
Ece’nin bu kadar üzgün ayrılması, Arda’yı derinden etkiledi. Masadan kalktı ve dışarı çıkmayı düşündü, ama peşinden gitmenin işleri daha da kötüleştireceğini biliyordu. İçindeki sıkıntıyla pastaneden ayrılarak eve doğru yürümeye başladı.
Ece, pastaneden çıkar çıkmaz nefes almakta zorlandığını hissetti. Sokakta bir süre yürüdü, ama başı dönmeye başladı. Etrafındaki insanlar onun haline dikkat etmiyordu. Bir anda gözleri karardı ve bir duvara yaslanarak yavaşça yere çöktü.
Patronunun oğlu ise pastanenin penceresinden ona baktı, ancak bir şey yapmak yerine sadece elini sallayarak "Senin sorunun," dercesine içeri döndü.
Ece, gözleri kapanmadan önce aklından sadece bir şey geçti: "Keşke bunu kimse görmeseydi."
Ece'nin Eve Gidişi
Ece, pastaneden çıktıktan sonra nefes almakta zorlanıyordu. Sokaklar, akşam üzerinin soğuk rüzgarıyla sessizleşmişti, ama onun içinde fırtınalar kopuyordu. Yavaşça yürürken kafasında geçmişe dair kötü anılar dönmeye başladı. Hayatı boyunca ısrardan ve üzerindeki baskılardan nefret etmişti. Arda’nın bugünkü ısrarı da, onun bu hassas noktasına dokunmuştu.
Ece, yürürken aklı geçmişine kaydı. Üniversite sınavına hazırlanıyordu, ama bu hazırlık onun için sadece bir kaçış gibiydi. İzmir’deki ailesini düşündü. Annesi ve babası ona ellerinden geldiğince destek oluyordu, ama bu destek hem maddi hem de manevi anlamda yetersizdi. Hayatını tek başına idame ettiriyordu. Ancak Ece’nin en derin yarası, kaybettiği küçük kardeşi Yiğit’ti. O zamanki acılar, onun bir şekilde güçlü durmasını sağlamıştı, ama bu güç dışarıya karşıydı; kendi içine döndüğünde hâlâ aynı acıyı hissediyordu.
Evinin kapısına geldiğinde elleri titriyordu. Kapıyı açıp içeri girdiğinde, kendini doğrudan yatağa bıraktı. Gözleri tavana bakarken aklından sadece şu cümle geçti:
"Bu kadar zayıf olmamalıyım, ama ne yapacağımı bilmiyorum."
---
Ece’nin Arda’ya Mesaj Yazması
Ece, yatağında uzanırken Arda’nın yüzü bir türlü aklından çıkmıyordu. Ona karşı neden bu kadar sert davrandığını düşündü. Aslında Arda kötü bir şey yapmamıştı, sadece Ece’nin hassas noktasına dokunmuştu. Ancak kendisi de hatalı davranmış gibi hissediyordu. Derin bir nefes alıp telefonunu eline aldı. Ona bir mesaj yazmaya karar verdi.
Parmakları titreyerek mesajı yazmaya başladı:
> "Arda, bugün söylediklerin ve yaptıkların için özür dilemek istemiyorum çünkü ısrarına gerçekten çok sinirlendim. Ama sana böyle sert çıkmam da beni üzdü. Sana dürüst olmak istiyorum: Ben ısrardan hiç hoşlanmam. Kendime ait bir düzenim var ve bu düzeni birileri zorladığında panikliyorum. Belki sen beni daha yeni tanıyorsun ve bu yüzden benim tepkilerimi anlamakta zorlanıyorsun. Ama şunu merak ediyorum: Neden bu kadar ısrarcı oldun? Benimle birlikte bir şeyler yapmak bu kadar önemli mi? Lütfen dürüst ol."
Mesajını yazıp bir süre bekledi. Göndermek için cesaretini toplaması gerekiyordu. Sonunda derin bir nefes aldı ve gönder tuşuna bastı. Telefonu yatağın yanına koyarak, cevabını beklemeye başladı.
---
Arda’nın Barda Olması
Arda, Murat’la buluştuğu bara gitmişti. İçindeki pişmanlık ve suçluluk, onu eve gitmek yerine bir şeyler içmeye yönlendirmişti. Bardaki loş ışıklar ve hafif caz müzik, onu biraz rahatlatıyor gibi görünüyordu. Üçüncü kadeh viskisini sipariş ettiğinde, aklında hala Ece vardı. "Belki fazla ileri gittim," diye düşündü.
