
Arda, Murat’la yaptığı kahvaltıdan sonra eve doğru yürürken içindeki düşünceler Ece’ye doğru yönelmişti. Aklında hâlâ ona dair bir şeyler söyleme isteği vardı. İçindeki bu karmaşaya daha fazla dayanamayarak kendi kendine mırıldandı:
"Onu görmeden eve gitmek istemiyorum. Belki bugün biraz daha açık olabilirim."
Adımlarını hızlandırarak pastaneye yöneldi. Pastanenin kapısına geldiğinde, içeride Ece’nin tezgahta çalıştığını gördü. Camın ardından kısa bir an onu izledi, sonra derin bir nefes alıp içeri girdi.
---
Ece ile Karşılaşma
Ece, kapının açıldığını duyunca başını kaldırdı ve Arda’yı gördü. Hafif bir gülümsemeyle, biraz şaşkın bir şekilde:
"Merhaba, Arda. Bugün yine buradasın. Her sabah uğrayacağını söylemiştin ama birkaç gündür görünmüyordun," dedi.
Arda, biraz mahcup bir ifadeyle cevap verdi:
"Evet, işler biraz yoğundu. Ama buraya gelmekten vazgeçmedim, sadece... biraz kafa karışıklığım vardı."
Ece, onun bu açıklamasını merakla dinledi. Arda’nın ciddi bir havası olduğunu fark etmişti. Hafifçe başını yana eğerek sordu:
"Kafa karışıklığı mı? Neden bahsediyorsun?"
---
Arda’nın Duygularını Açması
Arda derin bir nefes alarak masaların birine oturdu ve Ece’ye işaret etti:
"Biraz oturabilir misin? Çok zamanını almayacağım."
Ece, şaşırarak ama merakla ona katıldı. Masaya oturduğunda, Arda doğrudan gözlerinin içine baktı:
"Bir süredir seninle ilgili bazı şeyler düşünüyorum, Ece. Pastaneye ilk uğradığım günden beri... Buraya sadece kahve almak için gelmediğimi fark ettim."
Ece’nin yüzünde hafif bir şaşkınlık belirdi ama bu kez sözünü kesmedi. Arda devam etti:
"Seninle konuştuğumda kendimi iyi hissediyorum. Belki bunu söylemek için doğru zaman değildir, ama benim için sıradan bir tanışıklık değilsin."
Ece, bir an sessiz kaldı. Arda’nın bu açıklaması onu şaşırtmış ama aynı zamanda etkilemişti. Hafif bir tebessümle yanıt verdi:
"Arda... Bu kadar doğrudan olman beni biraz şaşırttı, ama dürüstlüğüne saygı duyuyorum. Ben de seninle konuşmaktan keyif alıyorum."
---
Ece’nin Korkması
Tam o sırada, pastanenin kapısında bir hareketlilik oldu. İçeri, sarhoş görünümlü ve sert bir adam girdi. Tezgâhın arkasına geçti ve Ece’ye doğru yüksek bir sesle:
"Ece! Hâlâ konuşacak zaman buluyorsun, öyle mi? İşe geri dön!" dedi.
Ece, bir anda gerildi ve hafifçe titreyerek Arda’ya yaklaştı. Adamın öfkeli tavırları, onu açıkça korkutmuştu. Arda, bu durumu hemen fark ederek yerinden kalktı ve Ece’ye baktı:
"Ece, bu adam kim? Bir sorun mu var?"
Ece, hafif bir sesle:
"Bu, patronumun oğlu. Ama bazen... fazla ileri gidebiliyor," dedi.
Adam, Ece’nin sessizliğini fark ederek ona doğru bir adım attı. Bu hareketle Ece, refleks olarak Arda’nın koluna sarıldı. Arda, bu durumda sakinliğini koruyarak, adamın karşısında durdu:
"Sanırım biraz gerginsiniz. Ece işini gayet iyi yapıyor. Lütfen sakin olun."
Adam, Arda’ya alaycı bir bakış attı ve homurdanarak tezgâhın arkasına geçti. Bir şey söylemeden içeriye doğru yöneldi. Arda, Ece’ye dönerek yumuşak bir sesle sordu:
"İyi misin? Korkmana gerek yok, buradayım."
Ece, hâlâ Arda’nın kolunu bırakmamıştı. Gözleri nemli bir şekilde Arda’ya baktı ve hafifçe gülümseyerek:
"Teşekkür ederim, Arda. Yanımda olduğun için."
