
Ece, Arda’nın mesajına cevap vermeyi unuttuğunu fark etti. Kendi kararsızlıkları ve iş arayışının yoğunluğu içinde mesajı gözden kaçırmıştı. Telefonunu eline aldı ve bir süre düşündü. Arda’nın samimi bir şekilde yardım etmek istemesi, ona iyi gelmişti, ama şu an hayatındaki belirsizlikler yüzünden bu konulara odaklanamıyordu. Derin bir nefes alarak mesajını yazmaya başladı:
> "Merhaba Arda, sana hemen cevap veremediğim için üzgünüm. Şu an kafam çok karışık ve yoğun bir dönemden geçiyorum. Ancak, sana mutlaka dönüş yapacağım. Lütfen bunu yanlış anlama. Biraz zamana ihtiyacım var."
Mesajı gönderdikten sonra telefonu bir kenara koydu ve derin bir nefes aldı. "Arda’ya karşı dürüst oldum," diye düşündü. Ancak içinde hâlâ bir mutsuzluk vardı; ne yapacağını tam olarak bilmiyordu.
---
Arda’nın Mesajı Okuması
Arda, Ece’den gelen mesajı okuduğunda, beklediği kadar kötü bir durum olmadığını ama bir belirsizliğin hâlâ devam ettiğini fark etti. Ece’nin ona açıkça dönüş yapacağını söylemesi, Arda’yı bir nebze olsun rahatlatmıştı. Ancak beklemek, her zamanki gibi, sabrını sınayan bir süreçti. Yine de durumu anlamıştı.
Kısa bir süre düşündükten sonra, sakin bir şekilde cevap yazdı:
> "Merhaba Ece, endişelenmene gerek yok. Kendine odaklanman en doğrusu. Ne zaman hazır hissedersen, buradayım. Umarım her şey istediğin gibi olur."
Arda, mesajını gönderdikten sonra telefonu kenara koyup derin bir nefes aldı. Beklemekten başka yapabileceği bir şey olmadığını kabul etti. İçinden, "Bazen sadece sabırlı olmak gerekir," diye geçirdi ve gününe devam etmeye karar verdi.
---
Ece’nin Kendisiyle Yüzleşmesi
Ece, mesajını gönderdikten sonra odasında yalnız başına bir süre düşündü. Şu an hayatındaki belirsizliklerin ağırlığını hissediyor, ancak Arda’nın anlayışlı tavrı, içinde bir şeyleri hareketlendirmişti. "Belki de bu kadar her şeyi kontrol etmeye çalışmamalıyım," diye düşündü. Ancak iş arayışı ve geleceği hakkında bir karar vermesi gerekiyordu.
Bir yandan, Arda’nın ona duyduğu ilgi ve destek, hayatındaki karışıklığın içinde bir nefes alanı gibiydi. Ama önce kendi meselelerini halletmesi gerektiğini biliyordu.
Ece, bilgisayar başına geçip iş ilanlarına yeniden göz atmaya karar verdi. "Belki bu sefer aradığım fırsatı bulurum," diye mırıldandı ve kendine yeni bir hedef koydu: "Kendi hayatımı düzenleyip Arda’ya daha net bir şekilde döneceğim."
Ece’nin İş Arayışı ve Mert ile Görüşmesi
Ece, birkaç gündür adeta şehirdeki tüm iş ilanlarını taramıştı. Bilgisayar ekranına saatlerce bakmak, birbirinin aynı görünen ilanlar arasında kaybolmak ve her defasında "Bu da uygun değil" demek canını sıkıyordu. Yine de pes etmemiş, birkaç işverenle telefon üzerinden ya da yüz yüze görüşmeler yapmıştı. Ancak hiçbir sonuç alamamıştı. Bir işveren maaşı oldukça düşük tutmuş, diğeri ise sabahın erken saatlerinden gece yarılarına kadar çalışmasını beklemişti. "Böyle bir tempoya nasıl dayanabilirim ki?" diye düşünerek teklifleri reddetmek zorunda kalmıştı.
Artık umudu tükenmiş bir halde ailesini aradı. Telefonda, "Sanırım memlekete dönsem daha iyi olacak," dediğinde annesi sevinçle, "Ece, ne güzel olur! Burada hepimiz seni bekliyoruz. Hem biraz kafanı dinlersin," dedi. Babası da konuşmaya dahil olup, "Burada seni sıkıştıracak kimse yok. Huzur içinde çalışırsın," diye ekledi. Ancak konuşmanın sonunda Ece birden fikrini değiştirdi. "Hayır, burada kalıp kendi başıma bir şeyler yapmam gerekiyor," dedi ve ailesine açıklama yapmadan telefonu kapattı.