Tam kadehine uzanırken telefonu titreşti. Gelen mesajı görmek için cebinden çıkardı ve ekranında Ece’nin adını gördü. Derin bir nefes alarak mesajı açtı. Ece’nin yazdıkları, onu hem şaşırtmış hem de duygulandırmıştı. Her kelime, Ece’nin ne kadar kırıldığını ve rahatsız olduğunu gösteriyordu. Ancak bir yandan, Ece’nin ona bir şans verdiğini de hissetti.
---
Arda’nın Mesajı Yanıtlaması
Arda, bir süre düşündükten sonra viski kadehini kenara bıraktı. Parmaklarıyla mesajı yazmaya başladı:
> "Ece, öncelikle bugün seni rahatsız ettiğim için gerçekten üzgünüm. Haklısın, seni henüz tam olarak tanımıyorum. Ama sana karşı hissettiğim şey, ne olduğunu tam çözemediğim bir dürtüyle harekete geçmemi sağlıyor. Belki de senden hoşlanıyorum. Ama bu hoşlanma, sana saygı duymam gerektiği gerçeğini değiştirmez. Bu yüzden bugün yaptığım ısrarlar için özür dilerim. Seninle bir şeyler yapmak benim için önemliydi çünkü hayatımda biriyle gerçek bir bağ kurmayı uzun zamandır denememiştim. Ama yanlış bir yol seçtim. Eğer bana bir şans verirsen, bunu düzeltmek isterim. Tabii ki sınırlarına saygı duyarak."
Mesajını göndermeden önce tekrar okudu. Kelimelerinin yeterince samimi ve nazik olduğundan emin olmak istiyordu. Nihayet, bir iç çekişle gönder tuşuna bastı. Telefonunu masanın üzerine bırakarak kadehini tekrar eline aldı. "Umarım bunu doğru anlamıştır," diye mırıldandı.
---
Ece'nin Mesajı Okuması
Ece, mesajın geldiğini fark ettiğinde kalbi hızla atmaya başladı. Telefonu eline alarak Arda’nın yazdıklarını dikkatle okudu. Her cümle, ona Arda’nın samimiyetini ve pişmanlığını gösteriyordu. Arda’nın kendisini anlamaya çalıştığını hissetmek, Ece’nin üzerindeki yükü biraz hafifletmişti. Ancak hâlâ içinde bir kararsızlık vardı.
Mesajı okuduktan sonra telefonu göğsüne koydu ve derin bir nefes aldı. "Belki de Arda’ya bir şans vermeliyim," diye düşündü. Ama bunu nasıl yapacağına dair bir fikri yoktu. O gece, düşünceler arasında gidip gelerek uyumaya çalıştı. Arda ise bardaki gecesine, cevabını bekleyerek devam etti.
Ece’nin Yeni Mesajı
Ece, yatağında uzanırken Arda’nın mesajını tekrar tekrar okudu. Onun samimiyeti, Ece’nin sert duvarlarını biraz olsun yumuşatmıştı. Arda’yı daha iyi tanımak istediğini hissediyordu, ama bu defa kendi şartlarıyla hareket etmeye kararlıydı. Telefonunu eline aldı ve derin bir nefes alarak yeni bir mesaj yazmaya başladı:
> "Arda, dürüstlüğün için teşekkür ederim. Söylediklerin beni düşündürdü. Belki de gerçekten tanışmamız gerektiği gibi tanışmamışızdır. Ama benim şu an biraz zamana ihtiyacım var. Hayatımda bazı şeyleri rayına oturtmaya çalışıyorum. Yine de seninle bir yerde, daha sakin bir ortamda konuşmayı isterim. Ne zaman ve nerede olacağını söyleyemem, ama kendimi ayarladığımda sana haber vereceğim. Bu sefer sadece ikimiz olalım. Hem belki birbirimizi daha iyi anlarız."
Ece, mesajını yazdıktan sonra kısa bir süre duraksadı. "Bu, hem ona bir şans veriyor, hem de kendi alanımı korumama izin veriyor," diye düşündü. Gönder tuşuna bastıktan sonra telefonu bir kenara koydu ve gözlerini kapatarak derin bir nefes aldı.