulmuşuz demek ki.”

Aslı, Murat’a dönerek hafif bir flörtöz tonla konuştu: “Murat, bence senin yanına gelmek herkes için motive edici. Kim İstanbul’un gecelerini seninle keşfetmek istemez ki?”

Murat, Aslı’nın bu lafı karşısında hafifçe kızardı ama sesini sakin tutarak cevap verdi: “O zaman rehberiniz olmaya hazırım. Ama İstanbul’un temposuna ayak uydurabilecek misiniz, o ayrı.”

Bu sırada Arda’nın sesi yükseldi: “Ah, rehberliğe ne gerek var? Planları ben yaparım, siz yeter ki gelin.”

Aslı bir kahkaha patlattı: “Arda, geçen seferki gibi cüzdanını takside bırakmazsan planın harika olacak. Ama bu sefer yanına biraz nakit al, olur mu?”

Murat da bu noktada espriye katıldı: “Arda, taksicilerle arandaki bu bağ için seni kutlamak lazım. Ama cüzdanını bıraktığın her takside bir aile gibi iz bırakıyorsun.”

Arda altta kalmadı: “Siz beni rahat bırakın. Cüzdan kaybetme olayları beni daha güçlü yapıyor. Hem ben kaybederim, ama şehrin gecelerini asla kaybetmem!”

Aslı tekrar Murat’a dönerek hafifçe göz kırptı: “Sanırım Arda bu konuda biraz haklı. Ama Murat, sen yanımızdayken kimse kaybolmaz, değil mi?”

Murat gülümseyerek cevap verdi: “Tabii ki kimse kaybolmaz. Ama Aslı, bu kadar bana güveniyorsan senin için özel bir plan yapmam gerekecek.”

Aslı, biraz daha flörtöz bir şekilde cevap verdi: “Senin planların hep özel, Murat. O yüzden bu kadar heyecanlanıyoruz.”

Arda bu konuşmayı bölerek şakayla bağladı: “Hadi hadi, Murat’a fazla yüklenmeyin. Zaten rehberlik yapacak, bir de bu kadar iltifat fazla gelir.”

Esprilerle dolu bu konuşmanın sonunda herkes aynı fikirdeydi. Arda, cüzdanıyla dalga geçilse de bu kez her şeyi kontrol altında tutacağına söz verdi. İstanbul onları bekliyordu ve bu kez çok eğleneceklerdi.

Sessiz Bir Çığlık

Arda, grup aramasının ardından telefonunu eline aldığında Ece’den gelen mesajı fark etti. Ece'nin mesajını açtı ve okumaya başladı:

“Merhaba Arda, seni aradım ama telefonun meşgul çaldı. Belki de bir iş görüşmesindeydin, umarım her şey yolundadır. Burada işler bazen yorucu oluyor, ama hala çalışıyor olmaktan mutluyum. Hayallerim için buradayım ve mücadele etmeye değer. Bugün saat 5’te işte olacağım, ama o zamana kadar kahve içip biraz sohbet etmek ister misin? Hem uzun zamandır konuşmayı planladığımız şeylerden de bahsederiz.”

Arda mesajı okuduğunda, Ece’nin tonundaki pozitifliği fark etti. Ancak Ece’nin bu kadar olumlu bir mesaj yazmasının ardında bir şeyler gizli gibi duruyordu. Arda bunu hissetti ama üzerine düşünmemeyi tercih etti.

Bu sırada Ece, mesajı göndermeden önce ekrana uzun uzun bakıyordu. İçinde bir çatışma vardı.

“Mert’ten bahsetmeli miyim? Onun tuhaf davranışları beni rahatsız ediyor, ama Arda’nın şu sıralar hayatında çok şey oluyor. Ona bundan bahsetmek moralini bozabilir. Belki de bu, kendi başıma çözmem gereken bir şeydir. Hem zaten, Arda’nın bunları duymaya ihtiyacı yok. Sadece bu işte kalmak istediğimi ve burada mutlu olduğumu söylemek daha iyi.”

Ece derin bir nefes aldı ve mesajını bu düşüncelerle şekillendirdi. Mert’in ona yaptığı rahatsız edici davranışlardan bahsetmeyi bir kenara bırakıp, daha genel bir şeyler yazdı. Hem kahve içmek hem de uzun zamandır konuşmadıkları konuları açmak, belki de ona biraz huzur verebilirdi.

Mesajı gönderdikten sonra, içini hafif bir huzursuzluk kapladı. Bir yandan doğru bir karar verdiğini düşünüyor, bir yandan da Arda’ya her şeyi anlatmamış olmanın verdiği bir burukluk hissediyordu. Ama Arda’nın desteğine ihtiyacı olduğunu biliyordu ve onunla bir araya gelmek, iş stresinden bir nebze de olsa uzaklaşmasını sağlayabilirdi.

Arda, Ece’nin mesajına hızla cevap yazdı:

“Tabii ki, kahve harika olur. Saat 3 gibi bana yer söyle, hemen gelirim. Konuşacak çok şeyimiz var gibi görünüyor.”

Telefonu masaya koyduktan sonra, bir anlığına durdu ve içinden “Ece’ye destek olmak için bu buluşma iyi bir fırsat olacak,” diye düşündü.

Merakın Gücü

Arda, Ece’den gelen mesajı okuduktan sonra hızla cevap yazdı:

“Tabii ki, kahve harika olur. Saat 3 gibi bana yer söyle, hemen gelirim. Konuşacak çok şeyimiz var gibi görünüyor.”

Mesajı gönderdikten sonra telefonunu masaya koydu ve bir süre sessizce düşündü. Ece’nin mesajı genel olarak olumlu bir ton taşısa da, Arda satır aralarındaki bir şeyleri hissedebiliyordu. “Her şey yolunda mı gerçekten?” diye mırıldandı kendi kendine.

Bir süre boyunca bu soruyu kendine sormamaya çalıştı. Ancak aklı sürekli Mert’e kayıyordu. Ece’nin daha önce Mert’ten biraz rahatsız olduğunu ima eden konuşmaları vardı. Arda, içindeki merakı bastırmaya çalışsa da bu pek mümkün olmadı. Telefonu tekrar eline aldı ve Ece’ye yeni bir mesaj yazdı:

“Bu arada, iş yerinde her şey yolunda mı? Yani… özellikle Mert’le durumlar nasıl? Sana sorun çıkaran biri falan yoktur, değil mi?”

Mesajı göndermeden önce bir an durakladı. “Belki de bunu sormasam daha iyi olurdu,” diye düşündü. Ama artık mesaj gönderilmişti. Telefonu masaya koyarken içini bir huzursuzluk kapladı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.