
Arda, başvuru yaptığı gecenin sabahında, çalan alarm sesiyle uyandı. Ancak gözlerini açmadan önce, bir kez daha aynı rüyayı gördüğünü fark etti. Rüyasında yine o eski ahşap çalışma odasındaydı. Duvarları kaplayan kitaplıklar, masanın üzerindeki siyah ve beyaz defterler, bir köşede duran deri koltuk… Her şey çok tanıdıktı. Ama bu kez bir detay daha belirgindi: Kitaplıklardan birinde, altın kapaklı bir kitap parlıyordu. Arda, kitaba uzanmak üzereyken, ani bir gıcırtı sesi duydu ve rüya bir kez daha bölündü.
Gözlerini açtığında, saat sabah 6:20’ydi. Hızlıca hazırlanıp kahvaltı yapmadan evden çıktı. "Bir gün şu rüyayı tamamen çözebilsem," diye düşündü. Ancak kafasında, iş başvurusu ve günlük işleriyle ilgili daha önemli düşünceler vardı.
---
Pastanenin Önünde Bir Şaşkınlık
Her zamanki gibi servise binmek için pastanenin önüne gitti. Ancak oraya vardığında, pastanenin kapalı olduğunu fark etti. Her sabah aynı saatte açık olan dükkânın bu kez kepenklerinin inik olması, onu şaşırtmıştı. "Ece bugün işe geç mi kaldı acaba?" diye düşündü. Hafifçe şaşırmış bir ifadeyle telefonunu çıkarıp Ece’ye mesaj attı:
> "Merhaba Ece, pastanenin kapalı olduğunu gördüm. Umarım her şey yolundadır. İyi misin?"
Mesajı gönderdikten sonra servisin gelmesini beklerken, kafasında bir yığın soru dönmeye başladı. "Ece neden bu sabah burada değil?" diye düşündü. Ancak kısa bir süre sonra servisi geldi ve Arda, bu durumu sorgulamayı sonraya bırakıp servise bindi.
---
Ece’nin Yeni Planları ve Umutsuzluğu
Ece, o sabah bir kez daha erkenden uyanmıştı. Ancak bu kez pastaneye gitmek için değil, yeni bir iş bulma umuduyla bilgisayarını açmak için. İşten ayrılmaya karar vermişti; patronunun baskısı, iş temposunun yoruculuğu ve son birkaç gündeki olaylar onun bu kararı almasına neden olmuştu. Ancak şimdi, yeni bir iş bulmanın ne kadar zor olacağını fark ediyordu.
Bilgisayar başında iş ilanlarını incelerken içini bir umutsuzluk kapladı. "Bu şehirde bana uygun bir iş bulamazsam, belki de memleketime dönmeliyim," diye düşündü. İzmir’deki ailesini özlediğini fark etti, ama geri dönmek onun için bir nevi yenilgiyi kabul etmek gibiydi.
Tam bu düşüncelerle boğuşurken, Arda’dan gelen mesaj telefonunu titretti. Mesajı okuyunca hafifçe gülümsedi, ama hemen ardından içini bir hüzün kapladı. Arda’nın onun işten ayrıldığını bilmediğini fark etti ve dürüst olmaya karar verdi. Mesajına şöyle cevap yazdı:
> "Merhaba Arda, iyi olduğumu söyleyebilirim, ama işten ayrıldım. Pastanede çalışmayı bıraktım çünkü artık bu işi sürdüremeyeceğimi hissettim. Şu anda yeni bir iş arıyorum, ama işler umduğum gibi gitmezse memleketime, İzmir’e dönmeyi düşünüyorum. Umarım her şey senin için yolunda gidiyordur."
Ece, mesajı gönderdikten sonra gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı. Bir yandan yeni bir başlangıç yapma umudu taşıyor, bir yandan da belirsizlikle baş etmeye çalışıyordu.
---
Arda’nın Tepkisi
Arda, serviste Ece’nin mesajını okuduğunda, yüzündeki ifade değişti. Ece’nin işten ayrıldığını ve şehri terk etmeyi düşündüğünü öğrenmek, onu hem şaşırtmış hem de üzmüştü. Onun ne kadar zorlandığını anlayabiliyor, ama bu kadar ani bir kararla karşılaşmayı beklemiyordu.
Kafasında birçok soru dönmeye başladı: "Ece neden böyle bir karar aldı? Ona nasıl yardımcı olabilirim? Eğer İzmir’e dönerse, bu şehirde bir daha görüşme şansımız olur mu?"