Bu kararının ardından, geçmişte tanıştığı bir bar sahibi olan Mert’i aramaya karar verdi. Mert, çevresinde herkesin tanıdığı ve işlettiği mekanla bilinen biriydi. Telefon çalarken, Ece’nin içi içini yiyordu. "Acaba bunu yapmalı mıyım?" diye düşündü. Telefon açıldığında, Mert’in neşeli ama alaycı bir sesi duyuldu.
"Ah, güzel Ece, sonunda beni hatırladın mı?" dedi.
Ece nazik bir şekilde, "Merhaba Mert. İş nedeniyle aradım. Barda hâlâ elemana ihtiyacın var mı?" diye sordu. Ancak Mert, asıl soruya hemen yanıt vermek yerine lafa başka bir yerden girdi.
"Tabii ki var. Ama senin gibi güzel birini işe almak için ekstra çaba göstermem gerekir," dedi ve hafifçe güldü.
Ece içinden derin bir nefes aldı ve sabırlı olmaya çalıştı. "Eğer iş hakkında konuşacaksak, memnun olurum," dedi.
Mert alaycı bir şekilde, "Tamam tamam, iş konuşalım. Ama bu kadar ciddi olma, biraz gülümse. Neyse, çalışma saatlerimiz akşam beşte başlıyor ve gece üçte bitiyor. Maaş, şu an kazandığından daha iyi olacak. Tek izin günün Pazar. Sana uygun mu?" diye sordu.
Ece kısa bir duraksamanın ardından, "Evet, sanırım kabul edebilirim. Ne zaman başlayabilirim?" dedi.
Mert yine tavrını değiştirmedi. "Seninle bir şeyler içmeden başlayamazsın ama. Belki bu akşam uğrarsın?" dedi, sesi açıkça flörtöz bir tona geçmişti.
Ece, ciddiyetini koruyarak, "Mert, sadece iş için buradayım. Eğer kabul ediyorsan, işe başlamak için detayları konuşalım," dedi.
Mert bir an sustu, sonra teslim olmuş gibi, "Tamam tamam. Yarın akşam gel, işi devral," dedi.
---
Arda’nın Duyguları ve Mesajı
Bu sırada Arda, rutin şekilde işe gidip geliyor ama bir yandan kafası sürekli Ece ile meşgul oluyordu. Geceleri, oturup Ece için iş ilanlarına bakarken kendini buluyordu. Ancak o da elle tutulur bir fırsat bulamamıştı. Ece’nin iş bulamadığını biliyordu ve bu durum onu çaresiz hissettiriyordu. “Keşke onun için daha fazlasını yapabilsem,” diye düşündü sık sık.
Cuma sabahı geldiğinde, Arda kendi iş görüşmesi için hazırlanmış, evraklarını toparlamıştı. Sabah erkenden yola çıktığında, bir yandan görüşme heyecanını bir yandan Ece’ye olan endişelerini taşıyordu. Durağa doğru yürürken telefonu titredi. Gelen mesaj Ece’dendi.
Ece, mesajında son birkaç gününü ayrıntılı bir şekilde anlatmıştı. İş bulma çabasından, ailesiyle konuşmasından ve sonunda Mert’le yaptığı anlaşmadan bahsetmişti. Ancak Mert’in tavırları ve konuşmalarını yazının arasında geçiştirmiş gibiydi. Arda, bu satırları okurken içinden bir huzursuzluk geçti. "Mert’in nasıl biri olduğunu biliyorum," diye düşündü.
Mesajı dikkatle okuduktan sonra, Arda bir süre ne yazacağını düşündü. Ece’ye destek olmak istiyordu ama içindeki kıskançlık ve endişeyi de saklaması zordu. Sonunda derin bir nefes aldı ve şu mesajı yazdı:
> "Ece, yaşadıkların kolay değil, bunu çok iyi anlıyorum. Ama bu işi kabul ettiğine emin misin? Mert’in tavırlarını az çok biliyorum ve bu beni endişelendiriyor. Seni zor durumda bırakmak istemem ama her şeyin yolunda gideceğinden emin misin? Eğer bir şeye ihtiyacın olursa ya da sadece konuşmak istersen, ben buradayım. Seni desteklemek için elimden geleni yaparım."
Mesajı gönderdikten sonra, aklı hâlâ Ece’deydi. "Umarım doğru bir seçim yapmıştır," diye düşünerek otobüse bindi. Hem iş görüşmesine odaklanmaya çalışıyor hem de Ece’nin hislerini anlamaya çalışıyordu.