---
Arda’nın Güvencesi
Arda, Ece’nin bu haline karşı içten bir şekilde gülümsedi:
"Her zaman buradayım, Ece. Eğer bir şey olursa, bana söylemekten çekinme. Seni koruyacağımı bil."
Ece, Arda’nın bu sözlerinden etkilenmişti. Elleriyle Arda’nın kolunu hafifçe bırakarak:
"Sen gerçekten iyi birisin. Bu sabah burada olduğuna sevindim," dedi.
Hafta Sonu Planından Bahsetmek
Arda, Ece’nin rahatladığını gördükçe cesaret buldu. Tam pastaneden ayrılmak üzereyken duraksadı ve bir anda aklına Murat’ın bahsettiği hafta sonu planı geldi. Ece’ye dönerek hafif bir gülümsemeyle:
"Ece, aslında sana bir şey sormak istiyorum. Bu hafta sonu Murat ve birkaç arkadaşla şehir dışına küçük bir gezi yapmayı planlıyoruz. Gelmek ister misin? Hem biraz hava değişimi olur, hem de birlikte vakit geçirmiş oluruz."
Ece, bu teklif karşısında önce şaşırdı, sonra hafif bir kaş çatmayla karşılık verdi:
"Arda, bilmiyorum. Benim bu tür şeylere ayıracak zamanım yok. Ayrıca patronumun izin vereceğini de sanmıyorum."
Arda, bu cevabı hemen kabul etmek istemedi ve ısrarcı bir tavırla devam etti:
"Ece, sadece bir hafta sonu. Sana iyi geleceğine eminim. Patronunu ikna etmenin bir yolunu bulabiliriz. Hem böyle bir fırsatı geri çevirme, biraz dinlenmeyi hak ediyorsun."
Ece’nin yüzündeki ifadeler sertleşmeye başladı. Bu kadar baskı görmeye alışık değildi ve Arda’nın ısrarı onu rahatsız etmişti. Hafif bir sinirle yanıt verdi:
"Arda, anlamıyorsun. Benim işlerim var. Sorun sadece izin almak değil, kendi hayatımda böyle şeylere yer yok. Lütfen daha fazla ısrar etme."
---
Tartışmanın Tırmanması
Arda, Ece’nin bu tepkisine karşı hala durumu kurtarmaya çalıştı:
"Ece, hayat sadece çalışmak değil. Kendine de zaman ayırmalısın. Ben sadece sana yardımcı olmak istiyorum."
Ece, bu sözlere daha da sinirlenerek masadan kalktı ve sert bir ses tonuyla:
"Arda, benim hayatıma nasıl devam edeceğime sen karar veremezsin. Kendine yardım etmeden başkalarına yardım etmeye çalışıyorsun. Bu benim problemim değil!" dedi.
Arda, Ece’nin bu tepkisi karşısında afalladı. Ancak bir şey söyleyemeden Ece, tezgahın arkasına yöneldi ve patronunun oğlunun olduğu yere doğru yürümeye başladı.
---
Ece’nin Pastaneden Ayrılması
Ece, patronunun oğluna doğru yürüdüğünde yüzü bembeyazdı. Elleri hafifçe titriyordu ve bu durumun onu ne kadar etkilediği belliydi. Patronunun oğlu, Ece’nin yüzündeki hali görünce alaycı bir tavırla sordu:
"Ne oldu, prenses? Yine birine mi kızdın?"
Ece, derin bir nefes aldı ve sakin olmaya çalışarak:
"Bugün iyi değilim. Gitmek istiyorum. Lütfen beni zorlamayın."
Adam, Ece’nin bu talebini duyunca önce hafif bir gülümseme gösterdi, ardından elini sallayarak umursamaz bir şekilde:
"Git o zaman. Ama yarın erkenden burada ol. Yoksa işini kaybedersin," dedi.
Ece, bu sözlerden sonra kendini daha da kötü hissederek pastaneden çıkmaya hazırlandı. Arda’nın hâlâ masada olduğunu gördü ama onunla göz teması kurmaktan kaçındı. Başını eğerek hızlı adımlarla dışarı çıktı.
---
Arda’nın Pişmanlığı
Arda, Ece’nin bu kadar öfkeyle ve üzgün bir şekilde pastaneden ayrılmasına şahit olunca içinde büyük bir suçluluk hissetti. Kendi kendine mırıldandı:
"Belki de fazla ileri gittim. Ona zaman tanımam gerekirdi."