Bir süre düşündükten sonra, cevap yazmaya karar verdi:
> "Ece, bunu duyduğuma üzüldüm. Umarım yeni bir iş bulma konusunda şansın yaver gider. Eğer yardım edebileceğim bir şey olursa, lütfen bana haber ver. Ayrıca, İzmir’e dönmeden önce bir kahve içmek için bir araya gelmek isterim. Belki de birlikte konuşmak iyi gelir."
Arda, mesajını gönderdikten sonra derin bir nefes aldı. Bu belirsizliğin içinde, Ece’ye bir şekilde destek olmak istiyordu. Ancak her şey, Ece’nin bu teklifi kabul edip etmeyeceğine bağlıydı.
Ece’nin Kararsızlığı
Ece, bilgisayar başında iş ilanlarını incelerken, aklı bir yandan memleketine dönme fikrine, bir yandan da Eskişehir’deki hedeflerine kayıyordu. Üniversiteyi Eskişehir’de okumak istiyordu, bu onun uzun zamandır kurduğu bir hayaldi. Ancak şu anda karşılaştığı zorluklar bu hayalini gerçekleştirmesini zorlaştırıyordu. "Bunu başarmak istiyorum, ama nasıl?" diye düşündü.
Tam bu düşüncelerle boğuşurken, aklına daha önce almış olduğu bir iş teklifi geldi. Arkadaşlarıyla sık sık gittikleri bir bar vardı, ve oranın sahibi Mert, Ece’ye bir keresinde iş teklifinde bulunmuştu. Mert, 22 yaşında, rahat bir hayat süren, biraz umursamaz ama dışarıdan bakıldığında cazibeli biri olarak biliniyordu. Ancak onun tavırları Ece’yi hep rahatsız etmişti.
---
Mert ve İş Teklifi
Ece, o günü hatırladı. Bir akşam arkadaşlarıyla barda otururken, Mert yanlarına gelmiş ve ona bir teklifte bulunmuştu:
> "Ece, burada çalışmayı düşünür müsün? Güzel bir yüz, tatlı bir gülümseme... Bu bar için tam da ihtiyacımız olan şey. Sana iyi bir maaş da öderim. Ne dersin?"
Ece, teklifi nazikçe geri çevirmişti. "Teşekkür ederim, Mert, ama şu an pastanede çalışıyorum ve bu bana yetiyor," demişti. Ancak şimdi, pastanedeki işini bıraktığına göre bu teklif yeniden gündeme gelebilirdi.
---
Daha Önceki Karşılaşma
Ece’nin aklına Mert’in başka bir teklifini daha hatırladı. İş teklifinden bir süre sonra, Mert ona çıkma teklif etmişti. Bunu tamamen reddetmiş ve Mert’e mesafeli davranmaya başlamıştı. Mert’in cazibesi, güven verici olmayan tavırlarının gölgesinde kalıyordu. Ece, bu nedenle ondan uzak durmaya karar vermişti. Ancak şimdi işsizlikle boğuşurken, o barı bir seçenek olarak düşünmek zorunda kalıyordu.
---
Ece’nin Endişeleri
Ece, bardaki insanları düşündü. Sarhoş müşteriler, rahatsız edici bakışlar, taşkınlıklar... Daha önce bir barda çalışmamıştı ve bu ortamın ona uygun olup olmayacağını bilmiyordu. Ayrıca Mert’in tavırları da bu işi kabul etmesini zorlaştırıyordu. "Orada çalışmak bana fayda mı sağlar, yoksa daha çok zarar mı verir?" diye düşündü.
Bütün bunları düşündükçe, daha fazla kararsızlık içinde kaldı. Memleketine dönmek kolay bir çözüm gibi görünüyordu, ama bu, hayallerinden vazgeçmek anlamına gelirdi. Kendi kendine mırıldandı:
"Biraz daha düşünmem gerekiyor. Hem Arda’ya da bu konuda bir şeyler söylemeliyim. Şu anda hiçbir şey belli değil."
--
Ece’nin Kararını Ertelemesi
Ece, Mert’in teklifini henüz kabul etmeye hazır değildi. Bir süre daha iş ilanlarını araştıracak, eğer gerçekten başka bir seçenek kalmazsa o barı değerlendirecekti. Ancak bu kararı vermeden önce her yolu denemek istiyordu. Kendine küçük bir zaman tanımaya karar verdi. "Belki yarın daha iyi bir şeyler bulurum," diye düşündü.