Arda, Murat’la yaptığı kahvaltıdan sonra eve doğru yürürken içindeki düşünceler Ece’ye doğru yönelmişti. Aklında hâlâ ona dair bir şeyler söyleme isteği vardı. İçindeki bu karmaşaya daha fazla dayanamayarak kendi kendine mırıldandı:
"Onu görmeden eve gitmek istemiyorum. Belki bugün biraz daha açık olabilirim."
Adımlarını hızlandırarak pastaneye yöneldi. Pastanenin kapısına geldiğinde, içeride Ece’nin tezgahta çalıştığını gördü. Camın ardından kısa bir an onu izledi, sonra derin bir nefes alıp içeri girdi.
---
Ece ile Karşılaşma
Ece, kapının açıldığını duyunca başını kaldırdı ve Arda’yı gördü. Hafif bir gülümsemeyle, biraz şaşkın bir şekilde:
"Merhaba, Arda. Bugün yine buradasın. Her sabah uğrayacağını söylemiştin ama birkaç gündür görünmüyordun," dedi.
Arda, biraz mahcup bir ifadeyle cevap verdi:
"Evet, işler biraz yoğundu. Ama buraya gelmekten vazgeçmedim, sadece... biraz kafa karışıklığım vardı."
Ece, onun bu açıklamasını merakla dinledi. Arda’nın ciddi bir havası olduğunu fark etmişti. Hafifçe başını yana eğerek sordu:
"Kafa karışıklığı mı? Neden bahsediyorsun?"
---
Arda’nın Duygularını Açması
Arda derin bir nefes alarak masaların birine oturdu ve Ece’ye işaret etti:
"Biraz oturabilir misin? Çok zamanını almayacağım."
Ece, şaşırarak ama merakla ona katıldı. Masaya oturduğunda, Arda doğrudan gözlerinin içine baktı:
"Bir süredir seninle ilgili bazı şeyler düşünüyorum, Ece. Pastaneye ilk uğradığım günden beri... Buraya sadece kahve almak için gelmediğimi fark ettim."
Ece’nin yüzünde hafif bir şaşkınlık belirdi ama bu kez sözünü kesmedi. Arda devam etti:
"Seninle konuştuğumda kendimi iyi hissediyorum. Belki bunu söylemek için doğru zaman değildir, ama benim için sıradan bir tanışıklık değilsin."
Ece, bir an sessiz kaldı. Arda’nın bu açıklaması onu şaşırtmış ama aynı zamanda etkilemişti. Hafif bir tebessümle yanıt verdi:
"Arda... Bu kadar doğrudan olman beni biraz şaşırttı, ama dürüstlüğüne saygı duyuyorum. Ben de seninle konuşmaktan keyif alıyorum."
---
Ece’nin Korkması
Tam o sırada, pastanenin kapısında bir hareketlilik oldu. İçeri, sarhoş görünümlü ve sert bir adam girdi. Tezgâhın arkasına geçti ve Ece’ye doğru yüksek bir sesle:
"Ece! Hâlâ konuşacak zaman buluyorsun, öyle mi? İşe geri dön!" dedi.
Ece, bir anda gerildi ve hafifçe titreyerek Arda’ya yaklaştı. Adamın öfkeli tavırları, onu açıkça korkutmuştu. Arda, bu durumu hemen fark ederek yerinden kalktı ve Ece’ye baktı:
"Ece, bu adam kim? Bir sorun mu var?"
Ece, hafif bir sesle:
"Bu, patronumun oğlu. Ama bazen... fazla ileri gidebiliyor," dedi.
Adam, Ece’nin sessizliğini fark ederek ona doğru bir adım attı. Bu hareketle Ece, refleks olarak Arda’nın koluna sarıldı. Arda, bu durumda sakinliğini koruyarak, adamın karşısında durdu:
"Sanırım biraz gerginsiniz. Ece işini gayet iyi yapıyor. Lütfen sakin olun."
Adam, Arda’ya alaycı bir bakış attı ve homurdanarak tezgâhın arkasına geçti. Bir şey söylemeden içeriye doğru yöneldi. Arda, Ece’ye dönerek yumuşak bir sesle sordu:
"İyi misin? Korkmana gerek yok, buradayım."
Ece, hâlâ Arda’nın kolunu bırakmamıştı. Gözleri nemli bir şekilde Arda’ya baktı ve hafifçe gülümseyerek:
"Teşekkür ederim, Arda. Yanımda olduğun için."
---
Arda’nın Güvencesi
Arda, Ece’nin bu haline karşı içten bir şekilde gülümsedi:
"Her zaman buradayım, Ece. Eğer bir şey olursa, bana söylemekten çekinme. Seni koruyacağımı bil."
Ece, Arda’nın bu sözlerinden etkilenmişti. Elleriyle Arda’nın kolunu hafifçe bırakarak:
"Sen gerçekten iyi birisin. Bu sabah burada olduğuna sevindim," dedi.
Hafta Sonu Planından Bahsetmek
Arda, Ece’nin rahatladığını gördükçe cesaret buldu. Tam pastaneden ayrılmak üzereyken duraksadı ve bir anda aklına Murat’ın bahsettiği hafta sonu planı geldi. Ece’ye dönerek hafif bir gülümsemeyle:
"Ece, aslında sana bir şey sormak istiyorum. Bu hafta sonu Murat ve birkaç arkadaşla şehir dışına küçük bir gezi yapmayı planlıyoruz. Gelmek ister misin? Hem biraz hava değişimi olur, hem de birlikte vakit geçirmiş oluruz."
Ece, bu teklif karşısında önce şaşırdı, sonra hafif bir kaş çatmayla karşılık verdi:
"Arda, bilmiyorum. Benim bu tür şeylere ayıracak zamanım yok. Ayrıca patronumun izin vereceğini de sanmıyorum."
Arda, bu cevabı hemen kabul etmek istemedi ve ısrarcı bir tavırla devam etti:
"Ece, sadece bir hafta sonu. Sana iyi geleceğine eminim. Patronunu ikna etmenin bir yolunu bulabiliriz. Hem böyle bir fırsatı geri çevirme, biraz dinlenmeyi hak ediyorsun."
Ece’nin yüzündeki ifadeler sertleşmeye başladı. Bu kadar baskı görmeye alışık değildi ve Arda’nın ısrarı onu rahatsız etmişti. Hafif bir sinirle yanıt verdi:
"Arda, anlamıyorsun. Benim işlerim var. Sorun sadece izin almak değil, kendi hayatımda böyle şeylere yer yok. Lütfen daha fazla ısrar etme."
---
Tartışmanın Tırmanması
Arda, Ece’nin bu tepkisine karşı hala durumu kurtarmaya çalıştı:
"Ece, hayat sadece çalışmak değil. Kendine de zaman ayırmalısın. Ben sadece sana yardımcı olmak istiyorum."
Ece, bu sözlere daha da sinirlenerek masadan kalktı ve sert bir ses tonuyla:
"Arda, benim hayatıma nasıl devam edeceğime sen karar veremezsin. Kendine yardım etmeden başkalarına yardım etmeye çalışıyorsun. Bu benim problemim değil!" dedi.
Arda, Ece’nin bu tepkisi karşısında afalladı. Ancak bir şey söyleyemeden Ece, tezgahın arkasına yöneldi ve patronunun oğlunun olduğu yere doğru yürümeye başladı.
---
Ece’nin Pastaneden Ayrılması
Ece, patronunun oğluna doğru yürüdüğünde yüzü bembeyazdı. Elleri hafifçe titriyordu ve bu durumun onu ne kadar etkilediği belliydi. Patronunun oğlu, Ece’nin yüzündeki hali görünce alaycı bir tavırla sordu:
"Ne oldu, prenses? Yine birine mi kızdın?"
Ece, derin bir nefes aldı ve sakin olmaya çalışarak:
"Bugün iyi değilim. Gitmek istiyorum. Lütfen beni zorlamayın."
Adam, Ece’nin bu talebini duyunca önce hafif bir gülümseme gösterdi, ardından elini sallayarak umursamaz bir şekilde:
"Git o zaman. Ama yarın erkenden burada ol. Yoksa işini kaybedersin," dedi.
Ece, bu sözlerden sonra kendini daha da kötü hissederek pastaneden çıkmaya hazırlandı. Arda’nın hâlâ masada olduğunu gördü ama onunla göz teması kurmaktan kaçındı. Başını eğerek hızlı adımlarla dışarı çıktı.
---
Arda’nın Pişmanlığı
Arda, Ece’nin bu kadar öfkeyle ve üzgün bir şekilde pastaneden ayrılmasına şahit olunca içinde büyük bir suçluluk hissetti. Kendi kendine mırıldandı:
"Belki de fazla ileri gittim. Ona zaman tanımam gerekirdi."